1. bölüm / 9
ANKA KUŞU küllerinden doğanKARANLIĞIN İÇİNDE
Bölümler 9Şu an: KARANLIĞIN İÇİNDE
1 Bölüm
Karanlıgın içinde
05.04.2019
CEREN kURT
Malikanenin büyük demir kapısından içeri girince sertçe nefes aldım, keşke okul hiç bitmese eve gelmekten nefret ediyordum. Arkadaşlarım annem ve babama deger vermedigimi söylüyorlar çok zengin bir ailede büyüdügüm için beni görgüsüz sanıyorlar, benim gerçekten yaşadıgm hayatı görseler şu ana kadar psikolojileri bozulmuş olurdu telefonum çalmaya başlayınca cebimden çıkarıp baktım babam arıyordu istemsizce yüzümde bir gülümseme olmuştu .
''Benim anka kuşum ne yapıyormuş'' diyince gülümsedim
''Egitim için üstümü degişecegim baba''
''Kızım bugün senin dogum günün egitim falan yok'' serçe nefesimi verdim. Hergün silahlı tehditler, masada konuşulan sevkiyatlar, her başka gün saldırılar oluyordu. Tabikide benim sevdigim yönleri bunlar; kan, savaş... Ben böyle bir kızım, savaşçı ruhuna sahip.
''Baba zaten dogum günümü kutlamayı sevmiyorum, o yüzden egitime gidicegim''
''Ben gelene kadar bekle minik kuşum sana süprizim var''
''Tamam baba''
''Seni çok seviyorum bunu unutma'' diyip telefonu kapatmıştı iki gün önce karahanlarla anlaşma yapmıştık artık dostuk. Bu kelime bile midemi bulandırıyordu.
Babam konusuna gelirsek babam için dünyayı yakardım, Babam beni hep güçlü büyüttü, sert davrandı ama bunu beni sevdigi için yapıyordu çünkü babam ölünce onun yerine ben geçicektim.Korumalardan birisi kapımı açınca yavaşca arabadan inip başımla korumaya selam verdim, hızlı adımlarla yürümeye başladım. Küçük merdivenlerden çıkıp kapının önünde durdum, kapıyı çaldım. Nare abla hemen kapıyı açmıştı, beni görünce gülümsedi. Hızlıca içeri girdim daha koşu yapıp spor yapmam gerekiyordu bugün dogum günüm olsada egitimime son veremezdim, merdivenlerden koşarak yukarı çıktım. Odama girince hemen çantamı yere atıp üstümü çıkardım. Vücudum morluklarla doluydu artık alışmıştım, hergün spor yapıp boksa gidiyordum o yüzden vicudum yaralarla doluydu hatta belim bile kırmıştım o gün aklıma gelince gülmeye başladım merdivenlerden yuvarlanmıştım ali beni fark etmeyip üstüme basıp geçmişti, Allah bilir beni nasıl görmemişti. Hızlıca üstüme siyah tişörtümü giyip odamdan çıktım, merdivenlerden koşarak indim.Babam olmadıgı zaman kendi işimi kendim yapıyordum normalde babamla beraber yapardık sporları, ama babam koca mafya lideri oldugu için pek eve gelmiyordu. Kapıyı açtıgımda babamla göz göze geldik. Babam gülümseyip bana elindeki kanlı Anka kuşu olan sarı kolyeyi verince donup kaldım ''Kızım..'' dediginde buz kestim yavaşca egilip saçımı öptü ''Seni çok seviyorum'' dedikten sonra gözümün önünde yere yıgıldı korumalar bagırmaya başlamıştı ama ben yerde kanlar içinde yatan babama bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. Zar zor yere oturup babamın kafasını dizimin üstüne koyup saçını okşamaya başladım. Babam kanlar içinde yatıyordu, lütfen birisi çıkıp bunun kamera şakası oldugunu söylesin.. Babam vurulmuştu.
''Babam sana söz intikamını alıcagım.''
Ben böyle bir insandım, duygusal degildim. Benim yerimde başka birisi olsa hüngür hüngür aglardı. Avcumun içindeki kolyeyi sıkıca tutuyordum. Babama bunu kim yaptıysa bulup öldürücektim. Dag gibi babamı bir kurşunla yerle bir etmişlerdi. Osman abi yanıma gelip beni hemen yerden kaldırıp malikanenin içine çekti. Nare abla hemen kapıyı kapattı. Gözlerimle camdan dışarı bakıyordum. Malikaneye siyah jipler girdi ve hiç durmadan korumaların hepsini öldürdüler. Kafamı çevirince arabanın plakasına bakınca buz kestim.Sözde babamın dostu olacak Karahanlar yapmıştı bunu. Babamın hergün dostum diye anlattıgı Reşat Karahan gözünü bile kırpmadan adamlarına babamı öldürtmüştü. Gözlerimi kapattım ve sadece şunu düşünmeye başladım; Bu hayatta annene bile güvenme Ceren. Gözlerimi geri açtıgımda içimde büyüyen ateşi söndürmeye çalışıyordum. Yavaşca avcumu açıp Anka kuşlu kolyeye baktım, boynuma taktım kolyeyi çok agır geliyordu bu kolye.. Bir iki dakika sonra silah sesleri susmuştu. Osman abiyle Nare abla aralarında konuşuyordu. Kapıyı açıp dışarı çıktım, boş gözlerle etrafa bakmaya başladım. Yavaş adımlarla arka bahçeye gittim. Yerde yatan köpegim Nazlı'ya baktım kanlar içindeydi, benim minik kızım kanlar içinde yatıyordu. İlk defa gözlerim dolmaya başladı. Nazlı benim her şeyimdi küçücük bir köpegi bile öldürmüşlerdi elimdeki herşeyi almışlardı.. Hızla arkamı döndüm ve yürümeye başladım. Hıçkıra hıçkıra aglarken sertçe göz yaşlarımı sildim ali babasının yanına yere oturmuş aglıyordu, burdaki korumaların çogu yeni evlenmişti korumaların bir yarısınında ali gibi evde bekleyen çocukları vardı.
Söz veriyorum intikamınızı alıcagım
................................
Cenaze günü
Babamın mezar taşına baktıkça içimdeki sinir köpürüyordu.Elimi mezar taşına koydum.Yemin ediyorum ki intikamını alıcagım baba. Ölen korumaların intikamını alıcagım.Gözlerim dolunca kafamı çevirdim, Ali'yle göz göze geldik. Ali bana sarılınca ben de sıkıca Ali'ye sarıldım. Geri çekilip Ali'nin elini tuttum.
''Hakan abinin ve babamın intikamını beraber alıcagız Ali, sana söz veriyorum babalarımızın kanı yerde kalmıyacak.''
''Ceren sözü dimi?''
''Ceren sözü. Ama ikimizin de birbirimize sırtımızı yaslamamız lazım. Eger ikimizden birimiz düşmanlarımızın yanına geçerse babalarımızın kanı yerde kalır.''
''Senin yanından asla ayrılmam ben!'' Ali sıkıca bana sarılınca gülümsedim. Ali'yi çok seviyordum, bana Hakan abiden emanetti. Kendimden önce Ali'yi korumalıydım. Ali bana baktı sonra babamın mezarına bakıp burnunu çekti.
''Nasıl hala ayakta duruyorsun Ceren?''Gülümsemem büyüdü. ''Büyüyüp babamın işinin başına geçtikten sonra Karahanların korkulu rüyası olup onlara cehennem hayatı yaşatıcagım için mutluyum. En önemlisi babamın kanı yerde kalmıyacak. Duygularını saklamazsan canını çok yakarlar.''
''Birbirimizi bırakmıyacagız Ali sözü.''Elini yumruk yapıp uzatınca gülümsedim.''Hakkımızı alıcagız Ceren sözü.'' Elimi yumruk yapıp Ali'nin eline vurdum. İçim rahattı çünkü ben söz verdigim şeyi son nefesimde olsam da yapardım. Kafamı çevirip babamın mezarına bakınca sertçe nefesimi verdim. Aklımda tek bir şey vardı; intikam almak. Reşat'ın yaptıgı şeyin cezasını oglu Kuzey çekicekti. Reşat'a asla unutamıyacagı bir cehennem yaşatıcaktım. Kafamı kaldırıp karşıda agaca yaslanmış beni izleyen Reşat'a baktım. Bakışlarım onu rahatsız etmiş olmalıydı ki arkasına dönüp yürümeye başladı. Kafasını çevirip bana bakınca hafifce güldüm. Reşat önüne dönüp kravatını gevşeterek yürümeye devam etti. Büyük ihtimalle başına çok kötü bir bela aldıgını fark etmişti. Neden benden korkmuştu ki? Ben masum bir kız çocuguydum... Tabii aklımdan geçen intikam planlarını saymazsak. Ali bir anda elimi tutup beni sürüklemeye başlayınca kaşlarım çatıldı.
''Nereye gidiyoruz?'' dedim Ali bana bakıp,
''Ramazan abinin kızı çok kötü durumda, onun yanına gidelim.'' dedi. Ramazan abiyi çok severdim ama kızı Elif'ten nefret ediyordum. Çok egolu bir kızdı ama yanında olmam belki Elif'e iyi gelirdi. Zaten Elif'le ne kadar anlaşamasak da çok yakın arkadaştık. Elif'in yanına gelince kafasını kaldırıp uzun uzun bana baktı. Bir anda ayaga fırlayıp saçımı çekti ve hiç düşünmeden bagırmaya başladı.
''Senin baban yüzünden babam öldü! Sende babanda katilsiniz!'' Elif'in dedigi söz beynimin içinde dönmeye başladı. Elif'in annesi Elif'i geri çekince uzun uzun Elif'e baktım. Elif bir günde bana düşman olmuştu. Tanıdıgın insanlar bir anda tanımadıgın bir insana dönüşür derdi babam. Çok dogru demiş. Elif'in ablası Helen yanıma gelip koluma girdi. Beraber yürümeye başladık. Helen de benim gibi bir kızdı o yüzden çok iyi anlaşıyorduk. Helen'e bakınca gülümsedim, saçları güneş gibi parlıyordu.
''Uf Elif'i kafana takma çok boş yapıyor.''
''Bilemiyorum Helen, belki haklıdır.''
''Haklı falan degil. Hepimizin babası ölücegini bile bile bu işe giriyor. Ne senin ne de diger çocukların suçu yok.''
''Sagol Helen, bana hep destek oldugun için.''
''Ne zaman istersen Helen yanında. Kötü bir şey yapıcak olsan bile seni savunurum. Sen benim dostumsun.'' Helen gerçekten çok iyi bir dosttu. Helen ve Ali'nin intikam yolunda hep yanımda olucaklarına emindim. Beni sırtımdan bıçaklamazlar... Ya da ben öyle sanıyordum.
Cenazeden sonraki günler sessiz geçmişti. En azından dışarıdan bakınca öyle görünüyordu. Malikanenin koridorlarında yankılanan ayak sesleri bile eskisi gibi değildi. Babamın yokluğu duvarların arasına sinmişti sanki. Her sabah uyandıgımda birkaç saniyeligine her şeyin bir kabus oldugunu düşünüyor, sonra boynumdaki Anka kolyesini hissedince gerçegi hatırlıyordum. Bir akşam çalışma odasının önünden geçerken kapının aralık oldugunu fark ettim. Babam öldükten sonra kimse odaya girmiyordu daha dogrusu girmeye cesaret edemiyordu. Merakla kapıyı ittim. Odanın içi karanlıktı. Masanın üzerindeki lambayı yakınca gözlerim duvardaki haritalara takıldı. Kırmızı işaretler, isimler ve tarihler... Babam ölmeden önce bir şeylerin peşindeymiş. Masaya yaklaşıp çekmeceleri karıştırmaya başladım. En alt çekmecede siyah bir dosya vardı. Dosyanın üzerinde sadece tek bir kelime yazıyordu: İhanet Kalbim hızlandı. Dosyayı açınca karşıma çıkan ilk fotoğraf yüzümdeki tüm ifadeyi sildi. Fotoğraftaki kişi Reşat Karahan değildi. Osman abiydi. Bir süre nefes bile alamadım. Fotoğrafın altında eski tarihli banka dekontları ve gizli görüşmelere ait notlar vardı. Osman abinin adı defalarca geçiyordu.
''Bu imkansız...'' diye fısıldadım. Osman abi yıllardır yanımızdaydı. Babamın en güvendigi adamlardan biriydi. Dosyanın son sayfasında babamın el yazısıyla yazılmış kısa bir not vardı.
"Eger bu dosyayı okuyorsan işler düşündügümden kötü gitmiş demektir. Kimseye güvenme. Özellikle de en yakınındakilere." Parmaklarım titremeye başladı. Bir anda koridordan gelen ayak seslerini duydum hızlıca dosyayı kapatıp arkamı döndüm Kapının önünde Osman abi duruyordu. Yüzünde her zamanki sakin ifade vardı ama gözleri ilk defa bana yabancı gelmişti.
''Ceren...'' dedi sessizce. Ben dosyayı arkamda saklarken gözlerimi onunkilerden ayırmadım. Osman abi haindi, reşat karahanla ortaktı bizi yıllarca kandırmıştı.O an içimde tek bir düşünce vardı. Belkide düşman avcumun içindeydi. osman abi yıllarca bizi kullanmıştı, belki babamın ölümü için karahanlara yardım etmişti.. Aslında tüm parçaları birleştirince tüm oklar osman abiye dönüyordu, gizli gizli konuşmalar, evden geç saate çıkmalar, babamın kapısını dinlemesi. Osman abi düşmandı ve biz yıllarca bunu fark etmemiştik.
.........................................
7 Yıl sonra
Bir zamanlar Babamın oturdugu koltuga ben oturuyordum, bu koltuga geçmek çok zordu bana verilen oylar yüzde elliye yüzde elliydi, son anda bir mafya lideri oyunu degiştirip başa geçmemi istemişti dünki seçimden sonra direkt işlerimin başına geçmiştim ve herkesin korkulu rüyası olmayı başarmıştım babam gibi nazik degildim sabah toplantı yaptıgımızda herkesin benden korkmasına sebep olmuştum, sinirimi kontrol edemeyen birisi olarak çok sinirlenip mafya liderlerinin hepsini düzeltmiştim. Zeten en baştaki mafya lideri oldugum için herkes bana itaat etmek zorunda sözümün dışına çıkanı ayagımın altına alırdım kimse beni babam gibi kullanamazdı, mafya liderleri yanımdan geçerken yüzüme bile bakamıyordu bana yanlış yapanları yakıyordum sonrada yaktıgım ateşi izliyordum. Tek problemim kuzey karahandı, reşat karahanın oglu ve benim ezeli düşmanım karahanları düşündükçe aklıma o günkü katliam geliyordu, Karahanlara ilk once dostluk ilan edicektim sonra köklerini sökücektim, köklerini öyle bir sökücegim ki birdaha o aileden kimse benim adımı agzına alamıyacaktı.Karahanları düşündükçe annem aklıma geliyordu,Annemi o günden sonra bir daha görmemiştim beni bir kere bile aramamıştı, bende aramamıştım beni aramayanı ben neden arayayımki? Ali tam karşımda oturmuş telefonla oynuyordu yada benim istedigim dosyaları ayarlıyordu ikinci seçenek imkansızdı bu odun kafalı ben demeden hiçbirşey yapmıyordu. Yavaşca ayaga kalkıp koltuktaki yastıgı aliye attım gerizekalı kafasını kaldırıp bana bakıyordu birde.
''Toplantı var sen oturmuş telefon oynuyorsun !''
''Sanki toplantıya ben giricem!'' Diyip yere düşen yastıgı bana atınca son anda kenara çkilip kurtuldum.
''Kes sesini ali o yastık yüzüme gelseydi kimse seni elimden alamazdı!''
Göz devirip hızlı adımlarla kapıya dogru yürüdüm alide arkamdan geliyordu aptaldı ama aliyi seviyordum bana ihanet etmiyecek tek kişi aliydi, kapıyı açıp çıktıgımda tüm korumalarım dikleşmişti. Ben yürürken onlarda arkamdan geliyordu yanıma 21 koruma alıyordum sadece güvendigim korumalarım. Yani babam öldükten sonra bana sahip çıkan korumalardı, hepsine borçluydum.Kapıya gelince durdum elimi boynuma götürüp kolyemi okşadım babam beni anka kuşuna benzetirdi ne zaman acı çeksem tekrar ayaga kalkıyordum bu yüzden bana doğum günümde bu kolyeyi almış.Daha doğrusu benim doğum günüm babamın ölüm günü o yüzden dogum günümü asla kutlamıyordum, babamın mezarına gidip saatlerce oturuyordum .Kafamı iki yana sallayıp odya girdim, mafya liderlerinin hepsi ayağa kalkmıştı bir kişi hariç boş gözlerle kuzeye baktım bu herif beni çıldırtıyordu Allahım sen bana sabır ver! gerçekten kuzeyi yere yatırıp dövmek istiyordum ama bu hiç estetigime uymazdı beş kuruşluk bir adam için estetigimi bozamazdım. Masanın başına gelince sandalyeyi çekip oturdum gözlerim yavaş yavaş mafya liderlerinin üstünde gezindi , en son yaptıgım daha dogrusu yapıcagım sevkiyatı birisi ihbar etmişti bu yüzden iki gün hücrede kalmıştım. Boş gözlerle tüm mafya liderlerine baktım kimin yaptıgını biliyordum ama yapan kişinin söylemesini istiyordum. Kuzey sinirlice bana döndü.
''Sende konuşuyorsan konuş, burda seni bekleyerek saatlerimi harcayamam!''
''Peki kuzey'' Diyip gözlerimi kuzeye diktim ''Sevkiyatı ihbar ederek herkesi göz önüne attıgının farkınamısın?'' Kuzey alayla bana baktı.
''Ne oldu küçük kuş korktunmu?'' Kuzey beni her zaman en derin yerden vuruyordu, sinirden gülmeye başladıgımda elim enseme gitti sürekli babamın bana taktıgıı lakapları söyleyip duruyordu. Kuzey susarmı asla ''Burda oyun oynamıyoruz ceren, mafya lideri olmak kolay değil.'' Kuzey konuşunca tüm mafya liderleri kuzeyi savunmaya başladı boynumu hafifce saga dogru büktüm sinirden bu kuzey yüzünden en sonunda akıl hastası olucaktım! ''Hem daha babasını öldüren adamı bulamayan mafya liderimi olur..'' Devamını duymadım kuzey yine beni kalbimin ortasından vurmuştu kafamı kaldırıp kuzeye uzun uzun baktım, bu sefer fazla ileri gitmişti. Yavaşca ayaga kalkıp odadan çıktım ali peşimden geliyor bana birşeyler soruyordu, otoparka inince hizlica arabama yürüyordum kuzey yanıma geldi boy farkı yüzünden kafamı kaldırmak zorunda kalıyordum kuzey alaycı bir sesle.
''Uzaman lazım minik kuş'' dediginde sinirle kuzeye baktım
''Ben uzadıgım kadar uzadım sen biraz kısal!''
''Yok ben böyle mutluyum sana yukardan bakmak daha eglenceli'' dediginde serçe kuzeyi ittirip arabama binip çalıştırdım, otoparkta arabamın gürültüsünden başka birşey yoktu hizlica arabanın direksiyonunu çevirip otoparktan çıktım. Kuzey yüzünden yine tüm enerjimi kaybetmiştim , kuzeye direkt ceza vermiyecektim çünkü hiç beklemeden kuzeye zarar verirsem oda bana zarar verirdi.Sadece reşat karahanın bana sunucagı anlaşmayı bekliyordum, arabayı yavaşca durdurunca kafamı çevirip mezarlıgın girişine baktım gözlerim dolmaya başlayınca hızla önüme dönüp gözyaşlarımı sildim, aglamaktan nefret ediyordum duygularımı içime atmam herzaman beni daha güçlü göstermiştir. Saçımı sertçe geri itip arabadan indim, mezarlıgın kapısının önüne gelince nefesim agırlaşmaya başlamıştı kapıyı yavaşca itip ezbere bildigim yolda yürümeye başladım babamın mezarının önüne gelince omuzlarım çöktü. Yavaşca elimi kaldırıp mezar taşşının üstüne koydum kafamı egince göz yaşlarım durmadan akmaya başladı, dizlerimin üstüne çöküp elimi babamın topragına koydum. Babamın topragı kırmızı gül doluydu bu güller babamın ölmeden önce bana aldıgı güllerdi, hepsinin dikenlerini kendi elleriyle kesiyordu elim yumruk olunca kendimi tutamadım hıçkıra hıçkıra aglamaya başladım. boşta duran elimle sertçe gözyaşlarımı silmeye çalıştım ama vicudum beni dinlemiyordu,kafamı hafifce mezar taşına yaslayıp gülümsedim.
''Yanımda olsaydın saçımı severdin..'' gözlerim mezar taşına kaydı ''Her sabah odama gül getirirdin.'' burnumu çekip gözlerimi kapattım ''Çok yoruldum baba..'' göz yaşımı silip mezar taşına döndüm ''Keşke saçımdan öpüp beni uyandırsan. sonra ben bu yaşananların rüya oldugunu anlasam.''
kafamı iki yana sallayıp ayaga kalktım, üstümü düzeltip gözyaşlarımı sildim arkama dönüp hızlıca yürümeye başladım kapıyı açıp dışarı çıktım korumaların yüzüne bakmadan arabama bindim çantamı almak için arkamı dönünce, donup kaldım çantamın hemen yanında gül vardı dikenleri kesiliydi öylece kala kaldım. Zar zor elimi uzarıp gülü elime aldım, gülün üstünde gül vardı yavaşca elime alıp notu açtım.
Umarım babanın ölmeden önce sana verdigi güllere benziyordur, çok ugraştım dikenlerini kesmek için ya da dogruyu sölersem gözümün önüne babanın yüzünü getirip kestim. babanı kim öldürdüyse ellerinden öpüyorum.
K.K
Boş gözlerle nota bakıyordum, kuzeyin bana böyle birşey yapması için benim kuzeye zarar vermem gerekir ama hiç birşey yapmamıştım. Notu buruşturup arabayı çalıştırıp direkt gaza bastım, yolda giderken camı açıp elimdeki notu camdan attım. Kuzey savaş istiyordu benimde bu savaş için ateş yakmam lazımdı, yolda giderken düşünüyordum kuzeye ne yapsam yıkılır. Malikaneyi yakmak kuzeyi delirtirdi dudagımın kenarı hafifce kıvrıldı hızlıca telefonumu alıp aliyi aradım, ilk çalmada açmıştı telefonu.
''Ali iki kulagını aç beni dinle''
''Dinliyorum''
''Akşam korumaları toplayıp karahan malikanesini ateşe vericeksiniz, dikkatli olucaksınız''
''En sevdigim malikane yakmak!''
''Dikkatli olun'' diyip telefonu kapattım bu akşam tüm keyfim yerine gelicek, o görüntüyü keşke görebilsem. Bu akşam karahanları yakıp yıkıcagım kuzey ve ailesi bunu hak ediyordu inşallah o yangında kuzey çok deger verdigi birisini kaybeder. Kuzeye insan gibi yaklaşmıştım, hayatımda ilk defa bu kadar merhametli olmuştum ne yazıkki kuzey o merhametimi ezip geçmişti keşke merhametime merhamet ekleyip sınırımı zorlamasaydı. Hala sinirden ellerim titriyordu elimi boynuma götürüp kaşımaya başladım, not aklıma geldikçe silahımı çıkarım kuzeyin kafasına sıkmak istiyorum. Telefonumu tekraran açıp heleni aradım.
''Aloo''
''Helen ben birşey yapıcagım''
''Yine ne planın var dinliyorum''
''Karahanların kökünü kurutacagım, uzun lafın kısası bu akşam karahan malikanesini yakıcagım. Reşatın benim malikanemi yaktıgı gibi''
''hmm, ne zaman yakıyoruz''
''Ali halledicek''
''Tamamdır birşey olursa yine ararsın, acil hasta gelmiş gitmem gerekiyor''
''Tamam görüşürüz''
''Uçmaman için kanadını kesen herkesi yak cerenim ve unutma her zaman arkanda ben varım, görüşürüz.!''
Telefonu kapatınca dahada rahatlamıştım, şu dünyada beni anlayan ve destekleyen tek kişiydi,ali zaten ne dersem yapıyor yani helende alide beni sonuna kadar destekler.Hava kararmaya başlayınca karahan malikanesinin yakınına arabamı park edip beklemeye başladım.
......................
Hava iyice kararınca ali ve korumalar malikanenin etrafına benzin dökmeye başlamışlardı, arkama iyice yaslandım bir iki saat sonra ali kafasını çevirip bana baktı , camı yavaşca acip elimi dışarı çıkardım ali içerdeki korumalara el işareti yapınca hepsi devardan atladı ali kaıya dogru gidip çakmagı yaktı malikane anında cehenneme donmüştü korumaların bagırış sesleri uzakan gelmeye başlamıştı gözlerim yanan malikanedeydi,Reşat heleni odasında sandalyeye baglayıp benim malikanemi patlatmıştı.
Geçmiş
Arabadan iner inmez havadaki garipliği hissetmiştim. Malikânenin etrafı normalde her zamanki gibi sessiz ve düzenli olmalıydı ama o gün… sanki her şey fazla sakindi. Kuş sesi bile yoktu. Rüzgâr bile çekinerek esiyordu. Kapıya doğru yürürken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk büyüyordu. Güvenlik kulübesinin önünden geçtim; nöbetçi olması gereken adam yerinde yoktu. Bir an durup etrafa baktım.
“Ali!” diye seslendim ama cevap gelmedi. Tam o anda Bir gürültü duydum sanki yerin içinden bir şey kopmuş gibi. Ardından malikânenin orta kısmında dev bir patlama oldu. Camlar aynı anda parçalandı, duvarın bir bölümü sanki görünmez bir el tarafından itilmiş gibi dışarı doğru çöktü. Alevler bir anda yükseldi. Bir saniye boyunca olduğum yerde çakılı kaldım sonra içgüdü devreye girdi.
“Helen!” Düşünmeden kapıya koştum. Ana giriş çoktan dumanla dolmuştu. İçeriden bağırış sesleri geliyordu ama kelimeler seçilmiyordu; sadece panik, korku ve kaos. İlk adımı attığımda sıcaklık yüzüme çarptı. Nefes almak zorlaştı. Duman gözlerimi yakıyordu ama geri çekilmedim. Koridordan ilerlerken tavandan parçalar düşüyordu. Her adımda zemin sarsılıyor gibiydi. Helen’in odası üst kattaydı. Merdivenlere yöneldiğimde biri bağırdı:
“Girme! Çöküyor!”Duymadım bile. Merdivenlerin yarısı kırılmıştı ama tutunarak yukarı çıktım. Alevler duvarları yalıyordu, ahşap çatırdıyordu. Her şey saniyeler içinde yok olacak gibiydi. Helen’in odasının önüne vardığımda kapı hafif aralıktı tekme attım Kapı hemen açıldı Helen içerideydi. Gözleri yarı kapalıydı, nefesi düzensizdi. Bileklerinden kalın iplerle bağlanmıştı. Yüzü solgundu ama hâlâ bilinci yerindeydi bir an bile durmadım yanına gidip diz çöktüm.
“Aç gözlerini.” dedim sesim titriyordu İpler sıcaktı, neredeyse derisini yakacak kadar. Ellerim titreyerek düğümleri çözmeye çalıştım ama acele yüzünden daha da zorlaşıyordu. Sonunda sertçe çekip kopardım.
“Helen, beni duyuyor musun?” dedigimde zayıf bir şekilde başını salladı onu hızla sırtıma aldım. Beklemek demek ölüm demekti. Koridora çıktığımda artık yangın sadece bir köşede değil, her yerdeydi. Tavan çökmek üzereydi. Duman o kadar yoğundu ki göz gözü görmüyordu. Merdivenlerden aşağı inerken birkaç basamak kırıldı. Bir an dengenizi kaybettim ama düşmedim.
“Dayan… az kaldı,” diye fısıldadım. kapının önüne geldigimde dışarısı bile sis gibiydi ama en azından hava vardı. Dışarı fırladım Helen’i dikkatlice yere bıraktım. Kendim de hemen yanına çöktüm.Ciğerlerim yanıyordu, öksürük boğazımı parçalıyordu. Görüşüm bulanıklaşmıştı.Birisi yanıma koşarak geldi ayak sesinden tanımıştım kim oldugunu. Ali dizlerinin üstüne çöktü, yüzü panikti. Elinde su şişesi vardı ama ne yapacağını bilemez haldeydi.
“İyi misin? Ceren!” Cümlesi yarıda kaldı ben sadece başımı eğdim. Ağırlık bir anda üzerime çökmüş gibiydi. Her şey uzaktan geliyordu artık; sesler, bağırışlar, sirenler… Son hatırladığım şey, Ali’nin beni tutmaya çalışması ve başımın onun omzuna ağır ağır düşmesiydi. .
Kafamı hızla iki yana salladım o günü daha fazla hatırlamak isteiyordum. kafamı çevirince kuzeyin geldigini gördüm hızla kaskını çikarıp motordan inmişti malikaneye dogru koşarken baagırıyordu o kadar çaresiz görünüyorduki. kuzeyi bu kadar yıkabilicek kim olabilirdiki?
Kuzey Karahan
Malikanenin önüne gelince yüzümdeki tüm renk gitmişti, malikane cayır cayır yanıyordu hızla kaskımı çıkarıp motordan indim içerde irem vardı! kız kardeşim içerdeydi alevlere dogru koşarken ireme bagırmaya başladım ''Abim duyuyormusun beni!'' hızla trafıma baktım ''Korkma gelip kurtarıcagım seni'' Korumalar kovalarla su taşısada bir işe yaramıyordu ceketimi cıkarıp agzıma tutup ve koşarak malikaneye girdim ateş yüzüme yüzüme vuruyordu hızla merdivenlere dogru koştum ikişer ikişer merdivenleri çıktım, üst kat düşündügümden daha kötüydü gözlerimi kısıp iremin odasına dogru yürümeye başladım kapının önüne gelince içim sıkışmaya başladı, hızla kapıyı açınca donup kaldım irem sandalyede baglıydı nefesim kesilmişti gördügüm görüntüyle. Koşarak iremin önüne gelip saçını düzeltim, iremin bilegindeki dugumleri çozerken arkadan bi patlama sesi gelince hemen iremi sırtıma alıp odadan çıktım, merdivenlerden koşarak indim oktay kapıyı açmış bana bagırıyordu hiç birşey anlamıyordum sesler çok uzaktan geliyordu ama durmadım koşarak kapıya gelince oktay koluma girip dışarı çıkmama yardım etti hızla iremi yere yatırıp nabzına baktım çok zayıftı.. Hızla kafamı kaldırıp bagırdım.
''Ambulansı arayın!'' dedigimde Oktay yanıma gelip egildi,
''Ambulans yolda ama sana birşey söylemem gerekiyor, bizim koumalardan birisi malikanenin arka tarafında ceren kurtun arabasını görmüş.'' Demek malikaneyi ceren yakmıştı, benim kardeşimi ölüme sürüklemişti ellerim yumruk oldugunda malikaneye ambulan girdi saglık görevlileri hızlıca ambulanstan inip sedyeyle bize dogru koştular. Yanıma geldiklerinde iremi kucagıma alıp sedyeye yatırdım, Malikaneden patlama sesi gelince arkama döndüm, malikane gözümün önünde yıkılınca kafamı saga egip elimi enseme götürdüm. Ceren kurt savaşı başlatmıştı bende devam ettiricektim sagıma dönüp oktaya baktım aklımdan milyonlarca intikam planı geçiyordu zaten elimde büyük bir koz vardı cerenin çok güvendigi birisi benim adamımdı, ama bu olayı daha sonra patlatıcaktım. Ambulan giderken ben malikaneye döndüm, Helene birşey yapsam eşitleniriz yani ceren tekrar baş kaldırmazsa olay kapanır ama ceren gibi bir kızın durucagını düşünmüyordum. Cerenin canını yakıcak en büyük şey yıllardır annesinin ondan sakladıgı kız kardeşini söylemek olurdu, aynı zamanda kız kardeşi kanser oldugu için 1 yıl sonra ölücekti bu yüzden cerene herşeyi anlatıcaktım ceren kardeşiyle mutluyken bir sabah ölüm haberini alıcaktı gayet güzel intikam fikri. Oktaya döndüm tekrardan.
''Bana cerenin annesini bul''
''Tamamdır abi.'' Oktay arkasına dönüp giderken yüzümde gülümseme oluşmuştu cereni hıçkıra hıçkıra aglarken görmek isterdim, ceren bu yaptıgı için çok pişman olucaktı. Arkama dönüp porche'me bindim. Malikaneden çıkarken rahattım çünkü benim başka malikanemde vardı arka tarafa gittigimde cerenin arabasını gördüm, cereen kafasını cama yaslamış aglıyordu. Gözlerim cerene takılı kalmıştı, yavaşca göz yaşlarını silmeye başladı önüme dönüp gaza bastım cereni umursamam çok garipti. Önümdeki ambulansı takip ederken bir yandan cereni aklımdan çıkarmaya çalışıyordum ya da dürüst olmak gerekirse cerenin kız kardeşinin mezarının önünde hıçkıra hıçkıra aglarken hayal ediyordum. Cerene bana yaşattıklarının hepsini yaşatıcaktım belki cerende bana karşı aynı şeyi düşünüyordu, babamın ona yaşattıgı şeylerin cezasını bana veriyordu.
Cereninde benimde tek suçumuz dogdugumuz aile, babamın anlaşmaya uymayıp cerenin babasını öldürmesi duşmanlıgı daha da etkiledi, barış silindi onun yerine asla silinmiyecek düşmanlık gelmişti. Kırmızı ışık yanınca durdum şuan tek düşünmem gereken kişi kız kardeşim olmalıydı, önümdeki ambulansta yaşamak için çabalıyordu. gözlerim bir an boşluga takılınca aklıma iremle bahcede koşuşturdugumuz günler gelmişti. İrem çok erken yürümeye başlamıştı ama sürekli düşüp dizlerini kanatırdı sürekli iremin peşinden koştururdum yeşil ışık yanınca kafamı iki yana sallayıp ileerlemeye başladım. Dudagım hafifce kıvrılınca kendimi tutamadım gözlerim doldu iremi kaybedemezdi, irem benim yaşama sebebimdi ceren sabah akşam dua etsin kardeşime birşey olmaması için, hastanenin önüne gelince hemen arabayı park edip dışarı cıktım. Hızlı adımlarla sedyeyi takip etmeye başladıgımda gözlerim bir anlık ireme kaydı, irem bana bakarak gülümsediginde donup kaldım sanki bana veda ediyordu. Ameliyathane kapıları kapanınca omuzlarım düştü kafamı çevirip duvara bakmaya başladım yavaşca duvara yaklaşıp arkamı döndüm ve yere oturdum ellerimi dizlerimin üstüne koyunca fark etmiştim ellerim tir tir titriyordu. Ellerimi hızla yumruk yapıp kafamı geriye yasladım, kafam soguk duvara degince içim titredi ben bu kadar uşurken kim bilir iremim o cehennemde ne kadar yanmıştı. gözlerimi kapatınca cerene olan sinirim iyice yükseliyordu hızla cebimden telefonu çıkarıp oktayı aradım.
''Dinliyorum abi.''
''Git cerenin deposunu patlat, sonra cerenin annesiyle iletişime geç''
''Tamamdır abi hemen hallediyorum''
Telefonu yavaşca kulagımdan uzaklaştırıp kapattım, gözlerim yavaşca ameliyathaneye kaydı irem beni bırakmamalıydı, Annem veya babam şuan umrumda bile degildi tek odagım iremdi.. İrem daha yeni yedi yaşına girmişti, ve bugün iremin dogum günüydü. İrem için restoran kapattırıp süsletmiştim sertçe nefesimi verip ellerimi sertçe sacıma götürüp çekiştirdim iremi koruyamamıştım belki iremi erkenden alsaydım bunlar olazdı ayak sesi duyunca hiç umrsamadım annemlerin geldigini zaten biliyordum. Yavaşca ayaga kalkıp annemle babama dondüm, annem aglarken babam onun tersine sinir dolu gözlerle bana bakıyordu babam hızlı adımlarla bana yürüyüp yakama yapışıp yüzüme yumruk attı kafam sag tarafa düşünce elimin tersiyle dudagımdan akan kanı sildim. ''Biz sana kardeşini emanet edelim ama sen emanetimizi koruma!'' babamın dedigi soz koridorda yankılanmıştı yavaşca babama dönünce sinirle bana bakışını izledim ''Senin gibi sinir hastası aptal bir oglum olucagına hiç oglum olmasaydı keşke'' Babam bagırıp konuştukca ben susuyordum haklıydı çünkü bana güvenip canının bir parçasını emanet etmişti bense babamın canının yarını kopartmıştım. Annem hizla yanimiza gelip babamı geri çekti ''Düzgün konuş! etrafı düşmanlarıyla doluyken ne kadar korusada bu olucaktı!'' sinirle babama bakip sesini iyice yükseltti "Hem kızın herkesden daha önemliyse sen korusaydın! kuzey kendi işleriylemi ugraşsın yoksa senin kızının peşindemi sürünsün!'' Annem bana dönüp yakamı düzellti bense babama bakıyordum sertçe nefes aldım.
''Bunu ceren yaptı zaten bende harekete geçtim.'' gözlerimi babama dikip sinirle ''Sen yıllar önce cerene ne yaşattıysan oda aynısını yapıyor '' babam buz kesmiş gözlerle bana bakıyordu umursamadan arkamı dönmuş yürürken durup omzumun üstünden babama baktım ''Sen dua et ceren seni iremin önünde öldürmüyor.'' gram duygu olmayan sesimle tekrar konuştum ''Sen cerenin babasını onun önünde öldürdün, bakalım ceren seni ne zaman kimin önünde öldürücek.'' Diyip önüme dönüp yürümeye başladım arka kapıdan çıkıp direkt motoruma bindim ön kapı basınla dolmuştu ceren olayı sahte hesaplarda yaydıgı için olay kısa sürede patlamıştı. Tüm haber kanalları kapının önündeydi, karanlık yola kendimi atmıştım hızla yolda ilerliyordum saat gecenin dördü oldugu için yollar bomboştu. Kafamdaki sesleri susturmak için karanlıgın içinde motorumla son sürat gidiyordum, korumala bile benim hızıma yetişememişti. Telefonum çalmaya başlayınca direkt açtım.
''Patlattınmı depoyu ''
''Abi depoyu patlattıkta bir sorun var''
''N'oldu?''
''Abi depoda rusyadan cernin iş ortakları varmış, mark volkov agır yaralı.''
Sertçe nefes aldım mark benimde ortagımdı egerki depoyu benim patlattıgımı ogrenirse ortaklıgı bitirirdi, ''Oktay hiç bir iz bırakmadan çıkıp gidin ordan'' bir an durup düşündüm aklıma direkt ceren gelmişti ben konuşmadan oktay konuşmaya başladı. ''Abi cerende geldi sinir krizi geçiriyor'' diyince gülümsedim ''İyi ceren kendi kendine aglasın siz ordan çıkın ve bana cerenin annesini yagrın şirkete getir'' diyip telefonu kapattım ceren yatsın kalksın kız kardeşime birşey olmaması için dua etsin. yola odaklanmışken bu sefer annem aramaya başladı istemsizce kalbim hızlanmıştı telefonu açınca annemin hıçkırık sesinden başka bir ses yoktu, ireme birşey olmamıştı degilmi?
''Kuzey...'' dediginde içim iyice sıkıştı.
''Anne n'oldu konuşsana!'' Annem konuşmadıkça korkum yükseliyordu ireme birşey olmamış olsun lütfen..
''Kuzey irem dördüncü evrede kansermiş, doktorlar yeni fark etmişler..'' Annemin dedigi kelimeyle beynim durmuştu bir an motorun kontrolünü kaybettim son anda frene basıp durdum irem kansermiydi.?
''Anne yalan söylüyorlar benim kardeşim çok saglıklı Biz nasıl fark etmedik anne! Kanserin son evresinde irem!'' Canım yandıgı için sesim yükselmişti annemin hıçkırıklarıda artmıştı.. benim minik prensesim kanser olmuştu, hayır.. Yalan söylüyorlardı benim kardeşim daha dün gözümün önünde koşturup oynuyordu! ''Anne.. yalan söylüyorlar..'' annem aglarken konuşmaya çalışıyordu ama konuşamıyordu. ''Oglum iremin altı ayı kalmış ama tedaviler işe yararsa daha fazla süresi olurmuş..'' Nasıl yani? iremin altı ayı mı kalmıştı? ''Anne tedaviler işe yaramazsa ne olucak.'' dedigimde ne olucagını biliyordum iremi kaybedicektik ama inanmak istemiyordum annem nefes alıp ''Tedaviler işe yaramazsa iremi kaybederiz oglum..''
Karma denen şey bumuydu? ben cerenin kanser olan kardeşiyle uzmek isterken ben kardeşimi kaybediyordum! Allahım lütfen irem tedaviler işe yarasın ben iremsiz yaşayamazdım..irem ölürse ben ölürdüm. Motoru tekrar çalıştırıp yön degiştirip hastaneye dogru sürmeye başladım iremi asla yanlız bırakmıyacaktım. Kardeşimin ellerinden tutup o karanlıktan çıkarıcaktım. Hızımı daha çok artırdım. Tek düşüncem ireme yetişmekti karanlık yolda farlar birbirine karışıyordu . Bir virajı döndügüm anda karşı şeritten üzerime gelen tırı gördüm. Gözlerim büyüdü hızla motoru saga tarafa kırıp frene bastım, lastiklerin asfaltı yırtan sesi gecenin sesizliğini parçaladı tırla çarpışınca aklımda kalan tek şey iremdi...
