25. bölüm · Dava
Bölüm-24
İso
Gözüm Şerif’in tetikteki parmağındaydı. Her an tetiği düşürebilir, Aleyna’nın canına kıyabilirdi.
Adil abi çaresizlikten çılgına dönmüş haldeydi, Oruç ise dişlerini gıcırdatıyordu. Şerif tam o iğrenç nutuklarından birini atarken, fabrikanın arka tarafındaki paslı sac tabakalardan birinin büyük bir gürültüyle yere devrilmesiyle herkes o tarafa irkildi.
Şerif'in dikkati bir saniyeliğine kaydı. O bir saniye bize yetti.
Fadime! O laftan anlamaz kız arkada ne yaptıysa muazzam bir gürültü koparmıştı.
Şerif kafasını çevirdiği an, "Şimdi Adil abi!" diye kükredip ileri atıldım. Adil abi Şerif’in elindeki silaha hamle yaparken, Oruç’la ben çatı katındaki merdivenleri ikişer ikişer tırmandık.
Şerif’in dikkat dağınıklığından faydalanıp Aleyna’yı o it herifin elinden çekip aldık.
Şerif’i etkisiz hale getirip yere serdik. Adil abinin adamları hemen içeri doluştu. Kollarına kelepçeyi vurup, o aşağılık herifi doğrudan polis karakoluna götürmek üzere arabaya bindirdiler.
Şerif cehennemin dibini boylayacaktı, bu iş burada kapanmıştı. Ama benim aklım da fikrim de o gürültünün çıktığı yerde, dışarıda ki karımdaydı.
Aşağı indiğimizde Fadime’yi fabrikanın kapısında, elleri dizlerinde nefes nefese kalmış halde buldum.
Sağ salimdi ama onu orada görmek canımı öyle bir sıktı, beni öyle bir çileden çıkardı ki anlatamam.İçimdeki öfke sesime yansımış gibi konuştum:
İ: Sen... Sen ne arıyorsun burada?! Ben sana konaktan çıkma demedim mi ulan?!
Fadime beni görünce önce derin bir nefes verdi, gözleri doldu ama o Karadeniz damarı anında şahlandı.
F: Ne demek ne arıyorsun?! Ben orada eli kolu bağlı oturup sizin ölüm haberinizi mi bekleyecektim İso?! Aklım çıktı anlıyor musun, aklım çıktı!
İ: Aklın çıktı diye kendini kurşunların önüne mi atacaksın?! Ya sana bir şey olsaydı? Ya o şerefsiz seni fark etseydi?! Söz dinlemek bu kadar mı zor kızım senin için?!
Fadime kırgınlıkla haykırdı resmen:
F: Sana bir şey olmasın diye geldim ben! Anlamıyorsun değil mi?! Korktum diyorum sana, çıldıracaktım orda!
Gözlerindeki o katıksız korkuyu, titreyen ellerini görünce daha fazla bağıramadım. Göğsüm hızla kalkıp iniyordu. Ona doğru bir adım atıp sesimi kıstım ama öfkem hâlâ sesimdeydi.
İ: Bir daha... Bir daha sakın benim sözümün üstüne söz söyleyip kendini böyle tehlikeye atma Fadime. Sakın... Akılsızlık etme bir daha.
Fadime gözyaşını hırsla silip kafasını çevirdi. O sırada Adil abi Aleyna’yı dışarı çıkardı. Fadime hemen Aleyna’nın yanına koştu. İkisi sarıldıklarında Aleyna hıçkıra hıçkıra Fadime’nin boynuna sarıldı.
Al: Çok korktum Fadime... Hiç bitmeyecek sandım...
F: Geçti halam, geçti bitti... Bak buradayız, güvendesin. Ben seni bırakır mıyım hiç?
Birlikte Koçari konağına doğru yola çıktık. Fadime yol boyunca hiç bana bakmamıştı.Anladım ki kırılmıştı bana ama ne yapayım o canavar elini kolunu sallaya sallaya gezerken Fadime’nin yanımıza gelmesi ödümü koparmıştı.
Konak avlusuna girdiğimizde Esme yengem kapıda durmuş, gözü yolda bekliyordu.
Aleyna arabadan indiği an Esme yenge çığlık atarak merdivenlerden aşağı koştu.
E: Kızım! Aleyna’m!
Al: Anne!
İkisi avlunun ortasında birbirine sarıldığında gözyaşları sel oldu. Esme yengem Aleyna’nın yüzünü, ellerini öpüyor, sanki rüyada gibi kızını baştan aşağı kontrol ediyordu. "Şükürler olsun Allah'ıma, şükürler olsun!" diye feryat ederken Adil abi de gözleri dolu dolu onları izliyordu.
Bütün aile avluda toplanmış, bu kavuşmanın rahatlamasını yaşıyordu. Fadime de kenarda durmuş, gözyaşlarını silerek onları izliyordu.
Olaylar yatışıp gece çöktüğünde ev halkı derin bir nefes aldı. Ancak ev kalabalıktı ve oda sayısı sınırlıydı. Millete, özellikle de Adil abiye renk vermemek için mecburen aynı odada kalacaktık.
Ne de olsa evliydik artık, aramızda bir aksilik olduğunu düşünmelerini istemiyorduk ama bu durum ikimizi de gereksiz bir gerginliğe sokmuştu.
Odaya girdiğimizde Fadime kapının yanında öylece durdu. Yüzüme bakmıyordu, hâlâ bana kırgındı.
İ: Yatağa geç yat. Yoruldun bugün.
F: Sen nerede yatacaksın?
Sessizce dolaptan yedek bir yorgan ve yastık çıkardım. Yatağın hemen yanındaki ahşap zemine, yere serdim.
İ: Ben burada yatacağım. Merak etme, sınırımı bilirim.
Fadime yorganı yere serişimi izlerken gözlerini devirdi, o bildiğim hırçın hallerinden birini takındı.
F: İyi... Çok meraklıydım sanki seninle aynı yatakta yatmaya.
İ: Sana da iyi uykular canum karum. Yalnız sabah erkenden kalkıp bana laf yetiştirmeye çalışırsan...
Sözümün nereye gittiğini fark edip susmaya karar verdim.
Fadime arkasını dönüp yatağa girdi, yorganı tepesine kadar çekti. Ben de yere uzandım, ellerimi başımın altına koyup tavana baktım.
Dışarıda rüzgar uğuldayarak esiyordu ama odadaki tek ses ikimizin düzensiz nefesleriydi.
Aradan vakit geçti. Işıklar kapalıydı, oda zifiri karanlıktı. Tam uykuya dalmak üzereydim ki yatakta bir kıpırdanma oldu. Fadime’nin fısıltısını duydum:
F: İso... Uyudun mi?
Sesimi çıkarmadım önce. Biraz naz yapayım dedim ama dayanamadım.
İ: Uyutmadın ki... Ne oldu, yine neye çemkireceksin?
Fadime yatakta yan dönüp aşağıya, yere doğru baktı. Karanlıkta sadece silueti seçiliyordu.
F: Çemkirmeyeceğim... Sadece... Şey diyecektim.
İ: Ney diyecektin?
Ses tonu yumuşar gibi oldu.
F:Ormanda... Yani fabrikada bana o kadar bağırdın ama... Teşekkür ederim. Bizi, Aleyna’yı kurtardığın için.
İ: Görevimdi. Hem sen olmasan, senin o arka tarafta devirdiğin sac olmasaydı Şerif’in dikkatini dağıtamazdık. Küçük bir payın var yani, hakkını yemeyeyim.
F: Ne demek küçük bir payın var?! Bütün planı ben kurtardım be! Sizin o süslü adamlarınız akıl edemedi arka taraftan dolaşmayı!
İ: Bak hemen nasıl parlıyorsun... Kızım sen laf altında hiç kalmaz mısın?
F: Kalmam! Hele senin lafının altında hiç kalmam Furtuncuk!
Hafifçe güldüm. Yerde sırtüstü yatarken karanlığa bakıp başımı salladım.
İ: Yahu Fadime... Hakikaten korkmadın mı hiç? O adamın elinde silah vardı. Ya sana bir şey olsaydı?
Ben sana kal derken seni ezmek için demedim, canına bir zarar gelmesin diye dedim.
Fadimenin sesi biraz titredi.
F:Ben de senin için korktum İso. Kendi canımı düşünecek halim mi vardı? Ya sana bir şey olsaydı? Ben o vicdan azabıyla nasıl yaşardım?
İ: Bana bir şey olmaz.Kolay yıkılmam. Ama sen... Sen fazla cesursun Fadime. Bu cesaretin bir gün başımıza iş açacak.
F: Sen yanımda olursan açmaz.
Odanın içine ani bir sessizlik çöktü. Fadime kurduğu cümlenin ağırlığını fark etmiş gibi sustu.
Ben de ne diyeceğimi bilemedim. Kalbim göğsümde garip bir ritimle çarpmaya başladı.
İ: Laf çarpıp durma gece gece... Yat uyu hadi.
Kısık sesle:
F:İyi uykular İso...
İ: İyi uykular canum karum.
Yere uzanıp gözlerimi kapattım.
Dışarıdaki soğuk rüzgara rağmen, içim sıcaktı. Yanımda, hemen üstümdeki yatakta mışıl mışıl uyumaya çalışan kızın varlığı bütün yorgunluğumu alıp götürmüştü.
* * *
Öncelikle iyi okumalarr💗
Evet sizin vurulma istediğinizi biliyorum ama bence bunu için daha erken😔
Yani henüz ikiside kendilerine bile aşklarını itiraf edememişken böyle güzel bir sahneyi başka bir zamana sakladım
Elbette Şerif kolay kolay pes edecek bir adam değil, başka planlarıda olacaktırr...
Hoşçakalınn...💙
