KÖR ATEŞ

Vaveyla Yazarı: Yazar Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: KÖR ATEŞ

5.Bölüm
KÖR ATEŞ
Ceren KURT
Depo patladıktan sonra olay yerine polisler ve askerler gelmişti. Büyük ihtimalle Polislere de oğuz haber vermişti. İki gündür nezarethanenedeydim. Sesiz kaldığım için beni konuşana kadar burda tutucaklarını söylemişlerdi. Korumalarım benim sayemde serbest kalmışlardı. Ve bu süre boyunca Aliyi hiç görmemiştim. Helen gelince ona da sormuştum ama helende alinin depo patlamasından sonra kaybolduğunu söylemişti. Aslında çok kafa yormaya gerek yoktu ali büyük ihtimalle oğuzun yanındaydı. Ve ben burdayken sürekli adamlarımla bana oğuzun bilgilerini gönderiyordu. Yani alinin üstüne çok gittiğimi anlamıştım. Aliye inanmayıp onu malikaneden kovmuştum ama ali gerçektende bilgi topluyordu. Aliye özür borçluydum. Kafamı duvara yaslamış yerde oturuyordum. Benim konuşmaya niyetim yoktu.
Kapı açılınca kafamı kaldırdım. Polislerdenbirisi elinde dosyayla yanıma gelince boş gözlerle polise baktım. Cebinden anahtar çıkarıp nezarethanenin kapısını açmıştı. Yavaşça ayağa kalktığımda polis yanıma gelip bileklerimdeki kelepçeleri çözmüştü. geri çekilip kapıyı gösterdi.
''Serbestsin.'' ben burda gayet mutluydum. Polisi daha fazla uğraştırmamak için nezarethaneden çkmıştım. Telefonumu ve cüzdanımıda alıp karakoldan çıkınca karşımda yirmi bir korumam dizilmiş beni bekliyordu. Yüzümde iistemsizce bir gülümseme oluşmuştu.. Hızla merdivenlerden inip muratın yanına gidip kolumu omzuna attım.
''Naber fasülye beyinlim..''
''Gerçekten sen lakap takma.'' İstemsizce gülümsedim. ''Açsan söyle fasülye yemeye götüreyim seni'' Gözlerimi kısıp murata bakarken ondan uzaklaşıp ellerimi elime koydum.
''Sonra hesabı bana kilitleyip kaçıcaksın değil mi?'' Dediğimde murat ellerini kaldırıp güldü.
''Teslim oluyorum Ceren hazretleri..'' Gulerken bir elini bana uzatip hafifce eğilince kafamı iki yana sallayıp gülmeye başladım. Murat doğrulup arabanın kapısını açınca hızla bindim. Murat arabanın etrafında dolaşıp kapıyı açıp bindi. Şahsen murat varken araba kullanmaya çok üşeniyordum..
Murat sesizce arabayı çalıştırınca diğer korumalarımda hızla arabalarına binip peşimizden gelmeye başladılar. Kafamı çevirip murata baktım. Murat ben nezarethanedeyken benim yerime tüm işleri yapmıştı. toplantılar,sevkiyatlar,toplanması gereken dosyalar... Kafamı geri cama doğru çevirip dışarıyı izlemeye başladım. Nezarethanedeyken sürekli babamı görüyordum polisler bana uyku ilacı verip uyutuyorlarmış.. Yani ben sabah uyanınca anlattıklarına göre kıriz geçirip kendime zarar veriyormuşum. Ve bu her gece yaşanıyordu. Tabiki de ben uyanınca bir şey hatırlamadığım için ordaki görevlilerle konuşup neler yaptığımı öğreniyordum..
Vücudum yaralarla kaplı olduğu için yaz ayında boğazlı kazak giyiyordum. Şükürler olsun ki murat şüphelenmemişti.. Bide neden bu hale geldiğimi murata saatlerce anlatamazdım. Zaten kuzey gibi dağ ayısıydı.. Bir şeyi detayına girene kadar saatlerce anlatman gerekiyor yoksa asla inanmıyor beyfendi! Sinirle murata baktım.
Bi ara helenle dışardayken yanımıza kuzeyin koruması oktay yanımıza gelmişti. Bende o gün ilk defa korumasız dışarı çıkmıştım arabam bozulduğu için bizi oktay malikaneye götürmüştü. Abartmıyorum iki gün boyunca muratın dır dırını çekmiştik! Murat çok korumacıydı. Helen ve beni kız kardeşleri olarak görüyordu bende murati abim gibi görüyordum.. Muratın bana baktığını daha yeni fark ettiğim için hizla kafamı eydim. Murat direksiyondaki bir elini çekip bana doğru uzattı. Hızla geri çekilip murata baktım.
''Noldu ceren?'' Muratın sesi ilk defa bu kadar çaresizdi. ''Sana farkında olmadan zararmı verdim?'' Yok artık! Murat bana zarar verdiğini düşünüyordu..Çünkü elini uzatınca geri çekilmiştim.. Murat bana bakarken elini tekrar uzattı. Yanlış anlamasın diye hareket bile etmemiştim. Murat elini omzuma koyup göz ucuyla bana baktı. ''Bu sıcakta neden kazak giydin?''
zorla yutkunup murata baktım''Hasta oldum üşyorum.''
''Eminmisin?'' İnanmaz gözlerle bana bakarken konuşmaya devam etti ''Hiç inanasım gelmiyor..'' Murata bakarken yorgun bir şekilde kafamı cama yaslayıp dışarıyı izlemeye başladım. Gözlerim kapanmak için savaşırken ben gözlerimi kapatmamak için savaşıyordum.. Hayatımda ilk defa babamı görmek istemiyordum. Korkuyordum. Babam yine rüyamda bana hakkını haram edip beni öldürür diye korkuyordum.. Yolda ilerlerken uyumamak için herşeyi yapıyordum. Elimi kaldırıp gözlerimi ovuşturmaya başladım. Murat hala bana yan gözle bakıyordu.
''Bakma öyle.''
''Nasıl bakıyormuşum?''
''İnanmayan gözlerle..'' Murat sinirle bana bakarken hızla arabayı sağa çekip frene baınca öne doğru savrulmuştum. Kafamı çevirince muratın sinir dolu gözleriyel karşılaştım. Herşeyi biliyordu dimi? Evet herşeyi biliyordu..
''Eğer ki polisler bana anlatmasaydı sen susucaktın ve ben hiç bişey bilmiyecektim!'' O polisler konuşmasın diye para vermiştim ve onlar susmayıp konuşmuştu. Sinirle nefes aldım.
''Murat bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.'' Murat sinirle bana bakarke hızlı hızlı nefes alıyordu. Önüne dönüp sinirle saçını geriye attı.
''Ceren iki gündür geceleri kıriz geçirip kendine zarar veriyorsun ve bunları polislerden ögreniyorum!'' Aslında sinirlenme hakkı vardı. Ben iki günde bu kadar çökmüşken murata hiç birşey anlatmamıştım. ''Bak ceren sen bu haldeyken ben ne yapıcağımı bilemiyorum.'' Bana bakıp caresizce ''Beyninde nasıl birşeyle uğraşıyorsun bilmiyorum ve bu benim canımı yakıyor.'' Sertçe nefesini verdi ''Gözümün önünde eriyip gitmen beni öldürüyor ceren.''
''Sorun değil murat''
''Ceren tüm mafya liderleri senin nasıl bir zorluğun içinde olduğunu biliyor'' Sıkıntıyle nefesini verip arabayı çalıştırmıştı. ''Hepsi seni öldürmek için plan yapıyor.'' ne? Nasıl yani? Beni o üç kuruş etmez beyinleriyle öldürmeye mi çalışıyorlardı? Bu çok komikti ama bunu şakaya vurucak vakitte değildik. Murata bakınca gerçekten de korktuğunu fark ettim. Acaba olay benim düşündüğümden daha mı büyüktü? Evet murat bu kadar çok korkuyrsa demek ki gerçekten durum kötüydü.
''Beni herkesten önce kuzey öldürür.'' Bakışlarımı cama çevirip ''Bu güzel şansı kimseye vermez.''
''Yanılıyorsun'' Hızla murata döndüm. Ne demek yanılıyordum? ''Kuzeyde senin yaşadığın şey yaşamış.'' Bir dakika.. Kuzeyin ölen bir yakını yoktu ki. kuzey kafasının içinde kiminle savaş vermişti? ''O yüzden tüm mafya liderlerini tehdit etti.'' Agızım açık kalmış bir halde murata baktım. ''En sonki toplantıda yaşandı bu. Herkesin kafasına silah dayayıp planlarını iptal ettirdi.''
''Tamam o zaman sen neyden korkuyorsun?''
''Ceren Kuzey bilmiyor ama mafya liderleri başka planlar yaptı ve şuan kuzeyden gizli şekilde seni öldürmek için birlik oldular.''
Murata bakarken çaresizce ''Kimler benim tarafımda..?'' Aklıma gelenle durup murata baktım ''Ali oğuzun yanında ama planların içinde değil dimi.''
Murat kafasını iki yana salladı ''Hayır ali bana bilgi sızdırıyor.'' Göz ucuyla bana bakıp ''Ali bana söylemeseydi bu kadar bilgi öğrenemezdim.'' Haklıydı. Bu murat neden hep haklıydı ya! ''Ali bizden..'' Diyip sustu sanki bir şey düşünüyordu ''Aynı zamanda Gurur,mark,Burak,şakir ve kuzeyde bizim tarafımızda.'' İstemsizce tutuğum nefesimi verdim.
Şükür olsun ki ali bana karşı değildi. Kuzeyin bu konuda bu kadar hassas olması beni daha çok meraklandırmıştı. Malikanenin büyük demir kapısından içeri geçtiğimide murat arabayı park etti. Bemse yorgun bir şekilde arabadan inip Malikaneye girdim. Kimsenin yüzüne bakmayıp odama girdim yatağımın üstünde siyah zarfı görünce istemsizce gülümsedim. Yavaş adımlarla yürüp yatağın üstündeki notu aldım. Notu hızla okudum bir davetiyeydi. Hemde oğuzdan gelen. Bu adam gerçekten beni malmı sanıyordu? Beni davete çagırıp öldüreceklerdi. Neyse zarfı yatağın üstüne atıp dolabımı açtım.
Hızla içinden omuzdan düşmeli siyah elbisemi alıp giydim. Elbisenin önünde yırtmaç vardı. Yere eğilip topuklu ayakkabılarımın tokalarını bağladım. Hızla ayağa kalkıp baldırıma silahlarımı koymak için holsteri taktım. Daha sonra silahımı taktım. Elbisemi indirince hiç bir şey gözükmüyordu. Masanın önüne geçip siyah bir göz makyajı yaprım ve son olarak bordo rujumu sürdüm. Hızla saçımı düzleştirip çantamı aldım ve odadan çıktım.
Merdivenlerden inerken ne kadar yorgun olsamda bana düşman kesilen o beyinsizlerin üstüne kurşun yağdıracaktım! Benim intikam yolum ya insanların üstüne kurşun yağdırmak yada insanları depo içine bağlayıp depoyu patlatmaktı.. Şimdi düşününce gerçekten bunları yapmayı özlemiştim. Bahçeye çıktığımda yirmibir korumamda arabalarındaydı yürüyüp kendi arabama bindim ve hemen çalıştırdım. Arabamla malikaneden çıktım. Yolda ilerlerken arka arabada olan murat aradı. Sakilikle telefonu açtım.
''Kızım sen hangi köyün malısın!'' Gülmeye başladım. ''Kızım Şuan ölümüne gidiyorsun hatırlatırım!'' Sinirle kafamı iki yana salladım.
''Murat bu gece ben değil benim arkamdan iş yapanlar gebericek.'' Bir an durup tekrar gülümsedim ''Daha doğrusu geberip gitmek için bana yalvarıcaklar.'' Murat tam bir şey diyeceği zaman telefonu yüzüne kapattım. Ne kadarda iyi bir insanım ya.. Neyse restorant malikaneme pek uzak değildi. Bu salaklar etrafa keskin nişancı koyduğumu bilmiyordu dimi? Kesinlikle bilmiyordu.. Arabamı hızla park edip yürümeye başladım mermerde benim topuklu ayakkabı sesimden başka bir şey yoktu. Kapıda kuzeyin motorunu görmüştüm oda büyük ihtimalle burdaydı. Büyük kapıyı hizmetçiler açına sakin adımlarımla yürümeye başladım ve kimseyi umursamadan sahneye çıkıp elime mikrofonu aldım.
''Herkese merhaba!'' Gözlerim oğuzu ararken oğuzla göz göze gelince gülümsedim.. ''Duyduğuma göre ben yokken arkamdan iş yapmışsınız..'' Gülmeye başladım ''Gerçektende çok zavallısınız.. Beni öldürme haylimi kurmuştunuz siz.'' Aşağlayıcı gözlerle önümde masa etrafında duran mafya liderlerie baktım hepsi paniklemişti. ''Yazık kafanıza..'' Sıkkınlıkla nefes verip ''Neyse canım sıkıldı'' Diyip elimi yırtmacımın içine daldırıp silahımı çektiğim gibi eironun anlinin ortasına ateş ettim.
Bir anda restoran o iğrenç sadece kocalarıyla para için beraber olan kadınların çığlıklarıyla doldu. Göz devirip sahneden indim ve çok normal bir şeymiş gibi eironun yanından geçtim. Elimi kaldırıp geri indirince içeri hızla kurşunlar yamaya başlamıştı. Heryer kan dolmuşken bana çarpan salihi sertç ittirdim.Silah sesleri kesilince etraf insan cesetleriyle ve kan gölüyle kala kalmıştı. Yaşayan dört kişi vardi Ali, oğuz, kuzey ve gurur.. Oğuza böyle kolay bir ölüm yakışmazdı. Oğuzun karşısında ki sandalyeyi çekip oturduğumda oğuzun masanın üstündeki telefonu çalmaya başladı. Oğuz korkuyla bana bakarken kapı açıldı ve korumalarım içeri oğuzun anne ve babasının ölü bedenlerini fırlattı. Oğuz ayaga kalktığı gibi kosup annesinin yanında diz çöküp haykırmaya başlamıştı. Babasına mı yoksa annesine mi bakıcağını bilmiyordu.
Kafamı çevirince bana bakan aliyle göz göze geldik bu salak neden benim yanımday dı! Sinirle kafamla işaret verince ali gülümsiyerek oğuzun yanına gitti. Yalandan rol oynamaya başlamıştı. Kafamı çevirince bana bakan gururla kuzeyi gördüm. Kolumu sandalyenin arkasına atınca gülümsedim. Gurur bir karış açılmış ağzıyla bana bakıyordu. Kuzey ise yerde yatan cesetlere bakıyordu. Önüme dönünce bana doğru sinirle gelen oğuzu gördüm yavaşca ayaga kalktım oğuz bana yaklaşınca sertçe karnına tekme attım. Eminim ki topuklu ayakkabımın topuğu karnını yarmıştı. Yavaşca yuruyup oğuzun kafasına ayagımı bastırdım. Oğuzun kafasını sertçe yere bastırırken gülümsedim.
''Hani bu gün beni öldürücektin oğuz bey?'' Dedim alayla oğuz kalkmaya çalışsada bunu yapamıyordu. Ayağımı geri çekip yavaşca yere diz çöktüm. Oğuzun saçlarından tuttuğum gibi kafasını kaldırdım. Belimde ki bıçağı çıkarıp oğuzun kaşını sertçe kestim gülümseyerek konuştum. ''Bu gün ailenin geberip cehenneme gittiği gün oğuzu bu günü unutman beni çook üzer..'' Sinirle ayağa kalkıp aliye döndüm ''Götür şu köpeği'' Dediğimde ali gülümseyip kafasını iki yana salladı. Oğuzu yerden yavaşca kaldırıp restoranttan çıkrınca rahatlamıştım.
Yerdeki cesetlere bakarken bir an gözlerim karardı ve önüme o gün malikanemizin önünde olan katliam geldi. Babam yerde kanlar içinde yatarken yerden kalkıp bana tokat attı. Sertçe yere düşmüştüm. Babam tam bagıracagı zaman kafamı hızla iki yana salladım. Şuan burda salakça bir hayal yüzünden kıriz geçirmek istemiyordum. Özellikle kuzeyin önünde asla istemiyordum. Daha demin kalktığım masanın yanına gidip sandalyemi çekip oturum. Masadaki sürahiden boş bir bardağa su doldurdum yanımda babam vardı. Hissediyordum kendime gelmek için hızla suyu içtim kafamı kaldırmamaya çalışıyordum ama babam susmuyordu..
Kuzeyle aynı masaya oturdun ceren..
Hain sensin..
Kuzeyi öldürürsen Reşatı öldürmen daha kolay olur..
Hızla kafamı iki yana salladım. Beynimin içinde konuşan babam ne kadar haklı olsada bir halisilasyonun dediğni yapmıyacaktım. Yani yapadabilirdim. Aslında mantıklıydı. Sinirle kafama vurdum. Gerçekten delirmiştim salak olma ceren salak olma.. Restorantın kapısıaçılınca başımı kaldırdım reşat elini kolunu sallayarak içeri girdi. Cesetlerin arasından yürüyü tam önümde durdu. Elini kaldırıp işaret parmağını anlima koyup sertçe kafamı itti
''Neydi bu gövde gösterisi anka?'' Sinirden gozlerim titrerken reşat gülüp''Ne yoksa babanın hayaleti seni çokmu yordu.'' Demesiyle ayaga kalktığım gibi reşatı itmem bir oldu. Reşat konuştukça babamın sesleri çoğalıyordu. Reşata bakarken arkasında gülümsiyerek bana bakan babamı gördüm.. Elinde benim Lanetim olan Anka kuşlu kolye vardı.. Hızlı hızlı nefes almaya başlamıştım gözüm babam ve reşattan başka hiç birşey görmüyordu belimden çıkardığım bıçağı tam reşatın kalbine saplıyacagım zaman iki güçlü kol beni tutup geri çekti büyük ihtimalle kuzeydi. Gözlerim reşattayken tir tir titriyordum.
''Sen babamı öldürdün..'' Sesim o kadar sakin çıkmıştı ki ben bile ürkmüştüm.. Ama o sakinliğimin yerini kan gibi öfke kaplamıştı. Hızla reşata saldırmaya çalıştım ama kuzey yüzünden bunu yapamıyordum. ''Sen babamı öldürdün!'' Diye haykırdığımda sesim restorant da yankılanmıştı.. Olduüum yerde sinirle çırpınırken boğazımı yırtmak istercesine haykırdım ''Seni öldüreceğim!'' Sinirle kuzeyin kollarının arasından kaçmaya çalışıyordum.
Yeni fark etmiştim gözümden durmadan yaşlar akıyordu. Ama beynimde babamın haykırışlarıyla dolu olduğu için nefes almam bile zordu. Reşat buz kesmiş şekilde karşımda duruyordu. Sinirle kollarımı çekiştirip tekrar bağırdım ''Sana öyle şeyler yaşatacağım ki ölmek için ayaklarıma kapnıcaksın!'' Gözlerim yerdeki cesetlere değince nefesim iyice ağırlaşmıştı yerdeki kişiler babamın zamnında ölen korumalardı. Hzlı hızlı nefes almaya başladım. Hızla tekrar reşata döndüm.
''Senin ellerini kesip köpeklere vereceğim şerefsiz!'' Haykırışlarım yüzünden boğazım yırtılmıştı. ''Neden yaptın!'' Sinirle gözlerim dolarken ''Bneim babamı neden öldürdün!'' Haykırışlarımdan dolayı yırtılan boğazımdan agzıma kan geliyordu. Kuzey sinirle babasına baktı.
''Çık git!'' Reşat hızla arkasına dönünce dizlerimin üstüne düştüm.
''Seni öldürecegim!'' Diye haykırdığımda resmen yer titremişt. Yada ben tir tir titrediğim için öyle hissediyordum. Babam bir anda etrafımda dönmeye başlayınca ellerimi saçıma geçirip saçımı çekiştirirken bir yandan da kafama vurmaya başladım. Bir anda kuzey önüme diz çöküp soğuk elleriyle bileklerimi tutu kafamı kaldırmadım çünkü o Babamın katilinin oğluydu..
''Ceren derin nefes al'' Dediğinde kuzey ne dediyse aynısnı yaptım. Derin nefesler alırken kuzeyin yüzüne bile bakmıyordum.Ben derin nefesler aldıkça beynimde ki sesler susuyordu. Her kıriz sonrası yorgun düştüğüm için kafam yavaşca kuzeyin omzuna düşmüştü. İğrenerek yüzümü buruşturdum ama kafamı kaldıramadım. O kadar gücüm yoktu ki parmak uçlarımı hissetmemeye başlamıştım. En son gözlerimi kapatmadan önce kuzey beni kucagına almıştı.
Umarım beni kendi malikanesine götürmezdi..
Lütfen öyle bir salaklık yapmasın!
..............................................

Odanın perdesinden süzen ince ışık gözüme vurmaya başlayınca rahatsız bir şekilde yatakta diğer tarafa döndüm. Ama yüzüme ışık gelmeye devam edince tekrar döndüm ve dönmemle yere yüz üstü kapaklanmam bir olmuştu. İlk soru benim yatağım iki kişilikti yere nasıl düşmüştüm? Bir saniye bu çok salakça bir soruydu yatak tek kişilikti demek ki kendi malikanemde değildim. Ne! Yüzüstü yattığım yerden hızl kalkıp etrafıma bakındım yok artık. Kaçırılmış mıydım? Dur bi buda çok saçmaydı gözlerimi kapatıp sinirle kafama vurdum. Kıriz geçirdikten sonra mal gibi oluyordum. Olyları lgılamam iki saat sürüyordu.
Hızla odadan çıkıp merdivenlerden inmeye başladım. Kuzeyin malikanesindeydim. Gerçekten dün bayılınca beni kendi malikaneme götürmek yerine az kalsın ölüreceğim babasının olduğu eve getirmişti ki? Kesinlikle babasını öldürmemi istiyordu! Hızla merdivenlerden inip salona girdim. Salonda Kuzey annesiyle babasına birşeyler anlatıyordu. Hızla yürüyüp erkanın yakasından kavradığım gibi ayağa kaldırdım. Çocukluğumdan beri gördüğüm egitimler sayesinde çoğu mafya liderinden daha güçlüydüm. Hızla kuzeyi geriye doğru ittim. Kuzey iki adım gerilerken sinirle bana bakıyordu.
''Benim ne işim var burda?'' Diyip reşata baktım ''Babanı öldürmem içinmi getirdin beni?'' Kuzey sinirle bilegimden tutup beni koltuğa oturttu.
''Dün kırka yakın kişi öldü senin yüzünden, mafya liderlerinin yakınları seni arıyor.'' İstemsizce göz devirdim beni bu kadar düşünmesi iğrençti.. Hızla ayağa kalkıp masada ki çantamı alıp kuzeye döndüm.
''Beni birdaha düşünme veya benim için endişelenme tatlım'' gülerek arkamı döndüm ve malikaneden çıktım. Bahçede demir kapıya doğru yürürken arkadan ayak sesleri geldi arkamı dönünce muratla göz göze gelmiştik. Yuh! Tüm herkes gerçekten burayamı toplanmıştı? sinirle gülmeye başlayınca murat şaşkın bir şekilde bana bakıyordu.
''Senin burda ne işin var?'' Dediğimde murat tek kaşını kaldırıp.
''Asıl senin burda ne işin var?''
''Olm soruya soruyla cevap vermesene!''
''Kim soruya soruyla cevap vermiş?''
Sinirle ensemi kaşımaya başladım. Ya sabır.. ''Ben dün kıriz geçirip bayıınca kuzey beni buraya getirmiş.''
''Bende sen burdasın diye geldim.'' Murat bana bakarak gülümsedi veelini kaldırıp saçımı okşadığında gülümsedim. Muratın abi tavrını çok seviyordum..
Bir anda bahce gururn bağırmasıyla dolmuştu. Hızla muratla sesin geldiği yöne dönünce elinde sopayla heleni gördüm. Şaka gibiydi ama o sopayla gururu kovalıyordu. Kos koca Gurur Korkmaz.. Soyadını bile hak etmiyordu. Hani korkmazdı lan bu adam? İstemsizce gülümseyip onları izlemeye başladım.
''Ya bari eski sevgilimi dövüyorsun sonra neden helen dövmemi istedi dedin!'' Diye bağırınca agzım açık kalmıştı. Muratla bakışınca ikiizde aynı tepkiyi vermiştik. Gurur helenin eski sevgilisini dövmüştü! Ay en sevdiğim..
''Helen bak güzelim yeminle öyle birşey dermiyim ben'' Diyen gurur koşup arkama saklandığında gülmemek için zor tutuyordum kendimi helen karşıma gelince bana bakıp.
''İyimisin Cerenim'' Dediğinde gülümseyip evet manasında kafamı salladım helenle gururun arasından çıkmamla helenin elindeki sopayı gururun başına vurması bir olmuştu. Gerçekten artık kendimi tutamadığım için gülmeye başlamıştım.
''Korkmazmış!'' Diyen helene baktım benim aklımdan geçeni söylemişti ben gülerken murat yanıma gelip ceketini çıkarıp omuzlarıma astı. Üşüdüğümü düşünmüş olmalıydı ve evet çok üşümüştüm.
Kafamı çevirip gülümsiyerek murata baktım. ''Sag ol.'' Murat kafasını eymişti. Murat her ne kadar engelli olsada seviyordum onu. Yanıma ela gelince kafamı çevirip ona baktım.
''Kuzey Karahan sizi çagırıyor''
''Anladım. sag ol ela'' Diyip arkamı döndüm ve yavaş adımlarla merdivenlerden çıktım. Malikanenin kapısı açıktı zaten. Yavaşca içeri girip en üst kata çıktım kuzeyin malikanesini ezbere biliyordum. Çok fazla toplantı yapmıştık burda. Kapıyı çalıp direkt içer girdim.Kuzey elindeki siyah dosyaya kaşlarını çatmış şekilde bakıyordu. Yavaşca yürüyüp masanın karşısındaki koltuğa oturdum.
''Neden çagırdın beni?'' Kuzey birşey demeden elinde ki dosyayı bana uzattı. Kuzeyin elinden dosyayı alıp sayfalarınıçevirmeye başladım. Kaşlarımı hemen çatmıştım çünkü dosya da benim doğum lekeme kadar tüm bilgilerim yazıyordu! Ben şaşkın şaşkın dosyaya bakarken kuzey konuşmaya başlamıştı.
''Bu dosyayı ali getirdi oğuzun odasında bulmuş.'' Hızla kuzeye döndüm ''Oğuzla babanın arasında senin bilmediğinden daha büyük bir kan davası vardı. Ve baban ölünce herşey senin üstüne kaldı.'' Dosyayı gösterip. ''Baban öldükten sonra oğuz peşine adam takmış. Adam seni her yerde izliyor. Ve uzun süredir fotoğraflarını çekip çalışma odasında senin tablonu yapış'' YUH! ''Tek amacı seni öldürmek ama bunu kolay bir şekilde yapmak istemiyor.. Yani senin dün yaptığın gibi katliam yapmak istiyor ama sorun şu ki senin ailenden kimse yok.'' Boğazım düğümlenmişti. ''Annen yaşıyor ama nerde kimse bulamıyor babanın öldüğü gün oğuz her yerde aramıştı anneni. Hatta sana fark ettirmeden koruman olmuştu.'' Nasıl yani..
''Yani sen diyorsun ki oğuz beni öldürmeye yeminli ve hergün beni araştırıyor..'' Dosyaya bakıp ''Karşıma geçtiğinde tir tir titriyor bana hiçbir şey yapamaz.'' Kuzey bana bakarken bende ona baktım ''Peki beni kim korumuş? Yani oğuz istese beni öldürebilirdi.'' Dememle kuzey sustu sanki bu konu çok ağırmış ve konuşmak istemiyor gibiydi. Zorlmadım demekki beni kötü olarak etkiliyecek birşeydi. Ayağa kalkıp kuzeye döndüm normalde böyle şeyler yapmazdım ama özür borçluydum.
''Dün olanlar için babandan değil senden özür diliyorum'' Diyip odadan çıktım. Hızla merdivenlerden inerken telefonumu çıkarttım. Aliyi ard arda aramama ragmen amamıştı. Umarım aliye birşey olmamıştır. Oğuz alinin biz bilgi taşıdığını öğrenicek diye çok korkuyordum.Merdivenlerden inerken arkamdan ayak sesleri gelmeye başladı ama umursamadım kuzeyin hizmetçisidir diye. Bir anda arkamda ki adımlar hızlandı ve birisi elindeki bezi ağzıma bastırmaya başladı. Aldığım ağır kokuyla ne kadar çırpınsamda kurtulamadım. Ya bir günümde neden normal insanlar gibi geçmiyordu? Gözlerim yavaşca kapanmaya başlayınca arkamdaki yani beni bayıltan adam beni kucağına alıp hızla yürümeye başladı.
Baba Sen bana neden ankanın lanetini bırakıp gitmiştin?
Gözlerimi zorlukla açıp etrafıma bakındım. Bir depodaydım ve bu depo oğuzundu. önceen burda sevkiyat yapmıştık. Hareket edemiyordum ellerim ve ayaklarım sıkı sıkıya bağlanmıştı. Sinirle kollarımı çekiştirirken etrafta ki korumalara bakıyordum. Deponun büyük kapısı açılınca içeri oğuz girmişti. İstemsizce gülümsemiştim. Oğuz tam karşıma gerline hafifce eğilip sertçe çenemi tutup kafamı kaldırdım. Oğuz bana bakarken gözleri ateş atıyordu.
''Dosyalar nerde?'' Sertçe kafamı çekip oğuza baktım.
''Bende değil''
''Son kez soruyorum nerde?'' Boş gözlerle oğuza baktım.
''Sen türkçe bilmiyorsun herhalde.'' Diyip alayla rusça konuştum ''Файл не у меня.''Dosya bende değil Oğuz sinirle geri çekilip yüzüme yumruk atınca kafam sağ tarafa dönmüştü. Agzıma gelen kanı yere tükürüp oğuza baktım.
Oğuz yerde duran demir sopayı alıp karnıma vurunca haykırışım depoda yankılanmıştı. Hızlı hızlı nefes alırken oğuz tekrar karnıma vurunca öne doğru egilmiştim. Oğuz benden tüm nefretini çıkarıyor gibiydi. Bu sefer kafama vurduğunda sesler uzaklaşmaya başlamıştı. Kulaklarımdan kan akmaya başlayınca zorla nefes alıp vermeye başladım. Ali de burdaydı. Kafasını egmiş bana bakamıyordu. Oğuz demir sopayı ard arda kaburgalarım, karnıma ve belime vurmaya başlamıştı. Büyük ihtimalle kaburgalarım kırılmıştı. Her nefes aldığımda acıyla bağırıyordum.. Oğuz en sonunda durup telefonunu çıkarıp birisini aradı. Telefonun ekrafını bana çevirince helenin bağrışını duymuştum. ama ne dediğini anlıyacak halim yoktu. Zorla kafamı kaldırıp helene baktım. Gözlerim kararmaya başlayınca kafam önüme düşmüştü. Daha iki dakika geçmeden oğuz kafamdan aşagı su dökmüştü. Su çok soğuk olduğu için titremeye başlamıştım.Zorla başımı kaldırdım. Canım çok yanıyordu.
Oğuz alayla önümde egilip saçımı tutunca yüzüm değişmişti hızla çırpınmaya başladım olmaz! saçlarım olmaz.. Oğuz elini aliye uzatınca ali çaresiz elinde ki makası oğuza vermişti. Oğuz makası aldığı gibi saçımı kesmişti.. Hızla çırpınmaya başladım.
''Bırak saçımı öküz!'' Diye bağırdığımda oğuz gülmeye başlamıştı o igrenç kahkası midemi bulandırıyordu. Yüzümü buruşturup kafamı çektim ama oğuz saçımı eliyle sıkıca tuttuğu için kafamı hareket ettiremiyordum. Bir koruma bana telefon dogrultmuştu.
Hızlı hızlı nefes alırken oğuza kafa attım. Oğuz elini burnuna götürüp elinin terşiyle burnundan akan kanı sildi. Sinirle elindeki makası bir anda karnıma saplayınca nefesim kesilmişti hareket dahi edememiştim. Bembeyaz olan suratımla karnıma bakarken helenin haykırışı depoda yankılanıyordu. Oğuz telefonunu alıp korumaların baktı.
''Bırakın geberip gitsin.''Diyip kafasını sallayınca tüm korumalar dışarı çıkmıştı. Oğuz bana bakıpgöz kırpmıştı.. O da depodan çıkınca tek kalmıştım. Hızla bileklerimi oynakmaya çalıştım. Kaç saat geçmişti bilmiyordum ama nefesim yavaşlamaya başlamıştı. Burda ölücektim. Sonunda bilegimdeki ipleri cıkardım bileklerim mosmordu.. Hızla ayaklarımıda çözüp ayağa kalktım. Sendelenip dizlerimin üstüne düşünce ağlamaya başladım. Canım çok yanıyordu. Zorla ayağa kalkıp deponun kapısına doğru yürüdüm. Kapıyı açınca etrafa baktım kimse yoktu. Elimle karnımı tutarken zorla yürümeye başlamıştım. Depodan uzaklaştıkça bir ormanın içine girmiştim. Burnuma gelen çay kokusuyla donup kaldım. Ben rizedeydim.. Kafamı hızla iki yana sallayıp ev bulma ümidiyle yürümeye başladım.
Ben yürüdükçe karnımdan akan kan çoğalıyordu. Zorla agaçlara tutunarak yürüyordum. İnsan sesleri duymaya başlayınca o yöne döndüm burası çaylıktı. Bir kadın bana dönünce korkuyla bağırıp koşarak yanıma gelmişti. ''Ula gelun kız yaralıdur!'' Çaylıkta yakınımızda olan bazı insanlar yanıma gelmişti hızla beni yere oturttular. Yanıma genç bir kız gelim şalını çıkardı ve hemen karnıma bastı. ''Ana ambulansı arayun da!'' Kıza bakarken büyülenmiştim. Hemcinsim bu kadar güzel olmak zorundamıydı? Güneş gibisaçları varı kahve rengi gözleri çok güzeldi. Seyrek bir şekilde çilleri de vardı. Vicudu kumsati gibiydi ve çok tatlıydı. Kız bir anda bana dönüp.
''Ben doktor sevda bu köyün doktoruyum.'' Eliyle daha fazla baskı yaparken elimi uzatıp.
''Telefonunu verirmisin?'' Hiç tereddüt etmenden telefonunu çıkarıp bana vermişti. Hızla helenin telefon numarasını girerken gözlerim kararmıştı. Elimden telefonu düşürüncezorla yutkunmuştum. Sevde ne kadar beni sarssa da gözlerimi açamıyordum. Ölüyormuydum? Babamın helalini almadan ölmek istemezdim. belki ben mutlu olurdum.. Bu ateşin içinde cayır cayır yanarak ölüyordum. Nefesim git gide ağırlaşıyordu. ölüyordum..
Yanına geliyorum baba.. Bana anka lanetini vermseydin şuan başka bir hayat yaşardım.
Gözlerimi zorla aralayıp uzun uzun duvara baktım. Vicuduma sanki bıçak saplıyorlarmış gibiydi canım çok yanıyordu. Zorla doğrulduğumda kapı açıldı ve içeri dün ki kız yani sevda girmişti. Gülümsiyerek elindekl tepsiyi komidinin üstüne koyup bana baktı.
''İyimisin?''
''Yani canım yanıyor ama iyiyim.'' Bir anda durdum ve hafifce gülümseyip ''Ben ceren kurt''
''Memnu oldum ceren'' Bana bakarkengözleri belime kaymıştı ''Belin kırıldığı için platin taktılar bir iki ay zorlanıcaksın.. Ve kaburgalarında kırılmıştı ama bir aydır seni uyuttukları için iyileşti.'' Ne? Bir ay uyumuşmuydum? Şaşkın gözlerle sevdaya bkarken gülümsedi ''Korkmana gerek yok sadece yaraların daha hızlı iyileşsin diye seni uyuttular.'' Ben uyuduğum için korkmuyordum murat heryerde beni arıyordu.. ''Ve arkadaşların burda.. Bayılmadan önce helen'in telefon numarasını girmiştin bende arayıp haer verdim.''
''Nerdeler?''
''Annemle helen çarşıya gitti, murat işi olduğunu söyleyip gitti.'' Muratın tekişi oğuzu bulup öldürmekti.. Yani işim var diyip oğuzu öldürmeye gitmişti. Sevda odadan çıkınca bende ayaga kalktım. Belimden başlayıp ayaklarıma ulaşan acıyla yüzümü buruştursamda kapının koluna asılmış çantamı elime alıp hızla telenonumu aldım. Kişilerime girip direkt muratı aradım. Bir anda kapı açılınca geri çekildim murat içeri girdiği gibi bana sarıldı. Gülümseyerek murata karşılık verdim.
''Çok korktum ceren.''Geri çekilip elleriyle yanaklarımı tuttu. ''Bir ay boyunca neler yaşadım bir bilsen.'' Murata bakıp gülümsedim. Murat bana tekrar sarıldı. ''Birdaha gözünü açamıyacaksın andım ceren.'' Hafifce kafamı çevirince agzı bir karış açılmış bana bakan cerenle göz göze geldim. Elindeki poşetleri yere bırakıp koşarak yanıma gelince sertçe muratı itip bana sarıldı.
''Cerenim!'' Hızla benden uzaklaştı ve ellerini omuzlarıma koydu ''İyimisin?''
''İyiyim helen.'' helen bana bakıp bir anda elini kaldırınca agzım açık kalmıştı. Oha! Helenin yüzük parmağında pırlanta yüzük vardı. Hızla helenin elini tutup eline baktım.
''Kimle evlendin lan sen?'' Bir anda aklıma gelenle hızla helene bakıp ''Gururlamı evlendin!'' Allahım sonunda evlenmişlerdi!
''Kızım ne evlenmesi?'' Kaşlarımı çatıp helene batık ''Sadece evlenme teklifi etti sakin ol'' Göz devirip helenin elini bıraktım belim çok agırdığı için yataga oturdum.
''Kızım neden en baştan demiyorsun salak gibi sevindim bende.'' Helen yanıma gelip yatagın kenarına oturup elimi tuttu.
''Sen boşver beni.'' Saçımı okşamaya başlayonce gülümsedim ''İyisin dimi'' Zorla gülümseyip evet manasında kafamı salladım. Malesf bok gibiydim ama bunu helene demek istemezdim. Muratla helen sohbet etmeye başlayınca sesizce onları dinliyordum.Hayatımda ilk defa bu kadar huzurluydum.. Kafamı çevirip pencereden dışarıyı izlemeye başladım. Rize neden bu kadar huzurluydu? Bir anda agacların arasından iki tane adam çıkıp ateş etmeye başladı cmladan birisi boynumu kesmişti. Eve kurşun yağarken murat hızla odadan çıkıp sevdaya bakmaya gitmişti.
Helen koltuğun arkasındayken ben yataktan inemiyordum. Zaten yataktan insemde belimdeki platin yüzünden egilemezdim. Kurşunlar kulaklaımı sıyırarak geçiyordu.. Bir günümüz normal olsa şaşardım zaten. silahımı alıp camın önüne geçip adamlara ateş etmye başladım.
Olmayan beyinleriyle beni öldürmeye çalışıyorlardı.. Yazık.