11. bölüm · Bir Kokteyl Fazla

11# Karakol

Asteria *

Araba'ya bildiğimizden ben stresten tırnaklarımı koparmaya başlamıştım.
Beş dakika sessiz bir şekilde aktı gitti yol daha fazla dayanamadım.

"Emir abi"

Dedim korka korka.

"Efendim."

Dedi anlamaz bir şekilde bana bakıp.

"Sana bişey söylemeliyim. "

"Söyle o zaman. "

"Ama kızmak yok. "

"Sana niye kızayım kızım. "

Alt dudağımı dişledim.

"Şimdi biz sahile gidiyoruzya.... "

"Evet"

"Ben arkadaşlarımla buluşacağım dedimya."

"Söyle artık asya ne söyleyeceksen. "

"Ben Cihanla konuşmaya gidiyorum. "

Araba anı bir frenle durunca öne savrulmaktan son anda kurtuldum.

Bakışlarını bana çevirdi.

"Ne dedin Asya? "

"Ama düşündüğün gibi bişey değil. "

Sakinleşmek ister gibi derin bir nefes aldı.

"Ne halta gidiyorsun peki o herifin yanına. "

Dedi sakinliğinin son demleri olduğunu belli eden bir ses tonuyla.

"Bana çiçek ve çikolata yollamış. "

Direksiyona yasladığı kafasını aniden bana çevirdi.

"Sana çiçek ve çikolata yolladı? "

Kafamı olumlu anlamda salladım.

"Geçmiş olsun demek içinmiş bende sinirlendim sahile gel dedim. "

"Tek başına onunla buluşmayamı gidecektin sen? Seni orada görmesem gidecekmiydin? "

Sinirleri bozulmuş gibiydi.

Kendimi açıklamaya çalışarak ellerimi anlamsız şekilde sallamaya başladım.

"Hayır hayır ne buluşması buluşma yok bir daha böyle bişey olmaması gerektiğini söyleyecektim. "

"Lan adam.. Adamdaki cesarete bak evine çikolata çiçek yolluyor. "

"Emir abi önemli değil. Benim için bir anlamıda yok ama lütfen abime söyleme olurmu. "

"Saçmalama Asya abinden bişeyleri gizlemeyi bırak artık. "

"Başka ne gizliyorum ki sadece bir kerelik lütfen. "

Beni es geçerek.

"Gidelim bakalım derdi neymiş elemanın."

"Sen gelme, saçmalama lütfen kavga gürültü olsun istemiyorum ben konuşacağım sadece. "

"Çok konuşuyorsun Asya. Ağzın sadece konuşmak için değil. "

Oflayıp koltuğa yapıştım onu asla vazgeçiremeyecektim.

Lanet olsun..

Sahile geldiğimizde biraz ilerideki bankalardan birinde oturmuş beni bekleyen cihanı gördüm. Emir abi yanımdan ese gürleye hızla cihana doğru yürümeye başladı.
Yakasından tuttuğu gibi kaldırıp sert bir yumruğu yüzüne çarptı. Aynı zamanda birşeyler diyordu ama ben anlamıyordum.

Şimdi diyeceksin ki ayırmaya çalışsana??
Benim etim ne budum koca koca adamları kavga ederken ayırmaya çalışacağım.
Hem ben biliyordum zaten böyle olacağını.

~~~

Karakoldayız..

Evet mühendis beyin bi şikayet etmesi üzerine karakoldayız en korktuğum şey olayın abime kadar yetişmesi..

Emir abi ile farklı parmaklıklar arkasındaydık. Duvar kenarına çökmüş hep ağlıyordum hemde Emîr abiye kızıyordum.

-Ama ben dedim kavga gürültü istemiyorum diye. Ne diye geliyorsun ki peşimden.

Kafamı dizlerime yaslayıp sesli şekilde ağlamaya devam ettim sonra kafamı kaldırıp.

-Ya abim gelirse ne diyeceğim ona bir kez dahamı aynı olsun herşey.

-Asya tamam sakin ol. Abin hiçbir şey öğrenmeyecek.

-Aynen. Öğrenmez sana inanmıyorum ya ne diye adamın üzerine saldırıyorsun. Ne oluyor yani.

-Bak bana.

Dedi, bakmadım.

-Asya bana bak.

Kafamı kaldırıp kızardığına emin olduğum gözlerimle ona baktım. Parmaklıklara tutunmuş bana bakıyordu.

-Ağlama. Ben yanındayım. Abin öğrenmeden çıkacağız buradan.

-Nasıl olacakmış o dediğin? Cihan denen göt herif şikayetini geri almayacak. Karakol abimi arayacak, abim bir daha yüzüme bakmaz. Bizde burada çürür gideriz.

-Kimsenin abini arayacağı falan yok. Birazdan çıkarız. Sen ağlama.

- Şuradan bir çıkalım kafanı kıracağım Emîr abi. Hala bana ağlama diyorsun ya sicilimize işlerlerse. Benim üniversite hayatım ne olacak senin mesleğin? Kesin ülkesinde sürgün ediliriz.

Dedim ve bunun düşüncesiyle yeniden gözyaşlarımı akıtmaya başladım.

- Ştt Asya ağlama güzelim sil gözyaşlarını lütfen bak ne senin üniversitene bişey olacak ne de benim mesleğime sicilimiz temiz bir şekilde elimizi kolumuzu sallayarak çıkacağız buradan.

Dediklerine inanıyormuyduki kim bizi buradan sicilimiz temiz bir şekilde gönderirdi.

-Eğer dediğin gibi olursa sana bir kahve ısmarlarım.

Dediğim şeyle gülümsedi.

-Eğer dediğim gibi olursa bende sana tatlı ısmarlarım.

Bende gülümsedim. Ona güvenmeyi seçtim. Çöktüğüm yerden ayağa kalktım.

Gözlerimi sildim.

Demir parmaklıkların gerisinden hafif gıcırtı ile açılan kapıya baktım.

İçeriye 1.90 taş gibi bir memur girdi.

Birden karşımda Yunan tanrısı görünce kendimden bağımsız ıslık çaldım.
Acunun bir sözü vardır bilirmisiniz!??

Benden çıkan ıslık sesiyle hem Emîr abinin hemde memurun gözleri bana döndü.

-Tik tikim var o yüzden.

Emîr abi çaktım dercesine gözlerini kıstı.
Çakma Yunan tanrısı memur efendi konuşmaya başlayınca gözlerini üzerimden çekti.

Bende gözlerimi memura dönderdim.

- Adamda sıfat kalmamış lan o nasıl dövmek.

Bu niye şimdi bu kadar çirkefleştiki.

- Kaşındı pezevenk.

-Şikayetini geri çektirene kadar akla karayı seçtim anasını satayım.

Bana bakıp bir göz süzdü.

Konuşurken bir yandan da kafeslerimizin kilidini açıyordu.

Çıkar çıkmaz Emîr abi'nin boynuna atladım.
Oda benim belime sarıldı.

-Dedim kızım sana çıkacağız diye. Boş yere harap ettin kendini.

Çok tanıdık bir kokusu vardı.
Evet kokusunu soludum!!

Nasıl tanımlanır bilmiyorum.. Nasıl anlatılır çözemiyorum yada şuan böyle hissetmek doğrumu? Bana bişey olduğunun farkındayım. Ama bunu tanımlayacak doğru kelimeleri seçmek çok zor.. Ona sadece abimin arkadaşı demek içimde bir burukluğa sebebiyet veriyor. Daha fazlasını istemek ise bencillik, çünkü o beni sadece arkadaşının kardeşi olarak görüyor..

Sarılmamız sona erdiğinde içime bir hüzün çöksede bunu ona belli etmedim.

Birkaç imza attıktan sonra serbest kaldık.
Karakoldan elimizi kolumuzu sallayarak çıkarken. Bana döndü.

-Ee dediğim oldu elimizi kolumuzu sallaya sallaya çıkıyoruz abinin de haberi yok hiçbir şeyden. Mekanı ben mi seçeyim, Yoksa istediğin özel bir yer varmı?

- Şimdi hiçbişey olmamış gibi gidip tatlı yiyip kahve mi içeceğiz?

-Başka yapmak istediğin bişey mi var?

Bugünü hiç yaşanmamış gibi sayamazdı değil mi konuşmamız gerekiyordu! Mesela ben o adamı benim için dövdüğünü düşünmek istiyordum ama kafamda kurmak istemediğim içinde ondan duymam gerekiyordu. Bunu bana söyleyemezmiydi.

El mecbur kabul ettim ve kafeye gittik. Çok sevdiğim, tatlısından kahvesine tüm ürünlerini beğendiğim, abimle sürekli gittiğim bir kafe vardı. Oraya gitmek istediğimi söyledim. Ama mekana girer girmez gördüğüm çok tanıdık yüzlerle içim kıyıldı.

Eski sevgilim ve yanında kolunu omzuna attığı esmer bir bomba.

Emir'e birşey belli etmeden geçtim ve onların bizi bizim onları görebileceğimiz bir yere oturdum.

Melih ile dostça ayrılmıştık bana artık eskisi gibi yoğun hissetmediğini ilişki devam ederse işin toksikliğe gideceğini kimse zarar görmeden bitmesinin en mantıklı çözüm olduğunu söylemişti. Duyguları hakkında yargılayamam ama bunları bana söyleyip ayrıldıktan bir hafta sonra başkasıyla birlikte olması ister istemez koyuyor insana.

Garsona siparişlerinizi verdiğimizde herşey olması gerektiği gibiydi. Bizim masaya doğru el sallayan Melih'i görene kadar yanındaki kıza bişeyler söyleyip ayaklandı ama küçük bir sorunumuz var. Çünkü Melih benden bir hafta sonra yeni sevgili yapınca ben bunu gururuma yedirmedim ve çok ciddi bir ilişkim olduğunu söyledim. Şimdi Emîr'le beni gördüğü için onu sevgilim sanacaktı.

Emîr'in benim sevgilim olması, imajım açısından süper olurdu.
Ama Emîr bu işe ne derdi. "Kardeşimin kardeşisin Asya saçmalama" Beklediğim bir senaryo..

Ama umrumdamı hayır..

Bölüm sonu✨