19. bölüm · AŞİNA

Bölüm 17 Part 2( Sadece seviyorum seni)

Aybüke Şahin

Bölüm 17
Gölge’nin Gözünden – Part 2
~bölüm şarkısı : pera: gökyüzüm 🎶🎶

Baba karşımdan çekilip sakince yerine oturdu.Öfke kontrolü konusunda benden daha iyiydi.“Ben, Ömer’e de Gölge’ye de aynı şeyi söyledim; kızımı koru dedim. Sen ne yaptın? Koca bir hiç.”
İşte bu büyük haksızlıktı.Tamam, bu operasyonda geç kalmıştım ama ben bütün ömrümü zaten buna adamıştım.“Ben Aşina’yı kendimden bile koruyorum. Bana haksızlık ediyorsun.”
Baba masasına iyice yaslandı. İmalı bakışlarını üzerime dikti.“O yüzden mi öptün kızı?”
Biliyordu.Hiç bozuntuya vermeden karşısındaki koltuğa yayıldım.
“Sevdiğim kadın ölümden döndü. Yaşama sebebim ellerimin arasından kayıp gidiyordu. Bu kadarına hakkım var.”Baba bacak bacak üstüne attı.Bakışlarını üzerimden çekmiyordu.“Hakkın yok, Gölge.”Sesi bu kez daha sakindi.“Biz ondan ailesini çaldık. Ben bunu babası olarak yaptım. Sen de aile bildiği adam olarak yaptın. Gerçeği öğrendiği an zaten yıkılacak. Bir de aşkın ihanetine mi uğrasın istiyorsun?”
Sinirle ayağa kalkıp karşısına geçtim.“Bunu yapmak istemediğim için bu hâldeyiz!”Sesim odada yankılanmıştı.“Ve o sıçan suratlı Rus da tam bu boşluktan yararlanıyor. Zarar verecek ona.”Masaya doğru eğildim.“Max hakkında biraz araştırma yaptım. Adamın Rusya’da iki yıldır birlikte olduğu bir sevgilisi var.”Baba gözlerini kapattı.Yumruğunu sıktığını gördüm.“Aşina’dan ne gibi bir çıkarı olabilir ki?”Allah’ım… Bu adam beni anlamamak için direniyordu.“Eğer Aşina’nın öz kızın olduğunu öğrendilerse çok çıkarı olur.”
Baba tekrar koltuğuna yaslandı.Yüzünde düşünceli bir ifade vardı.
“Bunu bizden başka kimse bilmiyor.”Kısa bir duraksadı.
“Hem sen araştırmayı onun gerçek kimliğini öğrendikten sonra yaptın. Max ise gerçek kimliğini açığa çıkarma pahasına Aşina’yı kurtardı. Mantıklı gelmiyor.”Sinirle masaya yürüdüm.Tam karşısında durdum.“Peki, babacığım… Kimliğini neden gizledi? Onu da düşündün mü?”
Tam o sırada kapı kırılacakmış gibi açıldı.Başımı çevirdiğimde Aşina’yı gördüm.Öfke dolu gözlerle bana bakıyordu.Ne olduğunu anlamama fırsat kalmadan yüzüme sert bir tokat indi.Canım yanmamıştı.Ama kalbim…Kalbim paramparça olmuştu.Belli etmeden Baba’ya baktım.Bu işi bitirmemi…Aşina’yı kendimden uzaklaştırmamı istediğini biliyordum.Söz vermiştim.Hayatımda verdiğim en ağır sözdü.Aşina’nın sesi titriyordu.“Bana ait ne varsa çalıyorsun, Gölge… Bunu biliyor, yine de sana güveniyorum. Bana da yazıklar olsun.”Gözlerindeki hayal kırıklığını görebiliyordum.O kırıklar kalbime tek tek saplanıyordu.Yine de geri adım atamazdım.“Sen de bana ait olanı çaldın.”Yutkundum.“Sendeki beni aldın.”Özür dilerim sevgilim…Kalbinin bana ait olduğunu biliyorum.Çok özür dilerim…“Ben senin için ölmeye hazırdım. Kollarında son nefesimi verdiğimi düşünürken bunu lütuf saydım.”Yapma, Aşina…Benim için zaten ölüm gibisin.Sen de öldürme beni…“Sonra da sildin attın.”Sil beni…Böylesi senin için daha iyi.“Korkağın tekisin! Ben sana geldim, Gölge… Ben sana geldim. Kaçmayı sen seçtin.”
Gözlerim istemsizce Baba’ya kaydı.Başka seçeneğim yoktu.Onu korumak zorundaydım.Bu, Gölge olduğum gün Baba’dan aldığım ilk görevdi.Eğer gerçek kimliği ortaya çıkarsa iki gün bile yaşatmazlardı.Annesinin kaderini yaşamasına engel olmaya çalışıyordum.Ama bu kadar yalanın içinde ona nasıl “Sevgilimsin.” diyebilirdim?Yapamazdım.Pencere rüzgârın etkisiyle sertçe çarptı.Başımı tekrar Aşina’ya çevirdim.Ayakları kesiklerle doluydu.Artık onu dinleyemiyordum.Kafamın içinde dönen tek şey, onu korumaya çalışırken yine incittiğimdi.Max’in kollarında odadan çıkarken…Ölmek istedim.Kafama sıkmak istedim.Dediği gibi…“Onu Max’in kollarına biz attık.”Baba uzun süre hiçbir şey söylemedi.Öz kızının ayağına cam batmıştı.Kollarında bir hainle odadan çıkmıştı.Ve o sadece izlemişti.Odadan çıkmaya yeltendiğim sırada sesi beni durdurdu
.“Max gerçekten hain olsa bile, onun ihaneti Aşina’nın canını seninki kadar yakmaz.” Derin bir sessizlik oldu.“Bırak istediği oyunu oynasın.”Yüzüne baktım.Nasıl bu kadar sakin kalabiliyordu?“Ve sen…”Sesi bu kez daha sertti.“Sana dediğim gibi, senden nefret etmesi için elinden geleni yapacaksın.”Yumruğumu sıktım.“Onu korumak için…”Kısa bir duraksadı.“İhanetinle sarsılmasın diye.”Bir şey söylemedim.Söyleyemezdim.Kapıyı sertçe çarpıp çıktım.Ayaklarım beni istemsizce Aşina’nın dairesine götürüyordu.Az önce gördüğüm görüntüyü beynimden atamıyordum.Sevdiğim kadın…Başka bir adamın kollarındaydı.Aşina’nın odasının bulunduğu kata çıktığımda Max tam odadan çıkıyordu.Kaşlarım çatıldı.
Bu kadar saat bu adamın bu odada ne işi vardı? Koridorda beni görünce duraksadı.Sonra alaycı bir ifadeyle gülümsedi.“Kimleri görüyorum…”Başını hafifçe eğdi.“Utanma duygunu aramaya mı çıktın?” İnternetten öğrendiğim bütün öfke kontrol yöntemlerini tek tek denedim.Hiçbiri işe yaramıyordu.Bu çocuğun ağzını burnunu kırmak istiyordum.“Ne halt ediyordun bu saatte kızın odasında?”
Omuzlarını silkti.Yüzünde sinir bozucu bir gülümseme belirdi.“Bunu asla bilemeyeceksin.”Günah benden gitmişti.Yakasına yapıştığım gibi duvara fırlattım.
“Seni öyle bir döveceğim ki çocukluğuna dönüp en baştan yetişeceksin.”O da yakama yapışıp beni kendine doğru çekti.Hiç düşünmeden alnımı alnına geçirdim.Sertçe.“Aşina’nın ayaklarını cam kesti.”Gözlerini benden ayırmadan konuşmaya devam etti.“Ben sadece pansuman yaptım.”Derin bir nefes alıp geri verdim.
Aşina’yı ona ben itiyordum. Bundan nefret ediyordum.“Silkelen git!”Elimi yakasından çektim.“Pansumanı ben yaparım.”Üstünü düzeltti.Üzerindeki kırışıklıkları eliyle giderdikten sonra yüzüme baktı.“Hiçbir yere gitmiyorum.”Ayarlarımı bozuyordu.Söz konusu Aşina olunca pisleşmekten çekinmezdim.Dudaklarım alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı.“Rusya’daki hamile kız arkadaşın, Aşina’nın peşinde bu kadar döndüğünü biliyor mu?”İşte…Aradığım ifade buydu.Gözlerinin içinde bir anlığına korku belirdi.Hemen toparlandı.Yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirdi.Ben ise gözlerini hiç bırakmadan konuştum.“En değerlimi incitirsen…”Bir adım daha yaklaştım.“En değerlini yok ederim.”
Max uzun uzun yüzüme baktı.Sonra elindeki pansuman malzemelerini bana uzattı.Dudaklarının kenarında anlam veremediğim bir gülümseme vardı.“Bu da benden sana son kıyak.”Hiçbir şey söylemeden yanımdan geçti.Uzun koridorda ağır adımlarla uzaklaşırken arkasından baktım.Bu adamın yapabileceklerinin sınırı yoktu.Anlatmaya çalışıyordum.Ama kimse beni dinlemiyordu.Göz göre göre Aşina’yı onun kollarına itmek zoruma gidiyordu.Derin bir nefes aldıktan sonra kapıyı araladım.Odaya girdiğimde Aşina uyuyordu.
“Tıpkı bir melek gibi uyuyor.” demek isterdim.Ama her zamanki gibi horluyordu.
İstemsizce gülümsedim.
Yine de…
Bana dünyanın en güzel görüntüsü gibi geliyordu.Gözlerim ayaklarına kaydı.Kanaması yeniden başlamıştı.Sessizce pansumanını yeniledim.Tam ayağa kalkacakken üzerime batikon döküldüğünü fark ettim.Üzerimdeki tişörtü çıkarıp yere attım.Karşısına geçip onu izlemeye başladım.Onu sessizce seyretmeyi…O kadar özlemişim ki.Tam o sırada gözlerini açtı.Öfkeyle doğruldu.“Senin burada ne işin var, adi herif? Defol git buradan!”
İşte…
Yine nefretle bakıyordu bana.Oysa ben, gözlerinde sevginin en küçük kırıntısını görebilmek için dünyayı yerinden oynatmaya hazırdım.Max’e bu kadar kolay güvenmesi canımı yakıyordu.“Max’i mi tercih ederdin?”Kaşlarını çattı.
“Pisleşme Gölge! O adam, senin açtığın yaraları iyileştirmekten başka bir şey yapmadı.”
Yine…
Beni o itle kıyaslıyordu.Bunu hak etmiyordum.Ben bütün ömrümü ona adamıştım.Sesim istemsizce sertleşti.“Seni son kez uyarıyorum. Durduğun yeri iyi seç.”Bir adım daha yaklaştım.“Bizi yok etme.”
Lütfen beni seç…
Ben bütün zorlukların üstesinden gelmeye hazırım.Aşina acı acı gülümsedi.
“Haklıydın.”
Başını önüne eğdi.
“Liderliğe uygun değildim.”Gözleri tekrar gözlerimi buldu.“Haklıydın. Duygularımla hareket ettim.”Sesi titriyordu.“Ama bunun bedelini, canımı ortaya koyduğum adamın ben hasta yatağındayken liderliğimi, benliğimi… Her şeyimi çalmasına izin vererek ödedim.”
Hâlâ derdi liderlikti…Ölümden döndün be kızım.Şu adamdan bir kurtulalım…Al bütün liderlikler senin olsun.
“Artık doğru yerde duruyorum.”Derin bir nefes aldı.“Biraz da sen bedel öde.”İşte…Beni değil, onu seçmişti.Benden vazgeçmişti.Yutkundum.Boğazımdaki düğüm büyüyordu.“Seçimini yaptın, Aşina.”Birkaç adımda yanına yaklaştım.Gözlerinin içine baktım.Canımı yakan tek şey oydu.“Onun yanında durdun.”Sesim ilk kez bu kadar sakindi.“Beni karşına almayı sen seçtin.”Bir adım geri çekildim.Kalbim yerinden sökülüyordu.Ama bunu ona gösteremezdim.“Artık Gölgen değilim…”Kapıya yöneldim.Son kez durup arkamı döndüm.“Arkanı kolla, Aşina.”Kapıyı sertçe kapatıp çıktım.
Daha koridorun sonuna bile gelmeden pişman olmuştum.Hayır…Buna izin veremezdim.Her ne olursa olsun Aşina’yı Max’e itmeyecektim.
Savaşacaktım.
Telefonumu çıkarıp Ateş’e kısa bir mesaj attım.“Aşina bir süre size emanet. Onu koru… Sonra bana geri getir.”
Mesajı gönderdikten sonra doğruca Baba’nın odasına çıktım.Kapıyı hışımla açıp içeri girdim.Beni görünce şaşırmıştı.Hiç beklemeden konuştum.
“Aşina’yı kendi yöntemlerimle koruyacağım.”
Bir adım daha attım.“Onu Max’in kucağına atmayacağım.”Baba ayağa kalktı.Karşıma geçti.
“Ben de Sevgi için aynı şeyi dedim.”Sesinde yılların yorgunluğu vardı.“Bak… Şimdi toprağın altında.”Yutkundu.“Ben de öz kızımı uzaktan izlemekle yetiniyorum.”
Bir süre birbirimize sessizce baktık.Sonra başımı iki yana salladım.“Ben sen değilim.”Sözler ağzımdan kendiliğinden döküldü.“Aşina’nın aynı kaderi yaşamasına asla izin vermem.”
İlk defa…
Onu gerçekten incittiğimi görebiliyordum.Ama geri adım atamazdım.Çocukken Aşina’yı sevdiğimi ilk ona söylemiştim.Sonra da ömrüm boyunca susmak zorunda kalmıştım.Artık susmayacaktım.“Aşina ve ben liderlik koltuğuna birlikte oturacağız.”
Kararlıydım.
“Onu ekipten çekmeyeceksin.”Kapıya yöneldim.“Bunu yaparsan Max’in ekmeğine yağ sürmüş oluruz.”Kapıyı açtım.Tam çıkacakken durdum.Arkamı dönmeden konuştum.“Toplantıda görüşürüz, Baba.”
Kapı arkamdan kapandı.Artık kartlar yeniden dağıtılıyordu.Yıktığımı toplayacaktım.Ve bana ait olanı geri alacaktım.
(Yazar notu: Gölgem üzümlü kekim 🥹🥹yorumlarda buluşalım)