8. bölüm · BODRUM'DA BİR YAZ ~ TEODEN
BÖLÜM 8 ~ DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ
Kafesin kilidi bir gün kırılır ve kuş özgür kalır.
Deniz Yılmaz
Ellerimdeki telefonu var gücümle sıkarken Derin nefesler almaya çalışıyordum.
"Ben çok mu kötü biriyim Deniz?"
Çocuksu bir edayla söyledikleri gözlerimi sıkıca yummama sebep oldu. Ne saçmalıyordu bu?!
"Sende nefret ediyorsun benden di mi?"
Di elbette!
"Saçmalamayı kes ve kapat şu telefonu!" Adeta tıslayarak söylediklerimle telefonun diğer ucundan bir hıçkırık sesi geldi. Bir dakika, Ağlıyormuydu?
"Özür dilerim... Özür dilerim Deniz kızı Allah belamı versin özür dilerim!"
Dalgamı geçiyordu bu!? Yaptığı her şeyden sonra özür dileyince unutacağımı mı sanıyordu? Gerçekten bu kadar kolaymıydı?! Benim duygularım, hissettiklerim bukadar basitmiydi?
Daha fazla sesine katlanamak için telefonu kapatıp yatağın üzerine atıp duşa geçtim. Biraz rahatlamaya ihtiyacım vardı. Bana yaptıklarından sonra suyla nasıl temas edecektim bilmiyordum. Ama bedenimin bu kötü histen arınmasını istiyordum belkide.
Yarım saat sonra duştan çıktım ve üzerime geceliğimi geçirdim. Artık biraz olsun rahat hissediyordum kendimi.
Yatağa geçip sırtımı yatak başlığına dayadım. Beş altı dakika kadar beyaz tavanı izledikten sonra telefonuma gelen bildirimle kendime geldim. Yataktan doğrulup komodin'in üzerindeki telefonu aldım.
Leyla Akkaya; 1 Bildirim
Ne alaka akşam akşam?
Bildirime tıktadığımda mesajlar kısımına girdi.
Leyla Akkaya : selam Deniz. Yarın akşam doğum günü partim var senide davet etmek istedim. Tabii gelmek istersen? . 22 . 34
Derin bir nefes aldıktan sonra parmaklarım kılavyede gezinmeye başladı.
Siz: Teşekkür ederim. Ama ben gelmesem daha iyi olur. 22. 35
O aptalın sabah yaptıklarından sonra birde evelerine ayak basacak değildim.
Leyla Akkaya: ya... Keşke gelebilseydin. Eğer teoman'dan çekiniyorsan o evde olmayacak . 22. 37
Ondan çekindiğimi kim söylemişti? Hem ben niye ondan çekinecekmişim!?
Leyla Akkaya : ya şey Deniz ben aslında akşam gelmeni Aras için istiyorum. Siz baya yakınsınız ben söylesemde gelmez. Ama sen istersen eğer gelir. Benim için bunu yapabilirmisin?
Aras mı? İyide Leyla neden arasın onun doğum gününe gelmesini istiyordu ki? Belli değilmi Deniz. Belkide hoşlanıyor. Peki Aras Teoman'ın tüm yaptıklarından sonra kardeşiyle olabilecek miydi? Sanmıyorum.
Hiç partilik biri değildim ama birilerinden almam gereken intikam vardı.
****
(İlahi bakış açısıyla)
Deniz Leyla'nın söylediklerinden sonra o partiye gitmeye karar vermişti. Sabahın ilk ışıklarıyla yatağından kalkıp formalarını giymişti. Aynanın karşısına geçip yansımasına baktı. Ve aceleyle saçlarına Lilyum çiçeği işlemeli bir toka taktı. Tokanın uzun İncili ipleride saçlarının arasında duruyordu. Son olarak bir dudak nemlendiricisi sürdü, yüzüne ise güneş kremi sürdükten sonra hazırdı.
Hol'e çıktığında, ellerini karnında bağlamış ona bakan annesini gördü.
"Akşamki partiye Leyla seni de davet etmiş. Gideceksin." Dedi kızına üstten bakışlar atarak. Deniz kaşlarını kaldırarak annesine baktı.
"Diyelim ki gitmeyeceğim." Denizin kelimelerin üzerine basa basa söyledikleri Nuray'ın da kaşlarını çatmasına neden oldu. Tam ağzını açıp birşey söyleyecekti ki denizin sesiyle lafı yarıda kesildi.
"Ne yaparsın? Evlatlıktan mı reddedersin beni?" Muray hızlı adımlarla denzin karşısında durdu ve tam ellerini kaldırıp ona vuracakken arkalarından bir ses geldi.
"Anne! Vurma ablama... Sonra ağlıyor o. Çok ağlıyor anne. Vurma ablama..."
Denizin gözleri kapıda durup onları izleyen kardeşine döndü. Gözlerinin dolmasına engel olamadı. Hep böyle oluyordu. Oysaki Deniz kardeşinin böyle şeylere maruz kalmasını asla istemezdi. O daha çocuktu...
"Ali'mm... Ablacım sen ne yapıyorsun burada? Hadi git ayakkabılarını giy okula götüreceğim seni" Bir yandan akmasına engel olamadığı göz yaşlarını silerken bir yandan ise kardeşinin başına minik buseler konduruyordu.
Son kez arkalarında duran annesine bakıp kapıyı hızla açıp kendini dışarıya attı. Dayanamıyordu artık. Bir anne bu kadar kötü olmamalıydı.
Deniz Ali'yi okula bıraktıktan sonra otobüse binip kendi okuluna gidecekti. Bu gün daha fazla yürümeye mecali yoktu. Yine başı ağrıyordu ve yine midesi bulanıyordu. Bu ağrılar git gide büyüyordu. Kalbi ağrıyor, nefes almakta zorlanıyordu. Ne olduğuna bir türlü anlam veremiyordu.
~🖤~
Okul zili çalmış herkes evlere dağılmıştı. Akşam Leyla'nın doğum günü vardı. Deniz'de gidecekti. Kararlıydı. O aptallardan kaçmak yerine dibinde olup onların inadına mutlu olacaktı. Yani öyle umuyordu.
Bu gün okulda onu görememişti. Teoman. O yüzden okul biraz daha çekilebilir bir hale gelmişti bugünlük. Leyla teoman'ın bu gün partiye'de gelmeyeceğni söylemişti. Gelip gelmemesi denizin umrunda değildi. Ama gelmese daha iyiydi tabii.
Ama şimdi bir hediye almalıydı. Eli boş gitmek olmazdı sonuçta. Deniz yolunun üstündeki bir takıcıya girdiğinde gözüne ilk takılan şey ay çiçekli bir kolye oldu. Okulda gördüğü kadarı ile Leyla Akkaya çiçekli şeyleri takmayı seviyordu. Deniz kolyeyi güzelce paketlettirip mağazadan çıktı.
Bir kaç dakika sonra eve geldiğinde saate baktı. Biraz geç olmuştu artık hazırlanması gerekiyordu.
Arasa'da haber vermişti. Oda gelecekti partiye. Kabul etmişti.
Deniz hızla üstündeki formaları çıkarıp dolabının önüne geçti. Abartılı giyinmek gibi bir niyeti yoktu o yüzden sabah taktığı en sevdiği tokasıyla uyumlu olacak lilyum çiçeği işlemeli elbisesini giyecekti. Elbise dizlerinin üstüne gelen korseli efil efil bir elbiseydi. Deniz lilyum çiçeğini çok severdi.
Bir kaç dakika sonra artık tamamen hazırdı.
Kol çantasını ve telefonunu da alıp evden çıktı.
Nuray masada oturuyor meyve yiyiyordu. Deniz annesinin yüzünü bile görmeye tahammül edemediği için daha fazla oyalanmayıp evden çıktı.
Taksiyle gidecekti. Taksi evin önünde durduğunda Deniz arabaya binip kapıyı kapattı.
İçine derin bir nefes alıp telefonuyla arası aradı. Telefon açıldığında konuşmaya başladı.
"Ben geçiyorum. Sen geliyormusun?"
"Geliyorum Deniz. Bende yolda çıktım. Beraber gireriz partiye olurmu?"
Deniz sanki Aras görebilecekmiş gibi başını aşağı yukarı salladı.
"Tamam."
~🤍~
~Deniz
Arabadan inerken akkayaların villasının önünde duran arası fark ettiğimde ona doğru yürüyüp el salladım.
Oda beni görüp hafifçe gülümsedi.
Hemen yanında durduğumda baştan sona beni süzdü. Bakışları beğeniyele dolarken elini bana uzattı. Yüzündeki yaralar hala tamamen iğleşmemişti. Partiye gelmeyi kabul etmez diye bekliyordum. Kesinlikle leylayla aralarında birşey olmalıydı.
Eve girdiğimiz anda yükselen şarkıyla yüzümü buruşturdum. Kulaklarım sağır oldu resmen!
Arasın elini bıraktıktan sonra tekli masalara doğru yürümeye başladım. Ama aniden sert bir bedene çarpmamla biraz geriye doğru savruldum arasın beni tutmasını bekliyordum ki teoman'ın belimden tutup düşmemem için beni kendine çekmesiyle gözlerim kocaman açıldı. Hassiktir işte yine mi ya!
"Deniz kızı?"
"Yine mi sen!"
Diye sitem ettiğimde dudaklarında yine o gülümseme belirdi.
"Ne o? Beklemiyormuydun? Ama hatırlatırım Deniz kızı. Burası benim evim."
Ne yazık ki...
****
BÖLÜM SONUUUU
Size minik (şüpheli) bir spoiler bırakıp kaçıcam canolarrr
Spoiler
.
.
.
.
.
Denizin kalp ve baş ağrısı akciğer kanseri olduğu için arkadaşlar....
Yani ilerleyen bölümlere bol Boll dram okuyacaksınızz ve teoman'da bunu öğrenecek. Ama daha buna bu olayların yaşanmasına baya var. Sadece şimdiden söylemek istedi canım kekkdjdj
Bu arada birşey daha söyleyeceğim kurgunun tüm bölümleri şu anda hazır. Finalini bile yazdım. O yüzden ara sıra böyle spoiler falan vereceğim okumak istemeyenler geçebilir.
