31. bölüm · Anlaşmalı Evlilik

31

İpoli İpoli

1 Eylül
İpek banyoda, elindeki teste bakıyordu.
İki çizgi.
Parmakları hafifçe titredi.
Bir elini karnına götürdü.
— Gerçekten...
Dudaklarından çıkan fısıltıyı kendisi bile zor duydu.
Gözleri dolarken yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
Sonra aklına tarih geldi.
1 Eylül.
İpek'in gülümsemesi bir anlığına durdu.
Bugün...
Bir sene önce yaptıkları anlaşmaya göre bugün boşanma davasını açacaklardı.
Bugün, kâğıt üzerindeki evliliklerinin son günü olacaktı.
Toprak'la yollarını ayıracaklardı.
İpek testteki iki çizgiye tekrar baktı.
Ne garip...
Bir sene önce bugün birbirimizden ayrılmayı planlıyorduk.
Şimdi ise içimde onun bir parçasını taşıyorum.
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Hemen sildi.
Boşanmak için başlayan bu evlilik...
Nasıl oldu da benim en gerçek şeyim haline geldi?
Dışarıdan Toprak'ın sesi geldi.
— İpek? İyi misin?
İpek hızla testi avucunun içine sakladı.
— İyiyim.
— Emin misin?
İpek aynadaki yansımasına baktı.
Karnına yeniden dokundu.
Bugün boşanma davası açacaktık.
Ama ben bugün sana hayatımızın bambaşka bir başlangıcını söylemek istiyorum.
Kapının kolu hareket etti.
İpek hemen testi çekmecesine koydu.
Toprak kapıyı aralayıp içeri baktı.
— Neden bu kadar uzun kaldın?
İpek ona baktı.
Altı ay önce aynı adamdan gitmesi gerekiyordu.
Şimdi ise ona bakarken tek düşündüğü şey, bu haberi nasıl vereceğiydi.
Gülümsedi.
— Öyle... Biraz dalmışım.
Toprak yanına gelip alnına bir öpücük bıraktı.
— Kahvaltı hazır.
İpek gözlerini kapatıp o öpücüğü hissetti.
İçinden tek bir cümle geçti:
Bugün boşanmamız gerekiyordu, Toprak.
Ama bugün artık üç kişilik bir hayatımızın ilk günü.
Akşam olduğunda Toprak eve geldiğinde evin ışıkları loştu.
Yemek masası özenle hazırlanmıştı. Masanın üzerinde iki kişilik yemek, mumlar ve küçük bir çiçek vardı.
Toprak kapıda durup şaşkınlıkla etrafa baktı.
— İpek?
İpek salondan çıktı.
Üzerinde sade ama şık bir elbise vardı.
Toprak gülümsedi.
— Bugün bizim evlilik yıl dönümümüz diye mi yaptın bunları?
İpek sadece gülümsedi.
— Otur.
Toprak masaya oturdu ama gözlerini İpek'ten ayırmadı.
— Sabah da bir gariptin, şimdi de böyle bir masa hazırlamışsın. Kesin bir şey var.
İpek karşısına oturdu.
— Yemek yiyelim.
Yemek boyunca Toprak birkaç kez ona baktı. İpek ise sürekli gülümsüyordu.
Yemekten sonra Toprak cebinden küçük bir kutu çıkardı.
İpek'in gözleri büyüdü.
— Bu ne?
Toprak kutuyu ona uzattı.
— Yıl dönümümüz.
İpek kutuyu açtı.
İçinden zarif bir kolye çıktı.
İpek'in gözleri doldu.
— Toprak...
Toprak kolyeyi eline aldı.
— Takayım.
İpek arkasını döndü. Toprak kolyeyi boynuna taktı.
Sonra İpek'e sarılıp yanağına bir öpücük bıraktı.
— İyi ki o gün evlenmişiz.
İpek'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
Toprak hemen fark etti.
— Ağlıyor musun?
İpek başını iki yana salladı.
— Mutluluktan.
Toprak gülümsedi.
— Ben de mutluyum.
İpek birkaç saniye sustu.
Sonra elini Toprak'ın elinin üzerine koydu.
— Sana benim de bir hediyem var.
Toprak merakla baktı.
— Nerede?
İpek ayağa kalktı.
Çantasından küçük bir kutu çıkardı.
Toprak kutuyu görünce kaşlarını kaldırdı.
— Ne aldın bana?
İpek kutuyu açmadı.
Sadece Toprak'ın önüne bıraktı.
— Aç.
Toprak kutuyu açtı.
İçinden küçük bir bebek zıbını çıktı.
Toprak önce anlamadı.
Kaşları çatıldı.
Sonra İpek'in yüzüne baktı.
İpek'in gözleri doluydu.
— Toprak...
Toprak zıbına tekrar baktı.
— Bu...
İpek sessizce başını salladı.
— Hamileyim.
Toprak'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Birkaç saniye konuşamadı.
— Ne?
İpek gülümseyerek gözyaşlarını sildi.
— Bebeğimiz olacak.
Toprak olduğu yerde kaldı.
Sonra yavaşça ayağa kalktı.
— Gerçekten mi?
İpek başını salladı.
Toprak'ın gözleri doldu.
Bir anda İpek'e sarıldı.
Öyle sıkı sarıldı ki İpek gülerek:
— Yavaş...
dedi.
Toprak hemen geri çekildi ve ellerini İpek'in yüzüne koydu.
— Ben baba mı olacağım?
İpek gülümseyerek:
— Olacaksın.
dedi.
Toprak birkaç saniye sadece ona baktı.
Sonra dizlerinin üzerine çöktü ve İpek'in karnına ellerini koydu.
Henüz ortada belli olan hiçbir şey yoktu.
Ama Toprak'ın yüzündeki mutluluk her şeyi anlatıyordu.
— Seni de... bebeğimizi de çok seviyorum.
İpek saçlarını okşadı.
Toprak başını kaldırıp ona baktı.
— Bugün boşanma davası açacaktık.
İpek'in gözleri doldu.
Toprak gülümsedi.
— Şimdi ise aile oluyoruz.
İpek eğilip onu öptü.
O gece, bir zamanlar evliliklerinin biteceği gün olarak belirledikleri 1 Eylül, ikisinin hayatındaki en güzel başlangıca dönüştü.
İpek, Toprak'ın hâlâ karnına koyduğu ellerine baktı.
Toprak başını kaldırdığında yüzündeki mutluluk saklanamayacak kadar büyüktü.
İpek onu daha önce hiç böyle görmemişti.
Şaşkınlığı geçmiş, yerini tarifsiz bir heyecan almıştı.
Toprak gülerek başını iki yana salladı.
— Baba olacağım...
Sonra İpek'e baktı.
— Gerçekten baba olacağım.
İpek'in gözleri doldu.
Toprak bir anda ayağa kalkıp onu kollarının arasına aldı.
— Çok mutluyum İpek. Hem de anlatamayacağım kadar.
İpek onun göğsüne yaslandı.
Toprak saçlarını öptü, sonra tekrar karnına baktı.
— Burada gerçekten bizim bebeğimiz mi var?
İpek gülümseyerek başını salladı.
Toprak'ın gözleri yeniden doldu.
İpek o an anladı.
Toprak sadece habere sevinmemişti.
Onunla kurduğu hayatın gerçekten devam edeceğini bilmek, onu bambaşka bir mutluluğa sürüklemişti.
İpek elini Toprak'ın yanağına koydu.
— Seni böyle görmek çok güzel.
Toprak gülümsedi.
— Çünkü ilk defa her şey olması gerektiği gibi.
İpek ona sarıldı.
Bir zamanlar bitirmek için tarih koydukları evlilikleri, şimdi yepyeni bir hayatın başlangıcı olmuştu.