14. bölüm · Biz Çocuktuk
Devamm…
Hastaneden çıkmıştım ve tabiki beni alan Boraydı. Beni alırken biraz gelirilim yaşadık peki bu gerilim neydi tabiki Ertan yapmıştı çünkü boray beni almaya geldiğinde Ertan’la karşılaşmıştık bizi tip bakışlarıyla süzdü borayin rahatsız olduğunu hissedip oradan uzaklaştırmaya çalıştım borayin istemeden elinin yumruk olduğunu gördüm tatlı bir yüz ifadesiyle “hadi gidelim geç oluyor” tebessüm ettim oda evet anlamında başını sallayarak hastaneden çıktık ve bana centilmenlik yaparak kapımı açtı bende gülümseyerek yan koltuğa oturdum kapımı kapatarak sürücü koltuguna oturdu ve arabayı sürmeye başladı bir süre sonra eve vardık anahtarımı çantamdan çıkararak kapıyı açtım ve içeri davet ettim “içeri geçmek için davetiye mi bekliyorsun sarışınım” Boray alaycı bir ifade ile “evet davetiye bekliyorum kar tanesi” diyip ayakkabısını çıkardı ve elimden tutup hiç beklemediğim anda kendisine çekti birden elini belime doladı ve bir süre bakıştık ve ardından oturma odasına geçtik elin “ben bir kahve yapayımda güzel elimden bir kahve iç” Boray güler “elinden zehir olsa içerim elin hanım” der ve mutfağa doğru gittim dolabı açtığımda ise bir tane bile kahve olmadığını gördüm bir an kahve göremediğimde çok utanmıştım çünkü adama kahve yapacağım diyip evde kahve bulamamıştım onun beni anlayacağını düşünüp bardağa limonata doldurdum ve içeri doğru gittim Boray “ne oldu kar tanesi” dedi benimle uğraşarak ben ise tepsiyi sertçe masaya koydum ve meydan okuyucu bir şekilde baktım Boray “sakin ol kar tanesi birsey demedik” der ve gulumser bende şakaya vurup güldüm beraber limonatamızı içtik ve sohbet ettik yanıma yaklaştı ve yüzüme doğru ardından borayin nefesi dudaklarıma değdi tam gözümü kapatip kendimi ona verecekken kapı zili çaldi ve hemen ondan uzaklaşıp kapıya doğru ilerledim kapıyı açtığımda ise karşımda sinirli ve gözleri dolu bir şekilde Eylül bana bakiyirdu sorgulayan bakislarla ona baktım ve oda mahcup bir şekilde “sanirim içeride biri var ve ben sizi rahatsız ettim galiba” kaşlarımı hafifçe çattım “ne demek rahatsız ettim gel içeri mersk erme boray komutanın içeride” Eylül şaşkın ifade ile baktı “ben daha sonra geleyim çünkü anlatacaklarımı komutanimin duymasını istemem” dedi ve tam gidecekken arkadan Boray belirdi “nereye Eylül geç içeri” diye emir verir bir şekilde konuşur o sırada eylülün ayaklarının dolandığını gördüm ama hiç birsey anlamamistim Eylül tam içeri geçecekken adilin bagirislarini duydum “mavisim dinle beni nolur yalvarırım” bize doğru koşuyordu Borayin isteksizce kaslarının çatıldığını gördüm ardından Boray soğuk bir ses tonuyla “ne haltlar donuyor burada lan” diye yükseldi ardından Eylül içeri hemen geçti ve kapıyı kapatmaya çalıştı ardından Adil ayagini kapının arasına koyarak kapanmasını engelledi ardından hızlıca içeriye geçti adeta Boray burada yokmuş gibi davrandı Boray bir eliyle Adilin kolunu bir eliylede Eylülün kolunu sıkıca kavradı ve ikisinide içeriye çekiştirdi Adili bir köşeye Eylülü bir Köşeye oturtur ve ikisinede ters nakışlar atar ardından “neler oluyor dökülün ikinizde” Eylul ilk defa komutanına cevap verir “birsey yok komutanım gereksizlerle konuşmaya gerek yok yani o gereksiz siz debilidiniz yanınızdaki mahlukat” ardından Adil araya girdi “mavişim yapma beni bir dinle ben çağırmadım” diye yalvarıyordu adeta Eylül onu takmıyordu Boray ise onlar anlatmadıkça dahada geriliyordu
