8. bölüm / 9
ANKA KUŞU küllerinden doğanKAN GÖLÜ
Bölümler 9Şu an: KAN GÖLÜ
8.Bölüm
KAN GÖLÜ
Depoda yankılanan silah sesinden sonra sessizlik olmuştu. Hala gözlerim kapalı kafam eyikti.. Uzun bir sesizlikten sonra kolum gevşemişti. Kaşlarımı çatıp sağ tarafa bakınca daha demin kolumu tutan adamı yerde kanlar içinde gördüm. Kafamı kapıya doğru çevirince gözlerim kocaman açıldı yuh! Yusuf taramalı tüfek tutuyordu elinde. Murata dönüp hızla kolundan tutup duvar arkasına saklandım. Murat tam yanımdaydı. Depoda silahların haykırışları duyuluyordu. Belimden silahımı çıkarıp ateş ediyordum ama sağ olsun yusuf taramalı tüfeğiyle herkesi yere sermişti. Kafamı hafifce kaldırıp etrafıma baktım. Kanlar içinde yerde adamlar yatıyordu. Ayağa kalkıp etrafıma baktım ali büyük ihtimalle kaçmıştı. Arkamda bir hareketlilik olunca arkama döndüm. Murat ellerini çözmeye çalışıyordu. Muratın tam önünde diz çöküp kafasına tokat attım.
''Yok ceren ben tek hallederim!'' Diyip muratı taklit ederken bir yandanda ellerini çözüyordum. ''Beni bu kadar korkuttuğun için bir özür borçlusun köpek!!'' Murat çözülen ellerini ovuştutuken bana baktı.
''Valla ceren ali teke tek gelseydi öldürürdüm. Ama arkama bir döndüm birde ne göreyim yirmi beştane adam!'' Gülmemek için kafamı eydim. ''Adam demey bin şahid..'' Murat ayağa kalkarken bende ayağa kalktım.
''Yusuf olmasaydi ikimizde ölmüştük.''Yusufa dönüp kafamı eydim. ''Eyvallah yusuf'' Yusufta benim gibi kafasını eydi.
''Eyvallah'' Kafamı çevirip murata baktım oda kafasını eğmişti.
''Eyvallah koçum'' Yusuf gülümseyip taramalı tüfeğini eline aldı.
''Eyvallah Eyvallah..'' Yusuf sanki hiçbirşey yapmamış gibi arkasını dönüp gitti. Yusuf garip biriydi kafaya sahipti. Bir ara Remziye evlenme teklifi etmişti. Yanlış duymadınız evlenme teklifi. Hemde çatışmanın ortasındayken! Murat yanıma gelip etrafına baktı.
''Ali kaçtımı?'' Sesizce kafamı salladım. Ali her canımı yaktığında içim alev alıyordu. İçim yanıyordu.. ''Sence ali neden ihanet etti?''
''Bilmiyorum..'' Kafamı iki yana sallayıp murata baktım ''Aklım almıyor murat. Ben ona her kardeşim dediğimde o beni sırtımdan bıçaklıyormuş..'' Sertçe nefesimi verip erdeki korumaları gösterdim. ''Hepsi ali yüzünden öldü..'' Ne kadar mafya lideri olmuş olsamda bu konularda fazla hassasdım.. Aklıma babamın öldürüldüğü gün geliyordu..
''Hadi gidelim ceren.'' Murat kötüleştiğimi anlamış olmalıki gitmek istiyordu. Yavaş adımlarla yürümeye başladım murat bir adım arkamdaydı. Depodan çıktığımda telefonum çalmaya başlamıştı. Doğru ya.. Bgün sevkiyat vardı. Telefonu açıp kulağıma götürdüm.
''Ceren Hanım Allah için nerdesiniz!'' Sinirle saçımı itip arabama bindim.
''Ebenle kahve içiyordum. Nerde olabilirim sence izel?'' Arabayı çalıştırdığımda muratta yolcu koltuğuna geçmişti. ''Ufak bir işim vardı geliyorum şimdi.'' Telefonu kapattığım gibi gaza bastım. Bugün çok büyük sevkiyat vardı 1126 adet silah dağıtacaktık. Mafya liderlerinin belirlediği yerlere gidicekti silahlar. Rusya,Fransa,Azerbeycan.. Ve başka yerler. Çok sıkıntılı bir sevkiyat yapıcaktık. Tek bir hata hepimizi yakardı. Özellikle polisler baskın yaparsa bu iş mahkemeye bile çıkardı. Ve ben tekrardan nezarethanelerde sürünmek istemiyordum. Sevkiyatın yapılacağı depoya gelince arabayı park edip hızla çıktım. Sevkiyata tam olarak bir saat kırk sekiz dakika geç kalmıştım. Korumalarım kapıyı açınca içeri girdim. Herkes burdaydı.. Kuzey Demir Karahan'da burdaydı. Kafamla hareket yapınca çalışanlar otuz farklı tıra silah kutularını doldurmaya başlamıştı. Kuzey bana bakıp hafifce gülümsedi.
''Senin yüzünden tam olarak bir saat kırk sekiz dakikamız çöp oldu.'' Kafamı çevirip sakinlikle kuzeye baktım.
''Kusura bakma Demir çok mühim işlerim vardı'' Depo bir anda buz kesmişti. Tüm mafya liderleri şok içinde bana bakıyordu. Demir isminin hikayesini hepsi biliyordu herhalde. Ben neden bilmiyordum? Benim başım kelmi! Elimi kaldırıp kafamı elledim. Yok kel değil saç vardı.
''Ceren benim sabrımı zorlama.'' Alayla gülüp ellerimi arkamda birleştirip tek ayağımın üstünde sallanmaya başladım. Kafamı sağa doğru eyip kuzeyi süzdüm.
''Sabrını zorlarsam ne olur Demir..'' İnat ettim demir isminden vazgeçmiyeceğim. Olayı öğrenmeden susmazdım. Kuzey sinirle bana doğru yüriyeceği zaman özgür kolunu tutmuştu.
''Ceren sen susucakmısın yoksa ben gelip susturayım mı?'' Omuz silkip arkama döndüm.
''Susmaya niyetim yok demirciğim..'' Muratımın yanına gittiğimde arkamda sinirden çıldıran kuzeyi umursamadım bile. ''Bir sıkıntı yok dimi?''
''Yok. Adamlar etrafta polis falan olsa ararlar..''
''Tamam sen ne olur ne olmaz avukat tut birtane'' Murat telefonunu çıkarıp birkaç kişiyi aradı ama kimse açmamıştı.
''Bir tane kadın var Avukat Asmin Yılmaz arıyorum.'' Kaşlarımı istemsizce çattım Asmin.. Nedense çok tanıdık gelmişti. Neyse isim benzerliğidir. Murat benden uzaklaşıp telefonla konuşmaya başlamıştı. Arkama dönüp tırların olduğu yeri izlemeye başladım. Gözlerim kuzeye değince hala sinirle bana baktığını gördüm. Hiç umursamadan tırlara tekrar döndüğümde bir anda cam kırıldı ve içeri sis bombası attılar.
''Noluyor lan!'' Muratla aynı anda bağırmıştık etrafımı göremiyordum.
''Yat yere!'' Al işte.. Baskın yemiştik. Bir polis sertçe kollarımdan tutup bilekleripe kelepçe takınca kafamı kaldırıp murata baktım o da kelepçelenmişti. Bir polis yürüyerek kuzeyi yanımıza getirince gülerek kuzeye baktım.
''Ay demirciğim seninle nezarethaneye girmek çok güzel olucak'' Kuzey sinirle banabakarken sertçe bileğimi tutan polise bakıp ''Azıcık nazik olamazmısın!'' Sinirle kollarımı çekiştirmeye başladığımda polis sertçe kafama vurmuştu.
''Napıyorsun lan itin oğlu!'' Kuzeyin bağırışı depoyu inletmişti. Sinirle polise baktım. Polis korkuyla kuzeye bakarken kolumu tutup yürümeye başladı. Depodan çıkınca ağzım açık kaldı. Yuh ama! Askerler bile vardı. Vay maşşallah.. Keşke üniversiteyi kazanınca okusaydım belki asker olur vatanımı korurdum. Polis beni arabaya bindirip geri gitti. Nerdeyse yarım saat sonra karkola gelmiştik. Ve bilin bakalım kim nezarethanedeydi? Ay tabikide ben!Murat malikaneye gitmek istememişti ama ben göndermiştim. İlayda korksun istemiyordum. Ve düşündüğüm gibi mahkeme olucaktı. Yarın sabah erkenden adliyeye gidicektik. Muratın aradığı Avukat asmin benim avukatım olmayı kabul etmişti. Asmin adı çok tanıdık geliyordu. Ama bir türlü nerden tanıdık geldiğini hatırlayamıyordum. Eski bir arkadaşımmıydı acaba?
Düşüncelere boğulmuş şekilde sırt üstü yerde yatıyordum. ''Of..'' Canım çok sıkılıyordu. Büyük ihtimalle bizi ali ispiyonlamıştı. Artık kesin ve net bir şekilde alinin infazını vermeliydim. Büyük bir problemimiz vardı Ali korkak tavuk gibi kaçıyordu! Herneyse şuan aliyi düşünebilicek bir halde değildim. Mahkemeye daha çok vardı. Elim boş olan boynuma deydi. Nezarethaneye girmeden önce herşeyimi almışlardı kolyemide.. Herşeyden önce çok merak ettiğim bir şey vardı.. Ali neden bana ihanet etmişti? Benim düşüncem şuydu. Ali tam bir anne kuzusuydu. En nefret ettiğim erkek türü.. Bana göre bu yaptığı herşeyi annesi istemişti. Alinin annesi aliye öldür kendini dese ali onu bile yapabilirdi. Herneyse.. Düşüncelerimin arasında can çekişirken nezarethanenin kapısı açıldı. İstemsizce ayağa kalktım. İçeriye elinde dosyalarla bir kadın girdi. Kumral saçlıydı, Yüzünde baya bi' çil vardı, ela gözleri ve hafif kızarık yanakları vardı. Tatlı birisine benziyordu. Kolunun altına sıkıştırdığı torbaları nezarethanedeki küçük masaya koyu bana döndü. Saçını sağ eliyle sola doğru yatırıp benim yaptığım gibi beni süzdü.. Bu kadın neden bu kadar tanıdıktı? Gözlerim onun üzerinde kalmıştı.
''Ceren hanım?'' Kendime gelmek için kafamı iki yana sallayıp Avukat Asmine baktım.
''Efendim?''
''Yarın ki mahkemede avukatınız ben olucağım.'' Kafamı hafifce sağa eyip ellerimi arkamda birleştirdim. Daha sonra tek ayağımın üstünde sallanmaya başladım.
''Hm.'' Asmin tek kaşını kaldırdığında boğazımı temizledim. ''Biliyorum.'' Asmin kafasını sallayıp bana bakmaya devam etti.
''Ceren hanım doğruları demek gerekirse.. Bu durumdan sizi kurtarmam pek kolay değil.'' Kafamı kaldırıp avukata baktım.'' Yani bu yaptığınız iş pek kolay affedilecek bir şey değil'' Başımı eymiştim. Haklıydı..
''Napalım avukat hanım? Bizimde işimiz bu..'' Zorla nefesimi verip avukata baktım ''11 Yaşında ilk suçunu işlemiş birisi olarak söylüyorum.. Affedilmiyecek bir suç yok.'' Avukat buz kesmiş bir şekilde bana bakıyordu.
''Sen burak oku öldüren cerensin..'' Dur bunu nerden biliyordu?
''Evet de sen bunu nerden biliyorsun?''
''Çukurova Ünüversitesi Ceren Kurt..'' Yuh! Ay ceren bu kız bizim sadece bir sene gittiğimz ünüversiteyi bile ögrenmiş! Ne munasebet canım? Avukatım diye herşeyi bilmesine gerek yoktu. Yoktu dimi? ''Ceren benim.'' Ne?
''Anlayamadım?''
''Asmin Yılmaz üçüncü kattan.. Aynı evde kalıyorduk.'' Oha ama! Avukat diye ünüversite arkadaşımmı mı tutmuştum ben?
''Oha sen o Asmin olamazsın!'' Ağızım bir karış açılmıştı. Babamın yerine ünüversite ikinci sınıftayken geçmiştim ve sadece birinci sınıfı okuyabilmiştim. Benimle aynı sınıfta olan çok dışlanan bir kız vardı.. Asmin. Çok yakın arkadaş olmuştuk ama dediğim gibi ben babamın yerine geçince herşey değişmişti. Adanadan izmire gelmiştim. Ve telefonumu değiştiğim için kimseyle iletişim kuramıyordum. Ve yıllar sonra asminle karşılaşmıştım. hemde nezarethanedeyken!
''Oktayın anlattığı gini birisin..'' Oktaymı? Ağızım daha çok açıldı. Yuh..
''Oktayı nerden tanıyorsun?'' Asmin masadak dosyalari alıp bana döndü.
''Oktayın karısıyım ben ama oktay bana birşey olmasın diye evli olduğunu saklıyor..'' Eh yok artık! Gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım. Asmin gülerek bana baktı.. ''Yarın mahkeme var erkenden uyu ve.. Yarın mahkemede hapis cezası yemezsen kafeye gider konuşuruz.'' Sırtını bana dönüp nezarethaneden çıkınca şok içinde göz kırpıştırdım. Onbeş saniye hem ünüversite arkadaşımı bulmuştum hemde oktayın evli olduğunu öğrenmiştim. Oh mis kalp krizi geçirmeli iki bilgi öğrenmiştim. Elimi kalbime götürüp yere oturdum.
''Yok anasının gözü..'' Kaşlarımı çatarken sinirle mırıldandım ''Ben hele burdan çıkıyım o oktayı ayaklarından tavana asıcağım!'' Yere tekrar yattım.. Oktayla aram iyiydi heleki muratla oktay.. İki çift çorap gibiydiler... Tamam benzetme kötü olmuştu ama gerçekler buydu! Hiç ayrılmıyorlardı ama konu koruma olmaya dönünce göz göze bile gelmiyorlardı. Ellerimi kafamın altına koyup sağ tarafa döndüm. Gözlerim kapanırken tek dileğim rüyamda babamı görmemekti..
...................................
Hayat çok saçmaydı... Çocuk ol oyun oyna, yetişkin ol hayata atıl, büyü hayatın kaysın.. Benim düzeniimde yani çocukluğumda oyun yoktu.. Kan ve silah vardı.. Ama şimdi yine o masum kız çocuğu olmak istiyordum... Keşke her zaman babamın minik kızı olarak kalsaydım. Belki babam ölmeseydi hayatım başka olucaktı.. Asker olurdum belki. Sevdiğim bir adam olurdu.. Vatanımı korurdum babamı korurdum. Ama küçük ceren bunların hiçbirini yapamamıştı. Çünkü onbir yaşında ilk cinayetini işleyip yirmi yaşında babasının koltuğuna oturmuştu. Sahi onbir yaşında beni kim kurtarmıştı? Babam mı? Hayır babam ölmüştü. Peki ya annem mi? Yok oda değil. Annem kaçmayı seçmiş beni kan gölünün içine atmıştı.. Paki ya benim hayatım kararınken kim korumuştu beni? Muratın annesi onay abla ve babası kutay abi.. Evet beni onlar kurtarmıştı. Bana evlerinin kapılarını açmış kanlı ellerimi tutmuşlardı. Bana anne ve baba olmuşlardı. Herneyse..
Ayakta durmuş canım avukatım asmini bekliyordum. Aso demek daha çok hoşuma gidiyordu ama neyse.. Kapı açılınca hafifce kafamı çevirdim asmin gelmişti. Yavaş adımlarla yürüyüp yanımdaki sandalyeye oturdu.Hakim bana baktı. Öyle bir bakıyordu ki sanki karısını öldürmüşüm gibi. Yada benimle çok fazla mahkemede olduğu içindir.
''Ceren Kurt geçen akşam yurt dışına tam olarak binyüz yirmialtı adet silay kaçakçılığı yaparken yakalandın!''
''Tek değildim'' Asmin masanın altından sertçe bacağıma vurunca sustum. Hakim beni umursmadan konuşmaya devam etti. Şuan bulunduğum ortamla alakası yoktu ama heleni merak ediyordum. En son gururla ayrılmışlardı..
''Silah kaçakçılığının cezası hapistir. Kaç yıl hapis alıcağın dosyalarına bağlı''
''Hakim bey şahsen silah kaçakçılığında ceren hanımın adı geçmiyor..'' Kafamı çevirip asmine baktım. '' Tırların sahibi şükrü çakıl yani kısacası bu sevkiyatı ceren hanım değil şükrü bey yapmıştır..'' Kaşlarım çatık bir şekilde asmine bakıyordum. Şükrü kim? ''Ve dosyada da cerenin değil şükrü beyin adı geçiyor.'' Hakim önündeki dosyayı çıkarıp incelemeye başladı. Asmine dönüp tam bir şey diyeceğim sırada sertçe bana baktı. Tamam ya.. Sandalyeye yaslanım kollarımı gögsümde birleştirdim.
Şaka gibiydi ama hakim bey en az yarım saatir dosyayı inceliyordu. Ay beni hapise gönderin lütfen.. Bunaldım! Ellerimi dizimin üstünde birleştirmiş tirnak etlerimi kazıyordum. Çok sitres olunca istemsizce yapıyordum bunu.. Asmin elimi tutunca hafifce kafamı kaldırdım bana bakıp gülümsedi.
''Merak etme Ceren hapise falan atılmıyacaksın'' Titreyen nefeimi verdim.. Asmine bakarken bende hafifce gülümsedim. Asmine güveniyordum. Yıllardır görüşmemiş olsakta bana çok yakın davranıyordu ve bu hoşuma gidiyordu. Hakim bey kafasını kaldırıp bana baktı.
''Gerçekten de dosyada cerenin adı geçmiyor..'' Hakim bey şüphelenen gözlerle bana baktı. ''Ne kadar seni serbest bırakmak itemesemde bu dosyada adın geçmiyor..'' Anlını ovuştutuken bir polise eliyle işaret verdi ''O yüzden serbetssin.'' Polis yanıma gelip bileğimdeki kelepçeleri çıkarınca yüzümü buruşturdum. Bileklerim mosmor olmuştu. Kafamı çevirip Asmine baktım dosyalarını toplarken telefonda birisiyle konuşuyordu. Büyük ihtimalle oktayla konuşuyordu. Neyse.. Arkamı dönüp mahkeme salonundan çıkıp koridorda yürümeye başladım. Kapıdan dışarı çıkınca etrafımı haber muhabirleri ve gazetecilerle dolmuştu. Korumalarım yanıma geldiğinde yürümeye başladık.
''Sizde babanız gibi kaçıcakmısınız ceren hanım?'' Adımlarım aniden durmuştu. Hafifce omzumun üstünden kıza baktım. Benim bir suçum yoktu kendisi kaşınmıştı! Kıza doğru dönüp yürüyeceğim sırada asmin gelip bileğimi tutu. Beni geriye doğru çekerek yürümeye başlamıştı.
''Avukat asmin sizde ceren hanımın köpeklerindenmisiniz? Yani para karşılığında adalete engelmi oluyorsunuz?'' Asminin adımları durunca daha çok sinirlenmiştim. ''Babanız sizi terk edip gittikten sonra para kazanmak için bu yolamı başvuruyorsunuz?'' Eh yuh ama! Kafamı çevirip asmine baktım. Yüzündeki tüm ifade silinmiş dümdüz önüne bakıyordu. Kafamı çevirince oktayla göz göze geldik sinirle gazeticelere ve haber muhabirlerine baktı.
''Basın gidin lan!'' Sinirle karşısındaki insanlara bakarken asmine döndü. İki eliyle yanaklarından tutup kafasını kaldırmıştı. ''Güzelim Allah için öyle bakma..'' Demek ki asmin bu tür şeyleri çok yaşamıştı.. Bakışları artık ne anlatıyor bilmiyordum ama oktayın kalbini cayır cayır yakıyor olmalıydı. Asmin gözlerini kırpıştırıp oktaya baktı.
''İyiyim oktay.'' Gazeteciler dağılmaya başlamıştı. Asmine baktım. ''Oktay gerçekten iyiyim ama açım.'' Gülmeye başladığımda oktayde gülüyordu asmin ölürken bile yemek isterdi! Oktay gülerken asminden uzaklaştı.
''Hadi gidelim.'' Gözleri bana değince yüzümdeki gülümsemeyi anında sildim. ''Sende gel hem alide gelir..'' Hm.. Bende açtım ve tüm hesabı okaya kilitliyeceğimi düşünürsek.. Evet bende gidiyorum.
''Valla sadece asmin için geliyorum..'' Oktay altina işiycekmiş gibi glerken kendimi tutamayıp bende gülmeye başladım.
''Hadi.'' Oktay gülerken asminin elini tutup yürümeye başladı. Bende bekarlığın verdiği özgürlükle tek başıma yürüyüp arabama bindim. Oktay bana döndü. ''İlyas abinin mekana gidelim!'' Başımı sallayıp gaza bastım. Lütfen trafik olmasın lütfen! Ana yola girdiğimde derin bir nefes verdim. Yol'da trafik yoktu. Dikiz aynasından bakınca oktayın arabasını gördüm. Arkasında alinin arabası vardı. Yol ilerledikçe daha da kalabalıklaşmıştı ve trafik olmuştu. Bazen şu ağızıma bant yapıştırmak istiyordum! Yok yani bir şeye iyi dedim diye hemen tersi olmak zorundamıydı! Neyse ceren boşver. Dikiz aynasından arkaya bakarken bana korna çalan oktayı gördüm. Bilerek yavaş gidiyordum. Sadece oktay sinirlensin diye!! Dikiz aynasında kendime bakıp göz kırptım.
''Yakıyorsun ortalığı ceren!'' Evet yakıyordum. Yani mecaz anlamda değil gerçekten sinirlenince heryeri yakıyordum. ''Analar ne doğuruyor be vay vay'' Kendimi övgülere boğarken rahatca camımı açtım. Kolumu dışarı atıp hanım ağa rolüne büründüm. Oktay kornaya daha çok basmaya başlayınca sinirle bende kornaya bastım. Ben kornaya basınca önümdeki adamda kornaya basmıştı. Şaka gibiydi ama onun önündekide kornaya basmıştı. Bir saniyede oktayla otoyolu korna sesine boğmuştuk. Ve inanırmısınız kavgada çıkmıştı. Arabadan inip rahatça kavga eden adamları izlemeye başladım. Oktay yanıma gelince gülmeye başlamıştı.
''Vallaha ortamın içine sıçtık'' Oktaya bakıp göz kırptım.
''Maşşallah barutla ateş gibiyiz..'' Oktay kolunu omzuma atıp gülümsedi.
''Maşşallah deme sen ölürüm falan.'' Kahka atarken oktaya baktım. Sonra gözlerim arabada uyuyan asmine kaydı. Yıllar sonra karşılaşmıştık ama hala ünüversiteki haliyle aynıydı. Gözlerimi tekrar oktaya çavirdim. Daha demin oktayın dediğ şeye dönersek..Bi ara kuzeyin korumasına maşşallah demiştim ertesi gün adamın öldüğünü öğrenmiştim.. Adamlar ayrılırken yol açılmıştı oktaya birşey demeden arabama binip gaza bastım. Arkama bakınca muratın bana sevgi dolu sözler söylediğini duydum. İlyas abinin mekanının önüne gelince sürekli oktayın park ettiği yere arabamı park edip mekana girdim. arkamdan oktayda gelmiş park yeri bulamayınca bana sevgi dolu sözcükler söyliyerek boş yer aramaya başlamıştı..İlyas abi bahcede çayını içiyordu birazdaha yürüyünce donup kaldım. İlyas abinin yanında kuzey vardı! Abi bu adam neden yırtık dondan çıkar gibi heryerde vardı. Sesizce arkalarından yaklaşıp dinlemeye başladım.
''Kuzey eminmisin oğlum?'' Neye emiimiydi?
''Eminim ilyas abi.. Onunla evlenmezsem öldürür ler:''
''Ama onu sevmiyorsun.. Ve ceren senin düşmanın evlenmek.. Hemde anlaşmalı cerenin kabul ediceğini düşünmüyorum.'' Olduğum yerde buz kesmiştim. Kuzey benimle anlaşmalı bir halde evlenmekmi istiyordu? Ama neden..?
''Yapmam lazım ilyas abi Kenana sözüm var'' Ne? ''Bana mektup bırakmıştı onsekiz yaşımdayken mektubu bana verdiler. Kenan ölmeden önce cereni bana emanet etmiş.. Ve bilirsinki ben emanete ihanet edemem.'' Geri geri yürümeye başladım. Babam bana bir kağıt parçası bırakmazken kuzeye bir mektup yazıp üstüne bide beni kuzeyemi emanet etmişti...? Yok yok.. Olmaz babam yapmaz..
''Kuzey sen istediğin kadar kararlı ol ama ceren bunu istemez.''
''İstemek zorunda yoksa ölür..''
''Ne zaman söyliyeceksin?''
''Oktay cereni buraya gönderip gidicek tek kalınca konuşacagım.'' Demekki oktay o yüzden asmini arabadan indirmemişti. Saçımı düzeltip ilyas abiyle kuzeyin yanına gittim. Kuzey kafasını kaldırıp bana bakınca kafamı iki yana salladım. Kuzeyle evlenip güvenini kazandıktan sonra iç işlerini patlatıp babamın intikamını almış olucaktım.. Herneyse. İlyas abi kalkıp gidince bahçede ikimiz kalmıştık. Kuzey ayağa kalkıp karşıma geçince dümdüz kuzeye baktım.
''Ne var?'' Maşşallah ceren ağzımızdan bal akıyor!
''Seninle konuşmam lazım'' Konuş paşam konuş.. Elini cebine atıp bir mektup çıkarıp bana uzattı. Babamın verdiği mektum. Mektubu alırken ellerim titremeye başlamıştı. Kafamı kaldırıp kuzeye baktım saçlarım öne doğru uçuşuyordu.. ''Ceren baban ölmeden önce o mektubu bana gönderdi. Oku istersen.'' Mektubu zorla açıp okumaya başladım.
KUZEY KARAHAN'A
Kuzey.. Konuya nasıl gireceğimi bilemiyorum ama.. Herkes biliyor ki benim bu dünyada çok vaktim kalmadı. Düşmanlarım çoğaldı artık nefes alırken bile vurulup öldürülme ihtimalim var.. Ne kadar düşman olsakta cerenin bir suçu yok.. Belki büyüdüğünde benim intikamımı almak için seni öldürmek bile istiyecek ama sen ona birşey yapma kuzey.. Koru benim kızımı. Ceren bilmesin ama sen onu koru.. Kuzey ben kızımı sana emanet ediyorum.. Onu korumak senin görevin. Ve eğerki durum çok kötü olursa evlen kızımla. İzin veriyorum.. Kızımla evlen koru onu.. Sana güveniyorum kuzey. Bu düşmanlıkta ne senin ne de cerenimin bir suçu yok.. Sen emanete ihanet edemezsin kuzey o yüzden kızımı sana emanet ediyorum. Eğerki emanetime ihanet edersen umarım kız kardeşin ölür. Böyle birşey demek istemezdim ama kızıma birşey olursa sende kız kardeşini kaybet.. Bak kuzey sen benim oğlum gibisinn.. Hatırlarmısın bilmem ama baban seni öldüreceği sırada ben kurtarmıştım seni.. Sonra bidaha vermemiştim. Ama sen gitmek istemiştin. Baban yüzünden demir ismini bile sevmiyorsun kuzey.. Ben sana elimden geldikçe yardım ettiysem sende bana yardım et evlat.. Sen ceren gibi benim çocuğumsun bunu unutma. Ne kadar cerenden nefret etsende onu koru yalvarıyorum sana kuzey.. Bu mektubu aldığında büyük ihtimalle ben ölmüş olucağım.. Sana güveniyorum evlat.
Ömer Kurt'dan Kuzeye..
Ellerim tir tir titrerken gözümden yaşlar akıyordu.. Benim canımı acıtan bu mektup değildi. Babam ölmek için gün sayarken beni kuzeye emanet ettiği için canım yanıyordu. Beni herzaman kendinden daha çok önde tutardı ama bunu beklemiyordum.. Babam gerçekten kuzeyle evlenmeme izin vermişmiydi? Evet vermişti.. Elimi aşağı doğru indirince mektubu elimin içinde buruşturdum. Kafamı kaldırıp kuzeye bakınca saçlarım rüzgarla dans etmeye başlamıştı.
''Ceren son zamanlarda rusyadan türkiyeden ve fransadan birden fazladüşmanın olmaya başladı. Ben seni uzaktan ne kadar korumaya çalışsamda yetersiz kalıyor..'' Eliyle mektubu gösterip. ''Babanın dediği gibi evlenmeliyiz.. Ama anlaşmalı bir şekilde.'' Sesiz bir şekilde kuzeye bakıyordum kuzeyde bana bakıyordu. Büyük ihtimalle kabul etmiyeceğim diye korkuyordu. Korkarmıydı ki? Salak olma ceren tabi ki korkmazdı!
''Tamam kuzey'' Dur ne! Ben bile ne dediğimi sonradan fark etmiştim. Kuzey rahat bir nefes alırken benim ellerim hala titriyordu.. Ben kuzeyle evlenicektim.. Babamı öldüren adamın oğluyla.. Ve babamın izniyle.. Canım çok yanıyordu. Tam küllerimden doğmuşken kuzey beni tekrar o küle dönüştürecekti..
Bu evlilik bir seçim değildi. Ben küllerinden doğacak Anka’ydım, Kuzey ise beni o küle dönüştüren ateş.
