BENZEMEK kitap kapağı

7. bölüm / 7

BENZEMEK

Bu kadarı tesadüf olamazdı, bu olanlar bütün tesadüflere fazlaydı.

Vaveyla Yazarı: Nisa Şahin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: Bu kadarı tesadüf olamazdı, bu olanlar bütün tesadüflere fazlaydı.

İnsan, hayatının akışını değiştiren anların birer tesadüften ibaret olduğuna inanmak ister bazen. Çünkü aksi, yani yaşanan her felaketin ya da karşılaşılan her insanın bir kurgunun parçası olduğunu kabullenmek, o yükü omuzlamaktan çok daha ağırdır.
Ben de öyle sanıyordum. Sıradan bir okulun, sıradan koridorlarında kendi hâlinde yürüyen birinin, başkalarının felaketine öylesine teğet geçebileceğine inanıyordum. Ama kader, bazen sizi tam da kaçmaya çalıştığınız yangının ortasına bırakır. Bir insanın gözlerindeki son korkuya tanık olduğunuzda, bir başkasının omzunuzda sessizce dağılışını hissettiğinizde artık "tesadüf" diyemezsiniz.
Bu hikâye, kırılan kalplerin ya da kaçınılmaz sonların hikâyesi değil sadece. Bu, düşman bakışların arkasındaki çaresizliği görmenin, yabancı bir acıyı kendi vicdanına kazımanın hikâyesi. Masumiyetin ayaklar altına alındığı bir dünyada, gerçeğin peşini bırakmamaya yemin etmiş bir ruhun çırpınışı...
Eğer bir gün yollarınız hiç tanımadığınız birinin çıkmazıyla kesişirse, durun ve bakın. Çünkü hayat bazen sizi bir başkasının kurtuluşu yapmak için sürükler. Ve bu yolda, geriye dönmek diye bir şey yoktur.
— Ada ERDEN

Ambulans sesleriyle şoktan çıktığım anda gözlerimin dolduğunu fark ettim. Anın etkisinden çıkıp hızla şah damarına elimi bastırdım. Hâlâ atmaya devam ediyordu ama o kadar yavaştı ki sanki bir anda değil de yavaş yavaş öldürüyordu onu. Baran'ın annesini... Evet, birkaç saat önce soluk yeşil gözlerini bana diken kadın, şu an gözümün önünde ölmeye hazırlanıyordu.
​Onu sedyeye kaldırdıklarında peşlerinden gidip ambulansa bindim. Baran'ın annesiyle ilgilenen hemşire:
​— Yakını mısınız? dedi.
​— Hayır, değilim.
​— Neden bindiniz o zaman?
​— Tanıdığım birisi.
​Ve yol boyu süren bir sessizlik... Yaklaşık 15 dakika sonra hastaneye vardık. Koşarak ambulansın kapısını açan şoför ve birkaç hemşire sedyeyi indirdiler.
​— Ameliyathaneyi hazırlayın, Güneş Hoca'yı çağırın!
​Bu sesi duyduğumda sanki kendimi gördüm o sedyede. Ben atlatmıştım ama onun tam sol böbreğinin üstüne iki kurşun isabet etmişti. Yüz ifadesi o kadar tedirgindi ki... Gözlerinin en son neyi görüp o kadar korktuğunu çok merak ediyordum.
​Elimi cebime attığımda aklıma Baran'ı aramak geldi ama bunu yapması gereken ben miydim? Daha doğrusu nasıl yapabilirdim? Baran'ı aramanın ucundan dönüp hızla Berkay'ı aradım. Bir, iki, üç ve...
​— Alo, efendim Ada?
​— Berkay, Baran yanında mı?
​— Evet, ne oldu?
​— Berkay, ben nasıl söylenir bilmiyorum... Baran'ın annesi vurulmuş, şu an hastanedeyiz.
​— Ne?!
​— Baran'ın haberi olması gerekiyor.
​Dıııtt... Evet, tahmin edersiniz ki telefon yüzüme kapandı.
​Bulduğum ilk sandalyeye oturmaya çalışıyordum ki kadını odadan çıkardılar. Koştur koştur bir yere gidiyorlardı, peşlerinden gittim. Ameliyathaneye girdiler; ondan sonrasına gidemedim zaten. Orada duvara yaslanıp çöktüm ve beklemeye başladım.
​Düşünmeden duramıyordum. Günler önce Baran'ı bıçaklamak istemeleri, şimdi annesinin vurulması... Kimin ne alıp veremediği vardı? Kime ne kötülük yapmış olabilirlerdi bu kadar, aklım almıyordu.
​Düşüncelerimde boğulurken koridorun başından hızla yükselen ayak sesleri geldi. Kafamı çevirip baktığımda Baran ameliyathaneye baktığı gibi sarsıldı. Onu tutmaya çalışan Berkay bunu beceremedi; dağ gibi çocuk, evet o sarsılmayan çocuk gözümün önünde dizlerinin üstüne kapaklanmıştı. Tek bir haykırış çıktı ağzından:
​— ANNE!
​O an içimde bir şeyler koptu. Eğer ben olmasaydım şimdi oğlu bir hastane odasında, annesi de ameliyathanede can çekişiyor olacaktı. Yanlış anlamayın, ben bununla övünmüyorum. Tek düşündüğüm; ben bu okula gerçekten tesadüfen mi gelmiştim?
​Yemin ederim öyle hissetmiyordum. Bütün bu olanlar tesadüf değildi çünkü bu kadarı bütün tesadüflere fazlaydı. O an Baran'ın gözünde öyle bir çaresizlik gördüm ki size yemin edebilirim, bu hikâyede onlar masumdu ve ben bu işin peşini bırakmayacaktım. Gerekirse polise gidecektim, gerekirse ortalığı ayağa kaldıracaktım ama asla susmayacaktım.
​Hızla kalkıp Baran'ın yanına çöktüğüm sırada gözünden bir damla yaş aktı. Elimi dizlerinin üstüne koydum.
​— Baran... Baran, bana bak. Bir şey olmayacak, sakin kal.
​O an refleks olarak başını serbest bıraktı, göğsüme doğru eğildi. Onu tutan Berkay da ellerini geri çekti ve o an koskoca Baran Tanyeli göğsümün üstüne devrildi. Ne hissettim bilmiyorum ama ellerimi kaldırıp başına koydum.
​Ameliyathanenin önünde dakikalarca öyle bekledik. Dakikalarca burnunu bile çekmeden, sessiz sessiz gözyaşı döktü gömleğimin üstüne. Sabah düşmanmışız gibi bakan çocukla göğsümde ağlayan çocuk aynı kişi miydi, bilmiyorum. O esnada Berkay söze girdi:
​— Bir hava alın isterseniz. Birazdan Demir de gelecek, biz bekleriz burada.
​Baran'ın kafasını kaldırıp avuçlarımın içine aldım. Birkaç saniye gözünün içine baktıktan sonra ona destek olarak yavaşça kaldırdım onu. Çıkışa doğru yürümeye başladık. Kapıdan çıktığımızda rüzgâr saçlarımı Baran'ın yüzüne çarpıyordu. Gördüğüm ilk banka doğru yöneldim ve oturduk.
​Bu sefer kafası dikti; üzüntüden daha çok öfke var gibiydi gözlerinde. Sessizce bekledim yanında. Daha sonra telefonuma bir mesaj geldi. Açtığımda Berkay'dan olduğunu gördüm:
​"Ada, doktor çıktı şimdi. Böbrek nakline ihtiyacı var diyor, ne yapacağız?"

​"Geliyoruz."

​Mesajı Baran'a çevirip gösterdiğimde hızla ayaklandık ve kısa süre içinde ameliyathanenin kapısında bulduk kendimizi. Baran panikle konuşmaya başladı:
​— Hani nerede doktor? Alsınlar böbreğimi, ben veriyorum! Hadi, çabuk!
​Berkay elini Baran'ın omzuna koydu:
​— Kardeşim bir sakin ol! İlk önce doku falan uyuşuyor mu diye bakmaları lazım.
​Baran bağırmaya başladı:
​— Tamam lan, tamam! Gelsinler hadi!
​Koridorun başından gelen doktor yanımıza geldiğinde konuştu:
​— Teste girecek kimler var?
​Baran'ın nefesi daraldı:
​— Ben.
​— Tamam, koridorun bitişinden sola dönün, ilk odaya girin. Hemen geliyorum.
​Baran hızla odayı bulmaya gitti. Doktor da başka bir yöne ilerliyordu, o anda kolunu tuttum:
​— Ben de doku testi yapılmasını istiyorum.
​Ardından Berkay ve Demir de sırayla söze girdiler:
​— Ben de.
​— Ben de.
​Doktorun gözleri üstümüzde gezindi:
​— Tamam, gelin benimle.
​Üçümüz de hızla doktorun peşine takıldık. Hepimiz farklı odalarda dua ediyorduk; en azından ben öyle düşünüyordum.
​Saatler sonra hepimiz sırayla çıktık odalardan ama Baran yoktu. Gördüğüm hemşireye sessizce sordum:
​— Arkadaşımız vardı bu odada, teste girmişti. Gördünüz mü acaba?
​— Evet, aşağıya indi.
​— Teşekkürler.
​Aşağı indiğimizde ilk önce bizi peşinden götüren doktoru gördük. Berkay hızla yanına gitti:
​— Bizim testlerin sonuçlanması ne kadar zaman alır?
​— Bir akrabalık bağınız var mı?
​— Hayır, yok.
​— Bu durumlarda bazen 2-3 gün, bazen 2-3 hafta sürebiliyor. Hastaneden haber alırsınız zaten.
​Umutsuz bir şekilde arkamızı döndük. Berkay bana baktı:
​— Ada, sen 17 değil misin? Nakil olamazsın.
​— Yarın 18'e giriyorum, bir engel olmaz herhâlde.
​Demir söze girdi:
​— Zaten bizimki uymaz muhtemelen.
​İç çektim:
​— Ne olacağı belli olmaz, biz elimizden geleni yapmış olalım.
​Berkay bana döndü:
​— Hadi biz neyse, kaç yıllık arkadaşıyız Baran'ın... Sen?
​— Ne ben?
​— Annesine böbreğini verecek kadar âşık mısın Baran'a?
​— Ben Baran'a âşık değilim.
​Soğuk hava sahasını dağıtmaya çalışan Berkay ufak bir sırıtma sergiledi:
​— Tabii, tabii...
​— Berkay, ben Baran'a âşık değilim. Yaptığım şey sadece insanlık.
​Eliyle ağzını kapatma hareketi yaptı:
​— Tamam, sustum.
​Bu konuşmadan sonra ben evime döndüm. Bakmayın evime döndüm dediğime; bir tarafım o hastane köşelerinde sabahlıyordu, bir yanım evde sonuçların ne çıkacağını deli gibi merak ediyordu.
​İki gün geçti, araya hafta sonu girdi. Berkay'ın haber etmeleri dışında Baran'ı hiç görmemiştim. Çünkü çok dâhil olmuştum onlara; bu iyi miydi, kötü müydü bilmiyorum. Sadece ben doğruları öğrenmek istiyordum, onların hayatından bir parça olmak değil.
​Ama hayat istemeden onlara itiyordu sanki beni. Elimde olmadan bir şekilde onların yanında buluyordum kendimi. Bu da tesadüf değildi, bundan öncekiler de...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 6beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.