9. bölüm · Akkaya Kıyılarına Vurmuş Bir Deniz Kızı

Liman'ı Arayış

haznemdekihikayeler 001

TEODEN HİKAYESİ PART IX

Onun gülüşüyle içime düşen ateş bana yaklaşıyor olması bunu ikiye katlamıştı. Dudakları dudaklarıma konmadan kafamı hızla aşağı çekip uzlaştım ondan.
Ve kocaman bir kahkaha patlattım.

-Seni seçeceğimi düşünmüş olmazsın değil mi? Ayrıca sana bana bu kadar yaklaşmaman konusunda uyarmıştım. Eğer bir daha böyle bir şeye kalkışacak olursan seni kendi ellerimle makyaj malzemesine dönüşmüş sevgilinin ellerine bırakmaktan hiç çekinmeyeceğim. Olacakları sen düşünürsün artık.

Diyip, hiç ona bakmadan merdivenlerden çıkıp bana verilen odaya ilerledim. Leyla'yı da görememiştim hiç, sanırım arkadaşlarından birinde kalacak.

Sıcak bir duş alınca inanılmaz kendime gelmiş hissettim. Ali ödevlerini yapana kadar gidip anneme bir tatlı alsam iyi olur hamile hamile canı sıkılmasın diyerek saçlarımı kurutup üzerime siyah pantolonum ve kazağımı geçirdim. Askıdan ceketimi alarak aşağı indim. Telefonumdan müziğimi açarak yürüme başladım.

Aradan yarım saat geçmişti tatlıyı alıp eve dönerken yoldaki kavga dikkatimi çekti. Beni hiç alakadar etmezdi ama sanki içlerinde tanıdık bir sima vardı. Yaklaştım ve Leyla'nın yüzünü seçebildim etrafında bir sürü kız tartışıyor daha doğrusu birbirlerine saldıryorlardı. Leyla'nın orada işide ne. Hızla oraya ilerledim. Elimde ki tatlı paketini yere bıraktım Leyla'yı arkama çektiğim gibi karşımdaki ilk kıza yumruğumu savurdum. Ve hemen

-Leyla burada neler oluyor? Senin bunlarla işin ne?

-Deniz geldiğin için çok sağol anlamadım, Ezgiler'den dönüyordum bir anda yolumu kesip senin hakkında bir şeyler söylediler.

Leyla konuşmasına devam ederken bende kızlardan kendimizi korumaya devam ediyordum. Kızlarla bibirimizin canını okumaya devam ederken bir ıslık sesi duyuldu ve bir amda hepsi dağıldı. İçlerinden birisi kınuştu.

-Deniz senin işin bitti ya sevdiklerin ya sen. İkisi bir arada olmaz onlara zarar veriyorsun. Sen bir fazlalıktan başka bir şey değilsin. Zaman daralıyor seçimini yap. Ya onlar olmadan yaşarsın ya da onlar yaşar sen olmazsın. Tik tak tik tak tik tak.

Yorgunlukla kendimi yere bıraktım Leyla yanıma çöktü

-İyi misin? Asıl sana sormalı neler oluyor bunlar kim neyden bahsediyorlar.

Nefes nefeseydim
-Galiba senin hiç işin içinde olmamana rağmen ipin ucu hep sana dokunabiliyor.
Gülümser gibi oldu.

-Haklısın.

-Ama anlat artık neler oluyo?

-Bunlar seni hiç alakadar etmez Leyla. Benden uzak dur kendini koru.

Nefesim düzelince kavga esnasında yere bıraktığım tatlı paketini yerden alıp yüzümü dönmeden seslendim.

-Ben eve geçiyorum başına bir şey gelmesini istemiyorsan yürü.
-Bu olanlardan da kimseye bahsetme.

Yürümeye başladım dilime metalik bir tat geldi. Kavga esnasında dudağım patlamış olmalı. Cebimden telefonumu çıkararak yüzüme bakınca kaşımın kenarında da bir çizik vardı. İşler iyice korkutucu bir hal alıyordu. Bunlar sandığımdan çok daha tehlikeli. Bu defa bir kavga ile yırttık ama ikincisini böyle kolay atlatamam. Ayrıca Leyla da neyinnesi benim onla hiçbir alakam yok. Her defasında benim yerime kimi kurban seçtiklerini düşünerek geceleri geçiremem. Artık planı uygulama vakti geldi.

Ama notu bırakan kişi yoğun olduğunu söylemişti o zaman o kişilerle bu kişiler farklı amaca mı hizmet ediyorlar.

Kafam allak bullak olmuştu iki dakika içinde. Leyla'nın ayak sesini duydum o da arkamdan gelmeye başlamıştı.

15 dakikaya evdeyedik. Kapıdan içeri girip anneme seslendim.

-Anne tatlı aldım yemek istersen. Sonra balkona geçtim ışığı hiç açmadım kulaklığımı taktım ve kendimi dünyadan tamamen soyutlamak istedim.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Sanırım uyuyakalmışım koltukta. Üşüdüğümü hissederek uyandığımda yüzüm sırılsıklamdı. Sanırım ağlamıştım. Uyurken ağlayacak kadar daralmıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Her şey çok üst üste gelmişti. Boynum tutulmuş boynumu esnetmeye çalışırken, kafamı kaldırdığımda Teoman tekerlekli sandalyesinde karşımda oturuyordu. Uykunun verdiği mayhoşlukla şaşkın şaşkın ona baktım.

-Senin ne işin var ya burda neden uyumuyorsunnn?

-Seni görmek istedim aceleyle evden çıktın. Leyla yüzünde ki yaralara pansuman yapılması gerektiğini söyledi. Bende seni merak ettim. Geldiğimde uyuyordun üzerini örttüm sonra ise içeri geçemedim. Bende pansuman yapmak için uyanmanı bekledim.

Hala o kadar uykunun etkisindeydim ki ne ne konuştuğumu biliyorum ne de Teoman'nın söylediklerini anlayabiliyordum tam anlamıyla.

-Sen ne hangi vasıfla bana pansuman yapacakmışsın ki? Makyaj malezemesine dönüşmüş Sıla'nın sevgilsi. Hangi vasıflaa.
Konuşurken ağzım kayıyor gibi oluyordum. Sanki sarhoş gibiydim acının ve yalnızlığın sarhoşu...

-Sen hangi vasıfla istersen onunla. Ama ben okul başkanını tercih ederim.

-Olmaz olmaz olmaz.. Ayrıca yaralarım kurumuştur çoktan kabuk tutmaya başlamışlardır bile.

Teoman tekerlekli sandalyesini içeriye sürdü.
Gitti sandım..
Belkide ilk defa git dememe rağmen kalmasını istedim...
Yaslanacak bir omuz aradım.
Ama yoktu hiç olmamıştı ve yine yine yoktu.

Ama artık bunun içim üzülmeye vaktim bile yoktu. Sevdiklerimi korumalıydım.
Kimdi benim sevdiklerim?
Kimi koruyacaktım?
Kimden koruyacaktım?

Yine düşünceler beynimi istila etmiş nefes aldırmazken bir çift el hissettim ellerimde. Teoman tekerlekli sandalyesini yanıma yaklaştırmış yüzümde ki ellerimi tutarak kendine çekmişti ellerimi. Yavaşça kafamı kaldırıp gözlerine baktım.

-Neden yapıyorsun bunu? Ben ben... artık hiçbir şey anlayamıyorum. Neden böyle oldu her şey neden?...

Ben ne saçmaladığımı bilmezken Teoman tuttuğu ellerimi kucağına koydu.

-Gözlerime bak,, dedi
-Sen iyi misin?

Yüzümü çevirdim pınarlarımdan benim iznim olmadan akan tek damla yaşa tutundum. O ise yavaşça elini kaldırdı yanağımda ki yaşı silmek istercesine. Bense

-Dokunma, dedim yapma bana bunu..

-Tamam dedi koltuğun üzerindeki peçeteyi bana uzattı.

-Tamam sen sil, ama yeterki gözünden bir damla yaş daha düşmesin.

Bir kaç yaş daha yanaklarımdan aşağı kayıp birleştirdiği elimize düştü. Elimi sakince ayırdım ellerinden.

-Tutma ellerimi. Canımı yakıyorsun.

Söylediklerime rağmen hala bana gülümseyerek bakıyordu.

-Tamam ama şu yaralarını temizleyelim ki mikrop kapmasın olur mu Deniz Kızı en azından bunu yapmama müsade et.

-Tamam ama ellerin tenime değmesin nabzım yükseliyor. Ay aman yani gıcık oluyorum anladın sen.

O aptal sarışın gülümsemesi yayıldı aya meydan okuyan parlaklıkta ki yüzüne.

-Anladım ben Deniz Kızı..

-Bana Deniz Kızı demeyecektin...

Uykunun ve acımın verdiği sarhoşlukla ona yaklaştığımı fark edemedim.

-Bu halimden faydalanacak kadar aşağılık değilsin diye düşünmek istiyorum Teo.

*Teo mu işte bu kız şimdi tam aşık . Teo dediğine göre as bayrakları asss.

-Ne bayrağı ya asma bayrak falan zamanı değil.

Teoman yüzüme anlamaz bir şekilde baktı. Ama sonra tekrar.

-Hadi pansumanını yapalım.
-Elim tenine değmeyecek
-Gıcık oluyorsun ya..

-Evettt evett dedim uykunun kollarına tekrar yenik düşerken.
-Gıcık oluyorum çok gıcık oluyorum hemde..
Gözlerim kapanmak üzereydi belki de çoktan uykunun kollarına teslim olmuştum.

TEOMAN'DAN

Deniz'i karşımda böylesine savunmasız böylesine güçsüz görmek beni inanılmaz bir şekilde derinden sarsmıştı.

O, karşımda ne olduğunu bilmediğim ama benim canımı da en az onun kadar yakan bir şeyle savaşıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum. Kendimden hiç böylesine nefret etmemiştim. Onun yaralarını saramadığım için ama bu duygu neden vardı içimde. Aklım neden sürekli ondaydı. Bu bana aklımın bir oyunu mu yoksa?
Düşmem sandığım o kuyuya sonu uçsuz bucaksız olan o derinliğe düştüm mü?

O karşımda savunmasız masum saf bir kız çocuğu gibiydi. Elimi kaldırıp yüzünü yavaşça kendime çevirdim. Kurumuş dudaklarına takılmıştı saç telleri. Olabildiğim en nazik ve naif harketlerle saçlarını yüzünden çektim. Ona öylece bakarken aklıma revirdeki anlarımız geldi yüzümü kocaman bir gülümseme kapladı.. Sonra o sandalyeye oturmama yardım ettiği o burun buruna göz göze geldiğimiz an... Bana neler oluyordu. Bu hisler düşünceler çok yabancı bana..

Elimdedi tendürdiyotu alarak pamuk çubuğa bir kaç damla damlattıktan sonra kaşındaki çiziğe sürdüm. Kaşları çatılır gibi oldu sanırım acıtmış olmalıydım. Daha yumuşak hareketlerle kaşını temizledim.
Daha sonra bir ıslak mendil alarak dudaklarına bulaşan kanı temizledim olağanca yavaş ve dikkatli bir şekilde. Nefes alış verişleri düzene girmişti artık tamamen derin uykudaydı.

Ona bakmaktan kendimi alamamıştım yine alamıyorum. Ama sanırım saçmalıktan vazgeçmeliyim. Sevgilisi olan adam başka kızlara karşı böyle hissetmezdi hissetmemeliydi. Öyle olmalıydı. Çok yanlıştı.

Yaralarına merhem sürüp yarabandını yapıştırıp üzerini iyice örttüm kollarından tutarak koltuğa düzgünce yatmasını sağladım. Kafasının altına koltuğun üstündeki kırlentlerden birini koydum.

Evdeki en basit eşyaya bile bakınca onu görür gibi oluyordum. Kırlent annesine bama kırlent fırlattığını söylemiştim. Yapmadığı halde. O zamanki yüz ifadesi görülmeye değerdi.

Tekerlekli sandalyemi içeri doğru sürerken son bir kez dönüp baktım.
Bu gece bana ilk kez Teo demişti.
Nerdeyse çoğu şeyin ilkini yaşatıyordu bana.
Tam bir ilklerin kadınıydı... Yakışırdı..

Bende içeriye geçip yatağıma fırlattım kendimi biraz zor olmuştu ama.. O iyi olsa yardım ederdi.. Belkide yine üzerime düşerdi belki bende... Allah'ım neler düşünüyorum...

Bende kısa süre içerisinde uykuya daldım.

Bölümleri beğenirseniz devamı gelecektir. Saygı çerçevesinde merakla fikirlerinizi bekliyorumm ✨✨

Eğer daha yumuşak ve eğlenceli bir şey arıyorsanız diğer kitabım AŞKIN KİLOMETRESİ OTOBÜSTE YAZAR'a göz atmayı unutmayın lütfenn 💖💖💖