17. bölüm · Biz Çocuktuk
❄
Damar Timi bahçedelerdi. Boray köşede Elinle konuşuyor, Rüzgar Elif Ada'yı arayıp aramamak için telefonla bakışıyordu, Ege ve Adil ise her zamanki gibi tartışıyorlardı Nefes ise bıkkın bir surat ifadesiyle onları izliyordu. Adil kısa süreliğine kapıya doğru baktığında mavi gözleriyle, siyah dalgalı saçları, siyah deri ceketi, beyaz tişörtü ve geniş paça pantolonuyla kalbine zarar kişi ona doğru geliyordu. Adil hızla ayağa kalktı kollarını açmış ona doğru gelen Eylüle karşılık vermek için kollarını açtı. Eylül ona yaklaştığında bir adım ileri gitti ama Eylül tam Adile sarılacakmış gibi yapıp Nefese sarıldı. Adil ağzı beş karış açılmış kolları havada mal gibi duruyordu. Rüzgar olayı izlerken hayvani bir kahkaha patlattı, Boray gülmemek için yere bakıyordu, Ege ise Adile salakça sırıtıyordu. Ege yavaşça ayaklandı Adilin kollarının arasına girip sarıldı "Komutanında seni seviyor Asubay Adil Günel" Ege dostça Adilin sırtına vurdu ve kollarından ayırldı. Eylülle Nefes banka oturdular. Eylül önündeki tabaktan bir kurabiye alıp ağzına attı ve yedi "yine niye kavga ediyor bu pezevenk bozuntusu piç Adil ve Ege" Adil, Eylüle doğru döndü "sana bu küfürler hiç yakışmıyor mavişim" Eylül tip bir bakış attı ve omzunu silkti "benim ağzıma yakışmıyor ama senin üzerine çok yakışıyor" Adil birşey söylicektiki Nefes araya girdi "eee nasıldı yenge adaylarımız?" Eylül imayla Rüzgara baktı "aldığım son haberlere göre bazıları ekilmiş bazıları sevilmiş" Nefes gülmesedi "ohoo sen burda yoktun görseydin nasıl çifte telli oynuyorlardı" Eylül Adile baktı "olurdum ama bir mahlukattan dolayı gelemedim" Adil sırıttı "hee Ege olmasaydı gelirdi mavişim" Ege şaşkınca Adilin koluna dokundu "lan Ben ne yaptım bacıma" Eylül Egeye gülümseyip "senin birşey yaptığını yok Ege sadece bu piç üzerine alınmıyor" Adil birşeyler söyleyecekken Boray yanlarına geldi "yerlerinize geçin Mesut Albay geliriyor" hepsi yan yana dizildi rahat şeklinde durdular. İki dakika sonra Mesut Albay bahçeye giriş yaptı. Hazır ol şeklinde durup selam verdiler. Mesut Albay lafı uzatmadan görevi anlattı "Yayladere Alınyazık köyünde oldukları düşünülüyor örgüte yakın olan Ebulhakin diye bir terörisde orda sağ veye yaralı istiyorum adamı" hepsi aynı anda "Emredersini Komutanım" dediler. Mesut Albay gittiğinde Rüzgar hızlıca askeriyeden çıktı. Nereye gideceği belliydi. Arkasından seslenerek Boraydan onla beraber çıktı. Adil Eylülün yanına tünemiş boş konuşuyor kendini affettirmeye çalışıyordu. Ege ile Nefes birbirlerine sarılmış gülerek birşeyler konuşuyorlardı.
♡
Elimde kahvemle oturmuş Elif Ada ile konuşuyorduk. Son gelen dedikodulara göre Ertan sürekli benle Borayın arasındaki ilişkiyi soruyordu. Ne zamandır yanıma gelmiyordu ama arada karşılaşınca o çapkın yalaka hallerine giriyordu. Elif Ada kahvesinden bir yudum aldı "eee nasıl gidiyor sevgililik" garip bir şekilde ağzım kulaklarıma gelecek şekilde gülümsedim "bilmem daha dün sevgili olduk ama bak daha ne arayan var ne de soran" alayla gülümsedi "sende sürekli beni arasın, bana mesaj yazsın, yanıma gelsin diyorsun bu adam asker sürekli olmaz ki bunlar" alayla gülümsedim ve imayla baktım "senide görcez" anlamış olcak ki ekşimiş bir suratla bakıp "yaa Elin çok kötüsün ne alaka yani benle Rüzgar olamaz yaa bizden, ben olur desem babamı biliyorsun izin vermez" bilirdim Ümit amcanın bu işe tereddütle bakacağını ama şunada emindim ki kızının kararlarına saygı duyardı. Elif Adaya sorgularcasına baktım "yani Ümit amca izin verse olcak mı bu iş?" Sertçe yutkundu. Yanlış kelime kullandının farkındaydı "sen beni boş ver de sence şu Adil iyi birimi Eylülü mutlu edermi ki?" Tereddütsüz konuştum "yok öyle biri değil ama çapkın birşey belli yani bir kaç kerede konuştum iyi bir çocuk gibi" Elif Ada küçük bir kahkaha attı "ya onu bırak korkudan Elif Ada yenge dedi salak" bende kahkaha attım " sanki sende Boray enişte dedin" kendinden emince "eee tabi enişte diyeceğim başka ne diyeyim" arkamdan bir el omzuma dokundu "hay ağzına sağlık baldız" bu ses Boraya aitti. Eee ne demişler iyi insan lafının üzerine gelir bu da öyle olmuştu. Elif Ada gülümsedi Boraya "saol enişte seninde ağzına sağlık yapışısın depoda şov" Boray yanıma oturdu "tabi sevdiğimin hak ettiği gibi oldu" omzuna vurdum "hak ettiğim şey karanlık ilaç deposu mu eğri burun" Rüzgar da kendini bana gösterdi Elif Adanın yanına kuruldu "ula eğri burin nedur niye diyesun oni yenge" Elif Ada minik bir kıkırdadı "sen birşeylere falan mı kızdın yine yoksa niye şive yapayisun Rüzgarcuim" biraz taklit yapıştı ama sorun yoktu bence " haa kızayurum birşeylere saha ne olayur niye taklidumi yapayisun" Elif Ada ve ben birbirimize bakıp kahkaha patlattık "Rüzgarcım çok komik oluyor ama yaa" Elif Ada onaylarcasına kafa salladı "neyse gel Rüzgar biz çifte kumruları baş başa bırakalım" Rüzgar Boraya gülümsedi neden gülümsediği belliydi. İkiside kalkıp uzaklaştılar. Borayın hayran bir o kadarda hüzünlü bakışları üzerimdeydi. Anlamıştım ne diyeceğini ama dile getirememiştim. Burukça gülümsedi "Elin şimdi şöyle ki ben bir süre yo-" sarılışımla cümlesi yarım kalmıştı "biliyorum göreve gideceksin, unutmaki ben asker çocuğuyum umuyorum ki nasip olursan asker eşide olacağım" yüzünü görmüyordum ama adım gibi eminim ki gülümsüyordu...
♡
Elif Ada, Rüzgarı alıp kendi odasına getirmişti. Rüzgar etrafa bakarken bir yandanda bakışlarıyla Elif Ada'yı süzüyordu. Masada oturan Elif Ada birkaç dosyaya bakıyordu Rüzgarın onu süzdüğünü anlamış olcak ki gülümsedi "ne o çok mu hayran kaldın bana" Rüzgar alayla gülümsedi "ne o sen beni sapık biri falanmı sandın" Elif Ada sorgularmışçasına baktı " niye öyle sanayım ki? senden ahlaklı ve iyisini şimdiye kadar görmemişim" hayranlıkla bakma sırası Elif Ada'daydı. Rüzgar yelkenleri suya indirmişti bile "ne o sende hayran kaldın sanırım" Elif Ada gülümsedi kafasını masaya indirdi utandığını belli etmemek için "baksana sen bir bana utandınmı sen" Elif Ada kafasını kaldırdı halen gülümsüyordu " yani biraz utandım" Rüzgar gülümserken bir anda gülümsemesi soldu " bir süre yokum çok özleme beni" Elif Ada son kelimeye takılmıştı "niye özlim ki seni" Rüzgar yalandan dudak büzdü "bu hiç adil değil ben seni özlerken sen beni özlemiyorsun" Elif Ada şaşkınlıkla "sen benimi özlüyorsun" Rüzgar ağzı kulaklarına gelecek şekilde gülümsedi "niye yasak mı? Özlemim mi?" Derin bir nefes aldı Elif Ada ve ayaklandı Rüzgarın yanına gitti. Rüzgar ayağa kalktı "kendine dikkat et arkadaşım vatan sana emanet" Rüzgar gülümsedi "Arkadaşım sen hiç merak etme kimseden kurşun yemedim ben şimdiye kadar şimdide yemem yani" Elif Ada küçük bir kahkaha attı "kurşun yememiş olabilirsin ama ilk yardım çantası yedin sanki" Rüzgar kahkaha attı "bak o doğru, sağ olsun canım arkadaşım kafamı kırdı" Elif Ada kafasını yere indirdi. Rüzgar biraz daha güldü. Elif Ada birkereden sarıldığında o da sarıldı "Komutan Bozkurt kendine dikkat et sen bana yani bize lazımsın" Rüzgar tamam anlamında bir ses çıkardı. Fırsatı varken sevdiği kadının kokusunu içine bolca çekti. Sıkıca sarıldı...
