20. bölüm · Biz Çocuktuk

Elif Elates🔥

"Melis şunu yapmaya artık bir son verecek misin?"
Bir daha ayakkabının altına baktı. "Ay veremem" diye yükselişin ise oldukça ani idi bakışları ciddileşti. "Nasıl vereyim, Allah aşkına ya benim çabucak evlenmem lazım abla" ve evet o kutlu gündeyiz. Nefes ve Egenin düğünündeyiz. Nefesin üstünde göğüs dekolteli korşe kesim bir gelinlik vardı. Yırtmaçlı eteği adım attıkça açılıyordu. Dantel tül karışımı teninde gölge oyunları yapıyordu. Gelinlikteki işleme taşları belinde ve yırtmacında ışık kırıyordu.
"Nasılım?"
"Mükemmelsin, Nefes çok güzel oldun" dedi Eylül.
"Muazzamsın kızım" dedi Elif Ada.
"Şimdiye kadarki fav gelinim" dedi Melis.
"İhbar edeceğim seni. Fazla güzel olmak suç olmalı" işi şakaya vurmayı tercih ettim. Bence daha uygundu. Hem böylece biraz stresini alırdım. Öyle alımlı öyle güzel görünüyordu ki Ege'nin neden bu kıza aşık olduğunu şu an bir kere daha anlamıştım ben de olsam Nefesin peşini bırakmaz kesinlikle onunla evlenirdim. Makyajı ve özenle düzleştirmiştirilmiş saçları ile bir bütündü. "Olmadı sanki yaa, benlik değil" dedi güzelliğine rağmen. Üzerindeki gelinliğe bir farklı bakarak "çok değişik... hiç benlik değil" kaşlarını çattı Elif Ada " senlik olan tam olarak nedir Nefes düz normal bir elbise mi giymek istiyordun düğününde. Sana kalsa öyle olur da" Nefes bıkkım bir nefes verdi. "Yok olmadı. Ben normal bir elbise giyim en iyisi." Melis hemen önünü kesti " maalesef Nefes abla izin veremiyoruz buna zaten 5 dakika sonra da aşağı ineceğiz ondan dolayı otur oturduğun yerde" Nefes'in yüz ifadesine baktıkça gülesim geliyordu. Ama kızacağına da emin olduğum için kendimi tutuyordum. Bıkkın bir nefes verip bir koltuğa oturdu. Oturduğu yerde kıpırdamaya başladı sürekli eli arkaya gidip gelinliğin iplerini gevşetmeye çalışıyordu. "Kızlar şunları çok sıkmışsınız açın biraz" dedi. Hemen ileri atılıp ipleri biraz gevşettim. "Böyle iyi mi?" Evet derecesine kafasını salladı. Bir anda kapı açıldı ve bizim damar timinin erkekleri içeride doluşmaya başladı. Gözlerim ilk önce sevgilimi gördü. Üstünde gece mavisi slim fit bir takım vardı. Saçlarına ise büyük özen göstermişti. Gözlerim Adil'i bulduğunda ise Smokin takım giymiştim, oldukça da şıktı. Ve rüzgar başlı başına bir afetti, üzerindeki Kruvaze takımla bir mükemmellikti. Ahmet abi ise beyaz gömlek ve kumaş pantolonu ile sade bir o kadar da şık gözüküyordu. Onlar da hemen bizi süzdüler bakışlarından beğeni vardı. İlk iltifatı Adil çakmıştı hemen, tabii bize değil sevdiceğine, biz burada eşek başıydık sanırım. "Elbiseye yazık, bütün dikkati sen çalıyorsun vah vah" Eylül Adil tam olarak affetmiş değildi ama yine de araları düzelmişti az buz hafif cilveli bir gülümseme ile "beğendiysen senin olsun. Ama içindeki ile beraber olmaz" dedi Eylül. "Riskli konuşuyorsun, almaya kalkarsam komple alırım" vay Adil Eylül'e bas baya seni alacağım diyordu ve Eylül burada hala Adil'i sinir etmek ve oyun peşindeydi. Hiç anlamıyorum ki bu kızı beyinsiz mi biraz sanki adam seni seviyor niye biraz iyi davranmıyorsun şu adama. Neyse beni ne ilgilendirir onun kararı. "Komple almak istersen komple hak etmek zorundasın, o kadar ucuz değilim" dedi. Vay be lafı çaktı. "Hak etmek için zaten geldim, alışverişe çıkmadım" hafif gülümsedikten sonra atıştırmalık ve içeceklerin olduğu masa yaklaşıp kendine bir şeyler doldurup içti. Eylül'ün ağzı açıkta kalmıştı şok olmuştu. Gülmemek için kendimi zor tutmuştum çünkü Eylül çok sık böyle şaşırmazdı. Rüzgar hemen Elif Ada'ya baktı Onun da gözlerinde beğeni vardı Elif Ada hafif cilve ile gülümsedi "çok şık görünüyorsun, takımının markası ne?" Marka ile alakası neydi bu işin. Ama Rüzgarın gözlerinden mınzır bir ifade geçti. "Marka falan boş iş. Asıl marka sensin. Elbisede etiketi. Pahalısın vesselam" rüzgarın iltifatına bayıldım. Ah ah bir zamanlar bir sevgilim vardı. Nerede o şimdi bana iltifat eden biri yok. Herkes iltifatları kapmıştı. Peki ben öyle dımdızlak kalmıştım. Boray bana göz kırptı ve hemen ardından atıştırmalık ve içecek masasını işaret etti. " Aşkım bana bir şeyler doldurabilir misin?" Ah hayallerim, tepetaklak oldu. Ben bana iltifat edecek zannediyordum bu adam beni hizmet için kullanmak peşindeymiş. Sinirli bir şekilde Bora'ya baktım. Tabii Beyefendi'nin umurunda mı hiç, yine atıştırmalık masasını işaret etti. Sinirle bir bardak alıp bir şeyler doldurup eline tutuşturdum. Boş gözlerle bana bakıp " Ne oldu kar tanesi. Bir sorun mu var?" Var, var sorun sensin demek isterdim ama daha kibar olmayı tercih ettim " Millet burada sevgili bile değil birbirlerine iltifat ediyorlar, sen bana 'içecek bir şeyler verir misin aşkım' Boğazında kalsın Boray!" Şaşkına dönmüş gibi bana baktı. Hafif öksürük boğazını temiz " Aşkım şimdi şöyle ki..." tekrar boğazını temizledi ve etrafına baktı birilerinin onu kurtarmasını bekliyordu. "Ben şey diyecektim de şey oldu" ne oldu Allah'ın cezası ne oldu bahane üretiyor bu da bana ya. Bir kaşımı kaldırarak arkamı dönüp kollarımı kavuşturdum. Elini omzuma hissettiğimde bir adım ileri gittim " yürü git şey diyecektin şey olsun tamam mı? Şimdi defol git yanımdan" Birkaç adım geriye gidişini fark ettim ve hemen önümü dönüp Melis'in yanına gittim Melis de bana gülümseyerek "Boş ver be ablası bana da kimse iltifat etmedi pekte dert etmiyorum zaten" Melise gülümseyerek "Çok güzel görünüyorsun birtanem. Allah nazardan saklasın benim kardeşimi" kafasına hafif sağa doğru yatırdı. Şirinlik yapmaya çalışıyordu ve başarmıştı. " güzelliğimi ablamdan almışım. Şu güzelliğe bak be tü tü maşallah" iltifat etmeyi de iyi biliyor benim kardeşim bazıları gibi değil bari. Kapıdan içeri Ege girdi ve gözlerin nefesi buldu. Gözlerindeki beğeni ve hayranlık çok belli oluyordu. Bu kalabalık ortamda bile gözleri ilk Nefesi bulmuştu. İşte gerçek aşk buydu be. Hepimizin arasından geçerek Nefes'in elini tuttu. " Gözlerim senden alamıyorum. Adeta parlıyorsun" birkaç iltifattan sonra kapıya doğru yürümeye başladılar. Biz onlardan önce çıktık. Hızlı hızlı, koşa koşa kapının önüne geçip Adilin sunduğu planı yaptık. Biz kızların gülleri büsbütün bizi tamamlıyordu. Erkeklerin elindeki silahlar ise onlara Vatan sevgilerini ve bu sevginin yanına Aşk eklemiştim. Yaptığımız çatının altından Ege ve Nefes geçerek yerlerine oturmuştum. Biraz dinlendikten sonra ayağa kalkıp dans ettiler.

Ege nefes'in elini tuttu ve yavaşça pistte yürüdüler. Ellerini nefesin beline sardı, Nefes elini Ege'nin omzuna koydu. Diğerleri ise birleşti. İlk adımları acemidi ama biraz geçtikten sonra ritmi uydurdular. Ege hafifce Nefesin kulağına eğildi.
"İnanabiliyor musun? Karı koca oluyoruz"
"Ben seninle evlenmeye dünden razıydım Biraz geç kaldık"
"Gelinliğin... kelime bulamıyorum. Mükemmelsin."
"Sen de fena sayılmazsın damat Bey."
Müzik bitti sadece bir iki saniyelik Sessizlik oldu ve salon alkıştan yıkıdı.

Kemençeler çalmaya başladığında herkes ortaya baktı. Ben Eylül ve Elif Ada'yı görünce biraz şaşırdılar. Üçümüz birbirimize kenetlendik. "Karıştırdığınız yerde bana uyun" dedi Eylül. Elif Ada ile kafa sallayıp onayladık. Saģ vurup, sol çektik. Çöküp, fırladık. "Dön hayde!" Dedi Eylül. Yarım tur döndü, saçlar sarıldı ileri zıplayıp geri sektik. "Bozmak yok çok iyiyiz" dedim. Elif Adayın yüzündeki gülümsemenin nedenlerinden biri de Rüzgarın o şaşkın bakışlarıydı. "Vur!" Dedi Eylül daha yüksek bir sesle. Vurup çektik ve müzik sona erdi. Nefes nefese'dik. Alkışlar bizdeydi. Selamımızı verip kenara çekildik. Bize olan hayran bakışlarını hiçe sayarak birbirimizi övüyorduk. " Siz bu kadar iyi horon tepebiliyor muydunuz?" Ta ki Rüzgar bize bu soruyu yöneltene kadar " tabii ne sandın Rizeli" dedi Elif Ada. Eylül alay ile gülümsedi " Ne oldu hani bunlar horon falan tepemezdi, ağzın açık mı kaldı abi" 'abi' kelimesini vurgulamıştı. Tanımadığım ama Melis yaşlarında bir çocuk araya girdi " Ben bayıldım. Rüzgar abi çok küçük görmüş sanırım bu hanımları, hepsi birbirinden güzel ayrıca birbirinden yetenekliler" içimizde birbirimize bakarak kıkırdadık Elif Ada sorgularca çocuğa baktı " Çok teşekkür ederiz iltifatların için. Peki sen kimsin? Bizimkilerin bir tanıdığı falan mısın?" Çocuk hafifçe başını salladı " Evet Teğmen Ahmet Çankayanın yeğeniyim, Tuna Alp Çankaya ben, İstambulda avukatım kendi bürom var" Tuna Alp has... Güzel isim beğendim. Biraz etkilenmiş biraz da şaşkınca baktım. " Tanıştığıma memnun oldum Tuna Alp peki kaç yaşındasın?" Çapkın bir gülümseyle " 25 yaşındayım peki siz hanımefendi" elime fırsat geçmişken şu Bora'yı da azıcık kıskandıralım değil mi? Evet kıskandıralım. Cilve ile gülümsedim " Adım Elin burda doktorum, 27 yaşındayım" Tuna Alp elini uzattı. El sıkıştıktan sonra elimi tutup centinmen bir şekilde öptü. "Memnun oldum Elin" hafif bir baş hareketi yaparak asilliğimi korudum. Bora'nın bana bakışların yakaladığımda çok mutlu olmuştum. Sinir ve kıskançlıkla bakıyordu. Oh olsun sana Boray Bey bir daha böyle bir şey olursa ne yapacağını iyi bilirsin. Halaylar danslar derken nikah memuru geldi. Hepimiz gelin masasının etrafındaydık. Nefes'in şahidi Eylül Ege'nin ise şahidi Adil'di. Nikah memuru masa yerleşti. " hastalıkta sağlıkta iyi günde kötü günde hangi şart altında olursa olsun Sayın Nefes Yerli, Ertuğrul oğlu Ege Enderi eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?" Nefes derin bir nefes aldı." Kesinlikle sonsuza kadar... Evet, Evet, Evet!" Öyle bir coşkuyla söylemişti ki hiçbir yerde göremediğin bir coşkuydu bu alkışlar koptu. Nikah memuru Ege'ye döndü. " hastalıkta sağlıkta iyi günde kötü günde hangi şart altında olursa olsun sayın Ege Ender, Rıza kızı Nefes Yerliyi eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?" Ege hızlı atıldı. " Tabii ki Evet!" Sesinin çok çıktığını fark edince "çok mu oldu lan" dedi Ege. " yok tam yerinde oldu!" Diye bağırdı Tuna Alp. Ege sırıttı "haa iyi o zaman" dedi. Eylül ve Adile de sorulduktan sonra imzalar atıldı artık resmi olarak Nefes bir Yerli değil Enderdi. Artık sona vardığımızda gelinin çiçek atma merasimine geldik. Herkes pistin ortasındaydık Nefeste hepimizin önündeydi. Müziğimiz ise Evli, Mutlu, Çocuklu. Nefes bazı hareketleri ile bizi şaşırtıyordu. Bir kereden arkasını dönünce bana doğru gelip çiçeği elime verdi ve önümden çekildiğinde Bora'nın önünde diz çöküp yüzük kutusunu açmasını beklemiyordum. Biraz ciddi biraz alaycı bana gülümsedi "sıralardan yan yana oturduk hayat boyu da yan yana oturalım mı? Kar tanesi bir ömür seni bekledim bir ömür de seninle geçirmek isterim, Benimle evlenir misin?" Gözlerim dondu, genzim yandı ve olduğum yerde titriyordum. Sakince kafamı salladım konuşursam ağlardım. Boray bunu istiyormuş gibi " Benimle evlenir misin Kar Tanesi?" Gülümsedim bir damla yaş aktı "Evet blond evet evlenirim" kutudaki yüzüğü çıkartıp parmağıma taktı ayağa kalkıp sıkıca sarıldı ve bir iki tur etrafına döndürdü beni.

Hayat ne garipti değil mi? Tekrar Boray ile bir araya geleceğimi bile düşünmüyordum. Her yerden siliyordum onu ta ki o güne kadar işte o gün ve bugün arasında dağlar kadar fark vardı. Ayrıldığımızda ilkokul arkadaşımdı Şimdi ise elimde yüzüğünü taşıdığım müstakbel eşim sayılırdı.

Tüm Hikaye Karakterlerine
Boray Elin'e, Adil Eylül'e, Rüzgar Elif Ada'ya, Ege Nefes'e aşıktı... Bu hikayede bir değil birden fazla sevda var. Boray Elin için, Adil Eylül için, Rüzgar Elif Ada için, Ege Nefes için her şeyi yapar peki Mutlu sona ulaşabilecekler mi? En çok hak eden de onlardı Mutlu Son diye bir şey yoktur son diye bir şey yoktur aslında...