17. bölüm · Anlaşmalı Evlilik
17
Fotoğraf çekiminin ardından araçlar nikâh salonunun önünde durdu.
Salon çoktan dolmuştu.
Bir tarafta İpek'in annesi Sude ve babası Serkan, diğer tarafta Toprak'ın annesi Zuhal ve babası Ender oturuyordu.
Hazal ve Hazar da en ön sıralardaydı.
Kapılar açıldığında salondaki konuşmalar bir anda kesildi.
İpek içeri girdi.
Balık model gelinliği ışıkların altında parlıyor, uzun duvağı arkasından zarifçe ilerliyordu.
Toprak onu gördüğü anda ayağa kalktı.
İpek yürüdükçe gözlerini ondan ayıramadı.
Hazal, Hazar'a eğilip fısıldadı:
“Yine bakıyor.”
Hazar gülümseyerek,
“Bence bugün başka hiçbir şey göremiyor.”
dedi.
İpek Toprak'ın yanına geldiğinde ikisi birkaç saniye birbirlerine baktılar.
Toprak elini uzattı.
İpek elini onun elinin üzerine bıraktı.
Nikâh memuru önlerindeki dosyayı açtı.
“Toprak Karan, İpek Ahenk'i eş olarak kabul ediyor musunuz?”
Toprak gözlerini İpek'ten ayırmadan cevap verdi.
“Evet.”
Salon alkışlarla doldu.
Sıra İpek'e geldi.
“İpek Ahenk, Toprak Karan'ı eş olarak kabul ediyor musunuz?”
İpek önce Toprak'a baktı.
Sonra gülümseyerek,
“Evet.”
dedi.
Bu kez alkışlar daha da yükseldi.
Zuhal'in gözleri dolarken Sude kızına gururla bakıyordu.
Nikâh memuru resmi işlemleri tamamladıktan sonra,
“Artık evlisiniz.”
dedi.
İpek'in yüzünde büyük bir gülümseme oluştu.
Toprak elini sıktı.
Fotoğrafçı hemen önlerine geçti.
“Biraz daha yaklaşın.”
İpek Toprak'ın yanına sokuldu.
İlk fotoğraf çekildi.
Sonra aileler sahneye çağrıldı.
Önce iki aile yan yana durdu.
Flaşlar arka arkaya patladı.
Sude ile Zuhal kızlarının ve oğullarının yanında gururla poz verdi.
Serkan ile Ender tokalaşırken fotoğrafçı,
“Biraz daha yakın, harika!”
diye seslendi.
Ardından arkadaşları geldi.
Hazal İpek'in yanına geçip ona sarıldı.
Hazar da Toprak'ın omzuna elini attı.
“Artık kaçış yok kardeşim.”
Toprak güldü.
İpek kahkaha attı.
Fotoğrafçı tam o anda deklanşöre bastı.
Sonra sadece Toprak ve İpek kaldı.
“Birbirinize bakın.”
İpek Toprak'a döndü.
Toprak zaten ona bakıyordu.
İpek gülümseyerek,
“Yine mi?”
diye fısıldadı.
Toprak'ın cevabı çok sessizdi.
“Bugün bakmaya doyamıyorum.”
Flaş patladı.
O karede İpek gülümsüyordu.
Toprak ise yalnızca ona bakıyordu.
Fotoğrafçı kameranın arkasından,
“İşte bu kare çok güzel oldu.”
dedi.
İpek başını Toprak'ın omzuna hafifçe yasladı.
Salondaki herkes alkışlarken ikisi bir süre öylece kaldı.
26 Ağustos artık yalnızca bir nikâh tarihi değildi.
İpek ve Toprak'ın resmen karı koca olduğu gündü.
Ailelerden uzakta oturmuşlae soğuk sularını içerlerken İpek Gülerek konuştu.
"seni seneye 25 ağustos da mahkemeye verip tam 26 sında boşamaz mıyım"
Toprak dumura uğradı. Ardından kendini toplamaya çalıştı.
"olmaz bir eylül de olacak"
"benim soy adım bugün değişti ama"
Toprak bu anlaşmanın can sıkıcı Bi hale geleceğini anlamıştı.
Sonra İpek telefonunu alıp kamerasını açtı. Toprağı da ekrana aldı.
"poz ver"
Oturdukları yerde ipeğin kucağında su ve aile cüzdanı toprak da gülümseyerek ipeğe bakıyordu. İpek direk instagramına eklemişti.
Nikâh salonundan çıktıklarında kalabalık biraz önden ilerledi. Aileler fotoğraf çektirmek için diğer tarafa geçmiş, Hazal ile Hazar da onları bekliyordu.
Toprak birkaç adım geride kaldı.
İpek'in az önce söylediği cümle hâlâ zihninde dönüp duruyordu.
“Seneye 25 Ağustos'ta mahkemeye verip tam 26'sında boşamaz mıyım?”
Normalde böyle bir cümleye güler geçerdi.
Ama geçememişti.
Çünkü ilk kez, İpek'in gerçekten hayatından çıkabileceği ihtimali ona bu kadar ağır gelmişti.
Toprak başını eğip derin bir nefes aldı.
Son aylarda olanları düşündü.
İpek'in ofisine gelişi…
Birlikte seçtikleri eşyalar…
Boş eve ilk girdikleri gün onun her şeye kayıtsız kalmaya çalışması…
Defilede herkes ona bakarken duyduğu anlamsız huzursuzluk…
Gelinliği içinde karşısında durduğu an…
Bugün nikâh masasında söylediği o tek kelime:
“Evet.”
Ve şimdi…
İpek birkaç metre ileride, arkadaşlarıyla konuşup gülüyordu.
Toprak gözlerini ondan ayıramadı.
İçinden bir cümle yükseldi.
Önce kabul etmek istemedi.
Sonra kendisine yalan söylemenin artık hiçbir anlamı olmadığını fark etti.
Ben onu kıskanıyorum.
Bir an durdu.
Onun gitme ihtimali beni korkutuyor.
Dudaklarını birbirine bastırdı.
Ve sonunda, ilk kez bunu açıkça kendisine söyledi.
“Ben İpek'e âşık oldum.”
Cümle zihninde yankılandı.
Toprak gözlerini kapatıp kısa bir nefes verdi.
Bu kadar basit miydi?
Bunca zamandır “alışkanlık”, “çekim”, “koruma isteği”, “evlilik” diyerek kendisinden sakladığı şey aslında buydu.
İpek'in gülüşünü başkasıyla paylaşmasına neden tahammül edemediğini artık biliyordu.
Onu gördüğünde neden istemsizce durup baktığını…
Neden evin içinde onun seçtiği küçücük bir eşyanın bile kendisine iyi geldiğini…
Neden bugün, İpek bir gün sonra bile boşanabileceklerinden bahsettiğinde içinin sıkıştığını…
Hepsinin cevabı aynıydı.
Toprak gözlerini açtı.
İpek tam o sırada dönüp ona baktı.
— “Toprak, geliyor musun?”
Toprak birkaç saniye cevap veremedi.
Sonra kendini toparladı.
— “Geliyorum.”
İpek beklemeden yürümeye devam etti.
Toprak arkasından baktı.
Sonra kendi kendine, bu kez daha sakin ama çok daha kesin bir sesle söyledi:
— “Ben bu kadını kaybetmek istemiyorum.”
Ve ilk defa, yaptığı evliliğin bir anlaşmadan çok daha fazlasına dönüştüğünü kabul etti.
