22. bölüm · Anlaşmalı Evlilik

22

İpoli İpoli

Düğün bitmiş eve gelmişlerdi. İpek kısa gelinliğinin içinde kendini yorgunlukla koltuğa bıraktı. Toprak da yanına.
"karnım aç toprak"
Toprak da onu onayladı.
"Sen üstünü değiştir dışarıdan söylerim"
İpek onayladı.
"toprak kızlar bunu bağladı ben açamam ama"
Toprak sırtındaki kurdeleyi çözmüş arkasını dönmüştü. İpek hızla evdeki odaya adımını atmış kapıyı da kapatmıştı.
İpek saçını makyajını temizlemiş duşa girmişti. Üzerine normal bir pjama takımı geçirmiş salona geçmişti. Toprak da aynısını yapmış salonda bekliyordu.
Kapı çaldığında yemeklerini aldılar. Yemek yerken Toprak ipeğe kaçamak bakış atıyor İpek yorgunluktan ölüyordu. Anlaşma da ayrı yatak yazıyordu ama evde tek yatak olduğu için beraber uyuyorlardı. İpek aralarına yastık koymuştu.
Toprak sağ tarafına baktığınde ne zaman aşık olduğunu bilmediği kadının uyumasını izledi.
Sabah güneşi, mutfağın geniş camlarından içeri süzülürken ev henüz sessizdi.
İpek, gece doğru düzgün uyuyamamıştı.
Yeni ev.
Yeni hayat.
Ve en kötüsü...
Kocası.
Toprak.
Yatağın diğer tarafına baktığında boş olduğunu gördü. Birkaç saniye öylece tavana baktıktan sonra yataktan kalktı. Üzerine ince, rahat bir sabahlık geçirip mutfağa indi.
Mutfak beklediğinden daha güzeldi.
Toprak'ın mimar olduğunu belli eden sade ama şık çizgiler vardı her yerde. Ahşap tezgâh, büyük pencereler, açık renk dolaplar...
İpek tezgâha yaslanıp mutfağı süzdü.
"En azından zevki var."
Tam o sırada arkasından bir ses geldi.
"Benim hakkımda ilk güzel cümleni duymak için bir gün bile beklememişim."
İpek irkildi.
Toprak kapının yanında durmuş, üzerinde gri bir tişört ve eşofmanla ona bakıyordu.
"Dinliyor muydun?"
"Hayır."
"Az önce söyledim."
"Ben de duydum."
İpek gözlerini devirdi.
"Her şeyi böyle mi yapacaksın?"
Toprak kaşlarını kaldırdı.
"Nasıl?"
"Sinir bozucu."
Toprak gülümsedi.
"Alışacaksın."
"Alışmayı düşünmüyorum."
Aralarında kısa bir sessizlik oldu.
İpek buzdolabını açtı.
"Ben kahvaltı hazırlayacağım."
Toprak mutfağa doğru yürüdü.
"Ben de yardım edeyim."
"Sen mi?"
"Şaşırdın."
"Biraz."
Toprak dolaptan tabakları çıkarmaya başladı.
"Sonuçta iki kişilik evlilik yaptık."
İpek elindeki domatesi keserken bir an durdu.
"İki kişilik evlilik değil."
Toprak'ın eli havada kaldı.
İpek devam etti.
"Anlaşmalı evlilik."
Toprak sessizce tabağı tezgâha bıraktı.
"Farkındayım."
"Umarım."
Toprak ona baktı.
"Unutacağımı mı düşünüyorsun?"
İpek bıçağı bıraktı.
"Ben sadece sınırlarımızı baştan bilmemiz gerektiğini düşünüyorum."
"Bil."
"Bu evlilik bir anlaşma."
"Evet."
"Belirli bir süre sonra bitecek."
Toprak'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Devam et."
"Birbirimizden hiçbir şey beklemeyeceğiz."
Toprak birkaç saniye İpek'e baktı.
"Sen benden hiçbir şey beklemiyorsun."
"Hayır."
"Ben de senden istemeyeceğim."
İpek başını salladı.
"İyi."
Toprak arkasını dönüp ekmekleri tabağa koydu.
"Başka?"
İpek kaşlarını çattı.
"Başka ne?"
"Kuralların."
İpek düşünmeden sıralamaya başladı.
"Özel hayatımıza karışmayacağız."
Toprak başını salladı.
"Tamam."
"Birbirimizi ailelerimizin yanında küçük düşürmeyeceğiz."
"Tamam."
"Bu evliliği gerçek bir evlilik gibi yaşamaya çalışmayacağız."
Toprak'ın eli bir an durdu.
Sonra sakin bir sesle sordu:
"Yani kahvaltı bile yapmayalım mı?"
İpek şaşkınlıkla ona baktı.
"Ne alakası var?"
"Birlikte kahvaltı yapmak fazla evli işi olabilir."
İpek istemeden güldü.
Ama hemen yüzünü toparladı.
"Dalga geçme."
"Geçmiyorum."
Toprak peynir tabağını masaya bıraktı.
"Sen domatesleri kes. Ben çayı koyayım."
"Emir mi veriyorsun?"
"Hayır."
"Öyle söyledin."
"İpek."
"Ne?"
"İlk günümüz."
İpek sustu.
Toprak çaydanlığı eline aldı.
"İlk günümüzü kavga ederek geçirmek istemiyorum."
İpek birkaç saniye ona baktı.
Sonra sessizce yeniden domatesleri kesmeye başladı.
"Ben de istemiyorum."
Toprak hafifçe gülümsedi.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sadece mutfaktaki küçük sesler duyuluyordu.
Bıçağın tahtaya vuruşu...
Çaydanlığın su sesi...
Tabakların birbirine değmesi...
Derken İpek, farkında olmadan elini uzatıp masadaki zeytin tabağını Toprak'a doğru itti.
"Sen zeytin seviyorsun."
Toprak ona baktı.
"Hatırladın mı?"
İpek omuz silkti.
"Geçen gün yemekte görmüştüm."
Toprak hiçbir şey söylemedi.
Ama gözlerindeki ifade değişmişti.
İpek bunu fark etmeden sandalyesine oturdu.
Toprak da karşısına geçti.
İki fincan çay koydu.
İpek fincanı eline aldı.
"Bir şeyi unutma."
Toprak bakışlarını ona çevirdi.
"Ne?"
"Bu evlilik anlaşmalı."
Toprak birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra çayından bir yudum aldı.
"Unutmam."
İpek rahatlamış gibi başını eğdi.
Toprak ise gözlerini ondan kaçırdı.
Çünkü söylemediği bir şey vardı.
Bu evlilik onun için bir anlaşmadan çoktan çıkmıştı.
Ama İpek'in bunu bilmesine daha çok vardı.
Şimdilik karşısında oturup onunla aynı kahvaltıyı yapmak bile Toprak için yeterince güzeldi.
İpek ise bunun yalnızca bir kahvaltı olduğunu sanıyordu.