Beyond The Phase kitap kapağı

6. bölüm / 6

Beyond The Phase

Dünyadaki Güçler

Vaveyla Yazarı: Yağız efe Döşlü

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Dünyadaki Güçler

Ren artık kütüphaneye yalnızca merak ettiği için gitmiyordu.

Dünyayı anlamaya çalışıyordu.

O gün kütüphanenin en büyük raflarından birinin önünde durdu.

Rafın üzerinde eski bir yazı vardı:

“Krallıklar, Savaşlar ve Hükümdarlar.”

Ren'in ilgisini hemen çekti.

Kalın bir kitap seçip masaya oturdu.

Kitabın ilk sayfasında büyük bir dünya haritası vardı.

Haritanın üzerinde sayısız ülke bulunuyordu.

Ren parmağını haritanın üzerinde gezdirdi.

“Bunların hepsini gerçekten insanlar mı yönetiyor?”

Bir süre sonra bunun doğru olmadığını fark etti.

Bazı bölgelerde insan krallıkları vardı.

Bazılarında elflerin toprakları.

Bazı bölgelerde ise farklı ırklar birlikte yaşıyordu.

Her ülkenin kendi hükümdarı, ordusu ve kuralları vardı.

Ren sayfayı çevirdi.

İlk olarak büyük krallıklardan biri anlatılıyordu.

Hükümdarının adı, yaptığı savaşlar ve ülkesinin gücü uzun uzun yazılmıştı.

Ren'in dikkatini özellikle bir bölüm çekti.

“Bir hükümdarın gücü yalnızca ordusunun büyüklüğüyle ölçülmez.”

Ren bunu okurken önceki gün Alaric'in söylediklerini hatırladı.

Sonra kitabın sonraki sayfalarına geçti.

Krallar.

Kraliçeler.

İmparatorlar.

Savaşçılar.

Büyücüler.

Ve tarihe isimlerini bırakmış güçlü insanlar.

Bazıları ülkeleri yönetiyordu.

Bazıları orduların başındaydı.

Bazıları ise hiçbir tahtta oturmamalarına rağmen krallardan bile daha fazla korkulan kişilerdi.

Ren şaşkınlıkla sayfalara bakıyordu.

“Demek dünyada böyle insanlar var...”

Sonraki bölümün başlığı ise diğerlerinden farklıydı.

İnsan–İblis Savaşı.

Ren'in gözleri büyüdü.

Sayfayı çevirdi.

Kitap, yıllar önce yaşanmış büyük savaşı anlatıyordu.

İnsanlarla iblisler arasındaki çatışma, kısa sürede birçok bölgeye yayılmıştı.

Şehirler savaş alanlarına dönüşmüş, ordular birbirleriyle çarpışmıştı.

Savaş yalnızca iki ordu arasında kalmamıştı.

Birçok ülke taraf seçmişti.

Bazıları insanları desteklemişti.

Bazıları iblislerle ittifak kurmuştu.

Bazıları ise savaşa hiç katılmamıştı.

Ren sayfaları çevirdikçe savaşın ne kadar büyük olduğunu anlamaya başladı.

Ama kitabın anlattığı her şey net değildi.

Bazı olayların tarihi birbirini tutmuyordu.

Bazı savaşların neden başladığı bilinmiyordu.

Bazı önemli kişilerin isimleri ise yalnızca birkaç satırda geçiyordu.

Ren kaşlarını çattı.

“Bunda bir şeyler eksik.”

Tam o sırada arkasından Alaric'in sesi geldi.

“Fark ettin demek.”

Ren dönüp baktı.

“Bu savaş hakkında neden bu kadar farklı şey yazıyor?”

Alaric kitabın yanına oturdu.

“Çünkü savaşı yaşayan herkes aynı şeyi görmedi.”

“Yani?”

“Bir insan için kahraman olan biri, karşı taraftaki biri için düşman olabilir.”

Ren tekrar kitabına baktı.

“Peki hangisi doğru?”

Alaric hafifçe gülümsedi.

“Bunu bulmak senin işin.”

Ren birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra kitabın son bölümüne geçti.

Burada savaşta adı geçen güçlü kişiler anlatılıyordu.

Bazılarının gücü ordularla kıyaslanıyordu.

Bazılarının ise tek başına savaşın gidişatını değiştirebildiği yazıyordu.

Ren'in yüzündeki şaşkınlık giderek arttı.

Şimdiye kadar kendi köyünün dışındaki dünyanın büyük olduğunu düşünüyordu.

Ama artık bunun çok daha ötesinde olduğunu biliyordu.

Krallar vardı.

İmparatorlar vardı.

Büyücüler vardı.

Savaşçılar vardı.

İblisler vardı.

Ve isimleri tarihe geçmiş insanlar...

Ren kitabı kapattı.

“Baba.”

“Efendim?”

“Ben bu insanların arasında nerede olurum?”

Alaric birkaç saniye sustu.

Sonra cevap verdi.

“Bunu bugün bilemezsin.”

Ren başını eğdi.

Alaric devam etti.

“Ama öğrenmeye devam edersen, bir gün kendi yerini kendin belirlersin.”

Ren tekrar kitabı açtı.

Bu kez savaşın anlatıldığı sayfaya değil...

Dünyanın haritasına baktı.

Artık o haritada yalnızca ülkeler görmüyordu.

Her sınırın arkasında bir tarih,

her tahtın arkasında bir hükümdar,

her ordunun arkasında bir amaç

ve her büyük ismin arkasında bilinmeyen bir hikâye olduğunu biliyordu.

Ren, kitabın sayfalarını çevirmeye devam etti.

Çünkü artık dünyayı sadece tanımak istemiyordu.

Onu anlamak istiyordu.

Sabah olduğunda Ren'in aklında tek bir şey vardı.

Kütüphane.

Son birkaç gündür öğrendiği şeyler, kafasında birbirine girmişti. Dünyanın sandığından çok daha büyük olduğunu artık anlamıştı.

Ama büyüklüğün sınırını hâlâ bilmiyordu.

Krallar...

İmparatorlar...

İblisler...

Fazlar...

Ve insanların hakkında konuşurken seslerini alçalttığı o eski savaş.

Ren'in aklındaki soruların çoğunun cevabının kitaplarda olduğunu düşünüyordu.

Bu yüzden kahvaltısını bitirir bitirmez evden çıktı.

---

Kütüphane her zamanki gibi sakindi.

Kapıdan içeri girdiğinde yaşlı kütüphanecinin bakışları kısa süreliğine Ren'in üzerine çevrildi.

Ren başını eğip selam verdi.

Ardından doğrudan tarih bölümüne yöneldi.

Rafların arasında dolaşırken kitapların üzerindeki başlıkları tek tek okumaya başladı.

Krallıkların Tarihi.

Büyük İmparatorluklar.

İnsan ve İblis Savaşları.

Kadim Çağlar.

Büyük Savaşçılar.

Ren'in eli son kitabın üzerinde durdu.

Kitabı raftan çekti.

Tozunu silip masaya oturdu.

Sayfayı açtı.

İlk sayfalarda dünyanın siyasi yapısından bahsediliyordu.

Ren okudukça gözleri büyüdü.

Dünya yalnızca birkaç krallıktan oluşmuyordu.

Güçlü devletler, bağımsız bölgeler ve kendi hükümdarları tarafından yönetilen topraklar vardı.

Bazı hükümdarlar yalnızca ülkelerinin başında bulunan kişiler değildi.

İsimleri tarihin kendisiyle birlikte anılıyordu.

Ren sayfayı çevirdi.

İlk karşısına çıkan isimlerden biri:

VALERIAN

Altında yalnızca iki kelime yazıyordu.

Buruk Kral.

Ren birkaç satır daha okudu.

Valerian'ın adı, savaşlarla ve eski dönemlerle bağlantılı olarak geçiyordu.

Ren kitabı biraz daha kendine çekti.

"Buruk Kral..."

Bu unvanın neden verildiğini merak etti.

Fakat kitap, Valerian hakkında düşündüğünden daha az bilgi veriyordu.

Ren'in merakı daha da arttı.

Bir sonraki sayfaya geçti.

VAELITH NOXMERE

Null'un Kralı.

Ren kaşlarını kaldırdı.

Null.

Bu kelimeyi daha önce de duymuştu.

Kitapta Vaelith'in Nullis ile bağlantısından bahsediliyordu.

Nullis...

Sıradan bir krallık gibi anlatılmıyordu.

Sayfanın ilerleyen kısmında Vaelith'in kullandığı gücün Varoluş Enerjisi ile bağlantılı olduğuna dair kısa bir kayıt vardı.

Ren bir süre sessizce okudu.

Sonra sayfanın kenarına baktı.

Faz 8.

Ren'in yüzündeki ifade değişti.

Demek bazı insanlar için Faz seviyeleri yalnızca kitaplarda geçen teorik şeyler değildi.

Böyle insanlar gerçekten vardı.

Ren sayfayı çevirdi.

REINHAFER GOLDWYN

Altın İmparator.

Ren bu kez kitabı masaya bıraktı.

"İmparator..."

Kral ile imparator arasındaki farkı düşünmeye başladı.

Reinhafer Goldwyn hakkında yazılan bölüm diğerlerinden daha genişti.

Adı maddi dünyanın gücüyle ilişkilendiriliyordu.

Ren satırları dikkatlice okudu.

İmparatorların yalnızca toprak yöneten insanlar olmadığını fark etmeye başlamıştı.

Bazılarının varlığı bile bir çağın sembolü hâline gelmişti.

Ren kitabı kapatmadı.

Aksine okumaya devam etti.

---

Saatler geçmişti.

Ren artık yalnızca hükümdarları okumuyordu.

Kitabın sonraki bölümlerinde dünyanın en önemli savaşçıları, büyücüleri ve diğer seçkin kişilerinden söz ediliyordu.

Bazı isimler yalnızca bir paragrafta geçiyordu.

Bazılarıysa birkaç sayfa boyunca anlatılıyordu.

Kelvin Weyr.

Ren bu ismi görünce durdu.

Kelvin hakkında yazılanları dikkatlice okudu.

Ardından başka bir isim:

Alberion Morgan.

Sonra:

Averion Veyl.

Vaelric.

Marcus Aurevain.

Valdrik Ironhart.

Noxar Umbrael.

Eldran Tallgrave.

Kaelven Veyr.

Orvaxion.

Rhaelis.

Kair.

Leonhard.

Madion Broxy.

Veyron.

Ren isimlerin arasında ilerledikçe dünyanın ne kadar fazla güçlü insan yetiştirdiğini fark ediyordu.

Ama bir bölüm diğerlerinden daha fazla ilgisini çekti.

Kitabın sayfasında büyük harflerle yazıyordu:

İBLİS SAVAŞI

Ren'in parmakları sayfanın üzerinde durdu.

Bir süre okumadan önce başlığa baktı.

Sonra ilk satırı okudu.

İblis Savaşı, insanlık tarihinin en büyük çatışmalarından biri olarak kayda geçmişti.

Ren'in yüzündeki merak giderek arttı.

Sayfalar ilerledikçe savaşın yalnızca iki ordunun çarpışmasından ibaret olmadığını anladı.

Savaşın etkisi genişti.

Topraklar değişmişti.

İnsanların yaşadığı bölgeler etkilenmişti.

İblislerin adı tarihin en kanlı dönemlerinden biriyle birlikte anılmıştı.

Ve savaşın ortasında bazı insanlar öne çıkmıştı.

Kitap onların isimlerini ayrı bir başlık altında topluyordu.

İBLİS SAVAŞINDA PARLAYANLAR

Ren okumaya başladı.

İsimlerden biri diğerlerinden farklı biçimde dikkatini çekti.

Dion Veyl.

Ren'in gözleri satırlarda ilerledi.

Dion'un Ruh Sanatı kullandığı yazıyordu.

Fakat asıl dikkat çekici kısım daha aşağıdaydı.

Dion Veyl'in İblis Kralı Mephisto ile bir sözleşmesi vardı.

Ren bir an durdu.

"İblis Kralı..."

Bu isim daha önce okuduğu hiçbir şeyden daha sıradan gelmiyordu.

Sayfanın devamında Dion'un potansiyelini verdiği ve bu nedenle 8. Faz'a geçemediği belirtiliyordu.

Ren bunu birkaç kez okudu.

Bir insanın daha yüksek bir Faz'a ulaşabilecek potansiyelinden vazgeçmesi...

Bunun ne anlama geldiğini tam olarak anlayamıyordu.

Ama bir şey kesindi.

Dion Veyl sıradan biri değildi.

Ren sayfayı çevirdi.

Bir başka isim çıktı karşısına.

DANY BLONDE

Elf.

Ren'in gözleri açıldı.

Dany Blonde, İblis Savaşı'nın büyük gazilerinden biri olarak geçiyordu.

6. Faz.

Fakat onu farklı kılan yalnızca Faz seviyesi değildi.

Kitapta Dany'nin savaş sırasında kullandığı özel güçten söz ediliyordu.

Eko: Dany Place.

Ren açıklamayı okudu.

Dany'nin belirli bir alanı kendi enerjisi tükenene kadar yönetebildiği yazıyordu.

Yaklaşık yüz metrelik bir alan.

Ren birkaç saniye düşündü.

"Yüz metre..."

Bu gücün bir savaş alanında ne kadar büyük fark yaratabileceğini hayal etmeye çalıştı.

Sonra kitabı biraz daha kendine çekti.

Savaşta öne çıkan diğer isimleri okumaya devam etti.

Bazıları insanlık tarafında savaşmıştı.

Bazıları farklı ırklardan geliyordu.

Bazılarının adı savaş alanındaki başarılarıyla, bazılarının adı ise savaş sonrasında yaptıklarıyla tarihe geçmişti.

Ren artık isimleri ezberlemeye çalışmıyordu.

Her ismin arkasında bir hikâye olduğunu anlamaya başlamıştı.

Bir insanın neden savaşa girdiği...

Kimin yanında savaştığı...

Hangi gücü kullandığı...

Ve savaş bittiğinde ne yaptığı...

Bütün bunlar, yalnızca tarih kitaplarında birkaç satıra sığdırılmıştı.

Ren bir anda kitabın ne kadar eksik olduğunu fark etti.

Bir insanın bütün hayatı birkaç satıra sığabilir miydi?

Muhtemelen hayır.

---

Öğleden sonra olmuştu.

Ren sonunda elindeki kitabı kapattı.

Ama aklındaki sorular azalmamıştı.

Tam tersine çoğalmıştı.

İmparatorlar...

Krallar...

İblisler...

Mephisto...

Dion...

Dany...

Fazlar...

Ren'in aklında en çok kalan kelime ise yine aynıydı.

Faz.

Kütüphanenin başka bir bölümüne geçti.

Bu kez tarih değil, güç sistemleriyle ilgili kitapları arıyordu.

Bir kitabın kapağında şunları gördü:

FAZ SİSTEMİ VE VAROLUŞ KATMANLARI

Ren kitabı aldı.

Masaya oturdu.

İlk sayfayı çevirdi.

«"Faz, yalnızca bir güç seviyesi değildir."»

Ren okumaya devam etti.

Fazlar, varoluşun farklı katmanlarıyla ilişkiliydi.

Bir Faz'dan diğerine geçmek, yalnızca daha fazla enerji kazanmak anlamına gelmiyordu.

Kişinin dünyayla olan ilişkisi değişiyordu.

Ren kaşlarını çattı.

Kitabın devamında 1. Faz'dan itibaren yükselen sistem açıklanıyordu.

1. Faz.

En temel Faz katmanlarından biri.

Ardından:

2. Faz.

Sonra:

3. Faz.

Ve daha yukarısı.

Ren sayfaları çevirdikçe aradaki farkın basit bir sayı artışı olmadığını anladı.

Her Faz, bir öncekinin üzerine çıkıyordu.

Fakat kitap yüksek Fazlara geldiğinde bilgiler giderek azalıyor, açıklamalar daha belirsiz hâle geliyordu.

Ren bunun nedenini anlayamıyordu.

Bir süre sonra kitabın ilerleyen sayfalarında çok daha farklı bir ifade gördü.

67. FAZ

Ren'in eli durdu.

Bu kez sayfayı çok daha yavaş çevirdi.

67. Faz hakkında diğer Fazlardan çok daha farklı bir dil kullanılıyordu.

Sanki yazar bile bu konuyu anlatırken kelimelerini dikkatle seçmişti.

Ren satırları birkaç kez okudu.

67. Faz sıradan bir Faz gibi ele alınmıyordu.

Onunla ilgili bilgiler parçalıydı.

Bazı kayıtlar eksikti.

Bazı bölümlerde ise yalnızca eski kaynaklara atıf yapılıyordu.

Ren kitabı kapattı.

Artık yeterince okumuştu.

Ama öğrendiklerinin hiçbirini gerçekten anlamış değildi.

Bir tek kişi ona bunları açıklayabilirdi.

Babası.

---

Akşam eve döndüğünde Alaric'i buldu.

Ren hiç vakit kaybetmeden yanına oturdu.

«"Baba."»

Alaric başını kaldırdı.

«"Faz nedir?"»

Alaric birkaç saniye sustu.

Bu soru beklemediği bir soru değildi.

Ama Ren'in artık bu soruyu soracak kadar bilgi toplamış olması, onun için önemliydi.

«"Kitaplarda ne yazıyordu?"»

Ren bütün gün okuduklarını anlattı.

Kralları.

İmparatorları.

İblis Savaşı'nı.

Dion Veyl'i.

Mephisto'yu.

Dany Blonde'u.

Ve sonunda 67. Faz'ı.

Alaric sessizce dinledi.

Ren sözünü bitirdiğinde Alaric sandalyesinden kalktı.

Pencerenin önüne yürüdü.

«"Kitaplar sana temeli anlatmış."»

Ren bekledi.

«"Ama Fazları gerçekten anlamak istiyorsan, önce bir şeyi anlamalısın."»

Alaric arkasını döndü.

«"Faz, sadece güç değildir."»

Ren dikkat kesildi.

«"Bir insanın sahip olduğu enerji miktarıyla ölçülen basit bir sistem değildir. Faz yükseldikçe kişinin varoluşla olan bağlantısı değişir."»

Ren:

«"Yani 2. Faz, 1. Faz'dan sadece daha güçlü değil mi?"»

Alaric başını salladı.

«"Hayır."»

Sonra parmaklarını masanın üzerine koydu.

«"1. Faz'dan 2. Faz'a geçmek, yalnızca daha fazla güç kazanmak değildir."»

«"2'den 3'e..."»

«"3'ten daha yukarısına..."»

«"Her geçişte sınır biraz daha değişir."»

Ren sessizce dinliyordu.

Alaric devam etti.

«"Bu yüzden bir insanın Fazını bilmek, onun yalnızca ne kadar güçlü olduğunu bilmek anlamına gelmez."»

«"O kişinin dünyayla hangi seviyede etkileşime girebildiği hakkında da fikir verir."»

Ren'in aklına kitapta gördüğü isimler geldi.

Dion.

Dany.

Vaelith.

Ethel.

«"Peki Ethel Vaelcrest?"»

Alaric'in yüzündeki ifade hafifçe değişti.

«"Ethel..."»

Kısa bir sessizlik.

«"9. Faz."»

Ren'in gözleri büyüdü.

«"9. Faz gerçekten o kadar yüksek mi?"»

«"Evet."»

Ren bir süre düşündü.

«"Peki Vaelith?"»

«"8. Faz."»

Ren başını salladı.

Sonra:

«"Dion?"»

«"7. Faz."»

«"Dany?"»

«"6. Faz."»

Ren artık sayıları zihninde sıralamaya başlamıştı.

6.

7.

8.

9.

Fakat bir şey kafasını karıştırıyordu.

«"O zaman 67. Faz neden bu kadar farklı?"»

Alaric cevap vermedi.

Ren bekledi.

Uzun bir sessizlikten sonra Alaric yalnızca:

«"Çünkü bazı sayılar yalnızca sayı değildir."»

dedi.

Ren'in gözleri büyüdü.

«"Ne demek bu?"»

Alaric başını iki yana salladı.

«"Şimdilik bu kadar."»

«"Ama baba—"»

«"Ren."»

Alaric'in sesi sakindi.

«"Dünyanın bütün cevaplarını tek günde öğrenemezsin."»

Ren sustu.

Alaric tekrar pencereye döndü.

«"Önce dünyayı öğren."»

«"Sonra Fazları."»

«"Sonra da neden bazı isimlerin tarih kitaplarında diğerlerinden farklı yazıldığını."»

Ren cevap vermedi.

Ama o gece uyumadan önce bir şeyin farkına vardı.

Bugüne kadar yaşadığı dünya, onun için yalnızca yaşadığı yerdi.

Şimdi ise başka bir şey olmuştu.

Bir tarih.

Bir güç sistemi.

Krallar.

İmparatorlar.

İblisler.

Savaşlar.

Fazlar.

Ve bütün bunların arasında henüz adını bile bilmediği sayısız insan.

Ren yatağında gözlerini kapattı.

Kafasında tek bir düşünce vardı:

Dünya düşündüğünden çok daha büyük.

Ve henüz yalnızca ilk birkaç sayfasını okumuştu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.