11. bölüm · BODRUM'DA BİR YAZ ~ TEODEN
BÖLÜM 11 ~ KAZA
Başka bir evrende ben'de seni severdi bundan eminim ~ A 🤍
Lütfen yukarıya eklediğim şarkıyla okuyunuz.
Deniz yılmaz
Stresten avuç içlerim terlemişti. Terleyen avuç içlerimi üstüme sürüp tekrar ona baktım.
" Beni eve bırakabilirmsin?" Dediğimde gözleri şaşkınlıkla açıldı.
"Ben seni eve bırakayım?" Dedi hala inanmayan bir sesle. Çok mu birşey istemiştim?
"Bırakmazmısın" Dedim bende kısık çıkan sesimle.
Başını hızla iki yana sallayıp karşıma geçtiğinde güldüm.
"Bırakırım! Sen iste yeterki" Gülümsedim ve Başımı salladım.
"Gidelim o zaman ama şey... Kimse görmeden çıkmanın bir yolu yokmu?" Durdu, bir süre düşündükten sonra tekrar bana döndü.
"Var aslında. alt kattaki çıkıştan gidebiliriz" Onaylamaktan başka bir çarem yoktu çünkü az önce olanlardan sonra kimsenin karşısına çıkmak istemiyordum.
Kabul ettikten sonra o önden çıktı. Ben ise arkasından ilerledim.
🌷
(İlahi bakış açısıyla)
Teoman çıkış kapısını açarken denizde arkasında duruyordu. Sonunda kapıyı açtıktan sonra dışarıya çıktılar. Teoman bahçenin bagaj kısımına doğru yürüyüp arabasını çıkarttı.
Siyah, lüks spor araba denizin önünde durduğunda Teoman şöför kapısını açıp indi. Arabanın etrafında dönüp denizin kapısını açtığında, denizin dudakları iki yana kıvrıldı.
Bir eliyle denizin kapısını tutarken bir eliyle ise içeriyi gösterdi.
"Buyurun hanım efendi" Dediğinde Deniz dayanamayıp gür bir kahkaha attı.
"Bu kadar centilmen olduğunuzu bilmiyordum beyefendi?"
Teoman derin bir nefes alıp mahzun bir gülümsemeyle denize göz kırptı.
"Bir tek size hanım efendi" Deniz dudaklarını öne doğru büzüp şaşırmış gibi yaptı.
"Hmm... sevdim bunu ama beni alıştırma bence buna her zaman isterim yoksa" dediğinde bu sefer kahkaha atan taraf Teoman oldu.
"Bende her zaman yaparım o zaman" dedi omuz silkerek. Deniz daha fazla yüzünün kızarmasını istemediği için arabaya bindi. Teoman ise denizin kapısını kapattıktan sonra şöför koltuğuna bindi. Deniz elleriyle oynarken teoman'da bir yandan ona bakıp bir yandan ise arabayı sürüyordu.
Bir insan bu kadar tatlı olabilirmi? Diye sordu kendine. Yüzünde anlam veremediği bir gülümseme belirdi teoman'ın daha iki gün önce düşman olarak gördüğü kız şimdi arabasında, onun yanındaydı.
Üstelik Teoman'a artık nefretle değil, gözlerinin içi gülerek bakıyordu. Bu bile teoman'ın onun için canını bile verecek kadar bağlamasına neden oluyordu. Bir kaç dakika sonra Teoman uzanıp bir şarkı açtı.
Aklı Denizi ilk kez gördüğü güne gitti.
1 yıl önce
Teoman, yine annesi şebnem akkaya'nın ısrarı ile bir davete katılmıştı. Hiç istemesede annesinin ısrarına kıyamamıştı. Etrafına bıkkın bakışlar atarken bir yandan ise sılanın saçma muhabbetlerine katlanmak mecburiyetinde kalıyordu.
"Teoman! Ya dinlemiyormusun sen beni!?" Sılanın tiz sesiyle Teoman çatık kaşlarla ona baktı.
Ama annesinin yanında duran ve tıpkı onun gibi sıkılmış kızı gördüğünde kaşları düz bir hal aldı. O kadar bıkkın bakıyordu ki Teoman onu kendine benzetti. Sonra yanına bir kadın geldi.
Kızın kolundan tutup onu ayağı kaldırdı. Kızı azarladıktan sonra onu peşinden sürükledi. Bu kadını tanıyordu. Annesinin yardımcısı Nuray hanımdı.
Sonra tekrar Sıla'nın sesi geldi ve Teoman da kendine geldi.
"Nereye bakıyorsun!"
****
Şimdiki Zaman
Teoman kendi kendine gülmeye başladığında Deniz ona garip garip baktı.
"Neye gülüyorsun?" Dedi meraklı bir sesle.
Teoman yanında oturan Denize döndüğünde derin bir nefes aldı.
"Sen ilk kez bir dernekte gördüm biliyormusun?" Dediğinde Deniz güldü. O da teomanı dernekte görmüştü.
" O zaman da çok merak etmiştim seni. O zamanda çok farklı bakıyordun Deniz kızı." Diye devam ettiğinde denizin kaşları çatıldı.
"Neymiş bende farklı olan?" Bu sefer gözleri hüzünle doldu teomanın.
"Bana benziyorsun." Dediğinde denizin tüm bedeni gerildi. Biliyordu. Teoman'ın direksiyonun üzerindeki eli kasıldı.
Deniz birşey olduğunu hissetti. Elini sol göğüsüne koydu. Kalbi çok ağrıyordu.
Teoman ne kadar frene basıyorsada araba durmuyordu. Ve bu tam beş dakikadır oluyordu. Denize belli etmek istemiyordu ama artık söylemekten başka çaresi yoktu.
"Kemerini taktın mı Deniz kızı?" Dediğinde sesinin titrememesi için büyük. Bir çaba sarf etmişti. Şu anda düşündüğü şey kendi canı değildi. Denizin canıydı. Korkuyordu. Ona birşey olmasından çok korkuyordu.
"Teoman... Ne oluyor?"
Dediğinde anlamıştı.
"Deniz... Frenler tutmuyor." Dediğinde denizin içinde birşeyler koptu.
"Ne demek frenler tutmuyor?" Dedi sesi titrerken.
Teoman bilmiyorum der gibi başını iki yana salladı. Bilmiyordu. Bunun nasıl olduğunu bilmiyordu. Ama şu anda düşündüğü tek şey denizdi.
"Olmuyor olmuyor işte durmuyor siktiğimin arabası!" En sonunda bağırdığında denizin sol gözünden bir damla göz yaşı süzüldü.
"T-teoman ne olur birşey yap" O kadar korkuyordu ki... Gözlerinin önü kararıyordu.
Issız bir yolda bir uçurumun başındaydılar. Nasıl Korkmaz dı ki insan?
Teoman son kez frene bastı. Ama araba bu sefer sertçe bariyerlere çarparak uçuruma savruldu. Kaç takla attı bilinmezdi. Ama her yeri Duman kaplamıştı. Öyleki gece gündüze bürünmüştü.
Araba ıssız gecede savrulmayı bırakıp durdu.
Ama hiç birşey eskisi gibi olmayacaktı.
🖤***
Bölüm sonu...
Yorumu size bırakıyorum...
Bu arada diğer bölümde zaman atlaması olcak bilginize.
Hoşça kalın.
