15. bölüm · AŞİNA

Bölüm 14 ( Muhtemelen Aşk)

Aybüke Şahin

“Sevgi şüphesiz huzurlu bir haldir. Eğer belirsizliğe sürüklendiysen, hiç sevilmemişsindir demektir.”
Bölüm 14 (Muhtemelen Aşk)
Aşina:
Gözlerimi açtığımda Max yanı başımda uyuyordu.Gerçek adının İvan olduğunu yeni öğrenmiştim. Bana bunu söyleyecek kadar güvenmesi, istemeden de olsa hoşuma gitmişti. En yakınım bile bana güvenmezken, sürekli bir şeylerden kaçarken… Beni öptükten sonra bile beni belirsizliğin içine bırakıp bahanelerin arkasına saklanırken; daha yeni tanıdığım birinin beni olduğum gibi kabul etmesi, bana güvenmesi kalbimde huzursuzluğa karışmış bir mutluluk bırakıyordu.“Uyandın mı?”Max gözlerini açmış bana bakıyordu. Yorgun görünüyordu ama yüzündeki o iç ısıtan gülümseme hâlâ yerindeydi.“Yok, uyuyorum. Sen şu an rüyadasın.”Max, başucumda duran ateş ölçeri alıp ateşimi kontrol etti.“Bu kötü esprini ateşine yormak istedim ama maalesef ateşin normal.”İkimiz de kıkırdamaya başladık.Onun yanı netti. Huzurluydu. Belirsizliğe yer yoktu.Kapının aniden açılmasıyla ikimiz de oraya döndük.Gelen Direnç’ti.Max’i başucumda görünce tek kaşını kaldırdı ve o imalı sırıtışlarından birini yaptı.“Hayır, yapma. Lütfen yapma.”“Sabaha kadar Aşina’nın başında beklemen ne güzel. Doktor olduğun için sana gönül rahatlığıyla emanet edebildik.”Max’in gülümsemesi büyüdü.“Aslında doktor kimliğim gizli bir bilgi. Bilinmemesi gerekiyordu. Bazı özel durumlar var. Ama Aşina’yı öyle görünce bir köşede duramazdım. Bu bilgi ekip arasında kalırsa sevinirim.”“Merak etme enişte, sırrın bizde güvende.”Yanaklarımın ısındığını hissettim.Enişte mi?“Enişte mi? Max benim adım sanırım. Karıştırdın.”Direnç pis bir sırıtışla devam etti.“Orası hiç belli olmaz.”Keşke yer yarılsaydı da içine girseydim.“Neyse, ben çifte kumruları yalnız bırakayım. İşlerim var zaten.”Odadan çıktığında sonunda rahat bir nefes aldım.Max bana döndü.“Çifte kumru ne demek? Türkçem iyidir ama bu kızı anlamak gerçekten güç.”“İyi ortak olduğumuzu söyledi. Uyumlu yani.”Saçmaladığımın farkındaydım.Ama cevabım hoşuna gitmişti.“Biz en iyi çifte kumrularız değil mi?”Utançtan yüzüm yanarken belli belirsiz gülümsedim.“Evet. Kesinlikle öyle.”
Tam aramızdaki o sıcaklık büyürken gelen telefonla yüz hatları değişti.Ne olduğunu anlayamadan odadan çıktı.Arkasından bakakaldım.
Max:
Her şey bir anda olmuştu.Amacımdan sapmıştım.Aşina hesapta yoktu.Onu ilk gördüğümde gözlerindeki kırgınlık dikkatimi çekmişti. Sonra o var olma çabasını fark ettim.Ve bir anda kendimi onu izlerken buldum.Ölümün kıyısına geldiğinde ne gizliliğe ettiğim yeminin ne de planların bir önemi kalmıştı.Tanrım… İki günlük bir kız için aldığım bu riske değer miydi?Telefonu açtığımda patronun sert sesi kulaklarımı doldurdu.“Ne halt ediyorsun İvan?”“Ne yapmışım patron?”Sesinden ayağa kalkıp sinirle odada dolaştığını anlayabiliyordum.Aşina için başarılı geçen operasyonda ben çuvallamıştım.“Depoyu patlatmak nereden çıktı? Mallar Türklerde kalmış. Böyle anlaşmadık İvan. Seni oraya sokmak için neler göze aldık farkında mısın?”Sessiz kaldım.“En çok da sen.”Biliyordum.Dört yıldır verdiğimiz mücadele kolay değildi. Baba dedikleri adamın gözüne girmek için ne bedeller ödediğimizi biliyordum.Bazen bile bile kendi ayağımıza sıkmıştık.Dostlarımızın canını almıştık.Her şeyi biliyordum.“Biliyorum patron. Bu hikâyede en çok ben bedel ödedim. Hatırlatmama gerek yok sanırım.”Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.“Max…”Sesi ilk defa bu kadar yorgundu.“Bana hatırlatma. Kendin hatırla oğlum. Hayatını kurtardığın o kız, hayatını almasın.”Telefon kapandığında olduğum yerde kaldım.Anlamıyordu.Onun gözleri hesapta yoktu.Güçlü durmaya çalışırken taşıdığı yalnızlık hesapta yoktu.İnsan ister istemez el uzatmak istiyordu.Onu anlıyordum.Çünkü o yalnızlığı benden daha iyi kimse bilemezdi.“Bedel ödediğin hikâye neyse dinlemek isterim Rus çocuk.”Başımı çevirdiğimde Gölge’yi gördüm.Gözleri öfkeyle yanıyordu.İlk günden beri benden hoşlanmadığını biliyordum.Sırları vardı.Benim de vardı.“Herkesin bedel ödediği bir hikâyesi vardır Türk. Kafanı fazla yorma.”Uzun beyaz koridorda sadece ikimiz vardık.“Bu fikir sarmadı beni. Kafamı biraz yorunca fark ettim ki benim öyle bedel ödeyeceğim gizli bir hikâyem hiç olmadı.”Küçümseyerek baktım.Araştırmamı yapmıştım.Her şeyi biliyordum.“Emin misin?”Bir anda yakama yapışıp beni kendine çekti.Elinden kurtulup yakamı düzelttim.“Ne demeye çalışıyorsun?”Her zamanki gülümsememle karşılık verdim.“Yapma Gölge. Sen bunu zaten biliyorsun.”Uzun bir bakışmanın ardından toparlandı.“Emin ol. Hiçbir fikrim yok.”Bu kez ona ben yaklaştım.Kulağına eğildim.“Yazık… Yanağındaki kızarıklığa bakılırsa yediğin tokadın izi bile geçmemiş.”İlk defa gözlerinde korkuyu gördüm.Beni buna o zorlamıştı.Önüme çıkmayı bırakmalıydı.Aşina’nın odasına ilerlediğimde peşimden geldiğini biliyordum.Kapıyı açtığımda gülümsedim
.“Naber çifte kumrum?”
Bir anda ensemi yakalayan elle ne olduğunu anlayamadım.Koridorda açıkça tehdit ettiğimde bile böyle tepki vermemişti.Aşina’nın gözlerinde yine panik vardı.Bu kızı bu hâle getirmesinden bıkmıştım.Elinden kurtulup ona döndüğüm anda yumrukla geriye savruldum.Aşina’nın çığlığı odada yankılandı.İşte şimdi yediğim yumruk için değil…Ameliyattan yeni çıkmış bir kızı korkuttuğu için bedel ödeyecekti.