6. bölüm / 7
BENZEMEKÖlürmüsün Bir Hatır Sorsan
Bölümler 7Şu an: Ölürmüsün Bir Hatır Sorsan
Okula girdiğimde boğucu bir havayla değil de garip bir tanıdıklık hissiyle karşılaştım. Artık o kadar yabancı değildi okul, o kadar sıkmıyordu içimi. Ama dünden sonra insanlar bana garip bakmaya başladı, bunu çok net fark edebiliyordum.
Hani koskoca okulun önünde bıçaklandım, hastaneye kaldırıldım; ama onların dikkatini Baran’la yakınlığım çekmişti ve birçoğunun hoşuna gitmemişti bu. Bakışlardan öyle anlaşılıyordu.
Tam giriş merdivenlerine yaklaştığım sırada omzuma atılan bir kol hissettim.
"NAAAABER ADO?"
Kafamı sağa döndürdüğümde Berkay olduğunu fark ettim, gülümsedim.
"İdare eder, senden naber?"
"Ben efsaneyim ya, bugün günün ayrı bir enerjisi var sanki."
"Yani olabilir, bence de bugün biraz daha boğucu değil hava."
"E hadi gel kantine gidelim, kahve ısmarlayayım sana."
"Olur ama kahve içmiyorum."
"Nedir?"
"Limonata."
Güldü ve ben kolunun altındayken kantine doğru yürümeye başladık. Bana neden bu kadar yakın davranıyordu bilmiyorum ama arkadaşlığının çok iyi olduğuna emindim. Böyle biriyleyken üzülemez insan; çünkü başka bir şey düşünemez, uzaklara dalıp gidemez.
Tam kantine vardığımız sırada gözlerim Baran ve geçenlerde Berkay’ın yanında olan çocuğa çarptı. Demir’di adı galiba. Baran bana o kadar sinirli bakıyordu ki... Tamam, dün tersledim ama insan bir gelir sorar. Onun egoist olmadığını düşünmeye başlamıştım değil mi? Silin bütün düşünceleri: BARAN, yürüyen ego; aksi iddia edilemez.
Ben tam bunları düşünürken Baran ve Demir aralarında fısıldaşıyorlardı ama bunu bize bakarak yapıyorlardı. Kafamı sağa sola sallayıp "Ne var?" dercesine bir yüz ifadesi sergiledim. Baran da aynı tepkiyi verdi.
Boş verip önüme döndüğümde Berkay çoktan limonata ve kahve alıp gelmişti.
"Al bakalım Ado."
"Tenkss."
"Eee, anlat bakalım."
"Neyi?"
"Seni tanıyalım, kimsin sen?"
"Ada ben, Ada Erden. Dümdüz Ada ben."
"Dümdüz Ada tanımadığı biri için bıçak önüne atlar mı mesela?"
Gözlerimi belerttim.
"Evet, atlar."
"Bence atlamaz, sen Baran’dan hoşlandın."
Tam limonatadan yudum alırken söylediği şey limonatanın boğazımda kalmasına sebep oldu.
"Helal kız, helal!"
"Ne saçmalıyorsun ya, ne hoşlanması?"
"Hoşlanıyorsun işte."
"Hayır."
"Evet."
"Hayır."
"Evet."
"Hayır."
"Hayır."
"Evet!"
"Ha, al işte itiraf ettin!"
Beni yanıltarak "evet" dememi sağlamıştı ve bu şey benim neden hem bu kadar sinirime hem de bu kadar hoşuma gitmişti?
"Şaşırttın bir kere!"
"Seni ben değil, Baran şaşırttı."
"Allah’ım sabır ver..."
"Tamam, kapatıyorum konuyu. Konu değiştirelim."
"Çok iyi olur."
"Hangi tür müzikler dinliyorsun?"
"Ya slow tarz ama şu an çok değişti müzik zevkim. Önceden dinlediklerimi hatırlamıyorum."
"Nasıl yani?"
"Bilmiyorum ama hayatım iki bölüme ayrılıyor gibi. Bir yerde ortadan kopma var ve kopmadan önceki küçük detaylar bende yok."
"Oha, nasıl oluyor o? Hastalık gibi bir şey mi acaba?"
"Bilmiyorum."
Ders zilinin çaldığını duyduğumda Berkay’la senkronize bir şekilde ayağa kalktık.
"İyi dersler Beko."
"Sana da Ado."
İlk ders İngilizceydi. Derse ayrı, hocasına ayrı gıcık olduğum için bütün ders uyudum. Daha sonra teneffüs zili çaldığında yiyecek bir şeyler almak için kantine gittim. Tam sıraya geçecekken benimle aynı anda —bakın abartmıyorum, aynı anda— Baran geldi. Ben sıraya geçmeye çalışırken o da geçmeye çalıştığı için ufak bir çarpışma yaşandı.
"Ahh, kolum!"
"Kızım ne yapıyorsun? Böyle gelinir mi?"
"Ben normal geldim, sen ayı gibi sıraya geçmeye çalışıyorsun. Kendi sıranı beklesene!"
"Sıra benimdi zaten."
"Hayır, değildi."
"Ada, sıra benimdi."
"Tamam, diyelim ki senindi; insan bir kibarlık yapar, sıra verir. Böyle atlamaz!"
"Görmedim Ada seni, 1.60 boyun var, nasıl göreyim?"
Bütün söyleyeceklerimi ağzıma tıkıp sınıfıma geri döndüm. Yani yine ve yine kaçtım; çünkü bu tartışmanın da bir kazananı olmayacaktı.
Sırama oturup tekrar kafamı gömdüğümde omzumda bir el hissettim. Başımı kaldırdığımda Baran’ın yeşil gözleriyle karşılaştım.
"Hadi kalk, al alacağını."
"Yok, vazgeçtim."
"Kızım oradan bakınca trip atabileceğin birine mi benziyorum? Hadi."
"Trip atmıyorum Baran, istemiyorum."
"Kızı—"
Sınıftaki herkesin bize baktığı yetmezmiş gibi içeriye platin sarı, kısa saçları olan bir kadın girdi. Baran ve beni görünce aniden kaşları çatıldı:
"Baran oğlum, ne yapıyorsun?"
Baran arkasını dönüp annesi olduğunu düşündüğüm kadına baktı.
"Anne, ne işin var burada?"
Annesi yaklaştı.
"Öylesine uğradım oğlum, babanı gördüm. Sen neden sınıfında değilsin?"
Kelime başı beni rahatsız edici gözlerle süzüyordu. "Merak etme teyzeciğim, oğlun ve ben yan yana imkânsız" demek istiyordum ama muhtemelen dememle okuldan kovulmam bir olurdu.
"Anne, arkadaşlarım var burada. Sorguya çekmeye mi geldin, ne oluyoruz?"
Annesi sonunda gülümsedi.
"Olur mu öyle şey oğlum, sadece merak ettim. Ben neyse, gideyim artık."
Gitmeden Baran’a yaklaştı ve sarıldı. Sarıldıkları sırada da gözleri benim üzerimdeydi. Gözlerine baktığımda bir şey fark ettim: Ben bu kadını tanıyordum. Nereden tanıyorum bilmiyorum ama ben bu kadını tanıdığıma o kadar emindim ki...
Baran’la sarılmaları bittiğinde sınıfın çıkış kapısına doğru yöneldi.
"Pardon, bakar mısınız?"
Ona söylediğimi anladığında arkasını döndü. Baran ise anlamayan gözlerle baktı bana.
"İsminiz neydi acaba?"
"Neden sordun?"
"Sizi tanıyor olabilir miyim?"
Alaycı bir gülümseme sergiledi.
"Mümkün değil."
Daha sonra arkasını dönüp hızlı ama kendinden emin adımlarla sınıftan da okuldan da uzaklaştı.
Bu kadın içimde bir yerleri huzursuz ediyordu. Böyle gözlerindeki kötülüğü görmüştüm sanki. Onu çok önceden tanıyordum ama nereden tanıdığımı bir türlü hatırlayamıyordum. Kadın sınıftan ayrıldığında Baran da onun peşinden sınıftan ayrıldı.
Daha sonrası klasik geçti: Sıkıcı dersler, konuşmak için konuşan hocalar... En sonunda dersler bittiğinde çantamdan kulaklığımı çıkardıktan sonra çantamı aldım ve her zamanki gibi yürüyerek evin yolunu tuttum.
Okuldan uzaklaştıktan sonra küçük bir mahalle parkında bir kalabalık olduğunu fark ettim. Merak ettiğim için demir tellerden yapılan kapıdan geçtikten sonra ilk gördüğüm kişiye sordum:
"Ne oldu?"
"Silahla vurulma olayı olmuş."
Duyduğum gibi hızla etraftakileri iterek kalabalığın içinden geçtim. Kanlar içinde yerde yatan kişiyi gördüğümde uzun bir süre hareket edemedim...
Bölüm etkileşimi
