18. bölüm / 18
Cam Kırığı : İlk OyunXI. Bölüm- Bir Oyuna Ne Dersiniz ?
Bölümler 18Şu an: XI. Bölüm- Bir Oyuna Ne Dersiniz ?
- 1 Karakterler44 kelime
- 2 Kitap İçin Şarkılar163 kelime
- 3 Önsöz160 kelime
- 4 Giriş69 kelime
- 5 I. Bölüm- Küçük Bir Beden, Büyük Bir Ruh239 kelime
- 6 II.Bölüm- Uyarı1.042 kelime
- 7 Duyuru46 kelime
- 8 III.Bölüm- Kapının Ardındaki1.020 kelime
- 9 IV.Bölüm- Sadece Bir Fotoğraf Değil1.101 kelime
- 10 V. Bölüm-Umutlar ve Ondan Doğan Karanlıklar1.080 kelime
- 11 VI. Bölüm- Onun Kadar Parlak Ama Bir O Kadar Uzak1.013 kelime
- 12 VII. Bölüm- Senin Yaraların Ne Olacak?1.093 kelime
- 13 VIII. Bölüm-Karanlıkta Gizli Duygular1.063 kelime
- 14 ‼️Duyuru Önemli‼️23 kelime
- 15 IX. Bölüm - Bazen Unutmak İyi Değildir1.776 kelime
- 16 X. Bölüm- Zehirli Kitap Rafları2.244 kelime
- 17 Duyuru🧸13 kelime
- 18 XI. Bölüm- Bir Oyuna Ne Dersiniz ?2.339 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"kalbin yetmiyorsa sevemeyeceğin insanı yorma. Cesaretin yoksa, yürüyemeyeceğin yola çıkma."
- Tolstoy
Yıldız bu sözlerden sonra anlamış. Aşk öldürürdü. Sağlığını yine kazanmaya ve günden güne toparlanmaya başlamış. Eski parlaklığıda geri dönmüş. Artık o yıldıza aşık değildi. İkinci yıldız buna üzülmemiş. O zaten birinci yıldızın aşkını hep görmezden gelmişti. Birinci yıldızda bunu artık yadırgamıyordu. Öyle sanıyordu.. Günlerden bir gün birinci yıldız diğer yıldızı görememiş. Ondan sonraki günde. O haftada. O ay onu hiç görememişti. Farkında değildi ona ne olduğunun. Farkında olamıyordu. Hâlbuki bu his yabancı değildi.
Kitabı bıraktım ve hazırlanmaya başladım. Kırmızı-beyaz bir elbise giydim ve saçlarımı tarayarak yukarıdan at kuyruğu yaptım.
Giydiği elbise:
Lara'da uyanmıştı ve banyoya girmişti. Lara hazırlandıktan sonra odadan çıkıp yemekhanenin yolunu tuttuk. Lara yine cıvıl cıvıl bir şekilde anılarını anlatıyordu. Bu kızında enerjisi öldürecekti beni.
Bugün ki dersimiz Bilimdi. Dersler normale dönmüştü. Ben zaten tüm derslerde mükemmeldim çünkü öyle olmak zorundaydım. En küçük yaşlardan beri bir leydi olmak üzere büyütülmüştüm. Karina, zaten savunma ve hücum dersinde iyidi. Element dersinide yükseltmişti.
Ama moda dersi benim için bir eziyet gibiydi çünkü partnerim çok saygı değer Cehennem Prensi'ydi. Kültür dersinde ise Leydi Pawra'nın ağzını burnunu kırmamak için zor duruyordum.
Diğer kızlarda kendilerini koruyabilmek için bu derslerde iyi olmaya çalışıyorlardı. Yemek salonuna inince her zamanki yerimize oturduk. Bir çatal kapıp tabağıma biraz jambon, zeytin ve peynir koyarak ekmek sepetinden bir dilim ekmek aldım.
Tam yemeğe başlayacakken Pröfesör Elenora dikkati üzerine çekti. "evet çocuklar. Bir oyunun içindeyiz ve bunu biliyorsunuz. Bu süreçte tüm önlemleri alıyoruz. Ve sizden de anlayış bekliyoruz. Ancak bu katil sadece öldürmeye değil öldürtmeye başladı."
Kalabalıktan anlamayan mırıltılar yükseldi. Kimse ne olduğunu bilmiyordu. O yüzden kimsenin bakmadığı bir anda Leydi Lena ile göz göze geldik. Favori eğitmenimdi. Güçlü bir kadındı. Ve salak üstünlük kuralını hiçe sayıyordu.
"Öncelikle tehdit edilen öğrencileri anlayışla karşılamalısınız. Çünlü sadece kendi hayatlarıyla değil sizin hayatınız ile de tehdit edildiler. Ama canınızı sıkmayın. Sizin için güzel bir haberim var. Balo bugün saat 19:00'da başlayacaktır. Baloda kendinize bir partner bulabilirsiniz. Şimdi size afiyet olsun." dedi.
Bazı gerizekalılar alkışladı. Daha makul olanlar ise sadece başlarını salladılar. Akıllılar ise yemek yemeye başladı. Bende önüme dönüp yemeğimi yedim ama daha ilk lokmada doydum. Kemiklerim görünecekti artık.
Kendimi zorlayarak 3-5 lokma anca yiyebildim. Yemeğim bitince sadece öyle kızlara baktım. "Bir şey diyeceğim" dedim. Herkes bana bakınca devam ettim. "şu katil bozması uzun süredir birşey yapmıyorsa birşey planlıyordu. Değilmi? Peki ne oldu? Birini öldürttü. Ancak cesetleri birkaç dakikalık zaman dilimi içinde tavana bağlayan bir katilden bahsediyoruz. Bence asıl planladığı şey bu değildi." dedim.
Karina kaşlarını çattı. "bu bir önizlenimdi" dedi. Lara ona döndü. "nasıl yani?" diye sordu Karina'ya. Karina çatalını bıraktı. "birbirimizi öldürmemizi isteyecek." diye fısıldadı Carla. "aynen öyle." dedi Karina.
"arkadaşlar katili bulacaksak onun bir ismi olması gerekiyor değilmi?" dedi Cassy. "bence öcü olsun" dedi Lara. Herkes Lara'ya ters ters baktı. "ne var ya?" dedi Lara. "Gölge'ye ne dersiniz?" dedim.
"güzelmiş." dedi Carla. "Tamam Gölge'yi bulma operasyonu başlasın o zaman." dedim. "ben bunu gece düşünmüştüm. Şimdi herkes birilerini takip ediyordu ya." dedim. "ee?" dedi Lunnisse. "onlar kimden şüpheleniyor? Öğrenebildinizmi?" dedim. Herkes başını salladı.
"Herkes sırasıyla kişinin adını ve şüphelendi kişi söylesin." ben kimseyi takip etmiyordum çünkü Damien'i benim yerime Carla ediyordu. Ve bunun için ona minnettardım.
Hazırlıklı çıktığım için cebimdeki defteri ve mürekkep kalemini çıkardım. Kuş tüyü ile yazmak daha güzel olsada onu alamazdım. " Lara'dan başlıyoruz." dei Karina. "Volvo kimseden şüphelenmiyor" dedi Lara. Böyle sırasıyla herkes söyledi ancak kimse kimseden şüphelenmiyordu. Bende kimden şüphelendiklerini sordum.
"Mark ve Volvo" dedi Carla.
"Damien" dedi Lara
"Dark" dedi Cassy
"Damien" dedi Lunnisse
"Volvo" dedi Karina.
Sıra bana gelmişti. "Damien ve Mark" dedim. Bizi duyamazdı çünkü uzak bir yere oturmuştu. "ayrıca siz niye hep aynı kişilerden şüpheleniyorsunuz?" diye devam ettim. "belki de gerçekten şüpheli davrandıkları içindir." dedi Cassy. "Birinden daha şüpheleniyorum ama kızmayın" dedi Lunnisse. "kim?" diye sordu Lara.
"Ben Star'dan şüpheleniyorum. Dövüşme yeteneği yüksek ve Son zamanlarda hep durgun." dedi Lunnisse. Kaşlarımı kaldırıp inanamaz bir ifade ile ona baktım. "değil. Sırf onu sevmiyorsun diye böyle söyleme. Star'ın oda arkadaşıyım ve onunla çok vakit geçiriyorum. Onun olması imkansız." dedi Lara. "katılıyorum." diye onayladı Karina.
"Peki dediğiniz gibi olsun ama gözüm üstünde." dedi Lunnisse kollarını göğsünde bağlayarak. poko dodoğonoz gobo olson omo gozom ostondo.
Gıcık.
Deftere baktım. Mark, Damien ve Volvo'yu yazmıştım. Dark'ı yazmamıştım çünkü sadece bir kişi şüpheleniyordu ve bence Dark katil değildi.
"bu üç kişiyi dikkatli bir şekilde gözlemleyelim. Hem belkide sadece bir kişi değildir. Karina ders vakti geldi gidelim hadi." dedim ve ayağa kalktım. Bilim dersi sınıfına giderken birşey konuşmadık sınıftan girince yerimize oturduk. Sınıf Kültür dersinin sınıfı ile aynıydı ama başka bir sınıftı. Burada 25 kişiydik. Başka sınıflar daha vardı.
Eğitmenimiz Lord Zane gelince herkes susmuştu. 30'lu yaşlarında bir vampirdi. Saçı siyah olsada bir tutamı bembeyazdı. Ve gözleri ateş mavisiydi.
"günaydın" diye mırıldandı çantasını bırakırken. Tebeşiri çantasından alarak tahtaya bir şeyler çizdi.
"Şimdi..İnsan diyarı ve Kader konusuna geçiyoruz." dedi. İnsanlar... Bu ilginç olabilirdi. Geri çekildiğinde tahtada alt alta üç çizgi vardı. "burası.." diyerek en alttaki yeri gösterdi. "insan diyarı. En üst çizgi ise uzay. Orta çizgiye gelirsek biz burda yaşıyoruz. Uzay ve insan diyarının arasında. Bu anlaşıldımı?" diye sordu ve cevap beklemeden anlatmaya devam etti.
"gelelim ikinci konuya. İnsanların kaderi, gökyüzüne yazılır. Bizim kaderimiz ise yıldızlardır. Herkesin kendi yıldızı vardır. Bazı insanların kaderi Üfleyen dediğimiz büyücüler tarafından değiştirilir. Ancak Üfleyenlerin sonu tükendi." dedi ve paranoyak değilsem göz ucuyla çok kısa bir an Damien'a baktığını gördüm.
Devam etti. "ancak çeşitli yollarla onları rüyanıza çağırabilirsiniz. Tabii çağırdığınız Üfleyen sizi kabul ederse. Bazıları çok uğraştı ama Üfleyenler onları geri çevirdi." derin bir nefes aldı ve devam etti. Konu güzeldi. Yıldız içeren herşeyi severdim. Çünkü yıldızları çok severdim.
"eğer kaderiniz insan diyarında görülen bir yıldıza yazılmış ise o zaman öldükten 1000 yıl sonra İnsan Diyarında yine doğarsınız. Eğer kaderiniz sadece bizim diyarımızdan yani AgiSagr diyarından gözüküyorsa, o zaman yine AgiSagr Diyarında doğarsınız." durdu ve sonra devam etti.
"Bir yıldıza iki kişinin kaderi yazılabilir. Ancak o zaman o iki kişinin kaderleri hep çarpışır. Ve birbirlerini hissederler. Şöyle bir şey var ki; Eğer bir önceki hayatınızda olan birini görürseniz onu tanımazsınız. Ama hissedersiniz. Bu çok nadir birşeydir. Ama eğer kaderiniz aynı yıldızdaysa birbirinizi tekrar görürsünüz. Kaderi aynı yıldıza yazılanlara 'Yıldız Eşi' denir."
"şimdi gelelim nasıl Üfleyen çağıracağınıza." dedi ve devam etti." Ancak tüm üfleyenler geri çekildi kimse artık kader değiştirmek istemiyor. Her neyse yine de göstereyim." dedi ve bir kalem ile parşömen kağıdı çıkardı. Kağıda birşeyler çizdi ve sonra tek tek bize bakmamız için verdi.
Kağıt bize gelince Karina'yla kağıdı incelemeye başladık.
Çizim:
"buraya Üfleyen'in bilgilerinimi yazmamız gerek?" diye sordu Karina. Lord Zane, başını salladı. Ben o sırada çizimi defterime geçirmiştim. Özel eğitmenim bana bundan bahsetmemişti. Herkes çizimi inceleyince eğitmen Lord Zane söze girdi. "Bunu çizdikten sonra dairenin içindeki kareye bir damla kanınızı akıtıyorsunuz. Ve üç kere Üfleyenin adını soyadını tekrar edip uyuduğunuzda Üfleyen'i görmüş olmanız gerekiyor. Ama eğer görmezseniz uyanın. Eğer kanınız siyaha dönmüşse Üfleyen sizi geri çevirmiştir. Eğer değilse çağırırken bir hata yapmışsınızdır."
Böyle birşeyler daha anlatırken teneffüs derken ders bitmişti. Şimdi odada oturuyor ve Lara'nın benim için getireceği elbiseyi bekliyordum. Lara elinde bir mavi elbise yanıma geldi. Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. "teşekkür ederim" dedim ve elbiseyi alıp giydim. Saçımıda yapıp hafif makyaj yaptım ve birkaç aksesuar taktım.
Star:
Lara:
Karina:
Cassy:
Carla:
Lunnisse:
(kadınların sadece makyajı geçerli)
Yatağın üzerindeki beyaz elbiseyi alarak birşey demeden odadan çıktım. Revire gidiyordum. Sonuçta Solera'nında eğlenme hakkı vardı. O suçsuzdu. O öldürmeseydi herkes ölecekti. Bunun için onu suçlayamazdım. Kapısını yavaşça açtığımda içerisi loştu.
Solera, saçları dağılmış bir halde sırtüstü uzanıyordu. "Selam" dedim ve yanına gittim. "Selam" diye mırıldandı. "kaldır kıçını baloya gidiyoruz." dedim bıkkınlıkla. "Gidemem." dedi. "gidersin gidersin." dedim ve onu kaldırdım.
Onu kızlar kulesine götürdüğümde herkes hazırlanmıştı. Birşey demeden Solera'yı odasına yolladım ve beyaz elbiseyi ellerine sıkıştırdım. "Önce duş al sonra giyin ve saçını yapıp yanımıza gel." dedim. Başını sallayarak odasına girdi.
Oturdum ve kızlara baktım. "Siz kimlerle gideceksiniz?" diye sordu Lara. "ben Calton'la gidiyorum." dedi Lunnisse. Karina, "ben tekim ama sanırım Solera yalnız kalmasın diye onunla gideceğim." dedi. "bencede" dedi Carla. "Ben tekim" dedim gülümseyerek. Lara hemen konuştu, "Ee bende tekim beraber gidelim." dedi. "Tamam öyle yapalım" dedim.
Cassy, "Ben Mark ile gidiyorum hem belki ağzından birşey kaçırır sonuçta sarhoş olucak aptal" dedi ve alayla güldü. "Carla sen?" dedi Lara. "Şey ben..Damien bana teklif etmişti bende kabul ettim." dedi Carla. Kan beynime sıçramıştı ancak istifimi bozmadım. Ona birşey diyemezdim. Hakkım yoktu.
Karina bana göz ucuyla bakmıştı ve yutkunmuştu. O sırada Solera yanımıza gelmişti.
Solera:
Hiçbirimiz Solera'yı suçlamıyorduk. Boş bakıyordu gözleri. Ölmüş gibiydi. Ama değildi.
Ölüler özgürdür.
Yaşayanlar tutsak.
Ve o tutsaktı.
Saati gelince hep beraber balo salonuna gittik. Gergin ve tetikteydim. Ama en önemlisi;
Kalbim buruktu.
Salona girdiğimizde içerisi doluydu. Salon çok büyüktü ve sahnede bir orkestra vardı. Kısık sesli müzik ile insanların sohbeti duyuluyordu. Salonda duvarları çerçeveleyen bir balkon vardı. Masaların üzerinde yemek vardı. Hizmetçiler sağa sola koşturup şarap dağıtıyorlardı.
Bizde boş bir masaya geçtik. Mark'ın Cassy'i çağırması ile Cassy gitti ve dans eden çiftlerin arasına katıldılar. Lunnisse'de Calton'un yanına gitti.
Az sonra Damien ise geldi ve Carla'yı çağırdı. Gözlerimin içine baka baka Carla'nın elini tutarak uzak ama görebileceğimiz bir yere çekildiler. En ufak bir tepki göstermemiştim.
Elini Carla'nın beline koydu ve Carla'da elini Damien'in omuzuna koydu ve dans etmeye başladılar. Bir an bana baktı ama çok kısa bir andı. Bende mimik oynamıyordu. Sadece şarabımdan bir yudum aldım. Ama içimde ateşler dans ediyordu. Yüzümde inceden tuhaf bir gülümseme belirdi. Hayata inatla.
Üstüne yağmur yağan ceset gibiydim.
Onları izlemeyi bırakıp bizim tayfaya baktım. Karina, öğlen yemeğine gelmeyip uykuya daldığı için yemek yiyordu. Lara dans eden çiftleri izliyordu ve içeceğini yudumluyordu. Solera ise bön bön bakıyordu. Şarabımdan büyük bir yudum daha aldım. Bir yudum daha derken kadeh bitince yenisini doldurdum.
Dark gülümseyrek bizim tarafa geldi. Karina'ya elini uzatarak. "Bir dans lütfedecektim." dedi. Karina tam ağzını açacakken Lara, "çok ister" dedi anında. Şarap az kalsın boğazımda kalıyordu. Karina birşey diyemeden Dark onu tutup çekmişti bile. Karina Lara'ya dönerek "bittin sen" diye dudaklarını oynattı ve çok geçmeden bizden uzaklaşmıştı.
Ne kadar oldu bilmiyorum ama Karina ve Cassy kurtulup gelmişlerdi. Karina Lara'yı haşlarken gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Karina derin bir nefes alarak konuşmasına bir son verdi. Gözleri salonu tararken bir noktada takılı kaldı ve kaşlarını çattı. Tam baktığı yöne bakacakken Karina, "bak Star sana ne diyeceğim" dedi hızlıca.
Arkamı dönüp baktığı yöne bakacakken Karina "Star bana bak!" diye mızmızlandı ama tamamen sahteydi. Lara'da oraya bakmıştı ve ne gördüyse hoşnut olmamıştı. Karina, "Sta-" dediği an "Bir sus artık!" dedim sinirle ve arkamı dönüp baktım.
Gördüğüm görüntü..
Biraz kalp kırıcıydı.
Biraz üzücüydü.
Yani..
Baya kalp kırıcıydı.
Baya üzücüydü.
Carla, Damien'in yanağına bir öpücük bırakıp geri çekilmişti. Normal birşey görmüş gibi arkamı dönüp hiçbir tepki vermeden boşluğa takılı kaldım.
Sanki,
Kalbim kırılmış ve parçaları göğsüme batmıştı.
Kalbimi sökmüşlerdi.
Duygularımı almışlardı.
O, beni hissiz birine dönüştürmüştü.
Biz biraz geç kaldığımızdan dolayı Pröfesör Elenora ne zırvaladıysa duymamıştık ve bu durumdan memnundum. Bu yüzden dudaklarım kıvrıldı ancak gülüşüm hızla soldu. Lara'nın elindeki kadeh yere düştü ve zeminde tok bir ses çıkardı.
Balkonda simsiyah pelerinli, maskeli biri duruyordu ve elinde bir ok vardı. "Şenliğe tekrardan hoşgeldiniz!" dedi yüksek ve gırtlaktan gelen bir sesle. "Yada katliam mı demeliyim?" dediği an tüm muhafızlar ve hizmetçiler çökerek kan kusmaya ve yere yığılmaya başladılar.
Kalbim küt küt atıyordu. Mide bulantımı tutmaya çalışıyordum. Belimden başlayarak sırtıma kadar bir ürperti geçti. Sırtımda bir ağrı başladı. Kanatlarım sinyal veriyordu. Ortaya çıkıp havalanmak ve burdan kaçmamı istiyorlardı.
"Siz onlara aldırmayın, sizinle oyun oynamak istiyorum! Ne oynayalım?" dedi. Ayağa kalmıştım ve sandalye devrilmişti. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Lara ağlıyordu. Karina çatık kaşları ile silüeti izliyordu. Cassy ise Karina gibiydi. "ee? O zaman ben söylüyorum. Şimdi 60 saniyeniz var. Okulun içinde saklanın. Eğer sizi 15 dakika içinde bulursam eleneceksiniz. 15 dakika geçince herkes 30 saniye içinde tekrar buraya dönsün. Dönmeyen elenecektir. İyi şanslar süreniz başladı."
Herjes kaçışmaya başlarken Karina ben ve Lara hala duruyorduk. "Lara.." dedim. Duymadı. "Lara!" dedim ve onu sarstım. Karina birşey demeden ikimizinden kolundan tuttuğu gibi koridorlarda sürüklemeye başladı. "Kütüphaneye" dedim ve hızlıca koşmaya başladım. Orada bizi bulamazlardı.
Kütüphanede 2 tane küçük oda vardı. Ve kitaplar yığılıydı. Her bir odada ise kitapların arkasında, neden olduğunu bilmediğim, alta inen kapaklar vardı. Odanın altı, sıkıştırılsa 3 kişinin sığacağı şekildeydi. Muhteşem bir fikir bulduğumu düşünüyordum ta ki onları kütüphanede görene kadar.
Damien ve Carla.
"düşünecek vakit yok çoktan saymayı bırakmıştır bile herkes ikişerli olarak girsin!" dedi Karina ve Carla ile Lara'yı kaptığı gibi odalardan birine soktu. Damien ile göz göze geldim. "Off" diye mızmızlanarak odalardan birine girdim. Damien'da arkamdan girdi. İlk o indi ve inmem için elini filan uzatmadı.
Pislik.
Hemen bende girince içerisi tozla doluştu. Damien hemen kapağı kapattı. Ona en uzak köşede oturdum ama pek uzak olmuyordu. Oturup 10 dakikanın geçmesini bekledim.
Farklı Bir Bakış Açısı
Silüet saymayı bitirmişti ve çoktan birilerini öldürmüştü. İlk 4 dakika geçmişti. Bu silüet, gölge değildi. Sadece onun tarafındaydı. Ama aynı gölge gibi gördüğü herkesi acımasızca öldürüyor ve bundan zevk alıyordu.
Hırs ve bencillik onuda ele geçirmişti.
Gölge bir canavardı. Öldürür ve bundan zevk alırdı. Bunu çıkarları uğrana yapıyordu ve kendinden başkasını önemsemiyordu.
Son 9 Dakika
Ancak unuttukları birşey vardı. Gölge kendiliğinden oluşmamıştı. Hırs onu böyle yapmıştı. Açgözlülüğü onu böyle yapmıştı.
Kan silüetin maskesine sıçrayınca silüetin dudakları sadistçe kıvrıldı. Birkaç eleme yapmaları gerekiyordu ve bu yüzden birkaç oyun seçmişti.
Son 7 Dakika
Tahminince şimdi 50-60 kişi ölmüştü. Gölge'nin diğer hizmetkârları balo salonundaki masaları bir tarafa çekip büyük bir yer bırakmıştı.
Sonraki oyun için.
Star
Odada sadece onun ve benim nefes alışlarım duyuluyordu. Konuşmasını istiyordum çünkü sessizlik ve belirsizlik beni korkutuyordu. Ama ne o konuştu ne ben. En son dayanamadım ve "Neden kütüphaneye geldin?" dedim. "sen niye geldin?" diye cevapladı.
"Carla'yı alıp diğer odaya girseydin şu an burda beraber olmayacaktık." dedim. "Belkide girmek istemedim? Sana mı soracağım?" dedi. "Evet bana soracaksın senin yüzünden buradayız." dedim sinirle. "kütüphaneye gelmeseydin o zaman." dedi.
"Sana ne oluyor tam olarak? İstediğim yere giderim." dedim. "ilk biz geldik ama?" dedi kaşlarını kaldırarak. "çocukluk yapmayı kes!" dedim hiddetle. "Seni ciddiye almadığım içindir." dedi. İçimden bir ses ona hesap sormak istiyordu ancak mantıklı yanım, susmamı söylüyordu. Son 5 dakika kalmıştı ve sakin kalıp dayanmam lazımdı.
Ama o bana baktığı için bunu pek yapabileceğimi sanmıyordum.
________________★________________
Keyifli okumlar şimdi size 1 ay bölüm yok çünkü üşeniyorum. 🙃
Bölüm etkileşimi
