Aşk Hariç Her Şey kitap kapağı

14. bölüm / 16

GECE ÇORBACISI VE İSOTLU TERAPİ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: GECE ÇORBACISI VE İSOTLU TERAPİ

Galerinin modern aydınlatmaları, şampanya kadehleri ve yüksek tavanlı steril havası arkalarında kaldığında, saat gecenin üçünü çoktan geçiyordu. Nişantaşı’nın sessizleşmiş sokaklarından geçip, Beşiktaş’ın ara sokağında sarı ışıkları dışarı taşan, buharı camlarına vurmuş o küçük çorbacıya girdiler.
Takım elbiseler, kırmızının en iddialı tonundaki elbiseler ve jilet gibi kravatlar, ahşap ve hafif yağ kokan masaların etrafına dizildi.
Pelin, iddialı elbisesinin üzerine fırlattığı deri ceketini omuzlarından kaydırıp masaya kuruldu. Koyu renk saçlarını arkaya atarken, yanaklarındaki allık mekânın sarı ışığında daha da yumuşak görünüyordu. Önüne konan bol sarımsaklı ve sirkeyle buharı tüten işkembe çorbasına bakıp Gökhan’a döndü.
"Gökhan," dedi kaşığı çorbaya daldırmadan önce. "Sergideki o slayt gösterisini sana asla affetmeyeceğimi biliyorsun, değil mi? Bütün o küratörlerin önünde rezil olduk."
Gökhan, açık renk dağınık saçlarını geriye atıp burnunun üzerindeki havalı gözlüğünü düzeltti. Siyah takım ceketini sandalyesinin arkasına asmıştı. "Pelin, rezil olmadık. İstatistiki olarak..." derken Onur’a doğru baktı ve sırıtarak devam etti: "...herkes bizi konuştu. Hatta kuzenin sergideki en çok ilgi gören alanın o duvar olduğunu söyledi."
"İstatistiki olarak," diye söze girdi Onur. Kot gömleğinin üzerindeki kravatını tamamen gevşetmiş, gözlüklerini masaya bırakmıştı. "O slayt gösterisi yansıdığında salondaki desibel seviyesi yüzde otuz beş arttı. Yani Gökhan haklı, ilgi çekiciydi."
Melis, siyah kemik gözlüklerini çıkarıp masadaki mendille silerken derin bir nefes aldı. Asi ve şık ceketinin kollarını kıvırmıştı. "Onur, sen de Gökhan’a uyma lütfen. Ben bir ara Pelin’in o kırmızı elbiseyle kadehi Gökhan’ın kafasında kıracağını sandım. Çorbamdan bir yudum almadan önce şükretmek istiyorum."
Buse, şık siyah elbisesinin üzerine Ersin’in verdiği siyah spor üstü geçirmiş, kollarının içinde kaybolmuştu. Sevimli bir tebessümle çorbasından bir kaşık alıp Ersin’e baktı. "Ama çok tatlı bir geceydi Ersin... Baksana, hep birlikte gece yarısı çorbacısındayız. Tıpkı eski günlerdeki gibi."
Ersin, açık renk dalgalı saçlarını karıştırıp gülümsedi. Elindeki yaşam dergisini çorbacının peçeteliğinin yanına sıkıştırmıştı. "Eski günlerden tek farkımız Buse, Pelin’in artık çorbaya pul biber yerine isot döküyor oluşu. Öfkesini isotla bastırıyor."
Pelin gerçekten de kâsesine bolca isot serpiştiriyordu. Gökhan’a yan gözle bakıp hafifçe gülümsedi. "Öfkem bastırılmadı Ersin, sadece şekil değiştirdi."
Gökhan cebinden o tanıdık çikolatayı çıkarıp Pelin’in çorba kâsesinin hemen yanına, masaya bıraktı. "Tatlı niyetine. Isotun acısını alır."
Pelin çikolataya baktı, sonra Gökhan’ın açık renk gözlerindeki muzip ama içten ifadeye. Çikolatayı cebine atarken masadaki herkes aynı anda gülmeye başladı.
Enes, siyah tişörtünün yakasını silkip hacimli koyu saçlarını geriye itti. Masanın ortasındaki sirke ve sarımsak şişelerini kenara çekip grubun lideri edasıyla kadeh kaldırır gibi çorba kaşığını havaya kaldırdı.
"Masaya bakın," dedi Enes, sesinde mağrur bir tonla. "Birimiz jilet gibi, birimiz eşofmandan hallice, iki kişi sürekli ayrılıp barışıyor ama günün sonunda hepimiz aynı çorbacıdayız. Şehir, sergi veya bağ evi fark etmez. Bizim hikâyemiz bu."
Çorba kâselerinin üzerindeki buhar yükselirken, Masadakilerin neşeli atışmaları sokaktaki sessizliğe karışıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…