13. bölüm · Akkaya Kıyılarına Vurmuş Bir Deniz Kızı
İlk Çatlaklar
TEODEN HİKAYESİ PART XIII
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Akşam Akkayalar için ve Sosyal Ailesi için yemek vardı ama herkes karşı taraftan çıkacak bir adım bir hareketle kıvılcımı yangın yerine çevirmek için fırsat kolluyordu.
Şebnem Hanımların gelişiyle kısa süreliğine açılan Sosyal devri kapanmıştı. Akşama masa donatılmış herkes ava çekilen fareler gibiydi.
Herkes birbirinden hesap sormak istiyor neyi neden yaptığını öğrenip şimdiden intikamını almak istiyordu. Kimse belkide karşısındakini gerçek anlamda dinlemek istemiyordu sadece herkes haklı çıkmak istiyordu.
Uzun masanın etrafında baş köşede Hakan Akkaya yanında ise sevgi gösterisi gösterdiği sıkıca elini tuttuğu sevgili eşi Şebnem Akkaya.
Akkaya çiftinin konferans adı altında gidişleri gelişlerin de ise İlhan Soysal'la dönmeleri her şeyi karıştırmıştı.
Annesi ve Teoman'ın arasında oturan Deniz bir ay önce kustuğu nefreti yeniden dirilmişti sanki. Bakışları nefret değil kinin ta kendisiydi. Saf kin; masayıda kendinide ailesi yerine koymaya çalıştığı kişileride kasıp kavuracaktı.
Şebnem Akkaya konuştu.
"Yemeklerimizi yiyelim konuşmaya başlarız değil mi? Farkındayım herkes her şeyi çok merak diyor ama halledeceğiz."
Hakan Akkaya sözde çok sevdiği eşini destekledi.
"Şebneme katılıyorum yemekleri soğutmayalım zaman bizim." diyerek eşine daha sonra herkese kalıplaşmış gülümsemesini gösterdi.
Çatal bıçaklar sanki yemekler için değilde ruhları ve kalpleri bıçaklamıştı.
###
Sevgiye aç kalpler karınlarını doyurduktan sonra artık mahşer yeriydi ev.
İlk konuşup ilk odunu ateşe Nuray hanım taşıdı.
-İlhan karını hamile kızını bir başına kardeşiyle bırakıp gidicek kadar önemli işin neydi. Neye tercih ettin bizi? Ve dönüşünün Akkayalar ile olacağını bilmiyorduk..
Nuray Akkayalara çok pençesini uzatmadan her şeyi eşinin üzerinden halletmek istemişti. Haklıydı. Akkayalar sanılanın aksine yavaşça, zehirli solunan bir havaydı. Bulaşmak için gerçekten Akkaya zehrine karşı güçlü bir maske ihtiyacı vardı.
Soysal ailesinin gücü buna yetecek miydi?
Nuray Akkayaların altında ezilmemek için tedbirli davranmıştı.
Nuray'ın sorusu üzerine,
İlhan'ın yüzünde pişmanlık ailesini zor durumda bırakmış olmaya dair bir ifade barınmıyordu. Daha çok arkasını bir yere yasladığı belli oluyordu.
-İş ya, dedi İlhan,
-Artık daha rahat daha iyi bir hayatımız olacak. Diğer maaşın üç katı bir işte çalışıyorum artık. O yüzden geçen zaman önemli değil. Ama haklısın sizi böylesine bir başınıza bırakmamalıydım. Hem Akkaylar ile beraberdiniz başınıza ne gelebilirdi ki?
Deniz'in gözleri babasındaydı. Hiç makul bir açıklama gibi gelmemişti.
-Ya başımıza gelenler zaten Akkayalar yüzündense ve böyle telafi etmeye çalışıyorlarsa baba. Bir anda evden çıkıp saçma bir mesaj bırakıyorsun arkanda ve konferansta olduğunu sandığımız Akkayalar ile bir anda çıkıp geliyorsun. Ve açıklaman iş mi?
Deniz hiç hazetmediği Akkaylar hakkında dilini serbest bırakmıştı. Herkesin gözü ona dönmüştü zehrini saklamayan açıklamasıyla. Teoman bile ona dönmüştü...
- Ayıp değil mi Deniz Kızı o kadar beraber kaldık.
-Ayıbına başlatma Teoman isteyerek mi kaldık burada?
-Ailen bir anda seni bize emrivaki olarak bırakıyo. Ne zaman gelecekleri belli değildi. Babam beni kardeşimle bir başıma bırakıyor. Annem hamile. Hiç tanımadığımız kalmak istemediğimiz bir evde kaldık. Üstelik saçma sapan başka şeylerde oldu. Sizin için hiçbir şey garip değil mi? Gerçekten her şey yalnızca bana garip geliyor olamaz değil mi? Ayrıca siz neden bu kadar sakinsiniz?
Teoman'ın kalbi sarsılmıştı. Ama soyadı hakkında böyle bir şey söylemesi gururuna dokunmuştu.
-Deniz neyimiz varmış bizim. Bizim yanımızda ne geldi başınada böyle konuşuyorsun? Ayrıca madem kalmak istemiyordun kim seni burada zorla tuttu. Kapı oradaydı gidebilirdin eminim kimse sana kal demezdi.
-Öyle mi Teoman sence gidecek bir yerim olsa burada bir dakika daha kalır mıydım? Sen belki anlamıyorsun ama kardeşimi sizinle mi bırakacaktım? Burada kim bana fikrimi soruyor? Ayrıca senin kalkıp gidecek olsan var mı gidecek bir yerin? Öyle kalenin üst duvarlarından konuşmak kolay bir aileye sahip gibi gözüksende sende dibine kadar yalnızsın. Aşağıladığın benden hiçbir farkın yok.
-Ben seni aşağılamadım ama sende söylediklerine dikkat etmeliydin. Düşünmeden konuşuyorsun.
-Neden acaba ben kardeşimin canından emin olmadığım dakikalar geçirirken her an bir şey olacak mı ne zaman olacak diye düşünmekten mahfoluyorum tabi dışardan gözükmeyince bir şey yok sanıyorsunuz.
-Tamam çocuklar durun yeter artık. Bunları konuşmanın vakti değil. Bu saçmalıkları bir kenara bırakalım. Size vereceğimiz paranın miktarını konuşalım.
-Bana bakın Hakan Akkaya ben sizin kirli paranızı istemiyorum. İhtiyacımız da yok. O saçmalık dediğiniz şeyler bizim vicdanımız ruhumuz e tabi sizde yoksa anlayamazsınız. Ben sizden tek bir şey isterim,, madem bize bir borcunuz var o da ailemin güvenliği özellikle de Ali. Artık özel korumamı tutarsınız ne yaparsınız bilmiyorum. Birde bir an önce evimize dönebilir miyiz?
Burada bir dakika daha durmak istemiyorum. Ailem Akkayalar'ın kölesi olmuş.
-Deniz lütfen böyle konuşma dedi Teoman , ama Deniz'in ateşinde kül olup gitti o cümle.
Şebnem Akkaya koruduğu sessizliğini bozdu.
-Bana bak küçük hanım o laflarına dikkat et arkadaşın yok senin karşında. Akkayalar'ız biz.
-Yani dedi, Deniz Şebnem'i duymazcasına.
Annesi araya girdi.
-Deniz ailen hakkında nasıl konuşuyorsun. Anne baban var karşında. Laflarını seçerek konuş.
-Haklısın anne karşımda bedenen varsınız ruhlarınızın Akkaya'lara satılmış.
Deniz'in son sözleri üzerine Nuray Hanım'ın eli Deniz'e kalktığında, kendini zor tuttu.
-Deniz şansını zorluyorsun. Ayrıca ne varmış sizin can güvenliğinizde. Kim ne yapsın sizin üç kuruşluk canınızı.
Şebnem Akkaya'nın pençeleride çıkıyordu.
-Şebnem Hanımmmm siz de mi dikkat etseniz laflarınıza. İnsanın nerde yaşadığı canının değerini belirlemez. Ayrıca herkesin canı değerlidir. Ama siz sanırım yalnızca kendi canından başkasını önemsemeyecek kadar insanlığınızı kaybetmişsiniz.
-Ayrıca oğlunuz bile bu halde bırakıp gidebiliyorsanız bunu hiç sorgulamıyorum bile.
-Bence sizde sandığınız kadar temiz ve değerli değilsiniz.
-Sen haddini fazla aştın defol git evimden.
-Ne oldu gerçekleri görmek acı mı geldi? Tabi paranızdan ötürü kimse size ses çıkartamıyorsa bundan haberiniz yoktur. Ayrıca size sandığınız kadarı bırakın, tırnağımın ucu kadar umrumda değilsiniz meraklı değilimde.
-Ama bu iş burada bitmedi Akkayalar.
###
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Deniz sinir küpüne dönmüştü yine kimse onu anlamıyordu. Kimse onun önemsediği şeye önem vermiyordu. En azından o öyle düşünüyordu. Bir kaç gün evin içi kayanayan volkanın üzerinde bir ada gibiydi.
Deniz'i bir kaç gün daha kalmaya ikna etmişlerdi ama bu çok zor olmuştu. Ali'nin hatrına.
O gün masada olmamayı tercih eden Leyla Akkaya daha da çok dikkat çekmişti ailesiyle yarışırcasına.
Artık Deniz ve ailesi evlerine kürkçü dükkanlarına geri döneceklerdi.
Anne ve babası Akkayalardan yüklü miktarda para almıştı. Deniz onların kuruşuna dokunmayacağına belirtmişti. Ve gerçek anlamda bu işin ardına başka bir şey olduğuna adı kadar emindi.
Artık evdeydiler eski düzen eski hayat ama eskisinden de daha kopuk....
Deniz telefonunda Akkyalardan birine mesaj attı gece iki sularında. Deniz bir daha yazdı bir daha. Artık cevap gelmişti.
###
Bölümleri beğenirseniz devamı gelecektir. Saygı çerçevesinde merakla fikirlerinizi bekliyorumm ✨✨
Eğer daha yumuşak ve eğlenceli bir şey arıyorsanız diğer kitabım AŞKIN KİLOMETRESİ OTOBÜSTE YAZAR'a göz atmayı unutmayın lütfenn 💖💖💖
