23. bölüm · Anlaşmalı Evlilik

23

İpoli İpoli

İpek mutfakta akşama yemek yapmış bir yandan yemeği karıştırıyor bir yandan da tezgahın üstünü topluyordu.
Toprak mutfağın kapısına dayanmış ne zaman aşık olduğunu bilmediği kadını izliyordu.
Aralarındaki sessizliği bozdu.
"tatlı yapcam vişneli kek mi muhallebi mi"
İkisi de toprağın en sevdiği tatlılardı. Toprak anlamıştı. Kendisi için yapacağını.
"Sen ben seviyorum diye mi"
İpek güldü.
"anlam yükleme yapacağım dedim"
Toprak yüzündeki gülümseme ile konuştu.
"vişneli kek"
İpek arkasını döndü.
'benim için yapıyorsun "
İpek toprağın kendisine kullandığı cümleyi söyledi.
" Ben seninle gerçek bir hayat kurmayı bırak, seni hayatımda isteyecek kadar bile aptal değilim."
Toprak kendisinden çıkan bu sözleri kulakları duyunca ağırlığı altında ezildi. İpek de ezilmişti belli ki. Dile getiriyordu.
İpeğin gözleri dolu dolu olmuştu. Hemen yüzünü sakladı.
Toprak Bi şey demek istedi ama diyemedi.
kapının zili çaldığında İpek mutfakta kahvesini hazırlıyordu.
Toprak kapıyı açtı.
Karşısında elinde kocaman, gösterişli bir çiçek buketiyle kurye vardı.
— İpek Hanım için.
Toprak’ın kaşları hafifçe çatıldı.
— Kim gönderdi?
Kurye kartı uzattı.
— Kartta isim yok. Sadece “Güzel gözlerine...” yazıyor.
Toprak’ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Ne?
Kurye şaşkın şaşkın karta baktı.
— Böyle yazıyor.
Toprak buketi aldı.
— Tamam.
Kapıyı kapattıktan sonra çiçeklere birkaç saniye sessizce baktı.
İpek mutfaktan çıktı.
— Kimdi?
Toprak cevap vermeden buketi ona uzattı.
— Sana gelmiş.
İpek’in gözleri büyüdü.
— Bana mı?
— Evet.
İpek buketi alırken üzerindeki karta baktı.
“Güzel gözlerine...”
Dudaklarının kenarı istemsizce kıvrıldı.
— Kim göndermiş?
Toprak omuzlarını kaldırdı.
— Bilmiyorum.
— Kartta isim yok mu?
— Yok.
İpek çiçekleri kokladı.
Toprak’ın bakışları ise çiçeklerde değil, İpek’in yüzündeydi.
— Dün evlendik.
İpek başını kaldırdı.
— Evet?
Toprak’ın sesi bu kez daha sert çıktı.
— Daha dün evlendik ve bugün sana isimsiz çiçek geliyor.
İpek şaşırdı.
— Eee?
— Eeesi... kim olduğunu merak ediyorum.
İpek hafifçe gülümsedi.
— Kıskandın mı?
Toprak birkaç saniye sustu.
Sonra çiçeklerden birini alıp karta baktı.
— Kıskanmadım.
— Öyle görünmüyor.
— Sadece kim olduğunu merak ediyorum.
İpek ona bakarken gözlerinde belli belirsiz bir eğlence oluştu.
— Belki hayranımdır.
Toprak’ın çenesi gerildi.
— Hayranıysa da biraz geç kalmış.
İpek’in gülümsemesi büyüdü.
— Neden?
Toprak bu kez doğrudan gözlerinin içine baktı.
— Çünkü artık bir kocam var.
İpek’in kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.
Toprak söylediği cümlenin etkisini fark etmiş olacak ki hemen arkasını döndü.
— Neyse. Kahvaltı yapacağım.
İpek elindeki çiçeklerle olduğu yerde kaldı.
Yüzündeki gülümsemeyi saklayamıyordu.
Toprak gerçekten kıskanmıştı.
Ve nedense...
Bu, İpek’in hoşuna gitmişti.
O sırada telefonuna mesaj geldi.
Burak: Çiçekler ulaştı mı?
İpek ekrana bakıp kahkahayı bastı.
Toprak hemen döndü.
— Ne oldu?
İpek telefonu arkasına sakladı.
— Hiç.
— Kim mesaj attı?
İpek gülümseyerek başını salladı.
— Sana söylemem.
Toprak’ın kaşları yeniden çatıldı.
— İpek.
— Efendim?
— O çiçeği gönderen kim?
İpek kahkahasını tutmaya çalışarak çiçekleri masanın üzerine bıraktı.
— Söylemem.
Toprak ona birkaç saniye baktı.
İpek ise ilk kez onun kıskançlığını izlemekten bu kadar keyif alıyordu.
Ve içinden geçen tek şey şuydu:
Demek gerçekten önemsiyorsun...
Toprak birkaç saniye İpek’e baktı.
Sonra dayanamadı.
— Kimden?
İpek çiçekleri eline aldı.
— Söylemem.
Toprak peşinden mutfağa geldi.
— İpek, kimden geldi?
— Bilmem.
— Az önce mesaj geldi sana.
— Geldi.
— Kimden?
İpek vazoyu dolaptan çıkarırken gülümsedi.
— Merak etme.
Toprak ellerini cebine soktu.
— Merak etmiyorum.
İpek ona dönüp kaşını kaldırdı.
— Beş dakikadır aynı şeyi soruyorsun.
— Çünkü cevap vermiyorsun.
— Vermeyeceğim.
Toprak biraz daha yaklaştı.
— Kimden?
İpek çiçeklerin saplarını kesmeye başladı.
— Yakışıklı birinden.
Toprak’ın yüzü bir anda düştü.
— Ne?
İpek sanki çok normal bir şey söylüyormuş gibi çiçekleri vazoya yerleştirdi.
— Yakışıklı birinden. Onu bilsen yeter.
— Kim o?
— Söylemem.
— İpek.
— Toprak.
— Gerçekten kim?
İpek çiçekleri tek tek vazoya dizerken gülmemek için dudaklarını ısırdı.
Toprak’ın kıskançlığı artık saklanamayacak hâle gelmişti.
— Benden yakışıklı mı?
İpek durdu.
Sonra yavaşça ona baktı.
Gözlerinde muzip bir parıltı vardı.
— Bilmiyorum.
Toprak’ın kaşları çatıldı.
— Nasıl bilmiyorsun?
— Daha dikkatli bakmam lazım.
Toprak birkaç saniye sustu.
İpek kahkahayı tutamadı.
— Şaka yapıyorum.
Ama Toprak hâlâ ciddi görünüyordu.
— Ben şaka yapmıyorum.
İpek’in gülümsemesi yavaşça silindi.
Toprak bir adım daha yaklaştı.
— Dün evlendik seninle. Bugün biri sana çiçek gönderiyor, üstüne de kim olduğunu söylemiyorsun.
İpek başını hafifçe eğdi.
— Kıskanıyorsun.
Toprak cevap vermedi.
İpek onun suskunluğunu cevap olarak kabul etti.
Vazonun son çiçeğini de yerleştirdi.
— Güzel oldu.
Toprak çiçeklere baktı, sonra yeniden İpek’e döndü.
— Ben hâlâ kimden geldiğini bilmiyorum.
İpek vazoyu masanın ortasına koydu.
— Bilmen gerekmiyor.
— Ama ben merak ediyorum.
İpek ona doğru eğilip alçak sesle konuştu:
— Merak etmeye devam et o zaman.
Sonra arkasını dönüp mutfaktan çıktı.
Toprak ise olduğu yerde kalıp vazodaki çiçeklere baktı.
İçinden tek bir şey geçiyordu:
Yakışıklıymış... Bir de kim olduğunu söylemiyor.
İpek ise koridora çıkar çıkmaz gülümsemeye başladı.
Çünkü ilk kez Toprak’ın onu kıskanması, ona düşündüğünden çok daha fazla hoşuna gitmişti.
İpek geri dönüp konuştu.
"madde 5 kıskançlık yok"
Kıkırdıyordu.
"kıskanmıyorum İpek. Sadece dün evlendin ilişki de yasak demiştik"
İpek sert çıkan sesiyle konuştu.
'anlaşmalı veya değil. Şuan seninle birlikte olduğumu cümle alem biliyor. Ben öyle bir insan değilim ayrıca hayatımdan sen çıkmadan kimseyi almam'
Mutfağa ilerlerken bağırdı.
"buraktan mesaj atan da oydu. Çiçekler geldi mi diye ha peşine de ismimi yazmadım enişte yanlış anlamadı dimi diyor"
Toprak ipeği bir kez daha kırmıştı.