5. bölüm / 7
BENZEMEKİstemeden
Bölümler 7Şu an: İstemeden
Bazen bir yabancının dokunuşu, tanıdık gelen bütün hislerden daha fazla şey anlatır. İnsan, kendisine uzanan bir elin nedenini sorgulamadan önce o ele tutunur. Sonra her şey bittiğinde, aklında kalan şeyin yaşadığı acı mı yoksa o an yanında duran kişi mi olduğunu anlamaya çalışır. Belki de bazı hikâyeler insanların birbirini tanımasıyla değil, birbirlerine farkında olmadan yaklaşmalarıyla başlar.
Canım öyle yanıyordu ki gözlerimden sessiz yaşlar akmaya başlamıştı. Baran’ın elimi tutuyor olmasını arkada bırakarak elini sıkabildiğim kadar sıktım; karşımdaki kişinin canının acısını hiç düşünmeden...
Birkaç dakika sonra gelen bir makas sesiyle azaldı sanki bütün acı. Hemşire lafa girdi:
— Bitti tatlım.
Yeni bandajlar yapıştırdı. Bu sırada Baran hâlâ elimi tutuyordu. Durumu fark edince elimi gevşetip ondan uzaklaştım. Bir elini ensesine atıp dışarıya çıktı. Gömleğimin düğmelerini ilikledikten sonra çantamı da alıp çıktım. Baran bana döndü:
— Hadi.
— Sen git, ben geçerim buradan.
— Hadi Ada!
— Ada mı?
— Evet, Ada değil mi adın?
— Evet ama nereden öğrendin?
— O sıra ekranında yazıyordu. Ne uzattın kızım, hadi.
Hızla çıkışa doğru yürümeye başladığında ben de peşine takıldım. Arabanın anahtarından bir tuşa basarak kilitleri açtı. O sürücü koltuğuna oturdu, ben de hızla yan koltuğa bindim.
Cebinden telefonunu çıkardı; arabanın radyosuna bağlanmak için çıkardığını gelen yapay zekâ sesinden anladım. Arabayı çalıştırdığı sırada telefondan şarkı seçiyordu. Bir süre göz gezdirdikten sonra bir şarkıda karar kıldı ve yola çıktık.
Ama bu şarkı sanki beynimde bir yerleri uyandırdı, kafama ağrılar girmeye başladı. Neden olduğunu bilmiyorum; bu şarkıyı daha önce hiç duymamıştım ama çok tanıdıktı. Şöyle diyordu şarkıda:
"Omzumda işlemediğim günahlar,
Sözlerimde riya var.
Kederimde bir aşk görüyor mu?
Belki de yanlıştı doğrularım, aşkını sevgini sorguladım.
Yollarım kapalıydı zorlamadım, öldürdüm çiçeğimi yaşatamadım..."
Sözler mi ağır gelmişti yoksa hissettirdiği duygu mu, anlamadım; ama nefesimi bile daraltmaya başladı bu şarkı.
— Dur!
— Ne?
— Dur diyorum, dur!
Ellerimle kilitli olan kapıyı zorladım.
— Ne oluyor kızım, delirdin mi?
Elini radyoya uzatıp şarkının sesini olabildiğince düşürdü.
— Aç kapıyı, aç!
Kapıyı açtı. Hızla kendimi dışarıya atıp derin derin nefes almaya başladım. Ilık rüzgâr saçlarımı savururken gözlerimden akan yaşları fark ettim; kontrol edemiyordum.
— Ada, ne oluyor?
— Baran git, ben tek gideceğim.
— Ne olduğunu söyle!
— Baran git diyorum! Bir kere de "git" deyince gidin ya!
Şiddetle ağlamaya başladığım sırada Baran'ı arkamda bırakıp hızla eve doğru yürümeye başladım. Çantamdan kulaklığımı çıkartıp telefonuma bağladım ama ellerim o kadar titriyordu ki bu çok zor oldu. Çeşitli bir sürü şarkı açtım ama o şarkının hissettirdiklerini bir türlü unutamıyordum. Neden bu kadar etkilendim bir şarkıdan? Ellerimi titretecek, ağlatacak kadar ne olabilirdi bir şarkıda?
Bütün bunları düşünürken hızla eve vardığımı fark ettim. Çantamdan anahtarımı çıkartıp eve girdim. Cebimden telefonumu çıkartıp kontrol ettiğimde saat 18.44 olmuştu. Tam odama çıkacakken mutfaktan adımı seslenen annemi duydum:
— Ada!
Mutfağa yöneldim. Annem ve babam yemek yiyorlardı.
— Efendim anne?
— İyi misin kızım?
— İyiyim anneciğim.
— Tamam, gel yemeğimizi yiyelim.
— Üstümü değiştirip geliyorum.
Odama çıktığım gibi çantamı yere bıraktım. Kulaklığımı da kendimi de yatağın üstüne fırlattım. Derin bir nefes aldıktan sonra kalkıp dolabımı açtım. Sıradan pijamalarımı seçip üstüme geçirdim. O sırada telefonuma bir bildirim geldi:
"Berkay SANCAK sizi takip etmek istiyor."
Bu, Baran denen çocuğun arkadaşıydı. Sebebini bilmiyorum ama o an kabul etmek istemedim. Ekranı kapatıp yemeğe indim; annem ve babamla vakit geçirmek iyi gelir diye düşündüm. Mutfağa girdiğimde ikisi de kocaman bir gülümsemeyle karşıladılar beni.
— Al kızım, bu da senin tabağın.
— Ellerine sağlık annem.
— Afiyet olsun güzel kızım.
Babam söze girdi:
— Ee, olaylı okul gününden sonra bugün güzel geçti galiba?
Ağzıma aldığım lokmayı yuttum:
— Yani, yeni arkadaşlar edindim; konuşuyoruz, eğleniyoruz ama hiçbirine güvenmiyorum babacığım, merak etme.
— İşte bu! Kimin kızı ve...
Gülümsedim. Annem kaşlarını çattı:
— Mustafa, kızın aklına sokma şöyle şeyler! Hayatının dönüm noktalarında güvenecek, yanılacak...
— Benim kızımın yanılması zor.
— Çok zor babacığım.
Bayağı geniş bir şekilde gülümsedim. Mutlu olmasam da en azından güvende ve huzurlu olduğumu hissediyordum. Babamın bu "kimseye güvenme" tavırlarını soracaksınız; inanın ben de bilmiyorum. Ama babam bir gün birine güvenip yanılmamdan çok korkuyor, yine de bunu bana şakayla karışık aktarıyor. Ben onu çok iyi anlıyorum.
Gülüşmeler ve sohbetler eşliğinde yedik akşam yemeğimizi.
— Anne, ben odama çıkıyorum, biraz dinleneceğim.
— Tamam kızım.
Odama çıktıktan sonra tekrar telefonumu açtım. Bu sefer Berkay denen çocuktan mesaj isteği gelmişti. Bildirime tıkladım.
Berkay: Ada
Mesajı gördükten sonra cevap verip vermemek arasında kaldım; çünkü yine Baran konusu açılacağına emindim. Ama yine de kabul edip cevap yazmaya başladım.
Ada: Efendim Berkay?
Saniye geçmeden görüldü oldu ve yazıyor...
Berkay: Nabersin?
"Nabersin" mi? Cidden nasıl olduğumu sormak için yazmış olamazdı herhâlde.
Ada: İyiyim de ne oldu?
Berkay: Bir şey olmadı be, hâl hatır da mı sormayalım?
Ada: Sor tabii, sen nasılsın?
Berkay: Vallahi çok kötüyüm be Ada.
Ada: Neden?
Berkay: Sevgilimden ayrıldım.
Ada: Aa, neden ayrıldınız?
Bu Berkay kim bilmiyorum ama bana kırk yıldır arkadaşmışız gibi hissettirmenin bir yolunu buluyordu.
Berkay: Şehir dışına gideceklerdi.
Ada: Eee?
Berkay: Gittiler işte.
Ada: Belki uzak mesafe yaparsınız, neden ayrıldınız ki?
Berkay: Yapamayız.
Ada: Neden?
Berkay: Çünkü kendisi şu an nerede, ne yapıyor ve nasıl ulaşırım bilmiyorum.
Ada: Nasıl ya, numarası yok mu?
Berkay: Yok tabii ki Ada. 10 yıl geçti, o zamanlar numaramız yoktu zaten.
Ada: Berkay ciddi misin?
Berkay: Evet, ne oldu?
Ada: Ben çocukluk aşkını mı dinliyorum burada?
Berkay: Yoo, en son sevgilim oydu, çocukluk sayılmaz bence.
Ada: Ahahaha, adı neydi bari?
Berkay: Peri'ydi.
Ada: Ne güzelmiş.
Berkay: Evet, kendisi de güzel. Yani güzeldir herhâlde, 8 yaşındayken güzeldi hem de bayağı.
Ada: Ya merak ettim de, okuldan kimse senin böyle bir hikâyen olduğunu bilmiyordur, neden bana anlattın?
Berkay: Çünkü sen çok temizsin. Yani ben senin hiç kimseye anlatacağını sanmıyorum.
Mesajı okuduğumda cevap vermeden önce dişlerimi fırçalamaya gittim. Geri döndüğümde 9+ mesaj vardı.
Berkay: Anlatmazsın değil mi?
Berkay: Ada
Berkay: Ada, 'anlatmam' desene.
Berkay: Ada
Berkay: Ayıp ediyorsun yani, ben de o zaman şeyi anlatırım.
Berkay: Anlatacak bir şeyim yok senin hakkında...
Berkay: Sana bir sır veririm, senin bilmen gereken bir sır.
Berkay: Anlatma ne olur ya.
Gibi bir sürü mesaj yığılmıştı. Gördüğüm anda kahkahayı bastım. Karnımda oluşan hafif ağrı gülüşümü de yavaş yavaş söndürdü. Mesajlara tıklayıp cevap verdim.
Ada: Sakin ol, sadece dişimi fırçaladım. Ayrıca kimseye anlatmam.
Berkay: Biliyordum be!
Ada: Senin vereceğin sır nedir?
Berkay: Onu sonra istişare ederiz ya, mesajda söyleyemem.
Ada: Allah Allah...
Berkay: Allah Allah da kulları kul değil be!
Yine bir gülme sesi çıktı ağzımdan.
Ada: Hayatımda duyduğum en kıroca cümleydi.
Berkay: Sen bir de Baran'ınkileri gör.
Ada: Neyse ben uyuyorum, konuşuruz sonra. İyi geceler.
Berkay: İyi geceler Ado.
Mesajı gördükten sonra telefonumdan kısık sesle bir şarkı açtım. Yatağa sırtüstü yatıp düşünmeye başladım; bugün yaşadığım her şeyi... Ama ne kadar düşünürsem düşüneyim varamadım bir yere. Bu düşüncelerde boğulurken uyuyakalmışım tabii ki.
Sabah olduğunda her gün aynı saatte çalan alarmın sesine uyandım. Çantamı ders programına göre ayarladıktan sonra üniformamı giyip aşağı indim. Annem kahvaltı hazırlamıştı ama ben geç kalmak üzereydim.
— Anne ben çıkıyorum, çok geç kaldım. Okulda yerim bir şeyler.
Annem mutfaktan bağırdı:
— Tamam kızım, unutma karnını doyur!
Annemi duyduktan sonra kapıyı kapatıp çıktım, okula doğru yürümeye başladım. Bugün diğer günlerden daha iyi geçecek gibi geliyordu; biraz daha iyi, fakat biraz daha karmaşık...
Bölüm etkileşimi
