İHANET

Vaveyla Yazarı: Yazar Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: İHANET

7.Bölüm
İHANET
Kuzey KARAHAN
Kınada horon çekenleri izliyordum. Normalde burda olan mafya liderlerinin hiç biriestetiklerini bozup horon çekmezdi ama burak hepsinin malikanesine bomba döşemişti. Arkama yaslanıp gülümsiyerek horon çeken mafya liderlerini izlemeye başladım. Ceren yoktu. Etrafıma bakınınca arka kapıdan elindeki silahı beline takarak gelen aliyi gördüm. Kafamı hafifce eyince kanlı paçalarını gördüm. Kaşlarım hızla çatılmıştı. Alinin paçaları neden kandı? Kafamı kaldırıp aliye baktım oğuzun yanına gidip cebinden çikardiği telefonu verdi. Dur bir saniye? O cerenin telefonuydu.. Ve kanlar içindeydi. Donup kalmıştım. Ali cereni vurmuşmuydu? Aslında bu beni mutlu ederdi ama kenanın ölmeden önce söyledikleri aklımdan çıkmıyordu.
Kızımı korumazsan.. Kızım ölürse inşallah snin kız kardeşinde can çekişerek ölür.
Kafamı hızla iki yana sallayıp yürümeye başladım. Arka kapıdan çıkıp biraz yürüdüm. Taki gördüğüm görüntüye kadar aksa yağmurun altında kanlar içinde yatıyordu. Yüzüm bembeyaz kesilmişti koşarak cerenin yanına gidince hemen diz çoktum. Hayır hayır hayır! Ceren kalbinden vurulmuştu. Hızla ceketimi çıkarıp cerenin kalbine basmaya başladım. Cebimden telefonumu çıkarım oktayı aradım. Yağmur o kadar hızlı yağyordu ki.. Oktay telefonu açmayınca hızla akifi aradım. Akif telefonu direkt açmıştı.
''Buyrun kuzey bey''
''Akif arka tarafa arabamı getitdir ve oğuzla aliyi alın bizim depoya götürün!''
''Bir şeymi oldu erkan bey?''
''Ali cereni vurmuş kalbinden vurmuş!'' Ceketimi daha çok bastırdım. ''Hemen arabamı gönder.'' Telefonumu kapatıp hızla cebime koydum. Umarım köpek kenanın duası kabul olmazdı.Cereni kurtardığıma inanamıyordum. Sadece kardeşime bir şey olmaması için cereni kurtarıcaktım. Fren sesi gelince cereni hızla kucağıma alıp arabaya doğru yürüdüm oktay arabadan inip arka kapıyı açınca hemen cereni koltuğa yatırdım. Oktay kapıyı kapatırken ben sürücü koltuğuna geçmiştim. Oktayda yanıma oturup kemerini takarken hızla gaza bastım. Sinirle tek elimle direksiyonu çevirdim.
''Lan gerizekalı seni aradığımda neden telefonu açmadın!''
''Duymamışım.'' Diyip omuz silkti ''Cerenin yaralanmasını bu kadar önemseme''
''Oktay bazen gerçektende mal olduğunu düşünüyorum!'' Sinirle oktaya bakıp ''Kenana söz verdim demedimmi lan sana! Adam ölmeden önce keskin nişancı tutmuş.'' Sinirle saçımı çekiştirdim ''Eyerki cereni o halde bıraksaydım keskinnişancı kardeşimi öldürürdü'' Oktay bana bakıp kafasını salladı.
''Kenan kesinlikle ruh hastası'' Sinirle oktaya baktım.
''Oktay sence şuan konumuz kenanmı?'' Oktay omuz silkince sinirle kafasına vurdum. ''Gerçekten beni delirtiyorsun.'' Ensemde soğukluk hissedince donup kaldım.
''Konuşmaya devam etsenize'' Lan! Hızla frene basıp arkamı dönünce cerenle göz göze geldik saçlarını geriye ittirirken oktay bembeyaz olmuştu.
''Sen vurulmamışmıydın?''dediğimde ceren sakinlikle bana bakıp.
''Hayır yani evet vuruldum.'' Beynim iyice karışmıştı. ''Alinin bana ihanet ettiğini kınadayken ögrendim ve içime kurşun geçirmez yelek giydim.'' saçını geriye doğtu itip gülümsedi ''Ali beni öldürmek için ya kalbime yada kafama ateş edicekti..'' derin nefes alırken oktayla bana baktı ''Kafamdan vursaydı ölürdüm ama düşündüğüm gibi klbimen vurdu.'' Dediğinde hayranlıkla cerene baktım. Düşmanımın bu kadar zeki olması hoşuma gitmişti.
''Konuştuklarımızı duydunmu?'' Bunu sorarken tedirgindim çünkü ceren onu koruduğumu öğrendiyse onun peşine taktığım korumaları bulmak için tüm herkesi öldürürdü.
''Hiç bir şey duymadım. Ali yakın mesafeden ateş ettiği için kalbimde oluşan baskıdan dolayı bayılmışım'' Diyip enseme yasladığı silahı geri çekti. ''Yeni uyandım ve bir şey duymadım dediğim gibi.'' İnanmyan gözlerle cerene bakıyordum. Daha demin gözlerimin öünde kanlar içinde yatan kız şimdi tam karşımda rahat rahatoturuyordu. Hayatımın en büyük şokunu yaşıyordum şuan. ''Beni malikaneme götürsene muratı beklemeye üşendim'' Önüme dönünce oktayla göz göze geldik oda şok olmuştu. Arabayı tekrar çalıştırıp gaza bastım. Telefonum çalmaya başlayınca cebimden çıkarıp ekrana baktım akif arıyordu. Telefonu açıp kulagıma koydum.
''Kuzey bey alide oğuzde depodalar''
''Bırak gitsinler akif''
''Tamamdır kuzey bey''
Telefonu kapatıp cebime tekrar koydum ve avcumun içiyle direksiyonu çevirdim. Dikiz aynasından telefonuyla oynayan cerene baktım. Cerenin annesiyle iletişime geçiştim. Annesi kızını alıp bir haftaya istanbula geliceğini söylemişti. Mutluydum çünkü ceren zaten aliden kazık yemişken birde annesinin yaşadığını öğrenicekti.. Yüzümde ki gülümseme büyüdüğünde oktay sanki neye güldüğümü anlıyormuş gibi gülmeye başladı. Ceren ise Mal mı bunlar ya? dercesine bize bakıyordu. Oktay omzuma vurup gülmeye devam etti. Aksa saçını geri atıp bizi izlemeye başladı.
''Sizin şizofren olduğunuzu düşünüyorum.'' Gülerken dikiz aynasından cerene baktım. Gülümserken kafamı iki yana sallayıp direksiyonu avcumun içiyle çevirdim.Ceren bu hareketi çok seviyordu. Peki ben neden cereninn sevdiği bir şeyi yapıyordum? Çünkü iki elle direksiyon tutmayı sevmiyordum.
'' Yarın neden güldüğümüzü anlarsın..'' Ceren tek kaşını kaldırıp bana bakarken çok komikti. Yolda ilerlerken kimse konuşmuyordu. İstanbu tırafiği yüzünden yol baya uzamıştı. Ceren sıkılmış olmalıydı ki benim silahımı inceliyordu. Dur ne? Hızla dikiz aynasından cerene baktım. Büyük ihtimalle cereni arka koltuğa yatırırken belimden düşmüştü. Hızla elimi arkaya uzattım.
''Silahımı ver'' Ceren beni umursamayıp silahımı inceliyordu. Eli silahımın uç kısmına dğdiğinde kaşları havalanmıştı.
''Kuzey Demir Karahan'mı?'' Kafasını kaldırıp bana bakınca sertçe nefesimi verdim. ''Senin iki ismin mi var?'' Demir ismi benim için lanetti. Babam koymuştu demir ismini bana. Her zaman bana demir derdi.. Beni döverken demir diye ismimi haykırdığı günleri hatırlıyordum.Dışardan bakılınca normal bir baba oğul gibiydik.. Ama babam olucak reşat bana bir kere bile oğlum dememişti. Bana kusarcasına sadece demir derdi. Reşatın oğlu demir. Ellerimle direksiyonu sıkmaya başladım. Elimi istemszce boynumdaki eski bıçak yarasına gitti..
GEÇMİŞ
Okulda kavga çıkardığım için çok korkuyordum. Karşımda ki çocuğu dövdüğüm için korkmuyordum tabikide. Babamdan korkuyordum. Müdürün önünde kafamı eymiştim. Dövdüğüm çocuğun ailesi yanında durmuş ağlamaması için sakinleştiriyorlardı. Kavgayı ben başlatmamıştım. Çocuk gelip bana 'Babasından korkuyor katilin oğlu' demişti.. Kapı sertçe açılınca korkudan titriyordum. Büyük ihtimalle babam annemi getirmemişti.. Babam hızla yanıma geldi.
''Demir!'' Diye hırlayınca zorla babama döndüm. Yüzüme sert bir tokat yediğimde yere düşmüştüm. ''Kalk lan ayağa it!'' Babamın bağırmasıyla hızla ayağa kalktım. Müdür babama bakıp sakince konuştu.
''Reşat bey lütfen sakin olurmusunuz.'' Babam sinirle ensemden tutup beni çocuğun ve anne babasının ayaklarının önüne itti. Sertçe yere düştüğümde karşımdaki kadınla adam kocaman açılmış gözlerle bana bakıyordu.
''Özür dile!'' Babam bağırınca dilimi yutmuştum resmen konuşamıyordum. Babam sertçe koluma vurunca kolum kaydı ve kafamı sertçe yere vurdum. ''Demir özür dile!'' Babamın haykırışı odada yankılanmıştı.
''Özür dilerim..''
''Yüksel sesle konuş!''
''Özür dilerim çınar!'' Babam memnun olmuş gibi sertçe kolumdan tutup beni ayağa kaldırdı sonra çınara bakmaya başladı. Tırnaklarımla çınarın boğazını çizmiştim.. Babam sertçe kolumdan tutuyordu.
''Bu itin çocuğunuza yaptıklarından dolayı özür dilerim.'' Diyip sinirle yürümeye başladı. Okuldan çıkınca babam sertçe beni ittirdi. Korumalar kafasını eymişti. Kapıyı açıp arabanın içine binince babamda bindi. Cebinden bıçak çıkarıp sertçe kollarımı tuttu. ''O çocuğun canını yaktıysan seninde canın yanıcak demir!'' Demesiyle elindeki bıcakla boğazımı çok ince bir şekilde kesmesi bir oluştu.. Korkudan mı bilmiyorum ama bayılmıştım. Boğazımdan kanlar akarken babam arkasına yaslanıp sigara içmeye başlamıştı.
''Abi iyimisin?'' Oktay kolumu dürtünce hızla kafamı iki yana sallayıp elimi boğazımdan çektim.
''İyiyim.'' Oktay inanmamış gibi bana bakarken ceren silahımı bana uzatmıştı silahımı alıp belime taktım. ''İki ismim var Kuzey ve demir..'' Sakince nefes alıp ''Kuzey güç demek ama demir..'' Boğazımı temizlerken titreyen sesimi düzeltmeye çalışıyordum. ''Demir lanet demek.'' Ceren geri çekilirken gülümsemişti.
''Lanet..'' Diye mırıldandı. ''Anka laneti gibi birşey herhalde?'' Bana bakarken ne demek istediğini anlamadım. Anka laneti ne demekti? ''Geçmişinde yaşayıp sana lanet bırakan şey.'' Ben soru sormadan kendini açıklamıştı. Benim lanetim demirdi.. Onun laneti ise babasından kalan anka lanetiydi. Arabayı durdurduğumda ceren çantasını alıp kapıyı açıp bana baktı ''Teşekkür ederim demir..'' Kaşlarımhızla çatılırken ceren arabadan inmişti. Sanki boynumda ki yara tekrar kanıyordu.. Önüme dönüp arabayı çalıştırdım.
''Abi cerenin eline çok büyü koz verdin..''
''Boşver oktay.. Ben yarın onun kalbini oyacağım.''
.........................................
Ceren KURT
Arabadan indiğimde yavaş adımlarla yürümeye başladım. Demek ki kuzeyin iki adı vardı.. Ve benim gibi onunda laneti vardı. Benim lanetim ankaydı babamdan kalan anka.. Ama onunki?Sadece Demir ismiydi. Kuzeye ikinci adını söylediğimde gözleri boşluğa dalmıştı ve eli boynuna gitmişti. Kuzeyin çocukluğunu çok merak etmiştim. Kuzey bana sürekli minik kuş diyip dalga geçiyordu şimdi bende onun canını yakabiliceğim birşey bulmuştum. Kapıyı çaldığımda helen açmıştı kapıyı. Şaşkınlıkla helene bakıyordum. Helen bir anda beni kendine çekip sıkıca sarıldı. Kaşlarım hızla çatılmıştı. Helenin saçını okşamaya başladım.
''Helen'im n'oldu?''
''Ceren...'' Tekrar hıçkırmaya başladığında heleni kendimden uzaklaştırıp yanaklarını tuttum.
''Helen sakinleş.''
''Ceren biz gururla ayrıldık.'' Dediğinde şaşkın bir şekilde helene bakmaya başladım. Neden ayrılmışlardı? ''Ceren gururla kavga ettik.. Ayrılmak istediğini söyledi'' Yok beynim yanmıştı konuşamıyordum! Hayatımda hiçbir zaman bir ilişkim olmamıştı. Sevgilisinden ayrılan kızlara ne denirdi? Bence gururu öldürüp helenin ayaklarının önüne atsam olurdu. Olurmuydu? Ay tabikide olurdu ceren.
''Ben gidiyim gururu öldüreyim hı?'' Helen şok içinde bana bakarken arkamı döndüm. Hızlı adımlarla yürümeye başladığımda helen bileğimi tuttu.
''Ceren lütfen ciddileşirmisin?'' Arkama dönüp helene baktım. Tam olarak ne yapmam gerekiyordu? Helen gülerek göz yaşlarını silerken bana baktı. Kaşları aniden çatılınca elim istemsizce kalbime gitti. ''Ceren vurulmuşsun!'' Helenin yüzü bembeyaz kesilmiş şekilde bana bakıyordu.
''Helen'im vurulmadım korkma.'' Yorgun halde helene bakmaya başladım. ''Salona geçelim anlatıcağım herşeyi. Helen hızla elimden tutup yürümeye başladığında istemsizce gülümsedim. Bana birşey olucak diye çok korkuyordu. Salona girince koltuğa oturdum helende hemen yanıma oturmuştu.
''Anlat n'oldu?'' Heleni baştan aşagı süzdüm. Anlatmasak olmazmı ceren? Tabikide olmaz! Ama helen aliyi çok seviyordu nasıl anlatabilirdim ki? Of..
''Helen'im şimdi anlatıcaklarım seni baya üzebilir.'' Helen kaşlarını çatıp bana bakmaya devam etti. Kız zaten sevdiği adamdan yeni ayrılmış daha çok canını yakıcağız canını ya. ''Helen şimdi şöyle ki bana ihanet eden kişi osman abi değilmiş.'' Helenin ağızı bir anda iki metre açılınca gülmemek için zor durdum.
''Eee? kimmiş o zaman?''
''Aliymiş.'' Sıkkınlıkla nefesimi verip elimi kalbime götürdüm. ''Şimdi şöyle ben kınaya gitmeden önce herşeyi öğrendim. Ve korunma amaçlı içime kurşun geçirmez yelek giydim. Eğerki ali beni vurmaya kalkara diye kalbime poşetle vişne suyu koydum'' Evet vişne suyu koymuştum. Ne yapsaydım bi adamı öldürüp yarım saat kanını mı almakla uğraşsaydım?
''Kafandan vursaydı?'' Helenin titreyen sesini duyunca kafamı kaldırdım. Yuh! Ağlıyordu. Zamanı geri alabilirmiyiz acaba ceren?
''Kafamdan vursaydı ölürdüm. Ama ali düşündüğüm gibi kalbime sıktı..''
''Kalbine sıktığında kurtulamazsın diye düşündü.'' Helen neden bu kadar zekiydi?
''Aynen öyle helen'im.'' Omuz silkip gülümsedim ''Neyse boşver'' Helen şaşkın halde bana bakarken gülmsiyerek elini tuttum. ''Pijama partisine ne dersin?'' Diyip göz kırptığımda hele gülmeye başlamıştı. Helen'imin bu güzel gülüşünü çalan gururun malikanesini patlatıcaktım!
Helenle ayıcıklı pijamalarımızı giymiş patlamış mısır yerken dizi izliyorduk. Dizi bana göre çook sıkıcıyd ama helene göre mükkemmeldi. Romantik ıy.. Gerçekten romantik Dizilerden nefret ederdim. Romantik olması yetmiyormuş gibi birde yaz dizisiydi. Herzamanki gibi köylü kız ve aşık olduğu patronu.. Gözlerim istemsizce kapıya kaydı. Murat bize bakıyordu. Yüzünde aynı benimki gibi iğrenme vardı. İkimizde aynı anda diziye bakıp sonra tekrar bakıştık.
''Murat Allah için yardım et!'' Halan kaşlarını çatıp bana baktığında ellerimi saçlarıma götürüp. ''Bu dizi beyin hücrelerimi yok ediyor!'' Dememle kafama tokat yemem bir oldu helene bakınca söylenmeye başladı.
''Yok ya ben size yaranamıyorum!'' Ayağa kalkıp işaret parmağıyla beni gösterip ''Az insan ol diye romantik dizi açtım içine sıçtın!'' Sinirle murata dönüp ''Sen gelmeseydin uslu uslu diziyi izliyorduk!'' Yavaşca ayağa kalkıp helenin ellerini tutup sinirle murata baktım.
''Canem gel biz seninle çay bahçelerunda gezek.'' Dizideki adamı taklit etmiştim. Helen eline aldığı yastıkla bana vurmaya başlayınca hızla koşup muratın arkasına saklandım. ''Canem ama yapmayasun böyle.. Kalbim kırılıyor..'' Murat altına işiycekmiş gibi gülerken bende karnımı tutup gülmeye başladım. Helende kafasını iki yana sallayıp gülüyordu.
''Allah ikinizede beyin versin''
''Amin canem'' Muratla bunu aynı anda dediğimizde bir birimize vurup gülmeye başladık. Helen sinirle bize bakıyordu. Gururdan ayrıldığı için fazla sinirliydi herhalde.. Hafifce doğrulunca helenin elindeki yastıkla bakıştım. Bir saniye sonra yastık sertçe yüzüme çarpınca bayılmış gibi rollenip kendimi koltuğa attım. Gözümü kısarak açtığımda helenin muratı kovaladığını gördüm. Aile böyle birşeymiydi ceren? Bence böyleydi. Huzurlu ve mutlu..
''Benim uykum var'' Dememle helenle murat bana döndü uykulu uykulu ayağa kalkıp onlara baktım. ''Ölmek üzere olsanızda beni uyandırmayın tamamı?'' İkiside masymca kafa sallayınca gülümsiyerek salondan çıktım. Merdivenleri nerdeyse emkliyerek çıktım. ''Benim odam neden en üst kattaki?'' Kaşlarımı çatıp söylenmeye devam ettim ''Herkesten uzat olduğu için en üst katta ceren'' Malikane zatn üç katlıydı. Depo katını saymazsak. İlk katta salon yemekodası falan vardı. İkinci katta misafir odaları vardı. En üst katta benim odam ve çalışma odam vardı. Hizmetçiler malikanenin biraz uzağındaki dubleksde kalıyordu. Ay ne kadar gerekli bilgiler.. Kesinlikle yks'de bunlar sorulur demedi demeyin. Odamın önüne gelince hızla içeri girip duşa girdim. Kısa bir duş alıp milattan kalma tişörtümü giydim. Gayet rahat bir tişörttü. Omuzdan düşük pamuklu ve bol.. En svdiğim en sevdiğim harika!
Yatağa 1.80 yatıp rahatça yastığıma sarıldım. Işığımı kapatmayı unuttuğum için yataktan tekrar kalkmak zorunda kalmıştım. Işığı kapatıp yatagıma geri yatınca telefonumu elime aldım. İnstagram'a Girip kuzeyin annesi Leyla Karahanın hesabına girdim. Belki burdan kuzey hakkında bişeyler öğrenebilirdim. En aşağa indim. Bu kadın her saniye paylaşımmı yapıyordu? Fotoğrafları kaydırırken gözm bir fotoğrafa takılı kaldı. Hızla durup fotoğrafa tıkladım. Fotoğrafta leylayla reşat yan yanaydı. Önlerindeyse irem vardı büyük ihtimalle 4 veya 5 yaşlarındaydı. Yanındaysa kuzey vardı 10 veya 9 yaşında gözüküyordu. Aslında paylaşım tarihine bakıp yaşlarını öğrenebilirdim ama şuan çok üşeniyordum. Fotoğrafı incelerken dikkatimi birşey çekmişti Kuzeyin boynu sargıyla kapalıydı. Bir kaç kez göz kırpıştırdım. Yolda kuzeye kuzey demir dediğimde uzun süre konuşmayıp boynunu tutmuştu. Kaşlarım çatılırken fotoğrafa daha iyi odaklanmak için yatakta doğruldum. Reşat kuzeyin kolunu sıkıyordu..
''Demek ki demir ismi reşatın lanetiydi..'' Diye fısıldadım. Kuzey demir isminden nefret ediyordu çünkü o ismi reşat koymuştu. Ve büyük ihtimalle kuzeye sürekli demir diyordu. Herşeyi anlamıştım ama boynundaki yara? Leylanın hesabından çıkıp kuzeyin hesabına girdim çok fazla fotoğrafı yoktu. Fotoğrafların arasında gezerken boynunun gözüktüğü bir fotoğraf arıyordum. Ve hop! Evet bulmuştum. Parmaklarımla fotoğrafı yakınlaştırıp boynuna bakmaya başladım. Bıçak yarasına benziyordu. Ceren malmısın kızım? Hızla kafamı iki yana sallayıp parmaklarımı çekiceğim zaman fotoğrafa kalp atmıştım. Dişlerimi sıkarken yüzümü buruşturdum. Şimdi sıçtık ceren..
Bir saniye bile geçmeden kuzey mesaj atmıştı. Ya sabır.. Bu adam sosyal medyaamı yaşıyordu?
K.K. Sen benim hesabımı'mı stalklıyorsun?
C.K. Ne munasebet canım elim çarptı.
K.K. Hiç güven vermiyorsun minik kuş
C.K. Öncelikle bu lakap artık garip geliyor. Ve ikinci olarak inanmazsan inanma dağ ayısı!
K.K. Dağ ayısı çokmu normal bir lakap?
C.K. Gayet safe bir lakap!
K.K. Düşmanımla instagram'da lakap tartışıyorum şaka gibi.
C.K. Ay beyfendiye sohbette beyendiremiyoruz!
K.K. Ceren git uyu Allah için.
C.K. Ay ne zaman uyuyucağımı sanamı sorcam!
Bu kişiyi engellediniz.
Kuzeyin cevap yazmasını beklemeden engellemiştim. Gerçek anlamda bir dağ ayısıydı. Hangi dağ bilmem ama baya bi dağ ayısıydı! Yada dağın kendisi. Aslında mağra adamıda olabilirdi. Herneyse şu hayatta en son merak ettiğim şey kuzeyin mağra ayısımı yoksa dağ ayısımı oluşuydu. Telefonumu komidine koyup yatağa yattım yastığımada sıkıca sarılarak gözlerimi kapattım. Ben uyusamda beynim susmuyordu. Aliye nasıl bir ceza vermeliydim. Annesinimi yoksa ablasınımı öldürmeliydim. Çiz bunların üstünü. Ben asla hemsinsimi öldürmezdim. Ne demişler kadın kadının yurdudur. Direkt aliyi öldürmek daha mantıklıydı. Ama bilin bakalım kim buna izin vermiyordu. Tabikide kalbim! Beyimde ki sesleri susturmak için kafamı daha çok yastığa gömdüm.
Sabah gözlerimi cayır cayır bağıran alarmla açtım. Sinirle yataktan kalkıcağım sırada yorganla beraber yere yapıştım. Sinirle saçlarımı geri itip komidinden telefonumu aldım. Saat 07.00 ceren bu saate ne yapıcaksın! Sinirle yorganımı yatağa atıp giyinme odama girdim. Kahverengi boğazlı kazağımı giyip saçlarımı geriye doğru atıp siyah ispanyol paça pantalon giydim. Giyinme odamdan çıkıp topuklu ayakkabılarımın olduğu dolabı açıp siyah topuklu ayakkabılarımı aldım. Topuklu ayakkabıyı giyerken istemsizce gülümsedim. Çok seviyordum topuklu ayakkabılarımı! Neyse.. Makyaj masamın önüne geçip kombinime göre göz makyajımı yaptım. Maskaramı sürüp en sonda bordo rengine yakın rujumu sürdüm. Saçlarımı dağınık topuz yapıp ayağa kalktım telefonumu yerden alıp odamdan çıktım.
Merdivenlerden inerken malikanede sadece beim topuklu ayakkabı sesim ve mutfakta yemek yapan hizmetçilerin konuşma sesi vardı. Salona doğru giderken Ela yanıma gelmişti. Yavaşca elaya döndüm yüzü pek hayırlı değildi.
''Bir sorunmu var ela?''
''Ceren hanım Kapıda bir kadın var yanında bir kız var..'' Zorla yutkunup kafasını eydi ''Anneniz oluğunu söyledi.'' Buz kesmiştim. Annem yaşıyormuydu? Yaşıyorsa elanın dediği kız kimdi? Elaya bakarken hızla yanından geçip dışarı çıktım. Benim kardeşim mi vardı? Yok ceren senin kardeşin yok.. Kapıyı titreyen ellerimle açtım. Karşımda annem vardı. Yüzüm bembeyaz kesilmiş şekilde anneme bakıyordum. Gözlerim arkasındaki kıza gidince elden ayaktan kesilmiştim. Kız bana çok benziyordu. Aynı kahverengi gözler aynı saçlar.. Yok yok olmaz..
''Kızım.'' Annemin sesiyle ona döndüm. Bir anda yaklaşıp sıkıca bana sarılınca ne yapıcağımı bilemedim. ''Çok özledim seni.'' Annemi hafifce itip geriye doğru bir adım attım.
''Bunca yıl..'' Sesim titriyordu. ''Anne bunca yıl nerdeydin?''
''Kızım herşeyi açklıyacağım.''
''Anne ben babamın cenazesini yaptırmak insanlardan borç aldım..'' Sinirle kafamı iki yana sallayıp ''Babamın cenazesinde yanımda annem yoktu!'' Sinirle anneme baktım ''Nerdeydin?''
''Kızım Kardeşin ilayda..'' Diyip arkasında ki kızı gösterdi. Nefesim kesilmişti. Benim kardeşim mi vardı? İlaydanın saçları peruktu. İlayda kanserdi. Zorla yutkunup anneme baktım. ''Hamileiğim çok riskliydi baban öldükten sonra herkes seni ve beni öldürmek istiycektı.. Kardeşinin yaşaması için gitmek zorundaydım.'' Annemin her konuşması beni daha çok sinirlendiriyordu. ''İlayda kanser olarak doğdu. Çok zor şeyler yaşadık ceren.''
''İlayda senin kızında ben başka bir kadının kızımıyım anne?'' Göğüsüm darlanıyordu. ''Ben neler yaşadım biliyormusun sen?'' Sinirden tir tir titrerken malikanenin kapısı açıldı. Helen'di büyük ihtimalle. ''Anne ben dün ölümden döndüm. Anladınmı?'' Anneme bakarken kalbim sızlıyordu. ''Sen gidince ben yem oldum anne.. Heleni öldürmeye çalıştılar ben onu cayır cayı yanan malikaneden 12 yaşındayken çıkardım.'' Gözlerimi kapatıp nefes almaya çalıştım. ''Ve sen bana ilaydanın iyiliğinden mi bahsediyorsun!'' Sesim yükselince helen yanıme gelip beni hafifce geri çekti. Bu sinirim kesinlikle ilaydaya değildi onu benden ayıran ve bana bu kadar acı yaşatan annemeydi. ''Benide alsaydın yanına.''
''Ceren yapamazdım.'' Kaşlarım çatılmıştı. Hızlı hızlı nefes alırken ilaydayı korkutmamak için sinirime hakim olmaya çalışıyordum. ''Ölebilirdik! Seni yanıma alsaydım ölürdük ceren!'' Anneme bakarken gözlerim titremişti.
''Ben?'' Sinirle saçlarımı itip ''Ben ölemezmiydim lan!'' Sinirle anneme bakıyordum. Şuan burda ilayda olmasaydı kesinlikle annemi öldürebilirdim. Tamam hemcinsime zarar vermem demiştim ama! Allah için annem yıllar sonragelmiş ben seni korudum diyordu! Hemde beni cehennemin ortasında bırakmamış gibi! ''Anne farkındaysan ben 10 yaşındayken etrafım babamı dümanlarıyla doluydu!'' Kafamı iki yana salladım. ''Ben 11 yaşında ellerimle adam öldürdüm! Neden biliyormusun? Ölmemek için!''
''Ceren..''
''Hayır anne.'' Elimi kaldırıp onu susturdum. ''Kendini sakın haklı çıkarmaya çalışma!'' Gözlerim dolmuştu. ''Lan.. Ben 11 yaşında nezarethaneye atıldım üç hafta!'' Tir tir titrerken boğazımı temizledim. ''Üç hafta bekledim.. Annem gelir alır beni diye!'' Gözümden akan yaşları durduramıyordum ''Beni ordan muratın ailesi çıkardı anne.'' Kafamı iki yana salladım ''Ben hergün anne diye ağlarken okuldaki arkadaşımın ailesi gelip çıkardı beni o nezarethaneden!'' Annem pişmanmış gibi kafasını eymişti.
''Kızım bana sonra kıarsın.'' İlaydanın elini tutup bana baktı ''Kardeşini tanı diye getirdim. Bir iki hafta seninle kalsın sonra gelip alıcağım.'' Gözlerim ilaydaya kaydı yüzüme bakmıyordu. Benden korkmuşmuydu?
''Git sen. Ben ilaydayla ilgilenirim'' Annem arkasına dönüp ilaydanın peruk saçlarını öpüp benim duymiyacağım şekilde birşeyler diyip arabasına doğru yürüdü. Bende ilaydaya döndüm. ''İçeri geç.'' İlayda ellerini önünde birleştirip hızla malikaneye girmişti.
''Ceren annen ilaydayı sana bırakıp kaçtı.'' Sinirle saçlarımı ittirdim. Evet annem bidaha gelmemek üzere gitmişti.
''Biliyorum helen.'' Arkama dönüp malikaneye doğru yürümeye başladım. ''İlayda kimmiş tanıyalım bakalım.'' İçeri girdiğimde helende peşimden gelmişti. Salona girdiğimizde koltukta oturmuş garip garip ilaydaya bakan muratı gördüm. ''Murat düzgün baksana kıza'' Murat bana döndüğünde bu kim dercesine bir yüz ifadesi vardı.
''Ceren Allah aşkına kim bu kız?''
''Eben murat. Gittim ebeni getirdim.'' Gözlerimi kapatıp sabır diledim ya sabır..
''Benim ebem ölmüştür çoktan.'' Gözlerimi açıp murata baktım.
''Murat susmazsan Allah var yemin ediyorumki seni tavana asarım sonra gelsinde ebem kurtarsın beni diya aglarsın!'' Murat bana bakark göz kırpıştırıyordu.
''Bu kız küfür etmeden küfür ediyor.'' Aynen murat. Gerçekten muratı tavana assam beyin kanamasından ölse? Mükemmel fikir afferim kız.
''İlayda konuş bakalım.'' İlayda kafasını kaldıramıyordu bile. Sinirle ilaydaya doğru yürüyüp önünde diz çöktüm. ''Kimsenin önünde başını eyme ilayda.'' İlayda kafasını kaldırırken dolup taşan gözleriyle bakıştım. ''Bu kız kesinlikle bana çekmemiş.''
''Katılıyorum.'' Diyen muratla helene döndüm ikiside tüm ciddiyetleriyel kafa sallıyordu. Neyse.
''Evet ilayda.. Mikrafon senin ellerinde konuş.'' İlayda titreyen nefesini verip uzun uzun boynumda ki kolyeye baktı. Anka kuşu..
''Ben.. Ceren abla ben gerçekten ne seni nede babamı tanımıyordum.'' Kafasını iki yana sallayıp göz yaşlarını sildi. ''Annem sürekli babamın öldüğünü ve seninde öldürüldüğünü anlatıyordu'' Pardon?
''Ceren ablan ölmez ilayda maşşallah şeytan gibi beyni var.'' Helen ciddiyetle kafasını salladı. ''Helal cerenime.'' Murat kaşlarını çatmış helene bakıyordu.
''Alkışlayalımmı napalım helen?'' Ya sabır. Bunlar susmak bilmezmiydi.?
''İlayda sen devam et.'' Dediğimde ilayda konuşmaya devam etmişti. Anlattığı herşey annemin koca bir yalanıydı. Gerçek hayatta yaşadıklarımızla ilaydanın anlattıklarında tek benzeyen şey benim adımdı. Annem ilaydayı nasıl kandırmıştı bilmiyordum ama ilayda çok tatlı bir kızdı. Ve dediğim gibi benim tersime çok duygusaldı.. Ve bu çok kötü bir şeydi. Yani belki hastalığından dolayı bu kadar duygusal olabilirdi. Herneyse.. Murat yavaşça ayağa kalkınca kafamı çevirip murata baktım.
''Beni arkadaşlarım çağrıyor..'' Kaşlarını çatıp bana baktı. ''Cerene olan korkumdan çocuk gibi açıklama yapıyorum ya..'' Murata bakarken yavaşca ayağa kalkıp masadan defterimi aldım.
''Murat dışarı çıkmışken yarın sevkiyat olcak depoyu kontrol etsene.'' Deftere konumu yazarken kaşlarımı çattım ''Özellikle bak oğuzun köpeği varmı diye'' Kağıtı koparım murata uzattım. Murat Kağıdı alıp göz kırpmıştı.
''Ben hallederim canım merak etme..'' Bana sırtını dönüp yürümeye başladığında arkasından bağırdım.
''Yanına yusufla rızayıda al! Tek gitme bir şey olursa takta ölürsün.'' Murat gülümsedi al işte.. Yine gereksiz özgüven..
''Gerek yok şekerim hallederim ben.''
''Depoya gelip cesedini morga götürmek istemiyorum..''
''Orayada kendim giderim ceren!'' Kaşlarımı çatıp murata baktım.
''Ne yapıyorsan yap be! İyilikte yaramıyo beyfendiye.'' Arkama dönüp salona geri girince beni izleyen ilaydaya baktım. ''Tanışamadık ilayda.. Ben ceren 22 yaşındayım 1.60 boyum va..'' Sözümü tamamlayamadan helen gülmeye başlamıştı. Boyumla hep dalga geçiyordu vicdansız..
''Bende ilayda.. Şey 18 yaşındayım 1.71 boyum.'' Helen zorla koltuğaa tutunup gülmeye devam etti. Göz yaşlarını silerken bana döndü.
''Kardeşin bile senden daha uzun ceren!'' Koltuktaki yastığı aldığım gibi helene fırlatınca helen kıçının üstüne düşmüştü. İlayda gülmeye başlayınca istemsizce içim ısınmıştı..Yavaşca ayağa kalkıp yerde yatan helene sonra ilaydya baktım.
''Hadi yemeğe ben açım..'' Helen yerden kalkarken tek kaşını kaldırdı.
''Sen ne zaman toksun ki?'' Sinirle helene baktığımda helen ayaklarını kıçına vura vura koşmuştu. İlaydaya baktığımda yine ellerini önünde birleştirmiş kafasını eymişti. İlaydanın yanına gidip kolumu omzuna atıp yürümeye başladım. Bir yandan malikaneyi anlatıyordum.
''Alt katta depo var ama oraya kimse giremez ve bence sen girmesen daha iyi olur.. Bu katta mutfak yemek odası kütüphane falan var'' Evet malikanemde kütüphane vardı. ''Herneyse ikinci katta misafir odaları var bir odayı senin odanmış gibi değiştiririz..'' Yani ilayda o odada kalıcaksa mantıken onun odasın oluyordu. ''Yani senin odan. Neyse üçüncü katta benim odam ve çalışma odam var.. ve bu kadar.''
''Hizmetçiler nerde kalıyor?'' Kafamı hafifce çevirip merakla etrafına bakan ilaydaya baktım.
''Malikanenin biraz uzağında dubleks var orda kalıyorlar..'' İlayda bana bakınca gülümseyerek saçını öptüm. Annemin hatası yüzünden kardeşime sırt dönemezdim. Yemek odasına girince en başa oturdum sağ tarafımada ilayda oturmuştu. Yemek başladığında sadece çatal kaşık sesi duyuluyordu. Yemekteyken konuşulmasını sevmezdim. Neyse.. Yemek yemeye devam ederken telefonuma mesaj geldi. Kahvemiiçerken telefonumu elime alıp mesajı açmamla elimdeki kupayı sertçe masaya bırakmam bir olmuştu. İlayda irkilip bana baktı.
Fotoğtafta ali vardi dizerinin üstüne düşmüş murat. Yok olmaz! Ali muratın kafasına silah dayamıştı. Hızla ayağa kalkıp yemek odasından çıktım. ''Yusuf Rıza arabaları hazırlayın!'' Sesim malikanede yankılanmıştı. Arkama dönüp ilayda ve helene açıklama yapamazdım. Malikaneden çıktığım gibiarabama bindim. Korumaları beklemeden gazı kökleyip malianeden çıkmıştım. Yok murat beni dinlemezdi sonra başına iş açardı! Korumalardan önce malikaneden çıkmştım. Ve nereye gidiceğimi söylemediğim için peşimden gelmemişlerdi. Deponun önüne gelince sert bir frenle durup hızla arabadan indim. Koşar adımlarla depoya girmemle iki adamın kollarımdan tutup bacağıma vurup beni yere düşürmeleri aynı anda olmuştu. Yerde tir tit titriyordum. İlk defa düşmanımın karşısında korkuyordum.. Çünkü konu kardeşimdi! Hızla çırpınmaya başladım. Murat baygın olduğu için hareket etmiyordu. Ali bana bakıp güldü. Sonra silahı iyice muratın kafasına dayadı.
''Ali! Ali bırak onu!'' Haykırığ3ım depoyu inletmişti. Gözlerimden benden habersiz göz yaşları akıyordu. Ali beni umursamadan murata bakıyordu. Bense çırpınıyordum. Saçlarım dağılmişti. Gözyaşlarım maskaramı akıtıyordu ama bunlar düşünüceğim son şeydi.
''Ceren hanım.. Murata fazla değer veriyordun. Bende öldüreyim dedim..'' Ali tetiğe bastığında haykırdım.
''Ali bırak onu Allah için!'' Kafamı hızla iki yana sallayıp kollarımı tutan adamlardan kurtulmaya çalıştım. ''Ali sık kafama ama muratı bırak!'' Ali gülümseyip bana baktı.
''Ah ceren ah..'' Silahı elinde döndürürken bana baktı '' Senide öldüreceğim ceren'' Hafifce gülerken ''Ölmek için bu kadar heycanlı olduğunu bilmiyordum.Ali silahı murata doğrultunca silah sesi duyuldu. Sıkıca gözlerimi kapattım. Muratın ölümünü görmek istemiyordum.
Ben bugün hem kardeşimi bulmuştum.. Hemde kardeşimi kaybetmiştim. Kan bağımız olmasada Murat benim kardeşimdi..