ANLAŞMA

Vaveyla Yazarı: Yazar Hanım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: ANLAŞMA

9.BÖLÜM
ANLAŞMA

Sabah odamın camından içeri vuran ışıkla zorla gözlerimi açtım. Gözümü ovuştururken parmağımda ki o lanet yüzükle bakıştım. Ne nişan nede kına olmıyacaktı.. Zaten sahte bir evlilikti tek yapmamız gerek birbirimize aşıkmış gibi davranmaktı ve bu benim sinirimi çok bozuyordu. Bugün helenle buluşucaktım sonra kendi şirketime gidip işlerimi halletmeliydim. Daha demin söylemişmiydim bilmiyorum ama.. Şuan kuzeyin malikanesindeydim! Dün mal gibi 'tamam' dediğim için şimdi burdaydım. İçimi en çok yakan şey babamın bana bir yazı bile bırakmayıp kuzeye bir sayfa yazı yazması çok zoruma gidiyordu. Yataktan kalkarken istemsizce gülümsedim. Ben karahan ailesinin soyunu kurutucaktım..
Kuzey benim ne kadar takık bir insan olduğumu bildiği için misafir odalarından en büyüğün bana vermişti. Giyinme odam ve toalet vardı. Neyse.. Giyinme odama girip dar siyah gömleğimi hıza giyim altımada siyah bol pantalonumu giydim. Hızla giyinme odamdan çıkıp saçımı düzleştirip makyajımı yaptım. En son imzam olan bordo ve kırmızı renkleri arasında ki ruju sürdüm. Topuklu ayakkabılarımıda giyip telefonumu alıp odamdan çıktım.Merdivenlerden inerken telefonumu açıp helene yazdım.
H.K. günaydınlar efendim.
C.K. Günaydın canım bugün saat 13.00 gibi sahildeyiz tamamı?
H.K. Tamam sen boşver onu. Gerçekten kuzeyle evlenicekmisin!
C.K. Artık soyadım Karahan helen.. Ama düğün falan olmiyacak.
H.K. Ay zaten istemem ben..
Telefonumu kapatıp koridorda yürümeye başladım. Ceren Karahan.. Aslında yakışıyordu.. Ay ne alaka çok kötü bir soyaddı! Yemek odasına girince sandalyede oturan irem kafasını kaldırıp bana baktı. Hiç umursamadan yürüyüp sandalyeme oturdum. Reşat bana bakıp sonra kuzeye baktı.
''Demir karın konuşmayı bilmiyormu?'' Demir mi? Kafamı hafifce çevirip kuzeye baktım kuzey buz gibi gözlerle reşata bakıyordu. Reşata bakıp alayla gülümsedim.
''Kusura bakmayın ama babamı öldürten adamla bir kelime bile konuşmam..'' Masa bir anda buz kesmişti irem bana bakarken ne demek istediğimi anlamay çalışıyordu.. ''Ve bence benimle uğraşmayın reşat bey yemin olsun ki bu malikanenin içine bağlar sonrada malikaneyi patlatırım.''Gözlerim ireme dönünce gülümseyip tekrar reşata baktım. ''Ve bunu yapıcağımı çok iyi biliyorsunuz'' Kuzey sertçe elini masaya vurup bana baktı.
''Ceren yeter!'' Pardonda bu herif kim olup bana bağırıyordu?
''O sesini kıs demir.'' Kuzeyin gözleri titrediğinde umursamadım ''Yoksa ben kısmasını bilirim.'' Leyla hanım kuzeye bakıp bana döndü.
''Ceren sen bu evin geliniysen düzgün konuşmayı öğreniceksin!'' Alayla leylaya döndüm..
''Buraya gelin olarak değil eceliniz olarak geldim ve şunu bilin bu evde tek iyi davranıvcağım kişi irem. Onun dışında benden iyi niyet beklemeyin!'' İremi seviyordum zamnında malikaneye bağlayıp malikaneyi patlatmıştım ama.. Eski eskide kalmıştır ne demiş profosör ceren; Eskiye takılma geleceğe odaklan.. Herneyse.. Kahvaltı devam ederken irem kalkıp gitmişti bende geri çekilip masadakilere bakıp gülümsedim. ''Son yemekleriniz iyice doyun..'' diyip sandalyemden kalkıp iremin odasına çıktım. Kapıyı iki kere tıklattım.
''Gel.'' Kapıyı açıp içeri girdiğimde ilayda bana baktı. Yavaş adımlarla yanına gidip yatağın kenarına oturdum.
''İlayda bak ablacım benim seninle hiç bir sorunum yok.. Ve şöyle diyim ben seni kardeşim gibi görüyorum. Burda olduğum sürece sana abla olmak istiyorum..'' Sözümü tamamlayamadan irem bana sarılıp ağlamaya başladı. Kollarımı iremin etrafında dolayıp saçını okşamaya başladım. ''Şşşt iremim..''
''Ceren abla ben.. ben ne yapıcağımı bilmiyorum..'' Kaşlarımı çatıp ireme baktım.
''Bana anlatabilirsin irem.'' Şuan konuyla alakası yoktu ama irem çok zayıftı.
''Ama kimseye söyleme'' Kafasını kaldırıp bana baktı ''Annem yemek yememe izin vermiyor ceren abla ben çok açım..'' Buz kesmiş şekilde ireme bakıyordum. İrem tekrar ağlamaya başlayınca sıkıca ireme sarıldım.
''İremim.. Söz veriyorum bu konu hakkında elimden geleni yapıcağım. Ama kuzey hiç fark etmedimi.?'' İrem kafasını kaldırıp tekrar bana baktı.
''Fark etti ama konuşmasını istemedim korktum.'' Kaşlarımı çatıp derin bir nefes aldım.
''Hadi sen yat uyu '' İrem kafasını sallayıp yatağa yatınca üstünü örtüp saçlarını öptüm. Allah bilir irem kaç gündür uyumuyordu yatağa yatar yatmaz uyumuştu. Arkama dönüp hızla odadan çıktım. Merdivenlerden hızlı hızlı ini koridorun sonundaki salona doğru yürüdüm. İçeride herkes vardı. Kapıyı sertçe kapatıp salondaki reşata, leylaya ve kuzeye baktım. Tekrar leylaya baktım.
''Hiç mi canın yanmadı leyla?'' Leyla kaşlarını çatıp bana bakarken daha çok sinirlenmiştim.
''Ne diyorsun ya?'' Sinirle leylanın üstüne yürürken kolumu kuzey tutmuştu.
''İremi aç bırakırken hiçmi yüreğin sızlamadı lan!'' Sinirle kolumu çekmeye çalışarak leylaya baktım ''İrem bana yukarda sarılıp ağlarken benim bile canım yandı! Anne vicdanıdamı yok sende!'' Kuzey buz kesmiş şekilde annesine bakıyordu reşat ayağa kalkmış leylaya bakıyordu.
''Ben herşeyi onun iyiliği için yaptım!'' Reşat sinirle leylaya doğru yürüyp bağırdı.
''Sen ne hakla benim kızımı aç bırakırsın köpek!'' Hop hop dur bir saniye! Ne kadar leyladan nefret etsemde bir hemcinsime kimse bunu diyemezdi ama diğer türlü düşünürsek leyla şuan herşeyi hak ediyordu. Sinirle koumu çekip önümdeki üç kişiye baktım.
''Ben gidiyorum sizde ailece çözün bu konuyu!'' Kuzey bana bakarken kaşlarını hafifce çatmıştı.
''Nereye?'' Sinirle kuzeye döndüm.
''Seni ilgilendirmez diyiceğim ama peşime koruma takmanı istemiyorum yanı uzun lafın kısası helenle buluşucağım.'' Arkama dönüp salondan çıktım reşatın bağırma sesini duyuyordum. Arkamda bıraktığım kaosu umursamadan kapıya doğru yürüdüm. Eda hızla çantamı getirip bana uzattı. Elanın ikizi eda.. Çantamı edadan alıp malikaneden çıktım. Minik merdivenlerden tek tek inip canım arabam BMW ye doğru yürüdüm. Arabama binip hızla çalıştırdım. Bu malikanede 1 dakikadan fazla durmak canımı sıkıyordu! Malikaneden çıkarken muratı aradım.
''Alo murat''
''Ne var sabah sabah!'' Telefonu muratın yüzünne kapatıp tekrar aradım. Direkt açmıştı telefonu. ''Buyrun ceren hanım hazretleri..''
''Çok konuşma murat kuzyinn bilgiseyarına sızdınmı.''
''Evet tüm bilgilerin kopyasını kendi bilgiseyarıma attım ve kuzeyin korumaların arasına bizim adamlardanda var onlarda bilgi topluyor.'' Gülümsemem büyüdü. '' Bu yılın sonuna doğru tüm bilgileri toplayıp herkese yayarız''
''Ağzından bal damlıyor murat!''
''Hoşt ulan!'' Telfonu yüzüme kapatınca kahka atmaya başladım. Murat en son dört yıl önce sevgili yapmıştı kadın muratı aldatınca ayrılmışlardı. O günden beri murat kadınlardan uzak duruyordu. Sahile yaklaşınca arabayı park etçek yer aramaya başladım. Unutma ceren dönüşte ilaydayı alıp öyle gideceğiz. Arabayı park edip indim arkamı dönünce kuzeyin korumalarının arabalarını görüne yüzüm düştü. neyse.. Arabamı kilitleyip sahile doğru yürüdüm banklardan birisine oturup heleni beklemeye başladım. Telefonumu elime alıp integrama girdim. Canım kocam kuzeyin hesabına girip engeli kaldırdım. Kafamı kaldırınca o meşhur gülümsemesiyle bana doğru gelen heleni gördüm. Ayağa kalktığımda helen koşup bana sarıldı bende karşılık verdim.
''Çok özledim seni cerenim!''
''Me too canım'' Helen gülerken birbirimizden ayrılıp banka oturmuştuk. ''Anlat bakalım'' Helen gülerek bana baktı.
''Hani biz gururla ayrılmıştık ya.. Biz barıştık.''
''Oh şükür..''
''Ve biz şey yaptık... Nişanlandık imam nikahıda kıydık'' Ne!
''Ne!''
''Hatta kına yarın..'' Yuh ama!
''Helen 1 nisan şakasımı yapıyorsun?'' Helen gülerek kafasını iki yana salladı. ''Kızım sadece iki hafta görüşmedik..'' Helen gülerken korkuyla helene baktım. ''Bide hamileyim dersen bayılırım'' Helen koluma vurup gülmeye devam etti.
''Yok kız!'' Kafamı iki yana salladım ''Ay boşver bu konuyu sen anlat''
Çantamdan mektubu çıkarıp helene uzattım. Helen mektubu açıp okumaya başladı. Ağızı bir karış açılınca gözlerimi kapattım. Helen bir bana bir mektuba bakıyordu.
''Kenan amca gerçekten istemişmi bunu!'' Kafamı salladım. ''Tamamda kuzeye bunu yazıcak vakti varken sana nden hiçbirşey bırakmamış?'' Omuz silktim.
''Bilmiyorum helen..'' Gögüsüm o kadar daralıyorduki.. Babam bana neden mektup bırakmamıştı?
''Peki ne yapıcaksın?''
''Köklerini kurutacağım.'' Helen çatık kaşlarla bana baktı. '' Kuzeyi batıracağım helen''
''Eminmisin''
''Bilmem ben cerenim emin değilim.'' Helen gülmeye başladığında bend güldüm bu şakayı lise yıllarımdan beri yapıyordum. Ve bi ara hocaya söylediğim için uzaklaştırma almıştım.. Telefonumu çıkarıp muratı aradım. İkinci çalışında açmıştı.
''Beni bi sal!''
''Boş yapma murat.. İlaydayı sahile getirsene''
''Başşımla beraber abim''Gülerek telefonu kapattım. Helenle sesiz seziz denizi izlyorduk.. Bugün ilaydamın doğum günüydü onu kutlamayı düşünüyordum. Hediye olarak kar taneli kolye ve ayı almıştım. İlaydanın zevkleri bunlardı. Malikanede odası oyuncak ayılarla ve kolyelerle doluydu. İlayda anneme hiç benzemiyordu daha çok babama benziyordu. Huy olarak kesinlikle bana benziyordu. İnatçı ve duygusaldı çok duygusaldı.. Ama ben hiç duygusal değildim tabii en sevdiğim kitaptaki karakter ölünce üç saat ağladığımı düşünmezsek.. İlaydanın benimle beraber geçirdiği günlerde hep gülmesini istiyordum. İlaydanın doktoruyla konuşmuştum ve doktor güzel şeyler söylememişti. İlaydanın vicudu çok fazla çöktüğü için hiçbir tedaviye olumlu yanıt vermiyormuş.. Hatta doktor çok zamanının kalmadığını söylemişti.. Belki bir yıl belki iki ay.. Gözlerimi kapatıp sertçe nefesimi verdim. Helen bana dönüp gülümseyince kaşlarımı çattım.
''Eee sizin ilişki nasıl?'' Yüzümü buruşturup helene baktım. Ciddi olup olmadığını anlamaya çalışıyordum. Ve ciddiydi.
''Helen kalk git Allah için.'' Helen gülerek çantasını alıp kalkınca kaşlarım çatıldı. ''Helen mal mal hareketler yapma otur.'' Helen bana bakıp göz kırptı.
''Ben gidiyim cerenim bay!'' Helen konuşmama izin vermeden arkasına dönüp gidince bende sağ tarafıma döndüm. Kuzeyle göz göze gelince yüzümdeki tum huzur gitmişti.. Banktan kalkıp çantamı aldıktan sonr hızla yürümeye başladım. Kuzey sertçe bileğimi tutup beni kendine doğru çekince kafamı kaldırdım. Boyu gerçekten fazla uzundu.. Ve biz neden bu kadar yakındık? Kalbim ağızımda atmaya başlayınca iyice sinirlenim. Ceren malmısın kızım neden heycanlanıyorsun?
''Ceren konuşmamız lazım.'' Tek kaşımı kaldırıp kuzeye baktım.
''Konuş o zaman.'' Sertçe bileğimi çekip kuzeyden uzaklaştım. Mallık yapma ceren o senin düşmanın! Sakince nefes alıp hızlanan kalbimi yavaşlatmaya çalışıyordum. Kuzey elini geri çekip bana baktı. Kafamı kaldırıp kuzeye baktım. Kuzeyin gözleri titriyordu..
''Bugün yaptığın şey için teşşekür ederim..'' Ne! Kuzey teşekkür mü etmişti? Hemde bana? ''Bugün iremin hakkını savundun ve senin sayende irem annemin baskısıdan kurtuldu..'' Doğru sabah evden çıkmadan önce salonun ortasına bomba atıp kaçmıştım... ''Benim bile yapamadığımı yapıp anneme karşı geldin. O yüzden teşekkür ederim..'' Hafifce gülümseyip kuzeye baktım.
''İrem benimde kardeşim gibidir kuzey yani teşekkür etmene gerek yok..'' Hafifce gülümseyi kuzeye baktım. ''Bugün ilaydanın doğum günü. Burda çok sevdiği bir kafe var orda kutlamayı düşünüyorum sende gelirmisin?'' Kuzey uzun süre bana baktı. Sonra bir anda elimi tuttu. Kaşlarımı çatıp elimi çekiceğim sırada kuzey parmaklarını parmaklarımın arasından geçirmişti. Kalbim yine hızlanmaya başlayınca kaşlarımı çattım.
''Abla!'' İlaydanın sesini duyunca istemeyerek kuzeyin elini tuttum. Benim elim buz gibiyken onun eli yanıyordu.. Kafamı çevirip bize doğru gelen ilaydaya baktım.İlayda hızla bana sarılınca gülümseyip saçını okşadım. İlaydadan hafifce uzaklasıp elimi kuzeyin elinden çektim. ellerimle ilaydanın yanaklarını tuttum.
''Hoş geldin güzelim.''
''Hoş buldum abla!'' İlayda benden uzaklaşıp kuzeye sarıldı. Kuzey boyu yüzünden diz çöküp ilaydaya sarıldı. Kuzey aslında iyi biriydi.. Yani bana karşı değil ilayda ve ireme karşı. Kuzey ilaydadan uzaklaşınca yanıma geldi. İlayda ikimizin arasına girip ellerimizi tutunca gülümsedim.
''Hadi bakalım..'' Üçümüz beraber yürümeye başladık. İstemsizce gözlerim kuzeye kaydı.Gülümsiyerek ilaydaya bakıyordu. İlayda kuzeye heycanla birşeyler anlatıyordu.. Ama ben sohbetin dışındaydım aklım ilayda öldüğünde ne yapıcağımı düşünüyordu. İlaydamın sevdiği kafeye girince konfeti patladı. İlayda şok içinde karşısındaki insanlara bakıyordu. Yusuf,helen,gurur,irem ve umut vardı..İlayda bir kaç kez gözlerini kırpıştırıp bana döndü. Hafifce gülümsediğimde ilayda bana sarılıp ağlamaya başladı....

Kuzey KARAHAN
''İyiki doğdun ilaydam..'' Gözlerim cerene değdiğinde ceren kafasını eyip ilaydanın peruk olan saçlarına gömdü.. Gözlerim cerenin üstünde kalmıştı. İlaydayla ceren benim yüzümden tanışmıştı ama şuan çok pişmandım. Cerenden ne kadar nefret etsemde onun canı yanınca benimde içim sıkışıyordu. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdim. İlayda gülümsiyerek cerenden ayrılıp helene sarılmıştı. Helende sıkıca ilaydaya sarılıp saçını öptü.
''İyki varsın ilayda hanım'' İlayda gülmeye başlayınca gözlerim cerene döndü. Ceren dağılmış gözlerle kardeşine bakıyordu. Tekrar önüme döndüm. Herkes masada kendi yerine otururken ceren pasta tabaklarını dağıtıyordu. Benim yanıma gelince ilk önce diğerlerine baktı sonra bana döndü pastayı masaya bırakıp bana daha çok yaklaşıp yanağımı öptü. Dur dur.. Ceren yanağımı öptü. Ceren çok hafifce geri çekilince kafamı çevirip cerene baktım çok yakındık. Beynimdeki tüm orantı yıkılmıştı. Öylece cerene bakıyordum. Ceren parmağını kaldırıp yanagıma dokundu.. Ayaklarımdan beynimde doru bir titreme hissetmiştim. Büyük ihtimalle yanağıma ruju bulaşmıştı. Gözlerimin içi titrerken ceren gülümseyip beni süzdü.
''Teşekkür ederim kuzey. Bugün yanımda olduğun için'' Diyip geri çekildi. Kafamı iki yana sallayıp kendime gelmeye çalıştım. Ama olmuyordu. Gözlerimle cereni izlemeye başladım. Ceren garip bir kadındı.. Kaşbim o kadar hızlı atıyordu ki bu sinirimi çok bozmuştu. Kalbim at koşturur gibi atıyordu.. Sakin ol kuzey.. Hem o bizim düşmanımız unutma. Hoşt lan o benim karım. Kaşlarımı çatıp kafamı yine iki yana salladım. Kafamı çevirince mueatla göz göze geldik.
''İyimisin kuzey?'' Boğazımı temizledim.
''İyiyim.'' Murat başını sallayıp önüne dönünce bende önüme döndüm. Sağ tarafımdaki sandalye çekilince kafamı kaldırıp baktığımda cerenle göz göze geldik. Ceren bir şey demeden sandalyeye oturup su içmeye başladı. Bardağı masayı geri bırakırken kafasını omzuma yaslamıştı. Aslında omzuma değil koluma yaslamıştı. Cerenin boyu omzuma yetişmiyordu. Hafifce kafamı eyip cerene baktım.
''İyimisin ceren?'' Ceren kardeşine bakıp kafasını iki yana salladı.
''Nasıl iyi olayım kuzey'' Kafasını kaldırıp bana bakınca kalbim titremişti. O kadar çaresizdi ki ''Kardeşim gözümün önünde ölüme giderken nasıl iyi olayım?'' Elimi kaldırıp cerenin saçını okşiyacağım anda durdum. Ceren kafasını tekrar koluma yaslayınca derin bir nefes verdim. İlaydanın ölüceğini bilmek benide üzüyordu. İremde kanserdi ama tedavilere iyi yanıt verdiği için iyileşmişti. Ama ilayda ölüyordu.. Her geçen gün gözümüzün önünde eriyordu.. Ve kimse bir şey yapamıyordu. Bu konuda kendimi asla affetmiyecektim çünkü ceren benim yüzümden ilaydayla tanışmıştı.
Kafamı geriye doğru yatırıp gözlerimi kapattım.. Yarın gururla helenin kınası vardı. Bu kadar acele etmelerine gerek varmıydı? Gurur kuduruk gibi hemen nişanlanmıştı. Ve bunu gizli yapmıştı.. Kafamı kaldırıp gözlerimi zorla açtım çok uykum vardı.. İlaydayla irem beraber oynuyorlardı gururla helen konuşuyorlardı gözlerim dışarı çıkmış murata döndü murat kapıda sıgara içiyordu. Kafamı çevirip cerene baktım.
''Ceren kapıya çıkıcağım.'' Ceren kafasını kaldırıp bana baktı.
''Git..'' Cerenin sesi çok uykuluydu kafamı kaldırıp cerenin omuzlarına öküz gibi bakan garsona baktım. sandalyeden kalkıp ceketimi çıkarıp cerene uzattım.
''Ceketimi giy.'' Ceren kafasını kaldırıp gülümsiyerek ceketimi alıp giydi. Cerenin saçlarını ceketimin içinden çıkarırken istemsizce gülümsedim. Cerenin saçlarını çok seviyordum. Hele o gül ve barut kokusu içimi yakıyordu. Ellerimi cerenin saçından çekip garsona doğru yürüdüm. Garson hemen gözlerini cerenden cekip bana baktı. Garsonun önünde durup elimle yakasını düzelttim garson nefes almayı unutmuş gibiydi. Dudağımın kenarı kıvrıldı.
''O gözlerini birdaha karımın üstünde görürsem ellerimle oyarım gözlerini..'' Kafamı kaldırıp garsona baktım.''Ve biliyormusun elim çok alışkındır..'' Elimi garsonun yakasından çekip sinirle kafamla işaret ettim. ''Sikti git!'' Garson hemen arkasına dönüp gidince bende kafeden çıktım. Muratın yanına gidip cebimden sigaramı çıkarıp çakmağımla yaktım. Dumanı içime çekerken tüm vicudum rahatlamıştı. Sigarayı parmay uçlarımla tutup ağızımdan çıkarıp dumanı üfledim. Kafamı çevirip murata baktım.
''Herşey yolundamı murat''' Murat parmakları arasındakş sigarayı yere atıp ayağıyla söndürüp bana döndü.
''Benim yolum bok yolu kuzey..''Kaşlarımı çatıp murata baktım. ''Dört yıllık sevgilimin iki yıldır beni aldattığını öğrendim..'' Kafamı eydim.
''Zor iş..''
''Sen lütfen beni teselli etme daha kötü hissediyorum..'' Gülmeye başladğımda muratta gülmeye başladı.
''İnsanları iyi teselli edemem ama güldürürüm muratcığım.'' Murat kafasını iki yana sallayıp bana döndü.
''Daha iki gün önce cerenle birbirinizi öldürmek isterken şimdi birbirinize destek oluyorsunuz.'' Gözlerim boşluğa takılınca susmuştum. ''Kuzey cereni ne kadar sevmesende onun yanında dur bu aralar iyi değil.'' Gözlerimi yerden çekip murata döndüm.
''Bi sorunmu var?''
''Ali cerenin kardeşi gibiydi kuzey. Ceren alinin ona ihanet etmesini kaldıramıyor..'' Kafasını iki yana salladığında ben sigaramı tekrar dudaklarıma götürüp içime derin bir duman çekip sonra dışarıya üfledim. ''Ceren sürekli rüyalarında babasını görüyor.. Her rüyasında kenan abi cereni farklı şekilde öldürüyormuş o yüzden iyi değil kuzey.. ben bunları cerene acı diye demiyorum sadece cerenin iyi olmadığını bil..'' Murat gözlerimin içine baktı. ''Ve sahte olarak kocası olsanda ona iyi bak.'' Elimdeki sigarayı yere atıp söndürdüm murat elini omzuma koyup bana baktı. ''Ceren sana emanet kuzey sende emanetini koru''
''Ölene kadar koruyacağım.'' Murat kafasını sallaydı.
''Cerene söylersin ben evime gidiyorum.''
''Dikkat et'' Murat başını sallayıp yürümeye başlayınca arkasından baktım. Ceren acı çekiyordu.. O yüzden her gece kapısını kilitliyip uyuyordu. Ağladığında duymayalım diye. Kafamı iki yana sallayıp kafeye doğru yürümeye başladım. Helen montunu giyiyordu. İremle ilayda etrafı toplamaya yardım ediyor gurur ise öylece helene bakıyordu. Helen kafasını çevirip bana baktı.
''Ceren uyudu.'' Kafamı çevirip sandalyede uyuyan cerene döndüm. Yavaş adımlarla yanına gidip sandalyesini hafifce geri çektim. Önünde diz çöküp topuklu ayakkabısının tokasını bağlayıp ayağa kalktım. Aslının çantasını elime aldıktan sonra cereni yavaşca kucağıma aldım. Kolumu sıkıca beline sarıp diğer kolumla bacaklarını sardım. Ceren kafasını gögsüme yaslayıp elini kaldırıp gömleğimi sıkıca tutup kafasını gögsüme gömdü. İstemsizce bu haline gülümsedip. Kapıa doğru yürürken durup gurura döndüm.
''Gurur ilaydayla iremi sen bizim malikaney getirsene.'' Gurur bana bakıp kucağımdaki cerene bakıp gülümsedi.
''Ben getiririm kızları..'' Kafenin kapısını ayağımla açıp sahilde yürümeye başladım. Arabayı neden o kadar uzağa bırakmıştım bilmiyordum. Cern kucağımda bir anda hareketlenip ağlamaya başlayınca durdum. Kafamı eyip cerene baktım.
''Baba yapma...'' Sesi o kadar kısık çıkmıştı ki.. Kaşlarımı çatıp cerene baktım. Hızlı hızlı nefes alıyordu. Cerenin saçını öpüp kafamı kaldırdım.
''Sakin ol ceren..'' Ceren bana dahada yaklaştı. Ceren sakinleşene kadar bekledim. Nefesi düzene girince yürümeye devam ettim. Sahilden çıkıp kaldırımda yürümeye devam ettim. En sonunda lanet olası arabamın yanına gelince tüm korumalarım bize dönmüştü. Oktay gülmemek için zor duruyordu. Kapıyı açıp bana baktı.
''Abi..''
''Oktay ağzını kapalı tut bence.'' Oktay gülümserken cereni yavaşca arka koltuğa yatırıp diz çöktüm. Tüm korumaların ağızı açılmıştı. Cerenin topuklu ayakkabılarını çıkarıp arabay koydum ayağa kalkıp sesizce kapıyı kapattıp. Ah canım porschem.. Aşk dolu gözlerle arabama bindim. Kapıyı kapatıp direkt arabayı çalıştırdım. Yolda ilerlerken yavaştım ceren uyansın istemiyordum..

Sabah gözlerimi perdeden gelen ışıkla açtım. Yüzümü buruşturup hafiffce doğruldum. Karşımdaki aynadan yansımama baktım saçlarım dağılmıştı üstümde hala gömleğim vardı. Yataktan kalkıp odamdaki tualete girip üstümü çıkardım. Aynada bir süre boynumdaki yara baktım. Sonra gözlerim sırtımdaki büyük siyah kartallı dövmeye değdi. Dövmemi çok seviyordum. Herneyse.. Duşa girip ılık su açıp hızla duş aldım. Havluma sarılıp duştan çıkıp odama girdim. Üştümü giyindim. Herzamanki gibi siyah gömleğimi giydim. Kaslarım yüzünden gömleklerim yırtılıcakmış gibi gözüküyordu. altıma siyah pantalonumu giyip siyah kemerimi taktım. Aynanın karşısına geçip saçlarımı kurutup siyah ama güneş gibi parlayan ayakkabılarımı gydim. Telefonumu cebime atıp odamdan çıktım. Aşağı kata inerken aslıda odasından çıkmıştı. Siyah dar bluz giymisti altına gri tonlarında bol pantolın benim gibi kemer takmıştı. Ve herzamanki gibi siyah topuklu ayakkabıları vardı saçları doğal haliydi. Dudağında yine ordo ruju vardı ve gözlerinin içini yine siyah kalemle boyamıştı.
''Günaydın..'' Merdivenlerden inip cerenin yanına gittim.
''Günaydın'' Elini tuttuğumda hemen geri çekmişti. ''Ceren kızlar aşağıda.'' Ceren bana bakarken gözleri yanağıma kayınca gülümseyip elimi tuttu armakları parmaklarımın arasından geçince kalbim kızlanmıştı. Aslı yürümeye başladığında bende peşinden gittim. Yemek odasının önüne gelince kapılar açıktı. İçeri girdiğimizde herkes bize dönmüştü.
''Günaydınlar!'' Cerenin bu sahte sevgisi sadece kardeşi burda olduğu içindi. Sandalyeyi çektiğimde ceren oturdu masya doğru yaklaştırdım sonra yanındaki boş masaya oturdum. Yemek başladığında kimse konuşmuyordu ceren suyunu içerken telefonuna gelen ard arda bildirimler yüzünden telefonunu eline aldı. Ama telefonda ne gördüyce bi anda içtiği su boğazına kaçmış gibi öksürmeye başladı.
''Ceren iyimisin.'' Ceren bana cevap vermeden öksürerek telefona baktı sonra kafasını kaldırıp bana baktı. Sinirle cerenin elinden telefonu alınca donup kaldım. Dün kucağımda cereni taşırken fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşmışlardı.
''Demir noldu?'' Kafamı kaldırıp boş gözlerle bbama bakıp telefonu kapattım.
''Birşey yok.'' Cerene döndüğümde hala bana bakıyordu. Telefonunu masadan alıp kalktı ve birşey demeden gitti. Cerenin arkasından bakarken gülmemek için kendimi zor tutuyordum.Bende sandalyemden kalkıp cerenin peşinden gittim.Ceren koridorda yürürken peşinden gidi tam önüne geçip durdum. Ceren kafasını kaldırıp bana bakınca gülümsedim.
''Ne oldu ceren utandınmı?'' Ceren susunca üstüne yürüdüm ceren en son sırtını duvara çarpınca hafifce eğilip cerenin cenesini tutup kafasını kaldırdım. ''Bizim asi ceren bir fotoğrafla yıkıldı.'' Ceren bana bakarken gözleri titriyordu.
''Kuzey bırak beni.''
''Korktunmu?'' Kafamı hafifce sağa eyip cereni süzdüm ''Dün beni öperken çok cesaretliydin.'' Ceren kızarmıştı. Şaka yapmıyorum gerçekten kızarmıştı! Ceren bir anda bana tokat atınca kafam sağa savruldu.
''Uzaklaş kuzey..'' Sesi titriyordu. Baş parmağımla dudağımdan akan kanı silip cerene döndüm. Geri çekilip cereni süzdüm.
''Uzak dururuz ceren hanım.. Ama sen gelip yaklaşırsan iş değişir..'' Ceren hızla arkasına dönüp odasına girince gülmemek için zor tuttum kendim.
.......................................

Kınanın olucağı mekan acayip büyüktü.. İçeriye herkes sığa bilirdi. Ceren giyinme odasına helenin yanına gitmişti bende gururun yanındaydım. Mafya liderleri gelip gururu tebrik ediyorlar sonrada masalarına geçiyorlardı. Çok sıkıcı. Çocukluğumdan beri kına düğün gibi olaylardan nefret kusuyordum.. Çok boş ve gereksizler. Gurur bana dönüp gülümsedi.
''Çok yakışıklı olmuşsun karahan.''
''Sende fena değilsin korkmaz.'' Gurur gülerken ışıklar tek tek kapanmaya başladı. Ve daha sonra roman havası açıldı. Yüzümü buruştururken kendi masama geçtim. Gerçekten roman havasımı..Helenin önünden danscılar gelince kafamı çevirdim. Kimse kusura bakmasın ama ben karımdan başka bir kadına bakmam. Bide bu dansçılar açıktı öyle böyle değil.. Ortada durup helenin etrafında dönerek dans etmeye başladılar. Kafamı kaldırınca bana doğru gelen cereni gördüm.Hafifce doğruldum. Ceren yanıma gelince hafifce gülümseyip kafasını kaldırıp bana baktı.. O bakışın beni ne kadar erittiğini bilse birdaha asla bakmazdı.
''Canım kocam elalemin açık saçık kızlarınada bakmazmış..'' Dudağımın kenarı kıvrılırken cerenin elini daha sıkı tuttum.
''Bakmam ceren.'' Ceren gülümseyip yanıma geçti. Ceren dans eden kızları izlerken benim gözlerim cerendeydi. Ceren bana bakmadan konuşmaya başladı.
''Çok saçma.. Yok yani bu kadar kalabalıkta neden açık saçık dans edersinki?'' Kafasını kaldırıp bana baktı. ''Diğer mafya liderlerinin ağzı açık kadınlara bakıyor ayrılık sebebi.'' Başımı sallayıp cerenin bordo rujlu dudaklarına bakınca boğazımı temizleyip kafamı sola çevirdim. Işıklar tek tek açılırken ceren bir anda elimi bırakınca anında kaşlarımı çatıp cerene baktım. Ceren davutun yanına gittiğinde ellerim yumruk olmuştu.
''Davut naber.?'' Davut hafifce eyilip cerenin saçını kulağının arkasına itip gülümsedi.
''İyiyim ceren sen nasılsın?'' Sinirle ellerimi yumruk yapmışken ellerim titriyordu. Bu davut kim oluyordu da benim karıma dokunuyordu lan! O ellerimi koparıp köpeklere yem etmesinibilirim ben.. Hızla yürüyüp cerenin arkasında durduğumda davut geri çekilmişti. Ceren elimi tutup gülümsedi.
''Davut bak bu kuzey kocam..'' Sonunu baskılayarak söylemişti sinirle davuta baktım.
''Kuzey karahanla karısı ceren karahan.. İyi ikili oldunuz''
''Sağ ol.'' Diyip cerenin elini tutup masamıza doğru yürümeye başladım.
''Kuzey hayvammısın? Adamla sohbet ediyorduk.'' Masamıza gelince cerenin kolunu tutup kendime çektim. Ceren kafasını kaldırıp bana baktı.
''Şimdi benim ağzımı açtırma ceren.'' Ceren zorla yutkunup bileğini çekmeye çalışınca daha da yakınıma çektim. ''O herifle birdaha konuşma.'' Ceren hızla başını salladı.
''Konuşmam.'' Cerenin kolunu bırakıp elini tuttum. Minik parmakları benim dev gibi olan parkamlarımın arasından geçti.. Kafamı iki yana sallayıp kendime gelmeye çalıştım. Salondaki o ince şarkı sesi gitti ve bi anda rize yöresinden horon çalmaya başladı. Yapmayın işte basmayın benim damarıma! Gurur bana dönüp kafasıyla hareket yapınca kafamı çevirip cerene baktım. Cerende kafasını kaldırıp bana baktı.
''Horon oynayalum mu canum karum?'' Ceren bana bakarak gülmeye başladı çantasını masaya koyup bana döndü.
''Oynayalım..'' İstemsice dudağımın kenarı kıvrılırken sahneye doğru yürüdük. Gururda yanımıza geldi. Cerenin yanına da helen geldi. Mükkemmel kadro. Omuzlarımızı oynatmaya başladığımızda cerenin elini tutan elimle hafifce cerenin siyah eteğinin ucunu tutup kaldırdım. Ceren gülümsiyerek bana baktı.
''Kocam nasılda düşünürmüş beni.'' Kafamı iki yana salladım. Cerenin bu haline çok alışmamaya çalışıyordum çünkü şuan ikimizde rol yapıyorduk. Herneyse.. Ayaklarımızı aynı hızda ve ritimde atarken omuzlarımızıda titretiyorduk. Kollarımızı yavaşca kaldırırken cerenin elbisesini bıraktım. Horon bitince başka bir horon açmışlardı diğer mafya liderleride bize katılmıştı. Ceren elimi bırakınca kaşlarımı çatıp cerene baktım.
''Ben yoruldum biraz hava alıp gelirim. Kafamla onayladığımda ceren dışarı çıkmıştı. Omzumu gururun omzuna vurdum.
''Hayde da!'' Gurur benim istediğim gibi hızlanınca mutlu olmuştum. Şu horonu ağır çekimde oynayanlar dünyadan yok olsun. Horon devam ederken yorulduğum için geri çekildim. Sırtımı horon oynayanlara dönüp masamıza gittim. Masada ki suyu alıp içmeye başladım. Kafamı cama çevirince dışarda yağan yağmura baktım. Gözlerimi salonda gezdirip cereni aradım ama yoktu.
Kaşlarımı çatıp salondan çıktım. Yavaş adımlala yürürken durdum. Cerenin sırtı bana dönüktü ve sırıl sıklamdı. Kaşlarımı daha çok çatıp cerene doğru yürürken ceren bana döndü. Bana öyle bir baktı ki kelimelerle anlatmak yetmezdi. Ceren ağlayarak elbisesinin eteklerini tutup koşarak bana sarıldı. Geriye doğru iki adım gittim. Kollarımı hemen cerenin etrafına dolayıp saçını öptüm. Kafasını gögsüme gömmüş ağlıyordu.
''Kuzey çok yoruldum..'' Cerenin ıslanmış saçlarını okşarken cerenin neden bu halde olduğunu anlamaya çalışıyordum. Ceren çok kötü bir haldeydi.. Şuan tek isteğim cerenin iyi olmasıydı.
''Cerenim noldu?''
''İlayda hastaneye kaldırılmış kuzey.. Kuzey ilaydam kan kusmuş.'' Vicudum buz kesmişti. İlayda gerçekten ölüyordu ve cerende ilaydayla beraber eriyordu..
Aynı kalpler birbirini eritir. Cerenle ilaydanın hikayeside öyleydi.. Birisi ölürden diğeri öle için yaşıycaktı.. Yaşamak zorundaydı.