KIRMIZI GÜL

Vaveyla Yazarı: Yazar Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: KIRMIZI GÜL

6.Bölüm
KIRMIZI GÜL

İstanbula döneli bir saat olmuştu. Buraya gelmeden önce sevdaya yeni bir ev alıp vermiştim. Çünkü benim yüzümden evi mahvolmuştu. Güvenlik önlemiyle orda bir kaç tane koruma bırakmıştım. Bir saatir aralıksız şekilde beni öldürmeye çalışan kişiyi arıyorduk ama hiç ipucu yoktu. Ama tüm oklar tek bir kişiyi gösteriyordu.. Oğuz. Emindim beni oğuz öldürmeye çalışmıştı. Ve bir aydır ortalıkta olmadığım için mafya liderleri yine beni ezmeye başlamıştı. Tabi ki böyle bir şey yapamamışlardı. Önümdeki dosyaya bakım önemli yerlere imza atıyordum. Akşam davet vardı. Ay şu bitmeyen gösterişli davetler gerçekten nefret ediyordum. Ama canım düşmanım kuzey' de davete gittiği için bende gidicektim. Akşam için bordo elbise almıştım. Elbise her zaman ki gibi omuzdan düşüktü. Bordo rengiyle ayrı bir aşk yaşıyordum. İstemsizce kendi kendime gülümseyip dosyaya son imzayı attım. Çok fazla işim yoktu o yüzden rahattım. Dosyayı kapatıp ayağa kalktım ve çantamı koltuğun üstünden aldım. Çantamı omzuma asıp telefonumu da elime alıp çalışma odamdan çıktım. Sakin adımlarla merdivenlerden inip şirketten çıktım. Arabama binip telefonumu ve çantamı yanımdaki koltuğa bırakıp arabamı çalıştırdım. Çok vaktim yoktu o yüzden hızla malikaneye doğru sürdüm arabayı. Yarım saatte malikaneye gelmiştim. Arabamdan inip hızlı adımlarla malikanenin kapısına doğru yürüdüm kapının önünde durup zili çaldım. Kapıyı direkt nebiye hala açmıştı. Hafifce gülümsiyerek başımla selam verdim ve içeri girip merdivenlerden çıkmaya başladım.
Odama girince çantamı yatağa açıp giyinme odama girdim ve hızla üstümü çıkarıp bordo elbisemi giydim. Giyinme odamdan çıkıp topuklu ayakkabılarımla dolu olan dolabımı açıp siyah topuklu ayakkabılarımı elime alıp yatağın kenarına oturup hızla giydim. Daha sonradan makyaj masama geçip makyajımı yapmaya başladım. Makyajımı bitirince gururla kendime bakıp boy aynamın önüne geçtim.
''Vay maşallah..'' Cilveyle kendime bakıp ''Ne kadar güzelim.'' Gülümserken fotoğraf makinemi alıp kendi fotoğrafıma baktım. Bir iki dakika sonra fotoğrafın üstünde belirmiştim. Aşk dolu gözlerle fotoğrafa bakıp. ''Vay be..'' dedim gururla. Fotoğraf makinemle fotoğrafımı masaya bırakıp anka kuşlu kolyemi boynuma taktım. Daha sonra bileklik takıp gülümsedim. Analar neler doğruyor be.. Arkamı dönüp çanta dolabımdan siyah çantamı alıp omzuma asıp telefonumu elime alıp odadan çıktım. Merdivenlerden inerken muratta arkamdan geliyordu.
''Nasıl olmuşum murat bey?'' Murat beni süzüp yüzünü bururşturarak.
''Çok abartılı'' diyince sinirle çantamla muratın kafasına vurup.
''Sen ne anlarsın modadan!'' Hızla merdivenlerden inip bahçeye çıkınca helenle göz göze geldik helen beni görünce kalbini tutup.
''Kızım bu ne güzellik'' Dediğinde gülümseyip helene baktım.
''Sana çekmişim canım..'' Helenle gülmeye başlayınca murat gelmişti. Murat gelince arabalarımıza binip yola çıkmıştık. Davet rus mafya liderlerinden pouldan dı. Ne yazık ki istanbul trafiği yüzünden bir saat geç gelmiştik. Yani ben geç kalmıştım. Muratla helen erkenden gelmişlerdi. Arabamdan inince yürümeye başladım korumalar bana kapıı açınca koridorda yürümeye başlamıştım. Bir anda korumalar tek tek diz çökmeye başlayınca durdum. Arkamdan kuzey gelip yürümeye başlayınca bende peşinden yürümeye başladım.
Merakla kuzeye bakıp ''Neden senin önünde diz çöküyorlar?''
Kuzey göz ucuyla bana bakıp ''Yüzüme bakmaktan korkuyorlar'' Demişti hızla kaşlarım çatıldı. Kuzey bir şey yapmış olmalıydı korumaların bu kadar korkmasını başka bir şey açıklayamazdı.
''Onlara ne yaşattın Allah bilir..'' Kuzeyin dudakları kıvrılırken hafifce kafasını bana çevirip.
''Sen bilmesen daha iyi olur..'' Artık kesinlikle emindim kuzey çok kötü bir şey yapmıştı.
Daha fazla soru sormamıştım. Zaten o da konuşmamıştı. Beraber davet alanına girince herkesin gözleri bize dönmüştü. Kimseyi umursamayıp muratın yanına gittim. Son ses şarkı çalıyordu ve sahnede çiftler dans ediyordu. Helenle gurur dans ederken helen sürekli gurura bir şeyler soruyordu. Gülümsiyerek onları izlemeye başladım helenin mutlu olması benide mutlu ediyordu. Kafamı çevirince muratın teresa çıktığını gördüm pek umursamadım. Daha doğrusu muratı rahat bırakmak istiyordum en son sevgilisinden ayrıldığı için morali bozulmuştu. Şarkı değişince bazı çiftler masalarına dönerken bazıları hala dans ediyordu. Arkamdan ayak sesleri gelince önemsemedim. Kafamı hafifce çevirince oğuzla göz göze gelmişik. oğuz elini uzatım igrenç bir şekilde gülümserken ona baktım.
''Benimle dans edermisin ceren?'' Pardon? Bu oğuz köpeği yine kaşınıyordu. Tam bir şey diyeceğim sırada kuzey arkamdan gelip bileğmi tutmuştu. Kafamı çevirip kuzeye baktım. Kuzey doğrudan oğuza bakıyordu.
''Geri bas oğuz.'' Sesi o kadar soğuk çıkmıştı ki. Ortam iyice gerginleşince sakinlikle oğuza dönüp.
''Beş dakikaya yanımdan uzaklaşmazsan yemin ederim ki seni bombalarla patlatırım oğuz'' Evet bunu yapardım. Oğuz bana bakarken şeytan gibi gülümseyince içimde bir huzursuzluk oluşmuştu. Sinirle oğuza bakmaya devam ettim. Oğuz hafifce kulağıma doğru eyilip.
''Son günlerini güzel yaşa güzelim..'' Kaşlarım anında çatılmıştı ne diyordu lan bu. Elimde ki çantamı kuzeye verdiğim gibi önüme dönüp oğuzun saçından tutup yüzünü sertçe masaya vurup geri çektim. Salonda ki tüm sesler susmuştu ve herkes biz bakıyordu.
''Bak seni güzellikle uyardim anlamadın.'' Diyip kafasını takrar masaya vurup sinirle ''İlla beynini mi dağıtma mı istiyorsun!'' Kafasını tekrar masaya vurup elimi geri çekince oğuz yere yığılmıştı. Agzından ve burnundan kanlar akıyordu ve anlı yarılmıştı. Elimde ki kanı masa örtüsüne silip kuzeye dönüp çantamı aldımve çantamı açıp aynamla bordo rujumu alıp yürümeye başladım. Çantamı omzuma takıp aynamı açtım ve dudaklarıma bordo rujumu sürmeye başladım. Bir yandan terasa doğru yürüyordum. Herkesin gözleri beni takip ediyordu. Ne yani ilk defamı oğuzu döverken görmüşlerdi beni?
Terasa çıkınca direkt muratın yanına gittim. Kafasını çevirip bana bakınca gülümsedim. ''Ne yaptın yine?'' Dudaklarımı büzüp rujumla aynmı çantama koyup murata baktım.
''Ayıp ediyorsun..'' Murat bana bakıp gülümsediğinde bende istemsizce gülümsemiştim. Sırtımı korkuluklara yaslayıp saçımla oynarken. ''Yani oğuzu dövmüş olabilirim..''
Murat gülerek kafasını iki yana sallayıp bana baktı ''Kızım senin dur butonun yokmu?''
Göz kırpıp ''Konu oğuz olunca kendimi tutamıyorum..'' Muratla gülmeye başladığımızda bir an durup onu izledim. Sevgilisinden ayrıldıktan sonra ilk defa gülüyordu. ''Ayrıca köpek gibi kaşınmıyacaktı. Yok ben diyorum bana inanmıyorsunuz oğuz insan şekline bürünmüş köpek!'' Murat gülerken kafasını iki yana salladı.
''Senin beyninden bana da lazım'' Gülmeye başladığımda gözlerim bana doğru gelen aliye dönmüştü. Kaşlarım çatılmıştı. Elleri yumruk olmuş şekilde gelip tam karşımda durdu.
''Ceren sen malmısn!'' Muratta aliye dönünce ali sertçe bileğimi tutup. ''Sen kimsin de oğuza saldırıyorsun?'' Hızla bileğimi çekip aliye baktım.
''Ali farkındaysan oğuz benim düşmanım ve sende benim kardeşimsin o herif için bana gelip beynimi şişirme!''
''Biliyormusun ceren ben seni aslar kardeşim gibi görmedim!'' Kaşlarım şaşkınlıkla yukarı çıkmıştı. '' Zavallı bir kız olduğun için acıdım sana!'' ne. ''Seni sevdiğimi falan mı sanıyorsun?'' Alayla gülmeye başlayınca ben buz kesmiştim. Nasıl yani ali oğuz için mi bana bunları diyordu? ''Bir gün inşallah geberip gidersin.'' Dedikten sonra arkasına dönüp terastan çıkmıştı. Şaşkın mıydım yoksa hayal kırıklığımı yaşıyordum?
Aklıma aliye yıllar önce birbirimize verdiğimiz söz gelmişti.. ''Ceren sözü. Ama ikimizin de birbirimize sırtımızı yaslamamız lazım. Eger ikimizden birimiz düşmanlarımızın yanına geçerse babalarımızın kanı yerde kalır.'' O anı hiç unutmamıştım gülümseyip bana sarılmıştı. ''Senin yanından asla ayrılmam ben!'' Demişti bana ama şuan yanımda değil tam karşımdaydı. Murat sakinlikle bana dönünce ona baktım.
''Ceren bunları isteyerek söylemediğini biliyorsun dimi?'' Evet biliyordum. Dikkat çekmemek için yapmıştı bunu. Beynim bunun yalan olduğunu onaylasada kalbimde bir ağırlık vardı..
''Biliyorum murat ama yine de sözleri ağır geldi.'' Murat gülümseyip yüzüme düşen saçımı kulağımın arkasına atıp.
''Üzülme akşam malikaneye gelirse konuşursunuz.'' Gülümseyerek önüme döndüm.
''Başım ağrıyor malikaneye gidelim.'' Murat başıyla onaylayınca beraber terastan çıktık helenle göz göze gelince el salladım. Helen gülümsiyerek el salladı. Muratla sesizce salondan çıktık. Yüzüme vuran soğuk havayı içime çekmiştim. Hızla yürüyüp arabama binip direkt çalıştırıp gaza bastım. Tek istediğim malikaneye gidip uyumaktı. Yolda ilerken kalbime alinin dediklerinin yalan olduğunu inandırmaya çalışıyordum. İstanbul tırafiğinden nefret ediyordum yarım saatlik yolu bir saatte gelmiştik. Araba dan inip kapıyı kilitledim ve direkte malikanenin kapısına gittim. Zile basınca yine kapıyı Ela açmıştı.
''Hosgeldiniz ceren hanım'' Diyip kenara çekilince malikaneye girdim.
''Hoşbuldum ela'' Hafifce gülümseyip merdivenlerden çıkmaya başladım. odamagirince hızlıca makyajımı çıkardım. Daha sonraan giyinme odama girip pijamalarımı giydim. Odama geri dödüğümde ışıgı kapatıp yatağa yattım. Uykum ağır bastırdığı için direkt uyumuştum.
....................................
Gözlerimi zorla araladım heryerim çok ağrıyordu ve hava çok karanlıktı. Ayağa kalkıp etrafıma bakmaya başladım. Mezarlıktaydım. Arkamı dönünce babamı gördüm korkuyla geri çekilince sırtım sertçe birisine çarptı arkamı dönüne Annemle göz göze geldik. Korkuyla hızla sağa dönüp koşmaya başladım. Önümü göremiyordum. Arkamdan bembeya yüzlü annemle babam geliyordu. Korkuyla koştururken sertçe yere düşüp kafamı mezara vurmuştum. Hızla annemle babama dönüp ellerimi arkaya koyarak geri geri sürünmeye başladım. Tir tir titrerken annem yanıma gelip korkunç bir şekilde gülmeye başlayınca dizlerimi kendime çekip ellerimle kulaklarımı kapattım. kafamı hızla eğip gözlerimi kapattım.
''Ceren.. Annem.'' Tir tir titrerken annemin yüzüne bakmamak için zor tutuyordum kendimi. ''Kızım bana baksana.'' Sesi çok korkunçtu. Kafamı hızla iki yana sallamaya başladım. Babam yanıma gelince kafamı kaldırıp korkunç suratına baktım.
''Kimseye güvenme kızım.'' Babama bakarken hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Babama sarılak için öne atıldığımda babam toz gibi üçmaya başladı ve kısa sürede yok oldu. Öylece kala kalmıştım. Babam ilk defa rüyamda bana kötü bir şey dememişti ya da beni öldürmeye çalışmamıştı.
Gözlerimi açıp hızla yataktan doğruldum elimi boynuma götürüp kafamı eydim. Çok terlemiştim yavaşca yataktan çıkıp duşa girdim. Üstümü hızla çıkarıp duşa kabine girdim. Soğuk suyu açınca omzumdan aşağı su akmaya başladı. Sakinlikle saclarımı geri ittim. Zorla nefes alıp vermeye başladım. Duştan geri çıkınca hemen üstümü giyinip makyajımı yaptım. Kombinime uyan beyaz topuklu ayakkabılarımı alıp yatağımın kenarına oturup hızla giyip ayağa kalkıp çantamı aldım. Şirkete gidip hemen işlerimi bitirmek istiyordum akşam eironun ailesini ziyarete gidicektim. Eironun Cenazesine katılamadığım için çok üzgündüm.. Her neyse. Arabama binip hızla şirkete doğru yola çıktım. Şirkete gelince hızla otopaka inip arabamı park ettim. Arabamdan inince kolumda ki saate baktım. Baya erken gelmiştim yavaş adımlarla yürümeye başladım. Şirkete bilerek erken gelmiştim evde durursam sürekli gördüğüm kabusu düşünüp delirirdim. Asansöre binip hızla en üst kata çıktım. Asansörden çıkıp sakinlikle çalışma odama girip masamın başına geçip koltuğuma oturdum.
Dosyaları incelerken saat iyice ilerlemişti. Şirket çalışanların sesleriyle dolmaya başlayınca kafamı geriye doğru attım. Sabahın köründe uyandığım için şuan uykum vardı. Kapı çalınca ses çıkarmadım konuşucak gücüm yoktu. Kapı açılınca murat içeri girdi elinde iki tane kahve bardağı vardı. Koltuğa oturup kahvemi masama bıraktı.
''Kaçta uyandın sen?''
''Sabahın altısında..''
Murat kaşlarını çatıp bana bakmaya başladı. ''Ruh hastasımısın sen? O saate kim kalkar?''
''Çok konuşuyorsun ya.'' Murat sinirle bana bakıp.
''Kaparmısın o çeneni?''
Sinirden gülmeye başladım. ''Şuan çok boş yapıyorsun murat'' Kahvemi masadan alıp yavaşca içmeye başladım. Hafifce kafamı çevirip murata bakmaya başladım. ''Aliyle konuştunmu?''
Murat kafasını iki yana salladı ''Dünden beri telefonları kapalı.'' Merakla murata baktım çünkü ali asla telefonunu kapatmazdı.. ''Şuan oğuzun yanında olduğu için bakmıyordur'' Mantıklıydı. Belki de oğuz süphelenmesin diye telefonu kapatmıştı.
Dün yaşananlardan sonra aliyle konuşmak için yanıp tutuşuyordum. Oğuzun bilgilerini bana eksiksiz gönderiyor olsada son zamanlarda bu olay canımı sıkmaya başlamıştı. Ali sürekli gizli gizli oğuzla konuşuyordu. Aslında ali benim kardeşim gibiydi. Bana kötü bir şey yapıcağını sanmıyordum. Kafamda ki düşünceleri dağıtmak için dosyalardan birisini elime alıp incelemeye başladım. Murat tam karşımda koltuğa oturmuş telefonuyla oyun oynuyordu. İstemsizce gülümseyip önüme döndüm. Alide her zaman karşıma geçip rahat rahat oyun oynardı. Tekrar dosyaya dönsem de aklım alideydi. Koltuktan yavaşca kalkıp kapıya doğru yürüdüm.
''Nereye gidiyorsun?''
Kafamı çevirip murata baktım ''Biraz dışarıda dolaşıcağım'' Dedigimde murat ayaga kalkıp.
''Bende gelicegim.''
''Olmaz''
''Gelecem''
''Ya olmaz diyorum!''
Murat yüzünü asıp bana baktı ''Bende tek gezerim!''
''Olmayan beynin dinlenir'' Gülerek odadan çıktıgım da murat arkamdan bagırıyordu.
''Ayıp denen bir şey var!'' Kafamı iki yana sallayıp gülmeye başladım. Merdivenlerden aşağı inmeye başladım. Kapının önü koruma doluydu elimle onlara gelmemeleri için işaret verip yürümeye başladım. Biraz ileride kafe vardı. Kapıdan içeri girdiğimde direkt cam kenarında ki boş masaya geçtim. Çantamı masanın üstüne koyup telefonumla helenle mesajlaşıyorduk. Bu kafeyi aslında çok seviyordum ama büyük bir problem vardı. Burası kuzeyin kafesiydi. Evet kuzeyin kafesi. Düşüncelerimin içinden çıkmama arkamdaki kahka sesleri neden olmuştu. Göz ucuyla arkamdaki kızlara baktım İkiside saçlarını sarıya boyamıştı ve gözlerinde mavi lens vardı. İstemsizce yüzümü buruşturup önüme döndüm. Helen doğuştan sarı saçlı olduğu için bu kızların yapay sarı olduğunu anlamıştım. Bu kafeye çok fazla geldiğim için garson kahvemi bana sormadan getirmişti. Kafamı hafifce eğip kahvemi aldım.
Garson gülümseyip ''Afiyet olsun ceren hanım'' Diyince bende gülümsedim.
''Sağ ol''
Garson arkasına dönüp gittiğinde bende kahvemi içmeye başlamıştım. Arkamdan ayak sesleri gelince pek umursamadım. Sarı saçlı kızlardan biri elinde kahveyle yanıma gelip şeytanca gülümsedi Ben daha ne olduğunu anlayamadan kız kafamdan aşağı kahvesini dökmüştü. Kahvesi sıcak olduğu için omuzlarım ve kafam yanmaya başlamıştı. Hızla oturduğm yerden kalkmıştım. Kafede ölüm sesizliği vardı. Yavaşca kafamı çevirip kıza baktım. Şu an bu kızın vicuduna bomba yerleştirip patlatmak istiyordum.
Kız alayla bana bakıp ''Özür dilerim yanlışlıkla oldu'' Dediğinde sinirden ellerim titriyordu. Bir anda kızın saçını yumruğumun içine dolayıp kafasını ard arda masaya vurmaya başladım. Kafe çığlıklarla dolmuştu. Kızı bıraktığımda yere düşmüştü eliyle burnunu tutuyordu. Arkadaşı da yanına geline masamdaki kahvemi alıp kısın üstüne doğru fırlatıp sakinlikle konuştum.
''Yanlışlıkla oldu ya kusura bakma'' Kız yerde ağlarken bana bakıyordu kahve bardağımı masaya koyup sinirle çayımı aldım ''Rahatça kahvemizide içemiyoruz artık!'' Dışarı çıkınca sertçe birisine çarpınca kafamı kaldırdım iki metre boyunda kuzey karşımdaydı. Kuzey tüm ülkenin boy unu çalmıştı. Özelliklede benim boyumu. 1.60 kalmıştım! Ünüversiteden beri boyda takılı kalmıştım. Boyum yüzünden benim yüzüm tam olarak kuzeyin gögsunun aşagsına geliyordu. Kafamı kaldırıp uzun uzun kuzeye baktım.
''Ne?''
''Sen ne yaptın.'' Kaşlarını çatınca gülümseyip kuzye baktım
''Ne yapmışım?'' Kafasıyla kafeyi gösterince ne demek istediğini anladım. ''Hm..'' Kafamı hafifce sağa eyip kuzeye baktım. ''Kafamdan aşağı kahve döktü bende teşekkür ettim.'' Kuzey beni süzüp ceketini çıkarıp bana verdi.
''Giy şu ceketi'' Üstüm beyazdı büyük ihtimalle içim gözüküyordu.İstemeye istemeye kuzeyin ceketini alıp giydim. Kendime bakarken göz kırpıştırmaya başladım. Ceket nerdeysedizimin üstündeydi kolları up uzundu. Kuzey elini uzatıp ceketin kollarını sıvayıp benden uzaklaştı. ''Dikkat et'' Kafeye giriceği sırada kuzeyın kolunu tuttum. Hafifce bana döndü.
''Şey teşekkür ederim''
''Eyvallah''
Gülümsediğimi fark edince hızla elimi çekip boğazımı temizledim. ''Akşam ışılın kınasına gelicekmisin?''
''Evet geliceğim.''
Başımı sallayıp arkama döndüm normalde kına gibi şeyleri sevmezdim ama ışılın kocası burak rizeliydi ve kına ful rize halayları, horonlari olucaktı. Konu rize olunca hayır diyemezdim. Adanalı bir kız olarak Rize yöresini daha çok seviyordum. Şirkete doğru yüyümeye başlamıştım. Kafamı çevirip yola baktım. Yol kilitti iyi ki kafeye arabamla gitmemiştim. Çantamdan telefonumu çıkarıp saate baktım. Kınaya daha çok vardı malikaneye gidip üstümü değiştirdikten sonra eironun ailesini ziyarete gide bilirdim. Şirketin önüne gelince direkt arabama bindim. Korumalarımda benimle beraber arabalarına binmişti. Tabiki de o tırafige girmiyecektim. Issız ama kestirme olan bir yol vardı. Oraya doğru sürdüm arabamı. Yolda ilerlerken camımı açtım. Arabamda bangır bangır Oy sevdam. Çalıyordu.
Oy sevdam/ Davut Güloğlu.
Kız evunun önünde önünde
Kız evunun önünde önünde
Gül toplarum toplarum bi' tanem
Gül toplarum toplarum bi'tanem
Aşkundan ölsem bile sevduğum
Aşkundan ölsem bile sevduğum
Gururumdan saklarum saklarum
Gururumdan saklarum saklarum
Gülerek bende şarkıya eşlik etmeye başladım. Oy sevdam şarkısı benim için ayrıydı çünkü Kuzeyin deposunu ful ses oy sevdam açıp patlatmıştım.
Oy sevdam dağlara mi çıkayim?
Oy sevdam yollara mi vurayim?
Oy sevdam sensuz nasi' durayim?
Oy oy dağlara mıi çıkayim?
Oy oy yollara mi vurayim?
Oy oy sensuz nasi' durayim?
Gülerek kafamı iki yana sallamaya başladım. Kuzeyin yüzü aklıma geldikçe gülüşüm büyüyordu.
Geçmiş
Kuzeyin deposunun önündeydim. İçerisi milyonlar değerinde silah doluydu.Gülümsiyerek korumalarımın deponun etrafına bomba yerleştirmesini izliyordum. Şuan o kadar mutluydum ki. Kelimelerle bile anlatamazdım. Düşmanlığımızın ilk ateşini ben yakmak için yirmi yaşıma kadar beklemiştim ve şuan kendime doğum günü hediyesi hazırlıyordum. Buraya gelmeden önce ali tüm korumaları öldürdüğü için rahattık.Ali bana bakarak gülmeye başladı.
''Bunu gerçekten yapıcakmısın?''
''Neyi?''
Ali gülerek arkamızda ki arabamı gösteri ''Oy sevdam açıp mı patlatıaksın burayı''
Hızla gülümseyip ''Tabiki de ali''
Ali gülerken kolunu omzuma atmıştı. İkimizde rahatça depoyu izliyorduk. Korumalar son hazırlıkları yaparken ali gülerek arkasına dönüp arabamın yanına gidip oy sevdam açtı. Korumalar depodan uzaklaşırken murat yanıma gelip elinde ki kumandayı verdi. Şimdi kuzeyi bekliyordum. Bir iki dakika sonra siyah arabalar ard arda sdurunca kuzey hızla bana doğru yürümeye başladı. Elimde ki kumandayı kaldırdığımda kuzey sinirle bağırdı.
''Ceren bırak o kumandayı!'' Duğmeye basmamla yer sarsılmıştı kafamı çevirip arkamda cayır cayır yanan depoya baktım. Kuzey donup kalmıştı. Ne bir şey diyordu nede hareket etmiyordu. Gülümseyerek şarkıya devam etmeye başladım.
Oy sevdam dağlara mı çıkayim?
Kuzey bana dönüp inanmayan gözlerle bana bakıyordu.
Oy sevdam yollara mı vurayim?
Alayla gülerken arabama binip camımı sonuna kadar açıp kuzeye baktım. Tek kaşımı kaldırıp gülerek şarkıyı söylemeye devam ettim.
Oy sevdam sensuz nasi' durayim?
Gülerek müziğin sesini kısıp alayla kuzeye bakmaya devam ettim. ''Abartma kuzey sadece bir kaç milyoncuk zarara uğradın'' Gülerek ellerimi dudaklarım götürüp kuzeye doğru uzattım. ''Öptüm!'' Hızla gaza başınca üstünden geçtiğim su birikintisi kuzeyin üstüne doğru sıçramıştı. Gülerek müziğin sesini daha çok açtım.
Günümüz
Kafamı iki yana sallayıp düşüncelerimin arasından ayrıldım. Çoktan malikaneye gelmiştik. Arabamı park edip hızla indim. Kolumda ki saate baktım. Kınaya bir saat vardı. Hızla malikanenin kapısını çaldım. Her zaman ki gibi kapıyı ela açmıştı. ''Hoş geldiniz ceren hanım'' Kafamı hafifce eyip hızla merivenlerden yukarı çıkmaya başladım. Odama girince hızlı giyinme odama gidip gıri omuzdan düşmeli önünde uzun bir yırtmacı olan elbisemi alıp hızla giyindim. Boynuma kolyemi takıp düzelttim. Giyinme odamdan çıkınca ayakkabılarımın olduğu dolabı açıp siyah topuklu ayakkabılarımı alıp yatağın kenarına oturup giydim. Hızla saçımla makyajımı yapıp Komidinimin çekmecesini açıp Kırmızı gülümü elime aldım. Yatağın üstünden çantamıda alıp malikaneden çıktım. Arabama tekrar bindim. Malikaneden çıkınca direkt eironun ailesinin kaldığı malikaneye doğru sürmeye başladım arabamı.
Yarım saate malikaneye girirp arabamı park ettim. Arabadan inip minik merdivenlerden yukarı çıkıp malikanenin kapısını çaldım. Kapıyı hizmetçi açmıştı benni gördüğü fibi yüzü solmuştu. Kadın kenara çekilmeyince sertçe omzuna vurup içeri girdim. Koridorda duyulan tek ses topuklu ayakkabımın sesiydi. Yamak odasının önünde durunca yavaşca büyük kapıyı itip içeri girdim. Herkesin gözü bana dönmüştü sakinlikle masanın en başında ki boş sandalyenin yanına gittim. Odada ölüm sesizliği vardı. Elimdeki ırmızı gülü masaya bıraktığımda herkes zorla yutkunmuştu.
Kırmızı gül benim imzamdı.. Ölüm imzam.
''Eironun cenazesine gelememek beni çok üzdüğü için sizi görmek istedim..'' Gülümseyip eiroun karısı yuna' ya baktım ''Kocan yokken mutlumusun?'' Yuna korkudan başını sallayınca gülümsedim. ''Hadi ama neden konuşmuyorsunuz?'' Masada ki bıçağıalıp yuna ve eironun oğlu zeyn'in boynuna dayadım. ''Ne oldu zeyn korktunmu?'' Sinirle bıağı dahada boğazına bastırıp ''Ölmem için imza atarken korkmuyordun?'' Zeyn tir tir titrerken yutkunduğu için boğazı hafifçe çizilmişti. Boğazından akan kana bakıp bıçağı masaya bırakrım ''Sende baban gibi gebermek istemiyorsan karışmyacaksın benim işime'' Zeyn hızla başını salladı. ''Duymadım?''
''Karışmıyacağım'' Sesi çok kısıktı sinirle elimi masaya vurup.
''Yüksek sesle konuş!'' Diye bağırdığımda zeyn titrerken yüksek sesle konuştu.
''Senin işine karışmıyacağım!''
Memnuniyetle geri çekilip gülümsedim ''Karışmayıp iyi yaparsın..'' Arkamı dönüp yemek odasından çıktığımda yunanın ağlayışını umursamadım. O adam olcak zeyn geçen hafta beni öldürmek için imza atmıştı. Malikanenin kapısını açıp dışarı çıktım. Yüzüme vuran temiz havayla gülümsedim. Arabama binip direkt kına olucak salona doğru yola çıktım. Kınaya geç kalsamda sorun değildi. Kına yeri uzaktı ama şükürler olsun ki trafik yoktu. Kınanın olucağı yere gelince arabamı boş bulduğum ilk yere park ettim. Arabadan inip kapıları kilitleyip anahtarı çantama koydum. Sakin adımlarla yürümeye başladığımda korumalar benim için kapıyı açınca içeri girdim. Etraf düşündüğümden daha fazla kalabalıktı. Gözlerimle heleni ve muratı aradım ama ikisinide bulamadım horon çalmaya başlayın yanıma ali gelmişti. Kafamı hafifce çevirip aliye baktım.
''N'oldu?'' Ali bir şey demeden bileğimi tutup yürümeye başlayınca peşinden sürükleniyordum. Davet salonunun arka kapısından dışarı çıkınca ali biraz daha yürüyüp durdu. Tam karşımdaydı. ''Ali iyimisin?''
''Gayet iyiym konuşmak için getirdim seni buraya'' Ali o kadar soğuk konuşmuştu ki rahatsız olmuştum.
''Konuşacak bir şey yok ali.''
Ali gülümseyip elini beline götürüp silahını belinden çıkarıp bana doğrulttu ''Peki konuşmiyalım'' Donup kalmıştım ali benimi vuraaktı?
''Ali indir o silahı!'' Ali boş gözlerle bana bakarken geri adım attım ''Ali kendine gel!'' Diye bağırdım. Ali benı sırtımdan bıçaklayıp oğuzun adamı olmuştu. ''Ali yapma.''
''Son sözlerini söyle ceren.''
''Ali bak oğuz sana ne dedi bilmiyorum ama..'' Silah sesi duyulunca vicudum buz kesmişti. Geriye doğru sendelenmiştim.Titreyen gözlerle aliye bakıyordum. Bir anda hızlı bir şekilde yağmur yağmaya başlamıştı.
En başından beri Ali haindi.. Kardeş kardeşi vuramaz.. Ali sözünü tutmayıp düşmanımızın