2. bölüm · Anlaşmalı Evlilik
2
Toprak salona girdiğinde annesinin yanında babasını da gördü.
İkisinin de yüzünde alışılmadık bir ciddiyet vardı.
Toprak ceketini çıkarıp koltuğun üzerine bıraktı.
“Ne oldu?”
Babası eliyle karşısındaki koltuğu gösterdi.
“Otur.”
Toprak oturdu.
Annesi bir süre sessiz kaldıktan sonra söze girdi.
“Artık seninle bir şey konuşmamız gerekiyor.”
“Dinliyorum.”
“Evlilik.”
Toprak'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Ne evliliği?”
Babası sakin bir sesle konuştu.
“Senin yaşın geldi. İşin gücün yerinde. Artık kendi aileni kurmanın zamanı.”
Toprak başını iki yana salladı.
“Ben evlenmek istemiyorum.”
Annesi hemen itiraz etti.
“Kimse sana yarın evleneceksin demiyor.”
“Öyleyse neden konuşuyoruz?”
Babası kısa bir sessizlikten sonra söyledi:
“Çünkü uygun gördüğümüz biri var.”
Toprak arkasına yaslandı.
“Benim için mi?”
“Evet.”
Toprak güldü.
“Baba, benim hayatımı bana sormadan planlamayın.”
“Tanımadığın için böyle konuşuyorsun.”
“Tanımak da istemiyorum.”
Annesi derin bir nefes aldı.
“En azından bir kez görüş.”
Toprak cevap vermedi.
Bir süre düşündü.
Sonunda ayağa kalktı.
“Hayır. Ben bu işe girmeyeceğim.”
İpek'in evinde de benzer bir konuşma yaşanıyordu.
Babası karşısına oturmuş, annesi yanında sessizce onları izliyordu.
“İpek, seninle önemli bir konu konuşacağız.”
İpek çantasını koltuğa bıraktı.
“Dinliyorum.”
“Evlilik.”
İpek'in kaşları havaya kalktı.
“Evlilik mi?”
Annesi gülümsemeye çalıştı.
“Evet.”
“Ben daha ne ara evlenecek yaşa geldim?”
Babası ciddi bir ifadeyle cevap verdi.
“Artık geldin.”
İpek başını iki yana salladı.
“Ben evlenmek istemiyorum.”
“Daha kimi söyleyeceğimizi bile bilmiyorsun.”
“Kim olduğu önemli değil baba. Ben istemiyorum.”
Babası bir süre kızına baktı.
“Peki ya seni zorlamazsak?”
İpek şüpheyle baktı.
“Ne demek o?”
“Önce tanışırsınız. Sonra karar verirsiniz.”
İpek derin bir nefes aldı.
“Benim hayatımda şu an evlilik diye bir şey yok.”
Annesi sessizce ekledi:
“Belki de düşündüğün gibi değildir.”
İpek cevap vermedi.
O gece iki evde de aynı konu konuşuldu.
İki insan da aynı şeyi söylüyordu:
Evlilik istemiyorum.
Fakat aileleri geri adım atmadı.
Birkaç gün sonra Toprak yeniden İpek'in ofisine geldi.
Bu kez dava için değil.
Kapının önünde durup sekretere baktı.
“İpek Hanım müsait mi?”
Sekreter başını salladı.
“Evet, buyurun.”
Toprak içeri girdiğinde İpek dosyadan başını kaldırdı.
“Bir sorun mu oldu?”
“Hayır.”
Toprak elindeki dosyayı masaya bıraktı.
“Dava için birkaç belge daha getirdim.”
İpek dosyayı aldı.
“Teşekkür ederim.”
Toprak sandalyesine oturdu.
İpek belgeleri incelerken Toprak'ın telefonu çaldı.
Ekranda yine annesinin adı vardı.
Aramayı reddetti.
İpek bunu fark etse de bir şey söylemedi.
Toprak birkaç saniye sonra kendi kendine mırıldandı:
“Bıktım şu evlilik meselesinden.”
İpek'in eli durdu.
Başını kaldırdı.
“Evlilik mi?”
Toprak şaşırarak ona baktı.
“Evet.”
İpek birkaç saniye sustu.
“Benim ailem de aynı şeyi yapıyor.”
İkisi ilk kez ortak bir noktada buluşmuştu.
Toprak hafifçe güldü.
“Demek yalnız değilmişim.”
İpek de istemsizce gülümsedi.
“Kesinlikle değilsiniz.”
Ve o anda ikisinin de aklına aynı fikir gelmedi.
Henüz.
Ama çok yakında gelecekti.
Çünkü ailelerinin ısrarından kurtulmanın en kolay yolu, evlenmiş gibi yapmak değil… gerçekten evlenmekti.
Sadece bir şartla:
Bu evlilik tamamen anlaşmalı olacaktı.
İki aile, cumartesi akşamı şehrin en sakin restoranlarından birinde buluşmak üzere sözleşmişti.
İpek, annesinin ısrarıyla hazırlanmıştı.
“Anne, neden bu kadar özeniyorum? Alt tarafı akşam yemeği.”
Annesi elindeki küpeleri uzattı.
“Çünkü önemli bir akşam.”
“Ben hâlâ neyin önemli olduğunu anlamadım.”
“Anlarsın.”
İpek daha fazla soru sormadı.
Aynı saatlerde Toprak da ailesiyle restorana doğru gidiyordu.
“Baba, hâlâ neden geldiğimizi bilmiyorum.”
Babası direksiyondan gözlerini ayırmadan cevap verdi.
“Bu akşam öğreneceksin.”
Toprak şüpheyle başını salladı.
“Umarım yine evlilik konuşması değildir.”
Babası gülümsedi.
“Belki.”
“Ben evlenmeyeceğim.”
“Sen önce bir dinle.”
Restoranda iki aile karşılıklı masalara oturdu.
İpek içeri girdiğinde önce kendi ailesinin yanına ilerledi. Ardından karşı taraftaki aileyi fark etti.
Fakat Toprak henüz masada değildi.
Birkaç dakika sonra restoranın kapısı açıldı.
Toprak içeri girdi.
İpek başını kaldırdı.
Toprak da aynı anda ona doğru baktı.
İkisi bir an duraksadı.
Sonra Toprak'ın yüzünde şaşkın bir ifade oluştu.
“Sen…”
İpek de şaşkınlıkla ayağa kalktı.
“Sen avukatın…”
İki aile aynı anda birbirlerine baktı.
Toprak'ın babası gülümseyerek ayağa kalktı.
“Demek tanışıyorsunuz.”
İpek şaşkınlıkla babasına döndü.
“Tanışıyoruz ama…”
Toprak sözünü tamamladı.
“Davama bakıyor.”
İpek'in annesi şaşkınlıkla kızına baktı.
“Senin bahsettiğin mimar bu muydu?”
Toprak'ın annesi de oğluna döndü.
“Senin avukatın İpek mi?”
İpek ile Toprak birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar.
Sonra aynı anda ailelerine döndüler.
“Bir dakika…”
Toprak'ın babası kahkahayla güldü.
“Demek kader sizden önce tanışmış.”
İpek'in babası da memnuniyetle başını salladı.
“Biz de zaten tam olarak bunu konuşmak için buradayız.”
İpek'in yüzündeki şaşkınlık yerini endişeye bıraktı.
Toprak ise sandalyesine otururken derin bir nefes aldı.
Artık ikisi de bu akşamın sıradan bir aile yemeği olmadığını anlamıştı.
Masaya yemekler gelmeden önce ailelerin asıl konusu ortaya çıktı:
İpek ve Toprak'ın evliliği.
