16. bölüm · Dava
Bölüm-15
Fadime
Sabah gözlerimi açtığımda yengemin mutfaktan gelen tıkırtıları ve ıhlamur kokusu odaya dolmuştu.
Hızla üzerimi değiştirip aşağı indim.
Kahvaltı masasına oturduğumuzda yengem elindeki çaydanlıkla başımızda bitti.
E: İyisin Maşallah kız! Ama vakit daralıyor Adil, kızın nişanı var önümüzde! Sonra da davullu zurnalı kına gecesi...
Yengemin "kına" lafını duymamla çay boğazıma kaçtı. Öksürük krizine girerken abim yavaşça sırtıma vurdu.
F: Ne kınası yenge?! Kına falan istemiyorum ben!
Masadakiler şaşkınlıkla bana bakarken hemen toparlamaya çalıştım.
F: Yani... Ağlama, ele yakılan çamur gibi kına... Nefret ederim ben öyle şeylerden! Direkt nişan yapalım, sonra da düğün ne zaman olacaksa olsun işte. Kına mına sokmayalım araya.
İçimden "Zaten millete oyun oynuyoruz, bir de oturup ağlama tiyatrosu mu yapacağım?" diye geçiriyordum.
Tam o sırada konağın kapısı pat diye açıldı ve içeri Aleyna daldı.
Yine enerjisi tavan yapmış, gözleri parıl parıl içeri girdi.
Al: Selamun aleykümm Koçari ailesii! Fadime’m! İyisin değil mi halam? Minnakın geldi, hemen toparlan gidiyoruz!
F: Nereye gidiyoruz yine Aleyna?
Al: Nereye olacak hala? İso aşağıda arabada bekliyor! Yüzük seçmeye gidiyoruz! Kızım nişan var nişan, alyans alacağız!
Üzerime hırkamı atıp dışarı çıktığımda, konağın önünde duran siyah arabanın kapısına yaslanmış İso’yu gördüm.
Deri ceketini giymiş, saçlarını geriye taramıştı. Beni gördüğü an o bildiğim ukala, gıcık sırıtışı yüzünde belirdi.
İ: Ooo, Koçari kızı lütfedip gelebildi. Günaydın canum karum, uyuyabildin mi dün gece? Yatak rahattı ama çamur ettim biraz, kusura bakma.
Aleyna yanımızda şokla gözlerini açtı.
Al: Ne?! Ne yatağı, ne çamuru?! İso yoksa sen dün gece...
F: Dalga geçiyo Aleyna! Dün gece sağlık ocağındaki hastane yatağından bahsediyor zevzek! Sus İso
Diyerek çaktırmadan omzuna vurdum.
İso kahkaha atarak sürücü koltuğuna geçti.
Ben ön koltuğa, Aleyna da arkaya kuruldu.
İlçe merkezindeki takı dükkanına girdiğimizde yaşlı kuyumcu amca bizi güler yüzle karşıladı.
Kuyumcu: Hoş geldiniz gençler! Alyans bakacaksınız herhalde?
İ: Evet amca, hanımı getirdim. En pahalısını çıkar sen, Koçari kızı ucuz şey sevmez.
Sırıtarak göz devirdim.
F: Ben abartılı şeylerden hoşlanmam. Sade bir şey olsun.
Aleyna hemen tezgaha atıldı, devasa taşlı bir yüzüğü gösterdi:
Al: Ay Fadime bak bu harika! Taşından vizyon akıyor resmen, bunu alalım!
F: Aleyna o ne öyle? Şampiyonluk yüzüğü gibi! Parmağımı kaldırmam ben onunla!
İso tezgahtan oldukça kalın, ağır bir alyans alıp bana doğru uzattı. Yüzünde muzip bir ifade vardı.
İ: Bak bu tam sana göre. Ağır, sert... Tartışırsak kafama vurursun, yarar geçer.
F: İso kaşınma! Düz, sade bir alyans istiyorum ben.
İso’nun gülüşü yavaşça yumuşadı. Tezgahın altından çok sade ama ince işçilikli bir alyansı çıkardı.
Yavaşça elini uzatıp benim sol elimi tuttu. Parmağımın üzerindeki temasıyla içimden bir sıcaklık aktı, kalbim yine o bildiğim ritimle çarpmaya başladı. Yüzüğü parmağıma yavaşça geçirdi. Tam oturdu.
İ: Bu nasıl?
F: Bu... Bu çok güzelmiş.
İ: Güzel tabii. Senin eline yakışan her şey güzeldir zaten.
Ben olayın etkisinden daha çıkamamışken Aleyna arkadan kıs kıs gülüp fısıldadı:
Al: Hala az yavaş, dükkanı yakacaksınız!
F: Saçmalama Aleyna!
Kuyumcudan çıkıp akşamüstü konağın önüne döndüğümüzde tatlı bir yorgunluk üzerimizdeydi. Aleyna araçtan inip eve geçerken ben de inmek için kapıyı açtım. Ama İso arabadan inip hemen benim tarafıma geçti. Kapıyı kapatmama izin vermeden önümde dikildi.
F: Ne oldu Furtunacuk? Ne bakıyorsun öyle?
İ: Hiç... Bakıyorum işte. Yüzük de pek yakıştı parmağına.
F: Yakıştı tabii, benim elim sonuçta. Hadi git artık, abim pencereden görürse yine tantana çıkarır.
İ: Yok öyle hemen kaçmak. Yürü bakalım.
F: Ne saçmalıyorsun yine sen?
İ: Kapıya kadar. Seni o kapıdan içeri girerken, kilit sesini duyana kadar gözümün önünden ayırmayacağım. Nöbetçiyim ben, unuttun mu?Sonra yine canın falan sıkılır,yürüyüşe gitmek istersin falan.
Gözlerimi devirsem de içimdeki o tatlı huzura engel olamadım.
Birlikte konağın merdivenlerininden çıkdık. Ahşap kapının önüne geldiğimde arkamı dönüp ona baktım.
Aramızda sadece bir adım mesafe vardı. Gözlerindeki o muzip ama korumacı ifade içimi ısıttı.
F: Geldim işte kapıya kadar. Oldu mu için rahat etti mi Furtuncuk?
İ: Şimdilik etti. Şimdi içeri giriyorsun, kapıyı kilitliyorsun, ben de arabanın motorunu çalıştırıp gidiyorum.
F: Emredersiniz komutanım! Başka bir arzunuz?
İso hafifçe öne eğilip fısıldadı:
İ: Var... Yarın sabah birlikte düğün davetiyesi bastıracaz unutma.
F: Ay sen tam bir baş belasısın İso! Git hadi!
Gülerek kapının kulpunu çevirdim.
İçeri adım atıp kapıyı tam kapatacakken İso kapının pervazına elini koyup durdurdu.
İ: Fadime?
F: Ne var yine?
İ: İyi ki buldum seni o ormanda...
Sesi o kadar içten ve derindi ki bir an nefesim kesildi.
Cevap veremeden kapıyı yavaşça kapattım ve anahtarı çevirip kilitledim.
Kapının arkasına yaslanıp kalbimin güm güm vuruşunu dinledim.
Dışarıdan İso’nun o tatlı kahkahası ve ardından uzaklaşan araba sesi geldi.
Tüm günün yorgunluğu geride kalmış, geriye sadece içimi ısıtan bu deli adam kalmıştı.
* * *
İyi okumalarr💖
Size ufak bi sorum olacakk💌
Siz isfadın enemies to lovers erasından en çok hangisini seviyorsunuzz🤔
Ben en çok "to" erasını sevdiğim için to ağırlıklı yazmayı düşünmüştüm
ama yinede sizede sormak istedim."to" ağırlıklı yazsam sıkılırmısınızz??
