9. bölüm · Biz Çocuktuk

Elif Elates🔥

Boray elinde çayı bankta oturuyordu. Adil ise sızlanıyordu "yetmezmi Komutanım ayaklarımı hissetmiyorum" Boray sırıttı "yok yetmez Adilcik" Adil şaşkın şaşkın baktı " Komutanım çok koştum 43. tur farkındamısınız" Boray ayaklandı çayını banka indirdi "ama Adilcik sen beni bilmiyonmu ben tek sayıları sevemem" Adil duraksadı " Komutanım bu turuda koşsam 44. oluyor sonra dursam" büyük hayallerle söylemişti. Boray düşündü "olur dur" Adil sırıttı. Boray bir Adile baktı sonra "yarında askeriyenin tüm tuvaletlerini temizlicen boş boğaz Adilcik" Adil yüzündeki hayal kırıklığıyla yere çullandı " vayy vayy benim başıma gelenler keşke demez olsaydım yenge ,Allah beni kahretmeye vayy vayy" kendi kendine ağıt yakmaya başladı. Rüzgar ve Ege arkada gülmekten bir hal olmuşlardı. Eylül ve Nefes ise acıyan gözlerle bakıyorladı. Boray daha fazla Adilin kötü sesine dayanamadı "kes lan sesini siktir git yatakhaneye orda ağla" Adil biraz daha burda ağlarsa cezasının iki katına çıkacanı bildiğinden "maviş hayırsız maviş gel de yardım et ayaklarım ağrıyor kalkamıyorum" Eylül tek kaşı havada " aaa şuna bak sanki Ben dedim git yenge de ee ne demişler akılsız başın cezasını ayaklar çeker " Adil yerde sızlanıyordu "susda yardım et maviş" Eylül kıyamıyordu bu çenesi düşük salağa ,ondan dolayı gidip koluna girdi. Adil sıkıca Eylüle sarıldı. Adilin nefesi Eylülün boynuna değiyordu. Eylül ürpermişti. Adil kafasını kaldırdı "söylesene maviş neydi benim günahım haa koştum o kadar çok, bide üstüne tuvaletleri temizlemek nedir haa nedir" Eylül Adilin gözlerine bakmadan edemedi "bu kadar boş boğaz olursan tabi bunlar olur" Adil bitkin bir ifadeyle baktı. Eylül ise tatlı bir gülümsemeyle karşılık verdi. Beklenmedik şekilde Adil yine lafını söylemişti "sen bana hep gül maviş Ben böyle acılarımı unutuyorum" Eylül utandı. O sırada yatakhaneye gelmişlerdi Adil kendini hemen yatağına bıraktı. Eylül Adilin elini tuttunu bilmiyordu ve Adilin üstüne düştü Eylül bunun şokunu atlatamadan Adil Eylülün yüzünü okşadı. Eylül neye uğradını şaşırmıştı. Kalkmak istiyordu ama kendini çeken birşeyin içine girmişti. Eylül kendini topladı ve Adilin üstünden kalktı. Hızlıca yatakhaneden çıktı. Adil arkasından baktı "niye bu kadar güzel sadece banamı güzel yoksa" Adil düşüncelere dalmıştı...

Hastaneyin karşısındaki kafede Ertan ve Elif Adayla oturuyorduk. Derken telefonum çaldı arayan Melis'ti. Aramayı cevapladım "merhaba ablacım" sesi heycanlı geliyordu kesin yine birşeyler vardı bunda ama yinede doğal karşıladım "sanada merhaba canım hayırdır ne oldu sen beni aramazsın" biraz duraksadı sanırım "şey...abla ben Bingöle geliyorum!!" şaşırmıştım "inanıyorum neden şimdi haberim oluyor" kahkaha sesleri geldi "süpriz ablacım" burası bu haldeyken gelmesi iyi olmamıştı ama yinede mutlu olmuştum "peki gelince ara seni alayım arabayla" onaylayan bir ses çıkardı "tamam ablacım başka birşey varmı" duraksadım "Boray da burda" hafifçe "hmm" diye bir ses çıktı "iyimiş tamam görüşürüz" ve telefonu kapattı. Elif Ada sorgulayan bakışlar atarken Ertan ise camdan bir yere odaklanmıştı. Elif Adaya gülümsedim "Melis Bingöle geliyormuş onu haber etti" şaşırmıştı "Melis mi? iyimiş yaa bizim kafalarımız onla uyuşuyor güzel vakit geçiririz" bıkkın bir nefes verdim "yaa yine beynimi sikiceniz" Elif Adanın ağzı kulaklarına gelcek şekilde gülüyordu. Derken Ertan elimi tuttu. Bana baktı "şu Boray niye sürekli senin yanımda yine gelmiş" Boraymı gelmişti camdan baktım evet gelmişti "çünkü arkadaşım" Ertan tek kaşını kaldırdı " pek arkadaş değilde sevgili gibisiniz sürekli sarılmalar falan itifatlat yani ben tek değil hastanedekilerde böyle düşünüyor" sinirlenmiştim "yanlış düşünüyorsunuz o zaman ,ama size söylim biz birbirimize sarılmayada devam edicez itifat etmeyede bilginize" Ertan anladım dercesine başını salladı. Kafeden çıkın Borayın yanına gittim. Elinde birşeyler vardı ama yinede bana sarılmayı ihmal etmedi "bu kadar çok mu özledin?" Kafasını salladı " evet hemde çok" utanmıştım bunu demesine "ama burası hastane önü sonra diyecekler Elin hocanın sevgilisi var" seslice güldü "desinler ne olcak" şaşırmış ve utanmış bir şekilde kollarından ayrıldım. Elindeki poşete baktım "bu nedir banamı umarım banadır" gülümsedi "sen bana tek getirmemiştin ama bak Ben sana tek getirdim" poşeti elinden aldım "nedir bu" gözlerime dikmişti gözlerini "domdurma ve künefe en sevdiğin ikili" hatırlıyordu. "Merci" elimi tuttu "vous êtes les bienvenus" sormam gereken bir soru vardı "asker oldun içinmi fıransızca öğrendin" kolunu boynuma attı " yok sen zaten bazılarını öğretmiştin sen gidince geri geldinde benimde fıransızca konuş diye öğrendim" yüzüm düştü ama yinede belli etmedim "güzel öğrenmişsin hatta bendende iyi" gülümsedi kafeye ilerledik.

Elif Ada kafeden çıkıp odasına ilerliyordu ki yine birlerine çarptı Kim oldunu algılayamadı "affedersiniz hanfendi" diyerek Rüzgar Elif Adaya doğru döndü Elif Ada onu görünce " yine mi sen hödük bak asker falan demem sapık diye tacizci diye rezil ederim seni" Rüzgar şaşırmıştı "kabahat bizde bide özür dilemeye geldik" Elif Ada şaşkın ama merakla "özürmü bendenmi dileyecektin" Rüzgar başını salladı ve elindeki papatya buketini Elif Adaya uzattı "Kaza günü olanlar için özür dilerim Elif Ada hanım" Elif Ada gülümsedi buketi aldı "kabul ediyorum lütfen sende benimkini kabul et yargısız infaz ettim" Rüzgar gülümsedi "sorun değil bu arada ben Rüzgar Üsteğmenim Rizeliyim sen peki" Elif Ada elini uzattı el sıkıştı "adımı biliyorsun mesleğimide İzmirliyim bu arada Rize güzel yer merak etmişimdir" Rüzgarın içinden 'evlenince görürsün kocanın memleketini' diye geçiriyordun ama söyliyemdi "bir ara beklerim" Elif Ada gülümsedi " Olur tabi neden olmasın" Rüzgar aklına ilk gelen söyledi "telefonu numaranı alabilirmiyim?" Elif Ada şaşkın şaşkın baktı " tabi olur da niye" Rüzgar kendine sövüyordu "hiç lazım olur diye hem Elin hanım bizim Komutanım arkadaşım ona ulaşamayız diye" Elif Ada buna inanmıştı "biliyorum arkadaş olduklarını ayrıca ulaşamazsan diye tek değil arkadaşçada yazabilir yada arayabilirsin" Rüzgarın yüzünde baran gülüşü vardı "söyle numaranı o zaman" Elif Ada gülümsedi "verim 0 547 648..." Rüzgar numarayı kaydetti "iyi peki o zaman gel bir kahve ısmarlim sana" Rüzgar gülümsedi " olur bende bir tatlı ısmarlim o zaman sana" olur anlamında Elif Ada kafa salladı. Birlikte kafeye doğru gittiler.