Bölümler 16Şu an: ŞEHİR, KAHVE VE ESKİ TELAŞLAR
- 1 MASA 4’TEKİ DEPREM516 kelime
- 2 YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI, ESKİ BİR KAOS MU?479 kelime
- 3 YOL KAOSU VE ÇATILAYAN CAMLAR343 kelime
- 4 DİNLENME TESİSİNDE BARIŞ KANUNLARI375 kelime
- 5 BAĞ EVİNDE ODA SAVAŞLARI424 kelime
- 6 GECE YARISI MUTFAK KAZALARI480 kelime
- 7 SABAH KAHVALTISINDA BÜYÜK İDDİA393 kelime
- 8 PATİKADA KAYBOLAN SESSİZLİK431 kelime
- 9 DERENİN SESİ VE CÜZDAN DÜŞMANI AKŞAM YEMEĞİ372 kelime
- 10 GECE, GERÇEKLER VE İSTANBUL'A DÖNÜŞ480 kelime
- 11 ŞEHİR, KAHVE VE ESKİ TELAŞLAR405 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 SANAT, IŞIKLAR VE SERGİ KRİZİ451 kelime
- 13 BÜYÜK SÜRPRİZ VE KIRILAN CAMLAR430 kelime
- 14 GECE ÇORBACISI VE İSOTLU TERAPİ436 kelime
- 15 MASA 4334 kelime
- 16 BONUS BÖLÜM: BİR GECE, BİR ŞİŞE VE HESAPTA OLMAYAN AŞK1.839 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul’a döneli henüz iki gün olmuştu ama bağ evinin o sakin, çam kokulu havası sanki yıllar öncesinde kalmış gibiydi. Nişantaşı’nın en işlek caddelerindeki o küçük, şık kafede altı kişilik grup masadaki yerini yine almıştı. Masada birikmiş espresso fincanları, laptoplar ve defterler vardı.
Pelin, koyu renk saçlarını şık bir klipsle arkada toplamıştı. Yanaklarındaki allık ve özenle yapılmış makyajıyla yine ortamın en dikkat çekici figürüydü. Kahve fincanını tabağına tıkırdatarak masanın diğer ucundaki Gökhan’a baktı.
Gökhan, açık renk dağınık saçlarını geriye atmış, burnunun ucundaki havalı gözlüğünün arkasından laptop ekranındaki bir tasarıma odaklanmıştı. "Pelin, bana öyle bakma," dedi gözlerini ekrandan ayırmadan. "Bağ evindeki romantik ateş İstanbul sınırına girdiğimiz an söndü, biliyorsun değil mi? Şehirdeyiz, burası gerçek dünya."
Pelin gözlerini devirdi. "Gerçek dünya dediğin şey senin yine telefonlara bakmayıp beni bütün gün bekletmen mi Gökhan? Bağ evinde 'Seni çileden çıkardığım için pişman değilim' diyen adam iki günde buharlaştı sanki!"
Melis, siyah kemik gözlüklerini parmağının ucuyla yukarı iterken derin bir nefes verdi. Asi ve şık ceketiyle sandalyede dikleşip önündeki ajandayı kapattı. "Lütfen... Gerçekten lütfen yine başlamayın. İstanbul’un trafiği yetmiyormuş gibi bir de sizin 'şehir modundaki toksikliğinizi' çekemeyeceğim."
Onur, jilet gibi oturan kot gömleğinin kollarını düzeltip gözlüklerinin arkasından masadakilere baktı. "İstatistiki olarak," dedi ciddiyetle, "İstanbul’a döndüğümüzden beri Pelin ve Gökhan arasındaki gerilim düzeyi yüzde kırk arttı. Şehir hayatının getirdiği stres faktörleri bir araya geldiğinde bu kaçınılmaz bir sonuç."
Enes, siyah tişörtünün içinde omuzlarını esnetip hacimli koyu saçlarını geriye itti. Masa 4’ün değişmez lideri edasıyla öne eğilip, "Konumuz Pelin ve Gökhan’ın şehir stresi değil," dedi. "Hafta sonu yaşadığımız o kaostan sonra ilk defa hep birlikte bir proje yapalım diyorum. Melis’in kuzeninin sergisi var, oranın organizasyonunu biz üstleniyoruz."
Buse, rahat gri eşofman yerine bu kez şık bir kazak giymişti ama o sevimli ve doğal hali hiç değişmemişti. Heyecanla ellerini birleştirdi. "Ayy sergi mi? Ersin, sen oradaki sanat eserlerini incelerken bana fotoğraflarımı çekersin değil mi?"
Ersin, açık renk dalgalı saçlarını karıştırıp elindeki yaşam dergisini masaya bıraktı. Siyah spor üstünün içinde son derece cool bir tavırla gülümsedi. "Sana fotoğraf çekermiyim Buse, bilmem. Ama Gökhan ve Pelin’in serginin ortasında kavga etmesini engelleyeceksek ben organizasyonda güvenlik görevlisi olmaya razıyım."
Gökhan gözlüklerini çıkarıp masaya bıraktı. Pelin’e bakarak hafifçe gülümsedi. "Sergide kavga etmeyiz Ersin. Pelin beni sergi tablosu sanıp satmaya kalkışmazsa tabii."
Pelin dayanamayıp gülümsedi ama hemen kendini topladı. "Seni satsam kimse almaz Gökhan. Fiyatın çok yüksek ama kaliten tartışılır."
Kahkahalar Nişantaşı’ndaki o küçük kafeyi kaplarken, şehir hayatı ve yeni projeler bu altı arkadaşı yine büyük bir kaosa doğru sürüklüyordu.
Bölüm etkileşimi
