11. bölüm / 11
Alabora9. Bölüm
Bölümler 11Şu an: 9. Bölüm
- 1 Giriş Bölümü379 kelime
- 2 1. Bölüm457 kelime
- 3 2. Bölüm502 kelime
- 4 3. Bölüm468 kelime
- 5 4. Bölüm523 kelime
- 6 5. Bölüm1.166 kelime
- 7 6. Bölüm1.199 kelime
- 8 7. Bölüm1.225 kelime
- 9 8. Bölüm1.350 kelime
- 10 9. Bölüm932 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 10. Bölüm (Sezon Finali)537 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi gün okulda alışılmadık bir hareketlilik vardı.
Nil’in ölümü hâlâ konuşuluyordu ama öğrenciler yavaş yavaş günlük hayatlarına dönmeye başlamıştı. Koridorlarda yine kahkahalar duyuluyor, kantinin önü kalabalıklaşıyordu.
Ama sabahın ilk dersinde beklenmedik bir şey oldu.
Okulun hoparlörlerinden müdürün sesi duyuldu.
“Dikkat dikkat, sevgili öğrenciler.”
Sınıflarda hafif bir uğultu başladı.
Cihan arkasına yaslandı.
“Bu iyi bir şey gibi başlamadı.”
Selin gülümsedi.
“Belki tatil ilan eder.”
Cihan başını salladı.
“Hayal kurmaya devam.”
Hoparlörden müdür konuşmaya devam etti.
“Bu hafta okulumuzda bir satranç turnuvası düzenlenecektir.”
Sınıfta birkaç kişi heyecanlandı.
Ömer başını hafifçe kaldırdı.
Müdür devam etti.
“Turnuvaya katılmak isteyen öğrenciler bugün öğle arasına kadar isimlerini yazdırabilirler.”
Sonra ekledi:
“Turnuvanın kazananı okulumuzu ilçe yarışmasında temsil edecektir.”
Hoparlör kapandı.
Sınıfta küçük bir hareketlilik başladı.
Cihan hemen Ömer’e döndü.
“Bu tam senlik.”
Ömer omuz silkti.
“Belki.”
Selin arkadan eğildi.
“Belki mi?”
Cihan güldü.
“Ömer satranç oynarken insan gibi düşünmüyor. Bilgisayar gibi.”
Ömer başını iki yana salladı.
“Abartıyorsun.”
Selin gülümsedi.
“Hayır, etmiyor.”
—
Öğle arasında okulun girişindeki panonun önünde küçük bir kalabalık oluşmuştu.
Turnuvaya katılmak isteyen öğrenciler isimlerini yazdırıyordu.
Cihan listeye bakıp güldü.
“Epey kişi var.”
Selin kalemi eline aldı.
“Ben yazılıyorum.”
Cihan şaşırdı.
“Sen mi?”
Selin omuz silkti.
“Neden olmasın?”
Sonra adını listeye yazdı.
Selin Yılmaz
Cihan gülümsedi.
“Bu eğlenceli olacak.”
Tam o sırada Yasmin kalabalığın arasından çıktı.
Listeye baktı.
Sonra kalemi aldı.
Yasmin Kara
Adını yazdı.
Selin bunu görünce hafifçe gülümsedi.
“Rakip olduk.”
Yasmin sakin bir şekilde cevap verdi.
“Göreceğiz.”
Cihan başını iki yana salladı.
“Bu turnuva bayağı gerilimli olacak.”
Son olarak Ömer kalemi aldı.
Hiç konuşmadan adını yazdı.
Ömer Arslan
Selin listeye baktı.
Sonra gülümsedi.
“Demek üçümüz.”
Yasmin kollarını bağladı.
“İyi oynarım.”
Ömer kısa bir cevap verdi.
“Ben de.”
Cihan kahkaha attı.
“Harika.”
Sonra ekledi:
“Bir de satranç tahtasında kavga çıkarsa şaşırmam.”
Selin güldü.
“Satrançta kavga olmaz.”
Ama Yasmin hafifçe gülümsedi.
“Bazen olur.”
—
Biraz ileride Yüsra onları izliyordu.
Turnuva listesine baktı.
Sonra Ömer’e.
Sonra Yasmin’e.
Sonra Selin’e.
Düşünceli görünüyordu.
Çünkü satranç sadece bir oyun değildi.
Bazı insanlar için gerçek hamleler tahtanın dışında yapılırdı.
—
Öğle arasında kantin her zamanki gibi kalabalıktı.
Tepsilerin sesi, öğrencilerin konuşmaları ve kantinciyle yapılan hızlı pazarlıklar ortamı dolduruyordu.
Ömer, Cihan, Selin ve Buse pencere kenarındaki masalardan birine oturmuştu.
Cihan sandalyeye yayılarak konuştu.
“Tamam.”
Elini masaya vurdu.
“Şimdi ciddi bir soru.”
Selin kaşlarını kaldırdı.
“Ne?”
Cihan Ömer’i işaret etti.
“Turnuvayı kim kazanacak?”
Buse gülümsedi.
“Ömer.”
Selin hemen karşılık verdi.
“Hey.”
Cihan güldü.
“Buse’nin sana güveni yok.”
Buse omuz silkti.
“Selin iyi oynuyor ama…”
Sonra Ömer’e baktı.
“Ömer biraz tehlikeli.”
Selin hafifçe gülümsedi.
“Bunu göreceğiz.”
Ömer sakince konuştu.
“Ben sadece oynarım.”
Cihan başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Sonra dramatik bir sesle ekledi.
“Sen insanları satranç tahtasında yok ediyorsun.”
Buse güldü.
Selin de gülümsemekten kendini alamadı.
Tam o sırada kantinin kapısından Yasmin içeri girdi.
Her zamanki gibi sakin ve kendinden emin görünüyordu.
Tezgâha gidip bir kahve aldı.
Sonra yavaşça arkasını döndü.
Masalara doğru yürürken gözleri kantini taradı.
Bir anlığına bakışları Ömerlerin oturduğu masada durdu.
Ama özellikle birine baktı.
Selin’e.
Yasmin’in dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu.
Ama bu dostça bir gülümseme değildi.
Daha çok meydan okuma gibiydi.
Selin bunu fark etti.
Kaşlarını hafifçe çattı.
Yasmin birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra kahvesinden bir yudum aldı.
Ve hiçbir şey söylemeden kantinden çıkıp gitti.
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Cihan başını yana eğdi.
“Az önce”
Selin gözlerini kapıya çevirdi.
“Evet.”
Buse merakla sordu.
“Ne oldu?”
Selin dudaklarını hafifçe bastırdı.
“Yasmin.”
Cihan gülümsedi.
“Turnuva başlamadan psikolojik savaş.”
Ömer sakin bir şekilde konuştu.
“Satranç böyle bir oyun.”
Selin hafifçe gülümsedi.
“Problem değil.”
Sonra ekledi:
“Ben iyi oynarım.”
—
Salon tamamen sessizdi.
Satranç saatlerinin tıkırtısı ve taşların tahtaya değme sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu.
Ömer ve Ege karşılıklı oturmuştu.
Ömer beyaz taşları aldı.
İlk hamleyi yaptı.
Piyon iki kare ileri gitti.
Ege birkaç saniye düşündü.
Sonra karşılık verdi.
Arka sırada oturan Cihan fısıldadı.
“Ömer başladı.”
Tolga başını salladı.
“Bu hızlı bitebilir.”
—
Salonun diğer tarafında Selin ve Yasmin karşı karşıyaydı.
İkisi de tahtaya odaklanmıştı.
Selin ilk hamleyi yaptı.
Atını ileri sürdü.
Yasmin hiç acele etmedi.
Taşları birkaç saniye izledi.
Sonra sakin bir şekilde piyonunu oynadı.
Selin hafifçe gülümsedi.
“Savunma mı oynuyorsun?”
Yasmin başını kaldırdı.
“Belki.”
Sonra ekledi:
“Ya da seni izliyorum.”
—
Dakikalar geçtikçe salon daha da gerildi.
Ömer’in oyunu hızlı ilerliyordu.
Ege birkaç hamlede hata yapmıştı.
Cihan Tolga’ya eğildi.
“Bitiyor.”
Tolga başını salladı.
“Evet.”
Ömer bir hamle daha yaptı.
Ege birkaç saniye baktı.
Sonra geri çekildi.
“Mat.”
Masanın etrafında küçük bir hareket oldu.
Cihan gülümsedi.
“Bitti.”
Ömer sakince ayağa kalktı.
Ama dikkatini başka bir şey çekmişti.
Salonun girişinde bir hareket vardı.
—
O sırada Selin ve Yasmin’in oyunu çok daha gergindi.
Tahtada çok az taş kalmıştı.
Selin öne eğildi.
“Zor durumda kaldın.”
Yasmin taşlara baktı.
Sonra gülümsedi.
“Henüz değil.”
Bir hamle yaptı.
Selin birkaç saniye durdu.
Sonra gözleri büyüdü.
“Bekle”
Tahtaya tekrar baktı.
Cihan fısıldadı.
“Ne oldu?”
Tolga omuz silkti.
“Bilmiyorum.”
Selin taşları incelemeye devam etti.
Sonra yavaşça başını kaldırdı.
“Bu imkânsız.”
Yasmin sakin görünüyordu.
“Değil.”
Selin tekrar tahtaya baktı.
Bir hamle yaptı.
Tam o anda
Salonun kapısı sertçe açıldı.
Herkes başını çevirdi.
Kapıda bir polis memuru duruyordu.
Arkasında okul müdürü vardı.
Salon bir anda tamamen sessizleşti.
Polis memuru yüksek sesle konuştu.
“Bu turnuva burada bitiyor.”
Öğrenciler şaşkınlıkla birbirine baktı.
Müdür gergin görünüyordu.
Polis memuru devam etti.
“Nil Yıldırım’ın ölümüyle ilgili yeni bir gelişme var.”
Salonda fısıltılar başladı.
Cihan ayağa kalktı.
“Ne oluyor?”
Polis memuru salonu taradı.
Sonra yavaşça söyledi.
“Nil ölmeden önce bir mesaj daha göndermiş.”
Derin’in kalbi hızlandı.
Polis memuru cebinden bir kağıt çıkardı.
“Mesajda şu yazıyor.”
Salon tamamen sessizleşti.
“Eğer bana bir şey olursa bunun sebebi Yüsra.”
Bir saniye boyunca kimse konuşamadı.
Sonra bütün gözler
Yüsra’ya döndü.
Yüsra’nın yüzü bir anda soldu.
Ama kaos daha yeni başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
