Bölümler 16Şu an: GECE, GERÇEKLER VE İSTANBUL'A DÖNÜŞ
- 1 MASA 4’TEKİ DEPREM516 kelime
- 2 YENİ BİR BAŞLANGIÇ MI, ESKİ BİR KAOS MU?479 kelime
- 3 YOL KAOSU VE ÇATILAYAN CAMLAR343 kelime
- 4 DİNLENME TESİSİNDE BARIŞ KANUNLARI375 kelime
- 5 BAĞ EVİNDE ODA SAVAŞLARI424 kelime
- 6 GECE YARISI MUTFAK KAZALARI480 kelime
- 7 SABAH KAHVALTISINDA BÜYÜK İDDİA393 kelime
- 8 PATİKADA KAYBOLAN SESSİZLİK431 kelime
- 9 DERENİN SESİ VE CÜZDAN DÜŞMANI AKŞAM YEMEĞİ372 kelime
- 10 GECE, GERÇEKLER VE İSTANBUL'A DÖNÜŞ480 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 ŞEHİR, KAHVE VE ESKİ TELAŞLAR405 kelime
- 12 SANAT, IŞIKLAR VE SERGİ KRİZİ451 kelime
- 13 BÜYÜK SÜRPRİZ VE KIRILAN CAMLAR430 kelime
- 14 GECE ÇORBACISI VE İSOTLU TERAPİ436 kelime
- 15 MASA 4334 kelime
- 16 BONUS BÖLÜM: BİR GECE, BİR ŞİŞE VE HESAPTA OLMAYAN AŞK1.839 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Muazzam akşam yemeğinin ardından bağ evinin bahçesindeki taş şöminenin etrafında toplanmışlardı. Dışarıda tatlı bir dağ rüzgârı eserken, şöminenin çıtırtısı ortamı ısıtıyordu. Masadaki tabaklar toplanmış, yerini ahşap sehpanın üzerindeki çay bardaklarına ve Melis’in getirdiği oyuna bırakmıştı.
"Evet," dedi Melis, siyah kemik gözlüklerini süzerek çıkarıp sehpanın üzerine koyarken. Asi ve şık tarzıyla berjerine iyice yerleşti. "Bu bağ evi kaçamağını olaysız bitiremeyiz. Klasik kural: Doğruluk mu, cesaret mi? Şişeyi çeviriyorum."
Sehpanın ortasındaki boş cam şişe dönmeye başladı ve ucu Onur’u, alt kısmı ise Pelin’i gösterdi.
Pelin, koyu renk saçlarını omuzundan geriye savurup yanaklarındaki allığı parlatacak şekilde sırıttı. "Onur! Doğruluk mu, cesaret mi?"
Onur, kot gömleğinin üzerindeki kravatını düzeltip gözlüklerinin arkasından ciddi bir bakış attı. "Rasyonel bir insan olarak gereksiz riskler almam. Doğruluk."
"Harika," dedi Pelin gözlerini süzerek. "İstatistiki verilerini bir kenara bırak ve söyle: Bu grupta tahammül etmekte en çok zorlandığın kişi kim?"
Masadakiler "Ooo!" sesleriyle öne eğildi. Buse, gri rahat eşofmanının içinde kıkırdayarak Ersin’in yanına iyice sokuldu.
Onur hiç istifini bozmadı. "İstatistiki olarak en çok enerjimi tüketen çift Gökhan ve Pelin. Ancak kişisel bazda cevap vermem gerekirse; gürültü katsayısı en yüksek olan kişi sensin Pelin."
Kahkahalar şömine başında yankılanırken Pelin gözlerini devirdi, Gökhan ise açık renk dağınık saçlarını geriye atıp zaferle güldü. Şişe bir kez daha döndü. Bu kez uç Gökhan’a, alt kısım ise Enes’e geldi.
Enes, siyah tişörtünün içinde omuzlarını dikleştirip hacimli koyu saçlarını karıştırarak gülümsedi. "Gökhan... Doğruluk mu, cesaret mi?"
Gökhan havalı gözlüğünü burnuna oturtup rahat bir tavırla arkasına yaslandı. "Cesaret. Biliyorsun, risk almayı severim."
Enes sırıttı. "O zaman bu gece salondaki çekyatta yatmak yerine... Pelin’in odasının kapısında durup ona bu hafta sonu yaşattığın tüm kaoslar için sesli bir özür dileyeceksin."
Gökhan duraksadı. Pelin’e baktı. Pelin çenesini kaldırıp "Hadi bakalım, cesaretini görelim" der gibi baktı. Gökhan ayağa kalktı, açık renk gözlerindeki o muzip ifadeyle Pelin’in oturduğu berjerin yanına gitti. Tek dizinin üzerine çöktü.
"Pelin," dedi, sesi ilk defa tüm alaycılığından arınmış, son derece içtendi. "Seni çileden çıkardığım, topuklu ayakkabılarınla ormanda yürümek zorunda bıraktığım ve 106 kez ayrılmamıza sebep olduğum için... Hiç pişman değilim. Çünkü seninle kavga etmek bile bu masadaki en eğlenceli şey."
Ersin elindeki dergiyi sehpa üzerine vurarak alkışladı. Açık renk dalgalı saçlarının arasından gülümsedi: "İşte beklediğim dramatik sahne!"
Pelin’in yüzündeki sert ifade tamamen silindi. Gökhan’ın uzattığı eli tuttu ve gülümsedi. "Sen gerçekten imkânsız bir adamsın Gökhan."
Ertesi sabah İstanbul yolunda Enes’in arabasında bambaşka bir hava vardı. Güneşli bir Pazar öğleden sonrasında, bağ evinin kaosu yerini tatlı bir yorgunluğa bırakmıştı.
Onur arkada notebook'undan İstanbul trafiğini kontrol ediyordu. "İstatistiki olarak iki saat içinde evlerimizde olacağız," dedi sessizliği bozarak.
Buse, gri eşofmanına sarılmış halde ön koltuktaki Melis’e gülümsedi. "Çok güzel bir hafta sonuydu, değil mi?"
Melis, siyah kemik gözlüklerinin arkasından dikiz aynasına baktı. Arka koltukta Pelin başını Gökhan’ın omuzuna koymuş mışıl mışıl uyuyordu. Gökhan ise bir eliyle onun koyu saçlarını okşuyordu.
Enes, siyah tişörtünün kollarını sıvayıp dikiz aynasından arkadaki çifte baktı. Hacimli koyu saçlarını sallayarak hafifçe gülümsedi ve radyonun sesini kıstı.
Bölüm etkileşimi
