10. bölüm / 18
Cam Kırığı : İlk OyunV. Bölüm-Umutlar ve Ondan Doğan Karanlıklar
Bölümler 18Şu an: V. Bölüm-Umutlar ve Ondan Doğan Karanlıklar
- 1 Karakterler44 kelime
- 2 Kitap İçin Şarkılar163 kelime
- 3 Önsöz160 kelime
- 4 Giriş69 kelime
- 5 I. Bölüm- Küçük Bir Beden, Büyük Bir Ruh239 kelime
- 6 II.Bölüm- Uyarı1.042 kelime
- 7 Duyuru46 kelime
- 8 III.Bölüm- Kapının Ardındaki1.020 kelime
- 9 IV.Bölüm- Sadece Bir Fotoğraf Değil1.101 kelime
- 10 V. Bölüm-Umutlar ve Ondan Doğan Karanlıklar1.080 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 VI. Bölüm- Onun Kadar Parlak Ama Bir O Kadar Uzak1.013 kelime
- 12 VII. Bölüm- Senin Yaraların Ne Olacak?1.093 kelime
- 13 VIII. Bölüm-Karanlıkta Gizli Duygular1.063 kelime
- 14 ‼️Duyuru Önemli‼️23 kelime
- 15 IX. Bölüm - Bazen Unutmak İyi Değildir1.776 kelime
- 16 X. Bölüm- Zehirli Kitap Rafları2.244 kelime
- 17 Duyuru🧸13 kelime
- 18 XI. Bölüm- Bir Oyuna Ne Dersiniz ?2.339 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hadi ama Star... Elimdeki vazoyu iyice sıktım ve yavaş adımlarla sarmal merdivenlerden inmeye başladım.
Çoktan kuleden çıkmıştım yani kimse yoktu. O gölge dışında. Ben ona doğru ilerlerken sonunda görüş açıma girmişti sırtı bana dönüktü ve elinde uzun bir hançer taşıyordu.
İyice arkasına gelip vazoyu kaldırdığım an bana döndü ve elindeki hançeri kaldırdı.
Saçları ve gözleri siyahtı. "Ne işin var burada melez!" diye bağırdı. Elim kayarak düştü. O ise elini indirdi. "çığlık seside neyin nesiydi!" dedim. "bende onun için buradayım ya!" dedi. Ve burun kemerini sıktı. "odana geri dön melez." dedi
Emrine itaat edip odama döndüm. Odanın kapısını yavaşça açtım. Lara'nın saçları yataktan sarkıyordu. Görünüşe göre derin bir uykudaydı. Bu tebessüm etmemi sağladı. Ta ki yatağımdaki şeyi görene kadar. Gülüşüm hızla solarken yatağımdaki mektubu açtım.
Ve ilk görev senin sevgili SM,
Calton Uryol'u baştan çıkart.
Eğer bu görevi yapmazsan Calton ve sen ölürsünüz.
İşe yarar bilgiler: Calton, 20 yaşında bir melez. Yarın Kültür dersi sınıfında akşam yemeğini yedikten sonra orada olacak.
Hatırlatma: Eğer bunu görevlilere söylersen hepiniz ölürsünüz.
Sevgilerle ve Kanlarla
Bilinmeyen
Notu çekmeceme koydum. Hangi ara gelip bunu koymuştu bu psikopat? Her neyse sanırım bunu yapabilirim.
Başını nasıl derde sokacağını iyi biliyorsun kızım, böyle devam et.
Yatağa uzandım ve gözlerimi kapadım.
Uyandığımda Lara uyuyordu. Saat 06:23 dün bir şey yemediğimden hayvan gibi açtım. Banyoya girip hızlı bir duş aldım çıktığımda Lara'da uyanmış ve banyoya girmişti.
Ceceliğimi sürüyerek odadan çıktım ve Karina'nın odasını tıklattım.
Karina kapıyı açtı. "günaydın" dedi. "günaydın bana siyah bir elbise lazım" dedim. Karina içeri girerek bana bir elbise verdi odaya girince elbiseyi giydim.
Giydiği elbise:
Verdiği elbise oldukça ateşli bir elbiseydi ve bu benim işime yarardı.
Saçlarımı salık bırakarak Lara'yı beklemeden kuleden çıktım. Yemekhaneye indim. Her zamanki yerime oturdum. Herkes yemeğini sessizce yiyordu. Yemeğimi hızlıca yiyip kalktım. Ve moda sınıfına gittim.
Moda dersi sınıfına girmeden kapıda durdum. Öylece kapıya bakıyordum. Bu kapıdan ilk geçtiğimde hayatım değişmişti. Bu kapı benim hayatımın dönüm noktasıydı. Bu kapı bana umut vaat eden ama sonrasında umutlarımı söküp alan bir kapıydı.
Derin bir nefes alarak kapıyı açtım. 5 tane sınıf vardı ve her bir sınıfta 10 kişi oluyordu benim sınıfım 2. sınıftı içeri girdiğimde tanıdıkları aradım.
Gözüme ilk çarpan kişi Karina oldu. Cassy yılanı ve başka bir kız olan Solera buradaydı Solera'da 1.sınıftı ve melezdi. Sarışındı ve gözleri yeşildi.
Erkeklerden ise Dark ve O iblis kılıklı vardı. Karina'nın yanına giderken bir anlığına Cehennem Prensi'yle gözlerimiz kesişti. Niye o salaktan utanmam gereksindiki?
Karina'nın yanına gittiğimde bile ona bakmaya devam ettim. Oda devam etti. Sanki bir mücadelede gibiydik. Kollarımı göğsümde bağladım.
Gözleri bir anlığına kollarıma kaydı. Ama sonra hemen tekrar gözlerime baktı ve dudağının tek bir kenarını muzip bir şekilde kıvırdı. Kırmızılarının içine dalmış gibiydim ta ki Karina, "Kime diyorum Star!" diye bağırıp beni omuzumdan sarsana kadar. İki dakika bırak bi ya şu çocuğun beynini okuyacaktım az kalsın.
"ne." dedim gözlerimi zar zor Damien'den ayırarak. "diyorumki bu ders bir işkence olacak." dedi sıkıntılı bir nefes vererek "neden miş o?" dedim "çünkü bize saçma renklerde elbiseler giydirip şu beyni yerde burnu havalarda olan erkeklerle dans etmemizi isteyecek" yüzümü buruşturdum. "nasıl seçiyor benzerliğine göre falanmı" dedim. Karina kıkırdayınca bende güldüm "Hayır, kurayla seçiyorlar. Ay düşünsene şu Cehennem Prensiyle dans ediyorsun." dedi. "Tanrı korusun." diye mırıldandım.
O sırada sarı saçlı eğitmen içeri girmişti. Yaşı, tahminimce 30'un sonları ve 40'ın başlangıcı arasındaydı. Üzerinde güneş sarısı saten bir elbise vardı. İnsan bir yas tutar değil mi?
Hizmetçiler, ellerinde renk renk kumaşlarla girdiler. Kadın, "Benim adım Samantha. Moda eğitmeniniz benim." dedi. Hizmetçilere bir şeyler söyledi. Ve onlardan her bir tanesi birimizin yanına gitti.
Benim yanıma gelen kadın, pastel kırmızı rengi bir elbiseyle bej rengi topuklu ayakkabıları bana verip gitti. Solera, "ee şey, herkesin ortasındamı soyunacağız ?" dedi.
Konuş kızım arkandayım!
Eğitmen, "elbette hayır." dedi ve hizmetçiler gelip erkeklerle aramıza bir perde çekti şimdi birbirimizi görmüyorduk ve eğitmen birtek kızları görüyordu.
Elbiseyi ve ayakkabıyı hızlıca giydim. Elbise bana yakışmamış gibiydi ancak umurumda değildi. Dönüp diğerlerine baktım. Karina, açık yeşil bir elbisenin içinde somurtuyordu ama gerçekten elbise ona yakışmamıştı.
Solera ise kahverengi bir elbisenin içinde mutlu duruyordu. Ve Cassy yılanı mor bir elbise giymişti ve mutluydu.
Star'ın elbisesi:
Karina'nın elbisesi:
Solera'nın elbisesi:
Cassy'nin elbisei:
Eğitmen bize bakarak tatmin olmuş bir şekilde konuştu, "şimdi kağıtlar fanuslarda. Bir kız bir erkek çekip çiftler oluşturacağız ve çiftler dans edecek." dedi. Ve bir fanustan kağıt çekti ve kağıdı açtı. "Cassy..." başka fanustan bir kağıt çekti. "Mark" dedi ve Mark, yani dünkü çocuk Cassy'nin yanına gitti. "Karina ve Dark" Karina, gözlerini devirip Dark'a ters ters baktı. "Solera ve Calton". Bir çift daha çekti "Daisy ve Alex" dedi. Anında Damien'le göz göze geldik.
Sadece biz kalmıştık ve bu demek oluyorduki...
Yanımdaki Karina'ya "o şom ağzını kapatsaydın bunlar olmayacaktı!" diye konuştum dişlerimin aradından. Karina ise "bana şans dile" dedi. Eğitmen ise, "Star ve Damien. Evet şimdi başlayabilirsiniz."dedi
Yavaş ve sert adımlarla yanıma gelen Cehennem Prensine gözlerimi kıstım. Sahte bir reverans yaparak" leydim çok güzelsiniz." dedi ve muzipçe gülümsedi.
Elini bana doğru uzatınca parmaklarımı onun avcuna bıraktım. Diğer elimi onun omzuna yerleştirince oda diğer kolunu belime sardı.
Dans etmeye başladığımızda ikimizde hiç konuşmadık öylece bakışıyorduk. Hadi ama, ben şu gözlerle konuşma işini yapamıyorum. Biraz insaf yahu.
Karina ile Dark önümüzdelerdi ve onları görebiliyordum. Dark, birşeyler söyleyip güldüğünde Karina, topuklu ayakkabının topuğuyla, zavallı Dark'ın ayağını ezdi.
Elimde olmadan gülümsedim. Damien, "peri kızı." dedi. "hım?" diye soludum. "olanları konuşma fırsatımız olmadı." dediği an ürperdim. Mektup tamamen aklımdan çıkmıştı. "hangi olanları?" dedim bilmezlikten gelerek. "Sana'nın ölümü. " dedi. "sonra konuşsak?"diyerek gözlerimle eğitmeni işaret ettim. Ne ima ettiğimi anlayınca susmak zorunda kaldı.
Eğitmen, Karina'nın somurtmasını görünce," Açık renk bir elbise baloda vahşiliğinizi örtecektir Leydi Karina. " dedi." Ne balosu?"dedim." hem tanışmak ve kaynaşmak hemde biraz eğlenmek için bir balo var 3 gün sonra" dedi Bayan Samantha.
Bizim bir baloya değil cenazeye ihtiyacımız var! Bu okul gerçekten bir cehhenem en büyük kanıtı ise şu anda kollarında olduğum cehennem prensi. Sahi o ne düşünüyordu bu konuda ?
Beni aniden döndürüp tekrardan belimi tuttu. Ve sanki beni ezberlemek ister gibi tüm yüzümü inceledi. Ancak gözleri dudaklarımda fazla oyalanınca gerildim.
"karanlığı severmisin" diye sordu aniden. Ben karanlığı sevmem. O boğardı bizi. "Ben karanlığa teslim olmam son anım bile aydınlık olacak" dedim kararlılıkla. "söz veriyorum son anını aydınlık yapacağım" dedi.
Ben buna inanmadım.
İnanamazdım.
Bana umut verme, Cehhenem Prensi. Karanlık umutlardan doğardı ve bizi yutar, içine hapseder ve en sonunda öldürürdü.
Derse ara vermiştik. Ben tek başıma gezerken bir silüet gördüm. Burnumun dibine iyice geldi. Ve elindeki hançeri göğsüme bastırdı. Hareket etmeye çalıştım ancak beni sımsıkı tutmuştu. Yüzünü göremiyordum
Çığlık attım. Hatta o kadar çok yüksekti ki ses tellerim acıdı.
Bölüm etkileşimi
