3. bölüm / 9
ANKA KUŞU küllerinden doğanYIKILIŞ
Bölümler 9Şu an: YIKILIŞ
3.Bölüm
YIKILIŞ
Ceren kurt
Sevkiyat için depoya gelmiştim, tüm mafya liderleri tırların önünde dizilmiş beni bekliyorlardı yavaş adımlarla yürümeye başladım topuklu ayakabım taş zeminde tak diye ses çıkarıyordu. Mafya liderlerinin önüne kadar gelip durdum, aynı sakinlikle yüzümü dönüp karşımdaki mafya liderlerine baktım gözüm en sonda duran reşatta taklı kaldı eminimki burdaki herkes reşattan rahatsızdı ama yapabilecegim birşey yoktu kuzey kendisi gelemeyince babasını göndermişti. gözlerimi reşattan çekip tırların ordaki adamlarıma dönüp kafamla işaret verdğimde adamlar eşyaları tırlara doldurmaya başlamıştı sakince nefes alıp verdim.
''Hepinizin malları tırlara dolup size ait olan depolara gidicek.'' Dedim düz bir sesle. Depoda kimse konuşmuyordum kafamı hafifce eğince mafya liderleri hızla kendi tırlarının başına giderken reşata kaydı gözlerim tır şöförüne çıkış kapısını gösterip birşeyler anlatıyordu, ellerini harita gibi kullanıyordu.
Tır şöförü göz ucuyla bana bakıp tekrar reşata dönüp reşat ne dediyse onayladı. Sinirle reşata bakıyordum bu beyin yoksulu yine ne çeviriyordu? Kafamı çevirince okan dışarıya bakıpReşat tırın yolcu koltuguna oturdu bana bakıp gülünce rahatsız olumuştum tır şöförü, tırın dorsesini kapatıp hızla direksiyona oturunca kaşlarım çatıldı tıra yükler ne ara yüklenmişti? Tır depodan çıkınca arkamı dönüp elimle aliye yanıma gelmesi için işaret yaptım. Ali elindeki çayı bırakıp hızla yanıma gelince komple aliye döndüm.
''Reşatın yüklerini ben gelmedenmi doldurdunz?'' Sordugum soruyla ali bana uzun uzun baktı.
''Sen gelene kadar kimse birşey yapmadı..'' bir an duraksıyıp kapıya döndü ''Harbiden bu neden çıktı?'' dediğinde kaşlarım çatıldı.
''Bir şey yapıcak.'' Dememle bir patlama duyulması bir oldu yer sallanırken, bir patlama daha olunca depo alev almaya başladı herkes bir yana savrulmuştu deponun içinde bağrışlar duyuluyordu bunu reşat yapmıştı ama neden?. Kapının yanında duran okan ve mark zorla dişarı çıktıklarında kafamı çevirip duvar baktım savruldugumda kafamı çok sert vurmuştum anlımdan süzülen kan çeneme kadar ulaştıgında ayaga kalkıcak halim yoktu.
Ayagım çok agriyordu büyük ihtimalle burkmuştum. Kafamı kaldırmamla deponun bir kez daha patladı bu sefer o kadar büyük bir patlamaydıkı altımdaki zemin kırıldı ve aşagı düştüm sırtım sertçe tuglalara çarpınca acı dolu haykırışım depoda yankılandı duvardan ayrılıp üstüme doğru gelen tuğladan kurtulmak için dönmeye çalıştım ama taşların arasında sıkışmıştım tuğla sertçe kafama düştügünde zar zor nefes alabildim dışardan alinin ve diğer mafya liderlerinin korumalarının sesi gelirken ben bir yıkımın ortasında kalmıştım..
Acıyla hareket edince ayagımın altındaki tuğla ayagımı dahada sıkıştırdı, benim yerimde başka birisi olsa bilinci şuana kadar kapanırdı. Zar zor nefes alıp vermeye başladım kafamı güçlükle çevirince babamı gördüm.. O ateşin içinde tüm vicudum buz kesmişti hareket etmeye çalışınca ayagımın altındami bir taş bileğime saplandı zar zor yutkunup kuruyan dudaklarımı dilimle ıslatıp babama baktım, büyük ihtimalle halisilasyon görüyordum ama o kadar gerçekti ki..
''Baba..'' Dediğmde babam gülümseyerek beni izledi. İçim sıkışıyordu nefes alamıyordum.
''Minik kuşum..'' Dediğinde gerçekten buz gibi olmuştu tenim, babamı sesi o kadar gür çıkmıştı ki, sanki yanımdaymış gibi.. Gözlerim kapanmaya başlayınca babam' da kaybolmaya başladı. ''Baba..'' Diye fıdıldadığımda sesimi ben bile duyamamıştım gözlerim kapanırken helenin haykırışlarını duydum. Gözlerimi ne kadar açık tutmaya çalışsamda çok kan kaybetmiştim ve boynumda'da derin bir çizik olmuştu..
Gözlerim kapanırken yüzüme vuran el feneri beni rahatsız etsede gözümü açamadım. Gözlerim kapalı olsada dışardan gelen sesleri duyabiliyordum, kafamı çevirip gözlerimi çok zor bir şekilde açınca deponun alev topu gibi yandığını gördüm yüzüme vuran ateşle kafamı çevirdim vicudum yanıyordu.. Gözlerimden akan yaşları durduramıyordum bunu abul edemesemde korkuyordum!
Elimi çekmemle canımın yanması bir oldu, haykırışım depoda yankılandı canım çok yanıyordu kafamı çevirince tekrardan babamla göz göze geldik.
''Canım çok acıyor baba..'' Sesim o kadar titriyorduki gözümden akan yaşlar ateşten kuruyordu. babam bana baktı,
''Biliyorum minik kuşum canın yanıyor..'' Babamın sesi o kadar uzaktan geliyordu ki. yüzüme vuran ateş canımı daha çok yakıyordu..
''Bana kızma baba, ama ben dayanamıyorum..'' Nefesim kesilince göz kapaklarım ağırlaştı. ''Özür dilerim baba.'' Gözlerim kapanınca ateş hala vicudumu yakıyorken bir anda kendimi rizede babanemin çiçek bahçesinde buldum.
GEÇMİŞ.
Babanemin bahçesinde çiçeklerin ortasına oturmuş poz veriyordum babam'da elindeki fotograf makinesiyle beni çekiyordu, pembe güllerden birisini koparıp koklayarak poz verdim. Rüzgar esince saçlarım uçuşmuştu, Babam fotoğraf makinesini indirip gülüsiyerek fotoğraflara baktı.
''Çok güzel oldu minik kuşum.'' Hızla ayaga kalkıp çiçeklere basmamaya çalışarak babamın yanına gittim çiçeklerinde canı vardı asla bir çiçegi koparmazdım ama daha demin kopartmıştım çünkü ciçeğin kökü kurumuştuben koparmasaydım zaten babanem kopartıcaktı , Babam diz çöküp bana fotoğrafı gösterince gözlerim kocaman açıldı. Fotoğrafta güneş yüzüme vurdugu için çok güzel çıkmıştı, Saçlarım geriye doğru uçuyordu elbisemde uçuşuyordu. Gözlerim parlarken gülümseyip babamın boynuna sarılıp yanagına kocaman bir öpücük kondurdum.
Babam gülümsiyerek belimden tutupbana sarıldı, babama sarılırken gözlerim biranda gözlerim babamın arkasındaki salıncagı görünce gözlerimin içi parlamıştı babamdan hızla uzaklaşıp koşarak salıncaga oturdum. Gülümsiyerek babama baktım.
''Baba burdada fotoğrafımı çekermisin!'' Bbam ayağa kalkıp fotoğraf makinesini kaldırıp beni çekince gülümsiyerek babama baktım. Ayaga kalkıp koşarak babamın yanına gittim. Babam tekrardan eğilip bana fotoğrafı gösterince gülümsedim bu hayatta ki en şanslı çocuk olabilirdim. Babamla çok iyi anlaşıyorduk ve bu çok güzeldi, Tabii annem için aynı şeyi söyliyemezdim annem zaten pek yanımıza gelmezdi..
Bir anda görüntüler kararmaya başlayınca öksürmeye başladım o güzel anımdan beni uyandırmışlardı , gözlerimi yavaşca açınca başımda duran helenle göz göze geldik helen sağlık ekiplerine bir şeyler söylüyordu ama sesler hala çok uzaktı. Kafamı çevirince gazetecileri ve haber kanallarını gördüm. Kameralar bana dönünce kafamı tekrar çevirince helen eğilip saçımı düzeltti.
''Şimdi seni uyutucağım tamam mı?'' Zorla başımı salladığımda kolumu tutup iğne yaptıklarında acıyla yüzümü buruşturdum. Vicudumdaki acılar kendini belli etmeye başlamıştı, hızla sedyemi sürüklediler siyah porsche durdu onun arkasından BMW durdu porsche' den kuzey inince şaşırmıştım hızlı adımlarla yanıma geliyordu bir eliyle karnını tutuyordu bmw'den gurur indi oda hızla bana doğru gelmeye başladı. İkiside başıma gelince helen sakince konuştu,
''Lütfen hemen hastaneye gitmeliyiz.'' dediğinde kuzey ve gurur durmuştu, Gözlerim kuzeye değince bana çaresizce baktığını gördüm. Bir şey demek için dudaklarımı araladım ama sesim çıkmadı, gözlerim yavaşca kapanmaya başladığında beni boş olan bir ambulansa koydular. Burnuma gelen ilaç kokusuyla gözlerim kapandı ilaç etkisini beklediğimdende hızlı göstermişti..
..........................................................
Gözlerimi açınca kendimi bir ormanın içinde bulmuştum. Kovayla dökülüyormuş gibi yağmur yağıyordu hafifce doğrulup ayaga kalktım. Güneş yeni batmaya başlıyordu yavaş adımlarla yürümeye başladım. Ne kadar yürüsemde heryer aynıydı pantolonum yerdeki çamurlara sürünürken ses çıkartıyordu. Her adımda ayagımdaki topuklu ayakkabı ayagıma vurmaya başlayınca diz çöküp topuklu ayakkabımın tokasını açıp çıkarttım. Ayakabımı elime alıp öyle yürümeye başladım, yol boyu etrafıma baktım ama heryer aynıydı..
Orman o kadar büyüktü ki ne kadar yürüsemde yol bitmiyordu. Sağ tarafa doğru dönüp yavaş adımlarla yürümeye devam ettim ben yürüdükçe agaçlar daha da çoğalıyordu. kafamı aldırıp gök yüzüne bakınca uçuşan kuşları gördüm hangi türden oldukları pek anlaşılmıyordu. Tekrar önüme dönüp yürümeye başladım, Sol tarafa dönünce donup kaldım.
Daha demin göyüzündeuçan kuşlardan birisi karşımdakı çocukluk halimin omzuna kondu. Şimdi dikkatlice bakınca fark etmiştim bu kuş Anka kuşuydu. Çocukluk halim kafasını kaldırıp bana bakınca yutkunamadım bile.. Elinde kanlar içinde olan anka kuşlu kolyyeyi görünce elim boynuma gitti. Bir zamanlar elimde kanlar içinde tutuğum kolye şu an boynumda duruyordu..
Karşımda ki kişi benim çocukluğumdu, ama bana yabancı geliyordu çünkü o tüm duygularını kapatmış bir kız çocuğuydu, ben ise duygularımı dışa vuran bir kızdım. Daha dikkatli bakınca ağladıgını fark ettim. Dur bir saniye, ağlıyordu.. Yavaş adımlarla ona yaklaşınca omzundaki anka kuşu havalandı ve kuyruğundan düşen tüy yere tam ortamıza düştü. Kız kafasını kaldırıp bana baktı ''Babamı öldüren adamla aynı masaya oturdun!'' Diye bağırınca nefes dahi alamadım. ''Babamın kanını yerde bıraktın!'' Sinirle bir adım atınca sanki bileğime zincir bağlanmıştı yürüyemiyordum.
''Ben Babamızın intikamını almak için oturdum o koltuga bir şey bilmeden konuşma!''
''O senin baban değil.'' Dediği söz tokat gibi yüzüme çarpmıştı. ''Babamın kızı duygularını sakları! Ama sen duygularını saklayamıyorsun bile!'' Hızlı hızlı nefes alırken donup kalmıştım geçmişimle yüzleşiyordum resmen. ''Beni kapalı bir kutu yaptın! Herkesten uzak durdum senin yüzünden. çocukluğumu bile yaşayamadım!
Dudaklarımı zar zor araladım ''Ben..'' Konuşmak zordu çünkü dediği herşey doğruydu. Kendi çocukluğumu kendi ellerimle mahvetmiştim.
''Sen duygularımın katilisin!'' Diye haykırınca kafamı kaldırıp karşımdaki kıza baktım ağlayarak bana bakıyordu, bana kızmakta haklıydı çünkü ben çocuklğumun katiliydim. Sadece babam beni sesvsin diye kendimi gömmüştm.. Karşımdaki küçük ceren bana baktı sonra avcunu açıp anka kuşunu yere attı.Boynumdaki kolye kopunca buz kestim, hızla diz çöküp koyeyi elime aldım. kafamı kaldırınce minik anka bana baktı gözlerinden akan yaşlar durmuyordu.. Bana baktı uzun uzun, Hızla ayağa kalkıp arkamı dönüp yürümeeye başladım.
Daha demin ki yaşananları aklımdan silmeye çalışıyordum.Nefes almadan ağlıyordum durduruamıyordum kendimi.. Ormanın sonu bir uçurumda bitince durdum arkamdan ayak sesleri gelince yavaşca döndüm. Babam tam karşımda bana bakıyordu, Kalbinden kan akıyordu beyaz gömleği kanla kaplanmıştı. Yavaşca bana yaklaşınca daha çok ağlamaya başladım. ''Seni çok özledim baba!'' Babam buz gibi gözlerle bana bakıyordu ''Baba..?'' Bana bakmaya devam ederken omzumu tuttunca korkuyla babama baktım arkam da uçurum vardı.
''Düşmanınla aynı masaya oturdun ceren.'' Babam bana minik kuşum demek yerine adımı söylemişti. Adımı tiksinerek söylemişti..
Babam bendenmi tiksiniyordu?
Hızla kafamı iki yana salladım babam benden tiksinmezdi.. ''Baba bir dinle..'' Dememle babamın kaşları hızla çatılmıştı omuzlarımı dahada sıkınca acıyla yüzümü buruşturdum. Babam sanki beni görmüyordu gözleri açıktı ama kalbi kapalı...
''İhanet ettin ceren.'' Konuşmak için agzımı araladım ama konuşamadım. ''İhanet ettin kızım. Ve ben asla seni affetmiyeceğim hakkım helal değl sana!'' Buz kesmiştim ben babamın ahıyla yaşayamazdım.. Babm omuzlarımı koparmak istercesine sıkıyordu ''Sana verdiğim bunca emeğe yazıklar olsun!'' Diye bağrınca kafamı eydim. Hızlı hızlı nefes almaya başlamıştım babam bana hakkını helal etmiyordu. Şu an karşıma birisi geçip anlimin ortasından vursa canım bu kadar yanmazdı. Kafamı kaldırınca babamın suratı değişmişti dahada sertleşmişti.
''Baba?'' Sesim o kadar çaresizce çıkmıştı ki, ''Baba yalvarırım bir dinle!'' Gözümden yaşlar akarken babam bana bakmaya devam etti.
''Seni asla affetmiyeceğim ceren.'' Babama bakarken tam bir şey demek için ağızımı aralamıştımki baba beni sertçe itince arkaya doğru savruldum ve evet babam beni uçurumdan aşağı itmişti.. Haykırışım ormanı doldururken bu yaşananların bir kabus olmasını diledim. SIrtım sertçe yere çarpınca agzımın kenarından kan akmaya başlamıştı. Hareket edemiyordum! Yavaşca sağa dogru kendimi çevirince babamla göz göze geldik elindeki silahı kaldırıp ateş edince vicudum kasıldı.Kalbimden yayılan acıyla nefesim kesildi..
"Hayır!" diye haykırarak gözlerimi açttım. Göğsüm deli gibi inip kalkıyordu. Nefes alamıyordum. Ellerim titriyordu. Boynumdaki kolyeye dokununca hâlâ yerinde olduğunu hissettim. Oda karanlıktı... ama babam yoktu. Hızla kafamı iki yana salladım ama gödrdüğüm kabus beni çok kötü etkilemişti.
Hızla ağızımdaki hava maskesini çıkarıp yere fırlattıktan sonra ayağa kalktım. Ayağa kalkmamla ayaklarımdan başıma gelen titremeyle sendelendim. Duvara tutunup kendime gelmek için nefes almaya çalıştım. Kapı açılınca kafamı çevirince hemşireyle göz göze geldim elinde ki tepsiyi hemen masaya bırakıp yanıma geldi. Hafifce kolumdan tutu.
''Ayağa kalkmamanız gerekiyor Ceren hanım, yatmalısınız.'' Dediğinde sert bakışlarım hemşireye dönmüştü sinirden zangır zangır titrerken hemşireyi sertçe ittim.
''Uzak dur benden'' Hemşire bir adım geriye sendeledi. Gözleri korkuyla açılmıştı ama yine de sesini yumuşatmaya çalıştı.
"Ceren Hanım... lütfen sakin olun."
"Sus!" diye bağırdım. Sesim odanın duvarlarında yankılanırken ellerim durmadan titriyordu. Gözümün önünden babamın beni uçurumdan ittiği an gitmiyordu. Kalbim sanki hâlâ kurşunun acısını hissediyordu.
"Nefes alamıyorum..." diye fısıldadım kendi kendime. Hemşire yavaşça bana yaklaşmak istedi.
"Dokunma bana!" diye haykırınca olduğu yerde durdu. Kapının dışından koşuşturma sesleri gelmeye başladı. Birkaç saniye sonra kapı yeniden açıldı. İçeri iki hemşireyle birlikte doktor girdi.
"Ceren Hanım, sizi sakinleştirmemiz gerekiyor."
"Beni rahat bırakın!" diye bağırırken elim masanın üzerindeki su bardağına çarptı. Bardak yere düşüp paramparça oldu. Kulağımı kapattım.
"Kesin sesleri... yeter..." Gözyaşlarım durmadan akıyordu. Dizlerimin bağı çözüldü. Yavaşça yere çökerken ellerimle başımı tuttum.
"Babam..." dedim hıçkırıklarımın arasında. "Babam bana hakkını helal etmedi..." Odada derin bir sessizlik oluştu. Doktor hemşirelere eliyle beklemelerini işaret etti. Kimse bana yaklaşmıyordu. Ben ise boşluğa bakıyordum. Sanki hâlâ o uçurumun dibindeydim. Sanki hâlâ babam tepemde durmuş bana buz gibi gözlerle bakıyordu. Birden kapının önünde ağır ayak sesleri yankılandı. Kapı hızlıca açılınca içeri helen girmişti. Hızla bana yaklaşıp tam önümde diz çöktü.
''Cerenim biraz sakinleşmen gerekiyor'' Adımdan nefret ediyordum çünkü babam iğrenerek benim ismimi söylemişti. Helen kolumu tutunca sertçe helenı itip ayağa kalktım hala belim ağrıyordu, başım dönüyordu.. Kafamı iki yana sallayıp kendime gelmeye çalışırken bir dokto hızla kolumu tutup iğne yapınca donup kaldım. Helen yavaşca ayağa kalktı gözlerimi helenin üstünden çekip kolumda ki iğneye baktım. Büyük ihtimalle bana sakinleştirici yapışlardı hafifce sendelenince helen hizla kolumdan tutup beni yatağa yatırdı. Saçımı hafifce düzeltip.
''Kendine gelmelisin cerenim sanana ihtiyacımız var..'' Sesi o kadar yumuşaktı ki gözlerim yavaşca kapanmaya başladı. Zorla gözlerimi araladım uyumak istemiyordum, tekrar aynı kabusu görmek istemiyordum.. Gözlerim kapanırken helen saçımı okşamıştı en son ''Sana çok ihtiyacımız var ceren.'' dediğini duymuştum sesler uzaklaşmaya başlayınca gözlerim tamamen kapanmıştı. İyileşmem ve kendime gelmem gerekiyordu..
...................................................
Deponun patlaması üzerinden iki hafta geçmişti. O gün orda olan çoğu mafya lideri iyileşmeye başlamıştı. Aralarında durumu en kötü olan bendim ama hepsinden önce ayaklanmış hem işimi yapıyordum hem de depoyu patlatan kişiyi arıyordum. Daha doğrusu depoyu patlatanın Reşat Bozkurt olduğunu biliyordum. Herşeyi bilmeme rağmen salak rolu oynayıp doğru zamanı bekliyordum. Kuzeyin kardeşi kanseri yenmişti ve bunun için kuzey bir sergi alanı tutmuştu ve nerdeyse tüm mafya liderlerini çağırmıştı. Düşman olmamıza rağmen beni davet etmişti ve ben cevap vermediğim her gün bana yazmıştı. Yani uzun lafın kısası burda kendi isteğimle durmuyordum.
Soğuk kahvemi yavaşca icerken sergide satılan eserlere bakıyordum. Kırmızı örtüyle kaplanmış bir tablo getirdiler ve yüksek bir yere koyup üstündeki kırmızı örtüyü kaldırdıklarında gözlerim kocaman açılmıştı. Tabloda bir deniz kıyısı çizilmişti o kadar güzeldi ki nefes bile alamamıştım.
Denizin dalgaları kıyılara vuruyor her tarafa sıçrıyordu. Güneş tüm parlaklığıyla denize vuruyordu ve gökyüzünde kuşlar uçuyordu.. Bu tablo o kadar güzeldi ki şu ana kadar beğenip hiçbirşey almamıştım ama kesinlikle bu tabloyu almalıydım. Sunucu adam tabloyu gösterdi.
''Bu güzel eserimizin yapımı üç ay sürmüştür. Ressamımız olya bu ressim uzerinde çok çalışmıştır. Başlangıç fiyatımız on milyon.'' Sunucunun sözü bittiği gibi herkes teklif vermeye başlamıştı.
''On milyon ikiyüz''
''On milyon dörtyüz''
Teklifler ard arda gelirken ben hala taboya bakıyordum. Tablo resmen beni çocukluguma götürmüştü.. Babamla beraber böyle biryere gitmiştik ve çok güzeldi o gün hem de babamın gururuydum. Depo patlamasından sonra gördüğüm kabus beni çok kötü etkilemişti. Başımı iki yana salladım hala teklif veriyorlardı yavaşca elimi kaldırınca herkes bana dönmüştü.
''on İki milyon beşyüz.'' Sanki mafya liderliğimi bıraıyormuşum gibi herkes bana dönünce ben sadece karşımda ki tabloya bakıyordum ne yanı on milyon olan tabloya on iki milyon teklif etmiştim. Kafamı kaldırım bana şok olup bakan mafya liderlerine baktım. on İki milyon teklif etmiştim ve bence gayet ideal bir paraydı. Satıcı bana bakarken.
''on iki milyon dörtyüz'e tabloyu satıyorum!'' Adam etrafına baktı ''Satıyorum!'' Birdaha etrafına bakıp tokmağı vurdu ''Sattım! Tablo iki milyon dörtyüze Ceren kurta satıldı.'' Tablo içeriye götürülürken yüzümde vatan gülümsemesi vardı. Yanıma birisi gelince hafifce döndüm.
Karşımdaki kişiyi tanımıyordum kaşım çatılmıştı. Arkasında iki tane koruma vardı. Gözlerim tekrar önümdeki adama döndü. Kumral saçları vardı, kahverengi gözleri. Kaşında bir çizik vardı belliki uzun süre önce kaşını yarmıştı. Önümdeki adam boğazını temizleyince gözlerim gözlerine değdi. Elini uzatıp.
''Merhaba ben Oğuz Sezen'' Kaşlarım istemsizce çatılmıştı kimdi lan bu? Uzattığı elini tutuğumda elimi sıkıca sarmıştı.
''Merhaba bende Ceren Kurt'' Oğuzu tekrar süzdüm ''Sen kimi oğlusun seni ilk defa gördüm.''
''Ben zeki sezenin oğlu.'' Yavaşca nefes aldığında elimi sonunda bırakmıştı öküz öyle bir sıkmıştı ki elimi canım acıyordu. ''Ailemizin etrafı düşman dolu olduğu için çoğu zaman toplantılara veya sevkiyatlara sağ kolum gelir.'' Kaşlarım iyice çatıldı bu sezenler kimdi ve neden bu kadar korumaları vardı?
''Anladım..'' Hayır hiç birşey anlamamıştım.'' peki oğuz o kadar düşmanı başınıza nasıl topladınız çok merak ediyorum'' Dediğimde bir iki dakika bana baktı sanki bilmemem gereken birşeyi biliyormuyum diye bana bakıyordu ve hayır bu sezenler hakkında en ufak bir bilgim veya fikrim yoktu.
''Aslında herkesi kuzey bozkurt gönderdi. Yani düşmanlarımızın çoğu kuzeyin yalanlarına inanıp bize saldıranlar'' Al işte kafam zaten karışıktı şimdi herşey dahada karışmıştı. İstemsizce kuzeyin olduğu yöne baktığımda her an silahını çıkarıp oğuzu vurucakmış gibi gözüküyordu. Bu sezenler hakkında çok bilmem gereken şey var demek ki.
''Aslında seninle daha yakından tanışmmak isterim davetten sonra benim malikaneme geçelim mi?'' Pardon? Ay bu adam malmıydı yoksa mal rolu falanmı yapıyordu bilmiyorum ama etrafı düşman dolu olan manyak bir herifin malikanesine gidecek kadar delirmemiştim. Bir anda elini saçıma uzatıp kulağımın arkasına itmesiye kuzeyin oğuzun omzunu tutup yüzüne yumruk atması bir olmuştu. Şahsen şuan bunların kedi köpek gibi kavga etmeleri umrumda değildi.
Elimi saçıma sürtünce midem bulanmış gibi yüzümü buruşturdum. Kesinlikle kafamı kazıtmam gerekiyordu. Kuzey elini masadaki örtüye silip bana döndü.
''İyimisin minik kuş'' Sinirle kuzeye baktım.
''İyiyim dağ ayısı'' gözlerim yerde burnunu tutan oğuza değdi. Kuzey oğuzdan neden bu kadar nefret ediyodu aklım almıyordu. Sinirle kuzeye baktım ''Sen neden karışıyorsunki! Tam bir dağ ayısısın!'' Kuzey uzun uzun bana baktı.
''Çok konuşuyorsun ceren'' Korumalarına oğuzu gösterince iki koruma gelip oğuzun kollarından tutup segiden çıkartmıştı. Kuzey gözünün ucuyla bana bakıp yürümeye başlamıştı. Kuzeye haddimden fazla baktığımı fark edince hızla önüme döndüm. Masadaki kahvemi aldım yavaşca içmeye başlamıştım. Boğazımı temizledim ve hızla telefonumu çıkarıp aliye yazdım.
C: Ali bana Sezenlerin kim olduğunu bul. Ve neden bu kadar korunaklılar öğren.
A:Hemen araştırırım' da neden sordun
Allahım verdiği cevaba bak çıldırıcağım! Ya sabır.
C: Ceyizime saklıyacağım.
A:Neden ki?
C:Ali malmısın! salak salak konuşup sinirimi bozma.
A: Bana kızma bende bir bireyim ceren merak ettim!
Sinirle başımı ovdum. aliyi sağ kolum yaptığım güne lanet olsun!En sonunda delirtecek ti beni! Saçımı hafifce geriittim.
C: Başlatma ulan bireyine git araştır kimmiş bunlar!
A:Of tamam Şakadanda anlamıyorsun.
C:Bas git ali.
A:Zaten gidiyorum sus.
C:Sakın trip atma bak öldürürüm seni.
A:Sus ceren konsantrasyonum bozuluyor.
Sinirle telefonu kapatıp hızlıca çantama koydum.Üstümdeki siyah elbiseye bakınca yüzümü buruşturdum köpek kuzey yüzünden üstüm hep kan olmuştu.Bu elbisenin ynısını kuzeye aldırıcaktım. Bu elbisye zamanında çok para vermiştim ve eve gittiğim gibi çöpe atıcaktım!
Sinirle kuzeyin olduğu yöne bakınca gururu gördüm bir dakika gururun kuzeyin yanında ne işi vardı? Hızla oraya doğru yürümeye başladım.Topuklu ayakkabı sesini duyan kuzey bana doğru dönünce gururda dönmüştü. Gururun yanında durunca kafasına vurdum tabikide vurmak için parmak ucumda yükselmiştim. Gurur eliyle kafasını tutup bana döndü.
''Gerizekalı benim yanıma gelmek yerine neden kuzeyin yanına geldin!''
''Ya sen benimi kıskandın!'' Gurura mal gibi bakmış olmallıyım ki gülmeye başlamıştı.''Dalga geçiyorum.'' Diyip kuzeyi gösterdi ''Depo patlamadan önce kuzeye geçmiş olsuna gitmiştimde.'' Konuşmasını kuzey böüp.
''Çiçek buketinin arasına bomba koyup geçmiş olsun demeye geldi.'' Hafifce güldüm çünkü gururun bunu neden yaptığını biliyordum. Kuzey arabamı patlatınca gurur sinirlenip çiçek buketi almıştı gözümün önünde buketin arasına bomba yerleştirmişti.
Tekrar kuzeye döndüm sanki daha demin oğuzu yumruklamamış gibi çok rahattı. Gurura dönersek sanki kuzeye bomba dolu buketle gitmemiş gibi rahattı bence bu ikisinide deliler hastanesine yatırmalıydık.
''Siz ruh hastasımısınız?'' ikiside bana alık alık bakınca sinirle nefes alıp ''Lan siz geçen haftalarda birbirinizin malikanesine bomba düzeneği kurmadınızmı!''Gurur gülerken kolunu erkanın omzuna koydu.
''Ceren bizim ilişkimizi kıskanıyorsan söyle'' Dediğinde beynimde alarm çalmaya başlamıştı. Eğerki bu iki ruh hastasını tanımıyor olsaydım ciddili bir şekild sevgili olduklarını sanardım.
''Bence dışardan birisi sizi böyle görünce sevgili sanar!'' Sinirle gurura bakıp ''Sevgilinmiş gibi triplenme gurur!'' Kuzey sertçe gururu itince yüzündeki ifade gülmeme neden olmuştu kuzey igrenerek gurura bakıp.
''Hoşt lan!'' Hızla geri çekilip ''Deli uzak dur benden!''
''Kalbimi kırıyorsun kuzeyim..'' Elini kalbine koyunca gülmemek için dudaklarımı ısırmıştım gurur kesinlikle tam bir ruh hastasıydı.
''Uzak dur sapık manyak!'' Kuzey iyice gururdan uzaklaşıp ''Biz aynı cinsiz git bi kadını sev!'' Gülmekten karnım ağırmıştı.
''Yok kuzeyciğim ben seni aldatmam'' Diyince kuzey küfür edip geri çekilince gururda gülmeye başlamıştı. ''Şaka yapıyorum hemende alınma'' kuzey sertçe nefesini vermişti gerçektende boynundan akan terler siyah gömleğini ıslatıyordu.
''Sizin yüzünüzden bende delireceğim.'' Sinirle gurura baktım ''Sende kendine gel bak elimin tersindesin gurur'' Gurur bana bakıp güldü.
''Ay çok korktm cerenn.'' Adımı uzatarak söylemişti sinirle eğilip topuklu ayakabımı çıkartınca gurur geri geri yürüyüp arkasına dönünce sertçe topuklu ayakkabımı gurura fırlattım gurur gülerken son anda kafasını eymişti.
''Gurur ayakkabımı getir'' Diye bağırıncagurur dururp bana döndü.
''Yürü kendin al hizmetçinmi var!'' Sinirle gurura baktım yavaşça yürüyüp topuklu ayakkabımı aldım o sirada gurur gelip önümde diz çöktü ve topuklu ayakkabımı giydirince gülümsedim.
''Afferim köle'' Dediğimde gurur ayağa kalkmıştı bana bakarken abimmiş gibi bakıyordu elini kaldırıp saçımı düzeltip gülümsedi.
''Ben gidiceğim senide götüreyim mi?'' Gurura bakıp hafifce gülümsedim ''Bende şimdi çıkıcaktım beraber çıkalım'' Dedim ve yan yana yürümeye başladı sergiden çıkmadan önce korumalarımın arabasına tam olarak on iki milyon beşyüzdört tl ödediğim tabloyu koymuşlardı bense gururn arabasına binmiştim yol boyu radyoda rize şarkıları çalmıştı.Gururun bir eli açık olan camdan dışarı sarkarken bşir eliyle direksiyonu sürüyordu. Avcunun içiyle dreksiyonu çevirip malikanemin olduğu sokağa girince çantamı omzuma astım gurur malikanenin önünde dururken benim korumalarım malikaneye girdi.
''Herşey için teşekkürler gurur''
''rica ederum ceren'' Hafifce gülümsedim gurura rize şivesi çok yakışıyordu. Arabadan inince gurur ilerlemeye başlamıştı arasından kendi korumaları gidiyordu.Malikanenin demir kapısından içeri girdim bahçedeki korumalarım saygıyla başlarını eğiyordu. Malikanenin kapısnın önüne gelince zile bastım elif kapıyı açınca gülümsedim elif en genç hizmetçilerimden birisiydi. İçeri girdiğimde elife baktım.
''Nasılsın canım?'' Dediğimde gülümsedi
''İyiyim ceren hanım'' Kafamı hafifce eğip merdivenlere yöneldim direkt üstümü değişip çalışma odama geçmek istiyordum.
Odamın kapısına gelince yavaşca açıp içeri girdim. Zorla elbisemin fermuarını açıp çıkarttım topuklu ayakkabılarımıda çıkarıp kenara koydum. Dolabımı açıp bana on beden büyük gelen siyah tişortu giydim altımada bol siyah pantolonumu giydim. Tişortüm büyük olduğu için tişortün kolu omzumdan aşağı kaymıştı odamdaki lavaboya girip makyajımı temizleyip hızla yuzume krem sürdüm.
Saçımıda dağınık topuz yapıp odadan çıkmıştım. Çalışma odamın önüne gelince kapının aralık olduğunu görünce durdum. İçerden alinin sesi geliyordu sesizce kapının önüne gelip dinlemeye başladım.
''Ceren seni araştırmamı istedi..'' Bir dakika ne? Ali oğuzlamı konuşuyordu! ''Evet sahte bilgiler vericeğim..'' Buz kesmiştim nefes dahi almıyordum. ''Hayır. Hiçbirşey anlamaz güven bana..'' Ali bana ihanetmi ediyordu? ''Sen bana herşeyi anlat ben cerene yalan anlatıcağım..''
Daha fazla dinleyememiştim ali beni salak yerine koymuştu.. Ve bana ihanetmi ediyordu? Beynimde bin tane soru geçerken Ali kapıyı açmıştı göz göze geldiğimizde ali hızla telefonunu kapatmıştı. Ben sana ihanet etmem demesini beklemdim ama konuşmadı..
Ben düşmanımı dışarda ararken asıl düşmanım evimin içindeymiş..
