7. bölüm · Aşk Hariç Her Şey

SABAH KAHVALTISINDA BÜYÜK İDDİA

Kaymak Birası

Ertesi sabah bağ evinin geniş veranda masası, Melis ve Buse’nin hazırladığı muazzam bir kahvaltı sofrasıyla donatılmıştı. Taze pişen pişilerin kokusu, dağdan gelen serin çam havasına karışıyordu. Ancak masadaki huzur, herkes yerini alıp ilk çaylar doldurulana kadar sürdü.
Pelin, koyu saçlarını ensesinde gevşek bir topuz yapmış, yanaklarındaki allığı ve belirgin makyajıyla her zamanki gibi ışıldıyordu. Çayından bir yudum alıp gözlerini tam karşısında oturan Gökhan’a dikti.
Gökhan ise açık renk dağınık saçlarını alnından geriye çekmiş, gözlüğünün üzerinden Pelin’e bakarak pişisine reçel sürüyordu. "Gece mutfakta çikolata yerken bu kadar hırçın değildin Pelin," dedi alaycı bir gülümsemeyle. "Sabah güneşi vurunca yine 'Ayrılacağız' modun mu açıldı?"
"Gökhan!" dedi Pelin, çay kaşığını tabağına tıkırdatarak. "Geceki çikolatayı sadece nezaketen kabul ettim. Sen hâlâ benimle 'aşk' yaşadığını sanıyorsun ama bu ilişkinin adı toksiklikten başka bir şey değil. Ben seninle 24 saat boyunca hiç tartışmadan durabilirim, asıl sen başaramazsın!"
Gökhan kaşlarını kaldırdı. "Ben mi? Ben dünyanın en sakin adamıyım. İddiaya var mısın? Yarına kadar seninle tek bir kelime bile tartışmayacağım. İddiayı kaybeden, dönüş yolunda tüm grubun akşam yemeğini ısmarlar."
"Kabul!" dedi Pelin hırsla. "Yarın bu saatlere kadar tek bir laf atışması yok!"
Onur, kot gömleğinin üzerindeki kravatını düzeltip masadaki ajandasına bir not düşerken araya girdi: "İstatistiki olarak Pelin ve Gökhan’ın iddiasının ilk iki saat içinde patlama olasılığı yüzde doksan dört. Bahisleri açıyorum."
Melis, siyah kemik gözlüklerinin arkasından ikiliye süzerek baktı. Asi ve şık ceketinin kollarını sıvayıp kahvesini yudumladı. "Onur’a katılıyorum. Hatta ben süre bile veriyorum: İki saat fazla, öğlen yürüyüşünde ilk kriz kopar."
Enes, hacimli koyu saçlarını geriye atıp masaya iki elle yaslandı. Siyah tişörtünün içinde grubun lideri edasıyla sırıtarak, "İki taraf da sesini kessin," dedi. "Çünkü kahvaltıdan sonra doğa yürüyüşüne çıkıyoruz. Ersin, harita sende mi?"
Ersin, açık renk dalgalı saçlarının arasından masadakilere bakıp elindeki dergiyi kenara bıraktı. Siyah spor üstünün içinde son derece rahat bir tavırla, "Harita bende Enes," dedi sakin sesiyle. "Ama doğa yürüyüşü derken patikayı kastediyorsan, Pelin’in o şık ayakkabılarıyla yürüyüşümüz tam bir komediye dönüşecek."
Buse, gri rahat eşofmanının içinde heyecanla ellerini çırptı. Sevimli bir tebessümle, "Ayy ben bayılırım yürüyüşe! Ormanda harika fotoğraflar çekeriz Enes, telefonunu hazır et!" dedi.
Pelin, Gökhan’a meydan okuyan bir bakış fırlatarak ayağa kalktı. "Benim ayakkabılarıma kurban ol Ersin. Gökhan, iddia başladı. Şimdiden cüzdanını hazırlasan iyi edersin."
Gökhan sadece gülümsedi ve gözlüğünü düzelterek çayından bir yudum daha aldı. Sofradaki herkes, birazdan çıkılacak doğa yürüyüşünün bu iddia için tam bir felaket alanı olacağını çok iyi biliyordu.