KIRILMA NOKTASI

Vaveyla Yazarı: Yazar Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: KIRILMA NOKTASI

4.Bölüm
KIRILMA NOKTASI.
Aliye dümdüz bakıyordum konuşmaya çalışsamda kelimeleri bulamıyordum. Ali gerçekten Oğuzun adamı olamazdı dimi? Geri adım attım hayal kırıklığıyla aliye bakıyordum. Kardeşim dediğim kişi beni sırtımdan mı vurmuştu? Beynim donmuştu resmen hiç birşey anlamıyordum. Ali de bana bakıyordu ama konuşmuyordu. Titreyen nefesimi verip aliye bakmaya devam ettim. Umarım yine şu saçma sapan şakalarından yapmıştır.umarım şaka yapmıştır..
''Ceren bir dinle.'' Şaka demediğine göre cidden oğuzun adamıydı. ''Ceren dinle beni öyle kız!'' Ali konuşuyordu ama benim beynim hiçbirşey algılamıyordu.. Babam yine haklıydı. Tanıdığın insanlar tanımadığın insanlara dönüşebilir. Ali konuşsun diye kafamla hareket yaptım ama artık aliye inanmazdım. ''Ceren sadece bilgileri versin diye herşeyi söylesin diye oğuz'u aradım yemin ediyorum!'' Hiç hareket etmedim hayal kırıklığıyla gülümseyip parmağımla kendimi gösterdim.
''Salağım ya ben ali anlamam.'' Ali bana baktı uzun uzun. Kafamı iki yana sallayıp ''Salak birisi olduğum için yıllarca seni yanımda tuttum dimi?'' Ali hızla kafasını iki yana salladı.
''Bak ceren düşündüğün gibi değil sadece oğuzun dosyasına daha hızlı ulaşmak için aradım ve adamı olmayı teklif ettim oda kabul etti '' Elini uzatıp saçıma dokunucağı sırada geri çekildim ''Ceren inan bana lütfen.'' Elini kendi kalbine götürüp ''Sana cenaze günü bir söz verdim. ceren ve ben sözümü tutarım.'' Aliye bakarken gözlerim doluştu kafamı iki yana sallayıp.
''Kafam çok karışık ali kim dostum kim düşmanım anlamıyacak durumdayım'' Ali beni kendisine cekip sıkıca sarılınca ağlamaya başladım ''Bu aralar iyi değilim ali.'' Ali saçımı okşamaya başladı. Ali'den uzaklaşıp gözyaşlarımı sildim. Burnumu hafifce çekip çalışma odama girdim. Odaya girip kapıyı kapatınca yüzümdeki tüm hüzün gitmişti. Ali beni çocuk gibi kandıracağını düşünmüştü ama büyük bir hata yapmıştı Ali den herşeyi beklerdim ama bunu asla beklemezdim. Cebimden telefonumu cıkarıp ali den sonra tek güvendiğim korumam muratı aradım. Telefonu ilk aramamda açmıştı.
''Dinliyorum ceren hanım''
''Murat Aliyi yakın takibe al bir şeyler yapıyor.''
''Tabiki ceren hanım.'' Bir an sustu sanki birşey düşünüyordu ''Bu arada yarın rusyadan gelice mafya liderleri saat on gibi malikaneye gelicekler.'' Murat programımı benden daha iyi biliyordu istemsizce gülümsedim.
''Sağ ol murat'' Dedikten sonra telefonu kapatmıştım yarınki toplantıda sevkiyat hakkında daha çok not almak için dosyayı açtım. Yarın için çalışma yapmam gerekiyordu rusça bilsemde bazı yerlerde takılıyordum. Dosyada önemli yerlerin altını çiziyor bazı yerlerde yüksek sesle okuyup yanlışlarımı düzeltiyordum. Bu gelen mafya liderleri türkçe bilmediği için toplantıda rusça konuşucaktım. Beynimi komple dosyalara vermiştim. Yarın ki toplantı da tek hata tüm işimi bitirirdi. Kafamı uzun süre dosyalardan kaldırmamıştım. Yarın hiç hata yapmamalıydım. Kemal kurtun kızı Ceren kurt rezil değil vezir olmalıydı. Gözlerim sık sık kapanıyordu ama bu bana engel değildi.
Tüm dosyalara göz gezdirdikten sonra ofis koltuğuma yaslandım gözlerimi ovuştururken koltuğumu çevirip kalktım. Masamdan telefonumuda alıp çalışma odamdan çıktım. Odamla, çalışma odam karşılıklı olduğu için rahattım. Odamın kapısını açıp içeri girdim başım ağırdığı için saçımdaki tokayı çıkardım saçımı karıştırarak yatağıma yattım yorganı hızla kendime çektim. Gözlerim kapanırken zorla gece lambamıda kapattım. Uykuma yenik düşüp gözlerimi kapatmıştım çok yorgun olduğum için direkt uyumuştum.
Sabah gözlerimi alarm sesiyle açmıştım yataktan zorla çıkıp odamdaki lavaboya girdim direkt üstümü çıkarıp duşa girdim. Alarmı kapatmayı unuttuğum için ben duştayken alarm çalmaya devam etmişti. Duştan çıkınca hızla bornozuma sarılıp lavbodan çıktım.Masamın yanına gelince sertçe saate vurdum.
''Sabah sabah beynimi yıkadın!'' Şuan o kadar gergindim ki her an ölebilirim. Giyinme odama girip hızla siyah pantolon giydim üstüne herzamank gibi omzuzdan düşük buluz giymiştim. Diz çöküp topuklu ayakkabılarımıda giyip odadan çıktım. Bu hayatta ki en şanslı kadın olabiirdim giyinme odam kendi odamın içindeydi. Makyaj masama oturup ilk önce saçımı tarafıp at kuyruğu yaptım. Yuzumede hızla makyajımı yapıp odadan çıktım. Çalışma odamın önünde muratı görünce yanına gittim.
''Geldiler mi?''
''Kapıdalar ceren hanım siz içeri geçin isterseniz.'' Diince başımı eğip çalışma odama girdim hızla yürüyüp en başta ki koltuğa oturdum. Bir iki akika sonra kapı açılınca gülümseyerek kafamı eğdim.
'' Добро пожаловать, парни! '' Hoş geldiniz beyler.
''Спасибо, Церен!'' Teşekkürler Ceren. Adamlar beklediğimden daha samimiydiler. Zaten beş kişiydiler. Ben daha kalabalık olmalarını bekliyordum. Hepsi kendi yerlerine otutup dosyalarını açmaya başladıklarında bende kendi dosyamı açıp konuşmaya başladım.
''На следующей неделе отгрузка будет примерно в 9:30.'' Haftaya yapılıcak sevkiyat yaklaşık saat 9.30 da yapılıcak Dosyaya bakrken rahatlamaya çalışıyordum ama bu ortamda nefes almak bile zordu. erio bana bakıp dosyaya tekrardan baktı.
''Хорошо. А кто из Турции будет участвовать в отгрузке?'' Peki sevkiyata Türkiye'den kinmler olacak? Erio'ya bakıp hafifce gülümsedim.
''На отгрузке с турецкой стороны будем только мы с Кузеем Бозкуртом.'' Sevkiyatta Türk tarafında sadece Kuzey Karahan ve ben olacağım. Evet bu sevkiyatta Kuzeyde olucaktı.Aslında bu sevkiyat sayesinde benim şirketim yükseliş yaşıycaktı. Kuzeyin eline bir şey geçmiycekti ama yindede para verip sevkiyatta katılmıştı. aksia bu sefer bana döndü.
''Разве ты не враг Кузея? Почему он тоже будет на отгрузке?'' Sen kuzey'in düşmanı değil misin? Neden o da sevkiyatta olacak.Bunlar böyle herşeyi sorguluyacakmı. Sabır diliyip sakinlikle konuştum. içimden size ne lan benim sevkiyatım demek vardı ama bu hiç estetik değildi.
''Он заплатил, чтобы попасть на отгрузку.'' Sevkiyatta girmek için para ödedi. Daha yeni mafya lideri olmuş bu aptallara açıklama yapmak beni sinir ediyordu. Size ne yani sevkiata aldım sanki sizin düşmanınız. iç sesimle kavga ederken bu rus çocuklarına gülümsiyerek bakıyordum. Ve tabikide mark'ta burdaydı. Kuzeyle eskiden dostlardı ama depo patlamasından sonra düşam olmuşlardı.
''Я же враг Кузея. А если он попытается меня убить?'' Ben zaten Kuzey'in düşmanıyım. Ya beni öldürmeye çalışırsa? Kuzeyin böyle birşey yapıcağını pek düşünmüyordum. Ama fırsat bilip bir keskin nişancısıyla markı öldürte bilirdi. peki bu beni etkilermiydi? Tabikide hayır.Sevkiyattan önce öldürürse on milyon zarara girerim ve zatnon milyonda çok para değildi. Ama eğerki öldürürse umarım sevkiyat yapılırken öldürür. Şahsen bende marktan nefret ediyordum fırsatçı herifin tekiydi. Kuzey hastanede yatarken saldırı planlamış ve bir adamını doktor gibi gönderip kuzeyi zehirlemeye kalkmış ama kuzeyin adamı oktay son anda herşeyi fark edip markın adamını öldürmüştü.
''Нет, он ничего тебе не сделает.'' Hayır sana bir şey yapmaz. İnşallah kuzey beynini kullanıp markı öldürürdü! Sinirle nefesimi verdim.
''Хорошо, но как нам теперь доверять Кузею? Позвони ему и поговори с ним.'' Tamam da biz Kuzey'e şimdi nasıl güvenelim? Onu ara ve onunla konuş. Delirmeme çok az kalmıştı bu salaklar zaten türkçe bilmiyordu sanki ben arayıp kuzeyle konuşsam bir şey anlıycaklardı! Cebimden telefonumu çıkarıp direkt kuzeyi aradım. İlk aramamda meşgule atmıştı. Tekrar aradığımda açmıştı.
''Efendim minik kuş.'' Ya sabır.. Ben istifa etmek istiyorum.
''Kuzey Ruslarla toplantıdayım ama sana güvenmiyorlar.'' Sertçe nefeimi verip ''Onlara bir şey yapmıyacağını söyle.''
''Привет, парни. Да, я тоже приеду на отгрузку и никого не убью.'' Merhaba beyler.Evet ben de sevkiyata geleceğim ve kimseyi öldürmiyeceğim. Kuzeyin susmasııyla toplantı salonunda bir sesizlik oluşmuştu. Telefonun höparlörumu kapatıp telefonu ulagıma yaklaştırdım.
''Sağ ol''
''Sen de sağ ol'' Telefonu kapatıp masaya koydum erios tekrar konuşmaya başlamıştı. Bunların kapatma tuşu yokmuydu!
''Если Кузей тоже будет на отгрузке, почему он не пришёл на встречу?'' Kuzey de sevkiyatta olucaksa neden toplantıya gelmedi? Mantıklı bir soruydu.
''У Кузея сегодня тоже были встречи, поэтому он не смог прийти.'' Kuzey'in de bugün toplantıları var. Bu yüzden gelemedi. Gerçekten toplantıda kuzey'in neden gelmediğinimi konuşucaktın? Yemin ediyorum ki türk ortaklarımla yaptığım toplantılar bile daha güzel. Ayağa kalktığımda rus mafya liderleride kalkmıştı. ''Увидимся на следующей неделе, парни.'' Haftaya görüşürüz,beyler. Mafya liderlerinin hepsi tek tek çıkmaya başladığında ben koltuğuma geri oturdum. Sırtımı ofis koltuğuma yaslayıp derin bir nefes aldım. Kapı çalınca yüzümü buruşturdum.
''Gel'' Kapı açılınca murat içeri girip yavaş adımlarala yanıma geldi.
''Ceren hanım Ali en son oğuz sezen'in malıkanesine girmiş.'' Kaşlarım anında çatılmıştı. ''İçeriye korumalarınızdan remziyi gönderdim. İçeriden bilgi sızırıcak.'' Bu dediği hoşuma gitmişti. Ama aklım hala alideydi.
''Ali gerçekten de adamı olmuşmu?''
''Evet ceren hanım remziyle konuştum.'' Kafasını iki yana sallayıp ''Ali nasıl becer di bilmiyorum ama oğuzun sağ kolu olmuş.'' Bir dakika ne? Ali benim sağ kolumdu lan! Hızla oturduğum yerden kalkıp ard arda aliyi aradım ama açmadı. Odanın içinde volta atıyordum. Sinirle elimi saçıma götürüp sertçe geri attım. Delirmek üzereydim! Hızla murata döndüm.
''Ne demek oğuzun sağ kolu olmuş!'' Öyle bir bağırmıştım ki sesim malikane de yankılanmıştı. ''Murat delirtme beni!'' Masaya sertçe elimi vurduğumda murat bir adım geri çekilmişti.
''İsterseniz aliyi alıp gelebilirim.''
''Hemen aliyi al ve buraya getir.'' Murat kafasını sallayıp odadan çıkınca odada bir tek ben kalmıştım. Elim boynumda ki anka kolyesine gitmişti. Derin nefesler alıp sakinleşmeye çalışıyordum. Ama benim bu durumda sakinleşmem kuzeyle dost olmamız gibi imkansızdı. Sertçe nefesimi verip beklemeye başladım. Aliyi öldürecektim. EVet bunu yapıcaktım! Sinirle odada tekrar dönmeye başladığımda kapı açılınca hızla dönünce helenle göz göze geldik. Helen bana bakarken yavaşca yanıma gelip sıkıca sarıldı.
''Cerenim.'' Kaşlarım çatılmıştı helen kesin bir şey yapmıştı.
''Helen n'oldu?'' Helen geri çekilince hafifce gülümsedi.
''Yok bir şey seni özledim..'' Hiç inanasım gelmiyordu kesin bir şey yapmıştı.
''Naptın söyle.'' Sinirimi helenden çıkarmak istemiyordum ama beni çok zorluyordu.
''Of tamam ya.'' Kafasını eğip gülmeye başlayınca sinirden patlıycaktım. Neden tüm deliler beni buluyordu! ''Gururun arabasının tekerini patlattım.'' ne? mal gibi helene bakarken helen omuz silkip ''Tamamen yanlışlıkla oldu.'' Sinrden gülmeye başladığımda kafamı iki yana salladım çok pis deliricektim.
''Helen bak zaten gerginim üstüme gelme.'' Dediğimde kapı açılmıştı ali içeri girince uzun uzun bana bakmıştı. ''Sana inanamıyorum ali. Beni bırakıp nasıl oğuzun adamı olursun!'' Helen şok içinde aliye bakarken ali sinirden titriyordu. Hızla bana doğru gelip yüzüme yumruk atınca geriye doğru iki adım attım. Dudağımın kenarı kanamaya başlayınca elimin tersiyle kanı silip kafamı kaldırdım.
''Ceren sen ne yaptığının farkındamısın!'' hızlı hızlı nefes alırken kırmızı bayrak görmüş boğalar gibiydi. ''Oğzuzun bilgilerini almak için sağ kolu oldum! Murat gelip herşeyin içine sıçtı!'' Boş gözlerle aliye bakıyordum.
''Ben sadece oğuzu araştırmanı kuzeyin neden bu kadar nefret ettiğini öğren dedim.'' Alinin siniri geçmişti büyük ihtimalle titreyen nefesini verince yumruk attığı yanağıma bakıyordu.
''Ceren özür dilerim.'' Hızla yanıma gelince helen sertçe aliyi itmişti. ''Ceren sinirime hakim olamadım özür dilerim!'' Helen sinirle aliye bakıyordu.
''Sen her sinirlenince birisine zararmı vericeksin ali!'' Sinirle aliyi ititp ''Defol git gerizekalı!'' Ali, Helen'in itmesiyle birkaç adım geriye sendeledi. Bana bakıyordu ama gözlerindeki öfkenin yerini pişmanlık almıştı.
"Ceren, ne olur beni dinle..."
"Çık." dedim soğuk bir sesle.
"Ama..."
"ÇIK!" Sesim tüm malikânede yankılandı. Ali başını eğdi. Son kez bana baktı, ardından arkasını dönüp odadan çıktı. Kapı kapanır kapanmaz Helen bana döndü.
"İyi misin?" Dudak kenarımdaki kanı silip acıyla gülümsedim.
"İyi değilim." Helen tam bir şey söyleyecekken Murat koşarak içeri girdi.
"Ceren Hanım!" Kaşlarımı çattım.
"Ne oldu?"
"Depodan haber geldi. Sevkiyatın yapılacağı depoya bu sabah kimliği belirsiz kişiler girmiş."Bir an duraksadım.
"Bir şey çalınmışmı ?" Murat başını iki yana salladı.
"Hiçbir şey çalınmamış... Ama biri içeride keşif yapmış." Kalbim hızlandı. Bunu yapsa bir tek oğuz yapardı. Kimdi lan bu oğuz?
"Oğuz..." Murat ciddi bir ifadeyle başını salladı.
"Büyük ihtimalle." Derin bir nefes aldım. Masadaki silahımı elime alıp şarjörünü kontrol ettim.
"Arabayı hazırlayın." Helen şaşkınlıkla bana baktı.
"Nereye gidiyoruz?"Silahı belime yerleştirip kapıya yürüdüm.
"Depoya." Hızla odadan çıktım oğuzun malikanesine kurşun yağdıracaktım! ''Kökünü kurutacağım o itin!'' Diye bağırdım. Hızla merdivenlerden inip bahçeye çıktım arabama doğru yürüdüm. Kapıyı açıp bindiğimde hiç bekleme den gaza basmıştım. Sabah sabah bu kadar olay yaşayan ilk insan olabilirdim! Malikaneden çıkıp hızla depoya doğru sürüyordum arabayı. O depoya bir şey olursa hayatım kayardı! Telefonumu çıkarım muratı aradım.İlk çalmada açmıştı hemen.
''Buyrun ceren hanım.''
''Murat bizim adamlardan gönder oğuzun malikanesine kurşun yağdırsınlar'' Oğuz kendisi kaşınmıştı. Ve bir tane daha düşman kazanmıştı. deponun önüne gelince hızla arabayı durdurup indim. İçeri girdiğimde arkamdan gelen korumalarım malzemelerde eksik varmıdiye kontrol ediyordu. Sinirden tir tir titriyordum. Telefonum çalmaya başlayınca yüzümde bir gülümseme oluşmuştu. Telefonun ekranında Oğuz Yazıyordu sakinlikle telefonu açıp kulağıma götürdüm.
''Alo?''
''Sen canınamı susadın manyak kadın!'' Sinirle ensemi kaşımaya başlamıştım.
''Birincisi benimle düzgün konuş ve ikincisi kuduz köpek gibi kaşınmasaydın malikanene kurşun yağdırmazdım.''
''Bu kadınları neden mafya lideri yapıyorlar anlamıyorum!'' Pardon? ne diyordu bu kuduz köpek.''Senin gibi kokoş kadınlar yüzünden batıyoruz!''
''Mesleğimizde cinsiyet ayrıcalığı yoktur oğuz.. Kim daha zeki ve güçlüyse en üste olur.'' Hafifce gülüp ''Ve farkındaysan ben senin üstünüm. Yani farkındaysan senden daha akılı ve güçlü bir kadınım.'' Sinirle kaşlarımı çatıp. ''Eğer ki bir daha bir kadına laf söylersen ilk önce aileni sonrada seni cayır cayır yakarım!'' Telefonu kulağımdan uzaklaştırıp ''Kuduz köpek git başka yerde kaşın!'' Diyip telefonu kapattım
Omzumda duran çantamdan aynamı ve rujumu çıkarttım. Aynayı açıp sakinlikle saçımı düzeltim daha sonradan kırmızı rujumu dudaklarıma sürdüm. İstediğimi yapabilicek bir kadındım ve kendimi asla bir erkek tarafından ezdirmezdim.Karşımdaki erkek beni ezmeye çalışırken ben onun soyunu kuruturdum. Elimdeki eşyaları çantama koyup yavaş adımlarla depoyu gezmeye başladım eşyaların hepsi farklı bir depoya taşınmak için tırlara yükleniyordu.Duvarlara bakarken kırmızı bir ışık görünce oraya doğru yürüdüm. Duvarın önünde dururken elimi duvarın arasına sokupdinleme cihazını çıkardım. Demek ki oğuz sevkiyat malzemelerini çalmak yerine her ""şeyi ses kaydından dinlemek istemişti.. Çünkü tüm bilgileri öğrenip ileride beni tehdit etmek için kullanıcaktı.
Şahsen bu hareketten etkilenmiştim ses cihazını yere atıp topuklu ayakkabımın ucuyla üstüne basıp kırdım.Arkamı dönüp tırlara işaret verdiğimde tırlar tek tek depodan çıkmaya başlamıştı kalan korumalarıma yavaşca döndüm.
''Deponun heryerini inceleyin kameraları değiştirin ve kapıda duran korumalarıda değiştirin.'' Korumalar verdiğim emirle iş dağılımı yapmışlardı. Deponun her yanını kontrol ediyorlardı.Deponun kapısı açılınca içeri murat girmişti. Hızlı adımlarla yanıma geldi. Uzun uzun bana baktı sonra sertçe nefesini verip ''Kapı da duran koruma kayıp.'' dediğinde beynimden vurulmuşa döndüm yok artık adamımı mı kaçırmıştı! ''Nasıl yok murat ara bul!'' depo için de volta atmaya başladığımda murat bıkkın bir şekilde oflemişti ''oflama bana!'' murat karşıma geçince durmak zorunda kalmıştım.
''Seni sinirlendirmek için yapıyor.'' Kafayı yiycektim benim tüm korumalarım mal olmak zorundamıydı?
''Ciddimisin ya?''
''Evet'' Allahım birde evet diyor!
''Murat bak öldürürm seni!'' Sinirle arkamı dönüp ''Birde yüzüme bakıp 'Evet' diyor ya!'' Murat peşimden gelirken söyleniyordu.
''Evet diyince kızıyorsun Hayır diyincede kızıyorsun ne yapayım ben ya!''
''Allah için sus murat beynimi yedin.'' Murat susunca bende depoda dolaşıp etrafı kontrol etmeye başlamıştım. Gerçekten de deponun çoğu yerinde ses dinleme cihazı ve küçük kameralar vardı. Bence bu deponun içine oğuz ve kuzeyi koyup patlatmalıydım. Evet bunu yapıp ikisinden de kurtulmalıydım.
Ne kadar zeki bir kadınım ya.. Neyse. Murat ve iki adamımı daha kayıp olan kapı korumasını bulması için göndermiştim. Ve eğer ki elleri boş gelirlerse onlarıda başka bir depoda patlatıcaktım. Gözlerim hafif hafif kapanmaya başlayınca elimi enseme götürüp ovmaya başladım. Depo patlamasında babamı gördükten sonra geceleri ilaç almadan uyuyamıyordum. Toplantı olduğu için dün kendim uyumuştum ve o kadar rahattı ki. Şöyle bir sorun vardı ki ilaç almadan uyuyunca bu saatlerde uykum geliyordu uyuduğum zaman kabus görerek uyanıyordum. Yani kısacası ne kadar ayakta dursamda iyi değildim. İnsanlara delireceğim dediğimde benimle alay geçiyorlardı ama ben babamı rüyalarımda görmeye devam edersem gerçekten delirirdim. Sertçe nefes verdim. Sabah aliyle olan konuşmamız pek tatlı değildi.
Alinin bilerek Oğuzun adamı olmadığını bilsemde içim rahatlamıyordu o yüzden aliyi uzun süre affetmiyecektim. Bu aralar zaten etrafımda ki düşmanlar çoğalmışken ve ali bu kadar şüpheliyken asla affedemezdim. Aliyle ne kadar ayrılmaz ikili olsak da ali bana yumruk atmıştı, Ve ben bir kadına el kaldıran bir adamla yan yana duramazdım. Alinin duyguları umrumda bile değildi. Bana o elini kaldırdığında kırmadıysam dua etsin. Helen aramıza girmeseydi alinin o elini kırardım ve büyük ihtimalle kendimi durduramayıp aliyi hastanelik edene kadar döverdim. Sinirle saçlarımı geriye doğru attım. Yavaş adımlarla yürüyüp depodaki masanın üstüne oturdum. Bacak bacak üstüne atarken etrafıma baktım. Buraya bir masa koyup sandalye koymayan o güzel kafalı korumam kimdi acaba? Tabki de aliydi! Beni bir kere şaşırtsa ölürdü çünkü. Ayaklarıma bakarken telefonum çalmaya başladı büyük ihtimalle oğuz aramıştı. Bu düşünceyle telefonu kapattım. Ama telefon üst üste on kere arayınca telefonumu çantamdan çıkarıp batım. Dur bir dakika beni oğuz yerine kuzey ariyordu. Neden beni kuzey arıyordu ki? Bu soruyu deli gibi düşünmek yerine telefonu açtım.
''Neden beni aradın.''
''Depodan hemen çık''
''Pardon da ordan bakınca senin dediğini yapıcak birisine mi benziyorum?'' Aslında kuzeyi depoya koyup patlatma işini yapabilirdim. Gerizekalı bana emir veriyordu. Ayol insan bir insan gibi çık der havlamaz! Büyük ihtimalle oğuzun kuduzu canım kuzeyede geçmişti. Gel şimdi iki kuduzla uğraş!
''Ceren beni dinle ve çık ordan!''
''Bağırma bana köpek!'' Sinirle ensemi kaşımaya başladım. Yok gel beni öldür diyor. Ya da ben çok sinirli olduğum için fazla tepki veriyordum. Hayır bence ben gayet sakindim.
''Ceren çıldırtma beni çık ordan!''
''Ne olduğunu söyle'' Ben bir şey öğrenmeden çıkmazdım burdan.
''Ya Sabır!'' Hala bağırıyordu!
''Bağırma bana!''
''Ceren oğuz bilerek senin depoya gitmeni sağladı!'' Ne? ''Depoyu patlatıcak tek amacı seni ve korumalarını öldürmek!'' Buz kesmiştim. Oğuz benimi öldürmeye çalışıyordu? ''Korumalarını al çık ordan!'' Hızla telefonu kapatıp çantama koydum.
''Hemen herkes dışarı!'' Diye bağırdığımda tekrar etmeme gerek kalmadan tüm korumalarım dışarı koşmaya başlamıştı. Ben de hızla depodan çıktım benim kappıdan çıkmamla kulakları sağır edicek bir patlama olmuştu. Bir iki adım ileriye savrulunca zorla dengemi koruyup yavaşca arkamı döndüm. Depo cayır cayır yanıyordu. Of ya.. Ben bu depoyla ne güzel hayaller kurmuştum.Tüm hayallerim yanıyordu şuan. Rahattım çünkü tüm malları yarım saat önceden başka depoya gödermiştim. Hafifce gülümsedim. Gerçekten oğuz beni öldürmek için bir depomu patlatmıştı? Ben olsaydım oğuzun araba frnlerine bomba bağlardım. Ve oğuz frene bastığı gibi havaya uçardı. Telefonumu çıkarıp muratı arıyacağım zaman muratın arabası önümde durunca telefnu çantama koydum. Murat hızla arabadan inip yanıma gelince deponun dengesi bozulduğu için yıkılmıştı..
Murat hızla karşıma geçip beni inceledi büyük ihtimalle yaralandım mı diye bakıyordu. Hafifce gülümseyip. ''Ben iyiyim murat kuzey önceden haber verdiği için kimseye bir şey olmadı''
''Kuzey mi haber verdi? Kuzeyin nasıl haberi vadı ki?'' Doğru.. Kuzey beni arayıp deponun patlıyacağını söylemişti. Peki bunu nerden biliyordu? Ve en önemlisi düşmanım olan kuzey neden beni kurtarmıştı? Düşüncelerim arasından sıyrılıp hafifce gülümsedim.
''Bilmem'' Diyip omuz silktim arkamızda depo yanmıyormuş gibi o kadar rahattım ki. Yani dışarıdan rahat gözüküyordum ama içimde fırtınalar kopuyordu. Gerçekten Kuzey nerden haber almıştı? Neden beni kurtarmıştı? Aklımda sorular peş peşe geliyordu. Kafam o kadar bulanmıştı ki muratın dediklerini bile anlamıyordum. Murat hafifce omzuma vurup.
''Kaçan adamı yakaladık.'' Dediğinde yüzümdeki gülümseme büyümüştü.
''Oğuzun adamı dimi?'' Murat kafasını iki yana sallayınca kaşlarımı çattım. Oğuzun adamı değilse neden kaçmıştı?
''Adam Oğuzun adamı değilmiş. Oğuzun abisi erkanın adamıymış'' Yuh! Bu olayın altından bir benim akrabalarımın çıkmadığı kalmıştı.
''Oğuzun abisi ne alaka?'' Murat omuz silkip.
''Bilmiyorum. Adamı depolardan birisine kapattık Konuşmaya vaktim olmadı.'' Diyip depoyu gösterdi ''Deponun patladığını söyediklerinde hemen buraya geldim.''
''İyi yapmışsın.'' Zorla nefes alıp murat gibi yanan depoya bakmaya başladım. İstemsizce gülümsedim bu hafta patlatılan üçüncü depomdu. Demek ki oğuz sadece depolarımı patlata biliyordu. Bana doğrudan zarar vermeye korkuyordu. Şahsen ben yağrın adamlarıma oğuzun arabasına bomba bağlatıcaktım. Çantamda ki telefonum titreyince çantamı açıp telefonum aldım. Ekranı açınca gelen mesaja baktm bşr iki dakika. Sonradan Mesaja girincegözlerim kocaman açıldı. Oğuz ergenler gibi beni tehdit eden bir mesaj atmıştı.
Bu daha başlangıç Ceren bence bana daha fazla bulaşma..
Oğuz S.
Hadi bakalım oğuz bey kim kimin kökünü sökücek zamanla görücektik. Gülmemek için dudaklarımı ısırırken ekrana bir mesaj daha geldi. Mesajı okurken yüzümde ki tüm gülümseme silinmişti.
Ve senin en sevdiğini senden almakla başlayacağım..
Boş gözlerle telefona bakıyordum Helene bir şey yapmazdı değil mi? Helenı tanımıyordu ve ben her zaman helenin peşine iki tane koruma gönderiyordum. Bu mesaj beni rahatsız etsede telefonu kapatıp çantama koydum. Kafamı kaldırıp zorla nefes alırken murat bana dönmüştü.
''İyimisin?'' Kafamı hafifce çevirip Murata baktım.
''İyiyim murat..'' Ben agzımla iyiyim desemde gözlerim tüm herşeyi açıklıyordu. Yorgunca depoya döndüm. Gerçekten babam bu kadar zor bir hayatı nasıl yaşamıştı bilmiyorum ama sezenlerle babamın geçmişinde çok kötü şeyler olduğunu hissediyordum. Elimi boynumdaki anka kuşu kolyeme götürdüm.
Baba beni nasıl bir ateşe attın çok merak ediyordum..