35. bölüm · Bir Kokteyl Fazla

35# Yıkım sebebi

Asteria *

Yoğun bakım kapısının üzerindeki kırmızı alarm ışığı, koridorun soğuk duvarlarında ritmik bir acımasızlıkla dönüp duruyordu. İçeriden gelen o tiz, kesintisiz mekanik ses, babamın kalbinin durduğunu fısıldıyordu bize. Annem kollarımın arasında adeta erirken, Onur’un dizlerinin üzerine çöküşünü, alnını soğuk hastane duvarına yaslayışını izledim. Emir, bir eliyle omuzlarıma destek olurken diğer eliyle doktorların içeriye şok cihazını taşımasını kolaylaştırmak için koridoru açmaya çalışıyordu.

“Anne, nefes al, buradayım,” diye fısıldadım, kendi gözyaşlarımı içime akıtarak. “Babam güçlüdür, bizi bırakmaz.”

İçerideki telaşlı gölgeler camın arkasında hızla hareket etti. Bir, iki... Ve nihayet o düz çizgi sesi yerini yeniden hayatın ritmine, o kesik ama düzenli sinyallere bıraktı. Vedat Bey kapıyı açıp alnındaki terleri silerek dışarı çıktığında hepimiz nefesimizi tuttuk.

“Kritik eşiği döndük,” dedi Vedat Bey, yorgun bir sesle. “Kalbi yeniden çalıştırdık ama durumu hala hassas. Bu geceyi uykuda geçirmesi gerekiyor. Kimse içeri girmeyecek.”

Onur derin, sarsıntılı bir nefes alıp ayağa kalktı. Annemin elini öptü, onu sakinleştirmesi için Defne’ye teslim etti. Sonra gözleri beni buldu. “Asya,” dedi yavaşça. “Ben Yeliz’in ifadesinin tam metnini ve jandarmanın yanındaki son dosyayı aldım. Avukat bıraktı. İçeride... seninle ilgili bilmediğimiz her şeyi anlatmış. Neden yaptığını, geçmişini... Okumak ister misin?”

Emir’le birlikte hastanenin tenha kantinine indik. Önümüzdeki masaya Onur’un bıraktığı kalın dosya duruyordu. Yeliz’in mahkemede sus pus olan, sadece yalvaran o yüzünün arkasında, polislere ve psikoloğa verdiği o upuzun, itiraf dolu geçmişi sayfalarca önümüze serilmişti.

Sayfaları çevirmeye başladığımda, Yeliz’in kendi ağzından dökülen o karanlık geçmiş, çocukluğumuzdan beri süregelen bir nefretin ve kıskançlığın resmi geçidi gibiydi.

---

> *”YELİZ KAYA’NIN İFADE TUTANAĞINDAN:

> *Herkes beni suçluyor. Onur’u kandırmakla, Asya’nın hayatını mahvetmekle, resmi belgeleri yok etmekle... Ama kimse bana ‘Neden?’ diye sormuyor. Ben bu mahallede doğdum. Asya ile aynı çamurlu sokaklarda büyüdük. Ama o her zaman ‘özel’ olandı. Ahmet amcanın gözü ondan başkasını görmezdi, Melahat teyze onu bir pamuklara sarmadığı kalmıştı. Ben ise hep o evin kapısında, içeriye girmeyi bekleyen o sığıntı kız çocuğu gibi hissettim kendimi.*
> *Yıllar önce, henüz on beş yaşındayken annemin Melahat teyzeyle yaptığı o gizli konuşmaya kulak misafiri oldum. Asya’nın aslında o eve ait olmadığını, bir gece vakti kapıya bırakılan ya da bir şekilde evlat edinilen o yabancı kız olduğunu öğrendim. O gün içimdeki her şey değişti. Ben o mahallenin öz kızıydım, her şeyimle oraya aittim ama sevilmiyordum. Asya ise bir yalandan ibaretti ama herkes onun ayaklarının altına dünyaları seriyordu. İşte o gün yemin ettim. Bu sırrı bir gün onun hayatını başını yıkmak için kullanacaktım.*
> *Onur’a yaklaşmamın sebebi de buydu. Onur’u gerçekten sevdim mi? Bilmiyorum. Ama Onur, o ailenin kalesiydi. Eğer Onur’un karısı olursam, o eve gelin girersem, Asya’yı o evden tamamen söküp atabileceğimi biliyordum. Ahmet amcanın gözündeki o sahte prensesi tahtından indirecektim. Ama Asya o kadar güçlü, o kadar etrafına duvarlar örmüş bir kızdı ki, ona normal yollarla zarar veremezdim. Onur ile aramdaki her şey mükemmel giderken, o tahlil süreci başladı.*
> *Ahmet amcanın hastalığı her şeyi hızlandırdı. Donörlük lafı ortaya çıktığında, gerçeğin ortaya çıkacağını anladım. Çünkü genetik testler yapılacaktı ve Asya’nın o aileyle hiçbir bağının olmadığı resmiyet kazanacaktı. Eğer bu sır bir anda patlarsa, Onur’un gözü dönecek, aile bu dertle uğraşırken benim Onur’la olan evlilik planlarım altüst olacaktı. Üstelik tam o dönemde hayatımın en büyük hatasını yaptım. Cihan...*
> *Cihan benim zayıf bir anımı yakaladı. Onur’la kavgalı olduğumuz, beni kapının önüne koyduğu o karanlık gecede Cihan’a sığındım. Ve o geceden sonra hamile olduğumu öğrendim. Dünyam başıma yıkıldı. Eğer bebek Cihan’dansa, Onur beni asla affetmezdi. Bebek Onur’dan olmalıydı. Cihan bunu öğrendiğinde beni tehdit etmeye başladı. ‘Bebeğin benden olduğunu Onur’a söylerim, seni bu mahallede yaşatmam’ dedi. Benden sürekli para sızdırıyordu. Onur’un bana verdiği, evlilik için biriktirdiğimiz paraları gizlice Cihan’a aktarmaya başladım.*
> *Asya’nın tahlil sonuçlarının çıkacağı gün jinekoloji kliniğindeydim. Cihan’la orada buluştuk. Bana, ‘Hastanede bir tanıdığım var, Asya’nın tahlil sonuçlarında Ahmet amcayla hiçbir genetik bağı çıkmadığını öğrendim’ dedi. İşte o an ikimiz de köşeye sıkıştık. Eğer o tahlil zarfı Onur’un eline geçerse, sadece Asya’nın evlatlık olduğu değil, detaylı genetik haritadan dolayı ilerleyen günlerde doğacak çocuğun da Onur’dan olmadığı şüphesi uyanacaktı. Onur her şeyi araştıracaktı.*
> *Cihan’a yalvardım. ‘O zarfı ne yapıp et yok et’ dedim. Ona son kalan altınlarımı, Onur’un bana aldığı bilezikleri verdim. Asya’yı o gizli telefondan mesajlarla korkutup dosyayı çaldırmaya çalışmasının sebebi buydu. Suç Asya’nın üzerine kalacak, dosya imha edilecek, ben de Onur’un karısı olarak o evde kraliçe gibi yaşayacaktım. Asya ise hırsız ve yalancı olarak kapının önüne konulacaktı. Her şey planladığım gibi gidiyordu... Ta ki o Emir Alacalı hayatımıza burnunu sokana kadar.”*

---

Dosyanın son sayfasını yavaşça kapattım. Gözlerimden süzülen yaşlar kağıdın üzerine damlarken, Emir masanın altından elimi sıkıca kavradı.

“Her şey...” dedim, sesim çatallanarak. “Her şey yirmi yıllık bir kıskançlık ve hırs yüzündenmiş. Benim hayatımı, abimin gururunu, babamın sağlığını kendi taht kavgası için harcamış.”

“Ama başaramadı Asya,” dedi Emir, gözlerimin içine bakarak. Sesindeki o sarsılmaz güven beni kendime getirdi. “Yeliz cezasını çekecek. Hak ettiği o soğuk hücrede, tek başına kurduğu o yalanların enkazını izleyecek. Sen ise buradasın. Abinin yanındasın, babanın yanındasın. Ve benim yanımdasın.”

Onur, kantinin kapısında belirdiğinde gözlerindeki o hüzünlü ama dik duruş her şeyi özetliyordu. Yanımıza geldi, masanın üzerindeki dosyayı aldı. “Artık geçmişi konuşmayacağız,” dedi Onur, bana bakarak. “Bizim geleceğimiz, o yoğun bakımdaki adamın uyanmasıyla başlayacak. Ve Asya... Sen benim her zaman küçük kız kardeşim olarak kalacaksın.”

Bölüm sonu ✨