24. bölüm · Akkaya Kıyılarına Vurmuş Bir Deniz Kızı
Aşk İhaneti Sever
TEODEN HİKAYESİ PART XXIV
-Şebnem Hanım?
-Ne işin var senin burda
-Ee şey..
-Kekelemeyi kes.
-Ben lavobayı arıyordum da yanlış gelmişim.
-Kimi kandırıyorsun? Ne arıyordun burada?
-Şebnem Hanım ne arayacağım ben yanlış gelmişim.
-Biz evden ayrılınca değişiklik yapmışsınız sanırım lavoba bu kattaydı.
-Evimdeki değişimlerden kimseye açıklama borçlu değilim.
-Haklısınız tabiki
-Eğer bir daha seni burada görürsem kesinlikle ailen canından şüphe etsin.
Ben ne cevap vereceğimi bilmezken.
-Deniz? Diyen Teoman'ın sesini duyunca hiç bu kadar sevinmemiştim.
-Oğlum ne işin var burada?
-Ben şey Deniz'e bakmıştım. En son lavobadaydı.
-İçeçeğimi tazelemesini isteyecektim.
-Tamam burda. İn aşağı işine devam et yoksa hiç iyi olmayacak.
Şebnem Hanım merdivenleri delercesine indi aşağı. Delici bakışlarınıda uzun süre üzerimde gezdirdi.
Ben hala kendime gelememiştim. Yakalanmak umrumda bile değil.
Ama öğrendiklerim.
Gerçeklerin altında,
Bu yıkımdan ben sağ çıkamazdım.
Birilerinin yaşaması için birileri hep feda olurdu zaten.
Ben Aras için ,, Aras'ın kardeşini bulma yolculuğunda kendimi feda etmiştim.
Değip değmediğini düşünmeye hakkım olmamıştı.
Canım artık benim değildi.
Başka bir olayın kurbanı..
Başka birisine ait..
Lanet nefesimin düzeni son zamanlarda daha hızlı bozuluyordu.
Sinirlendim.
Kızdım,
kalbimin ritmini koruyamadığım için.
Teoman bana yaklaşıyordu.
Belki o sıfırdaydı ama ben eksideydim.
Artık olacak olmayacak her şey imkansızlaşmıştı.
İpler sonsuza dek kopmuştu.
O ileri gittikçe ben geri gidecektim.
Sırtım duvara yaslıydı.
Tam karşımda durdu.
Artık aramızdaki mesafenin azlığından hiç çekinmiyordu.
-Deniz Kızı demedim diye bu kadar sinirlenmiş olamazsın değil mi?
-Hı?
Aklımı toparlayamıyordum. O karşımda konuşuyor bense bir kara deliğe sürüklenirken yüzünün her çizgisini unutamama lanetiyle zihnime kazıyordum.
-Sen gerçekten iyi değilsin Deniz?
-Konuşmak ister misin?
-Hayır.
-Ben iyiyim. Senin beni düşünmene ihtiyacım yok, hiçte olmadı.
Aslında şuan ihtiyacım olan tek şey beni anlayacak birisi ile konuşmaktı ama...
-Anlamadan seni kırdım sanırım, gözlerin ilk defa bu kadar farklı bakıyor.
Aramıza mesafe koymalıydım bu yaptıklarımla bu yüzle ona yakın olamazdım.
-Ben hep aynı baktım. Kafanda saçma sapan hikayeler kuran sendin.
-Deniz ben nasıl baktığını gördüm. Şimdi böyle söyleme. Seni böyle anlayamıyorum. Belliki seni kırmışım bırak düzelteyim.
Beni kırdığını düşünüyordu oysa asıl yıkım bendim. Tam bir yıkımdan ibarettim...
-Dediğimi duymadın galiba senin beni anlamana ihtiyacım yok.
-Deniz yapma böyle. Geri çekme kendini.
-Seninle ilk defa yaşadığımı hissetmişken beni öldürme.
İlk defa yaşadığımı hissetmişken beni öldürme...... seninle....
benimle yaşadığını mı hissetmişti??.
Bu cümleyi kendimle beraber kalbime gömdüm..
-Saçmalamayı kes.
-Saçmalık mı Deniz?
Dediğinde sıcak nefesi tenimde yeni bir harp çıkarmıştı.
Cümlesiyle aramızdaki mesafeyi daraltmıştı ama hala buz gibi bir ortamdaydık,, aslında cayır cayır yanıyorduk ama ortalık buz kesmişti..
Yine yakındı,, çok yakındı.
Biz yan yana olunca,
Yakın olunca hep bir sorun oluyordu.
Dağılmış sarılarının altında bana kısık kısık bakan koyu kahveleri benim kahvelerimdeki uçurumun arkasını görmeye çalışıyordu.
Bu defa izin vermedim.
Ruhumu görmesine.
İçime bakmasına.
Beni anlamasına.
İlk kez o anlamışken.
İlk ve son olmasına sebep oldum.
Diğer sebep olduklarım yetmezmiş gibi.
-Anlat Deniz Kızı'm, eğer her neyse bu yükü yalnız taşıma.
-Deniz Kızı'm deme bana sana kızacak derman yok üzerimde..
-İstediğin zaman kızarsın sorun değil yeterki ezilme bu sorumluluğun altında. Paylaş benimle.
-Sesini kesecek misin? Neyi paylaşacağım ya seninle gelme üzerime.
Tam karşımda bir karış mesafemdeydi.
Ben ona neler söylüyordum ama yine karşımdaydı,
sorunumu soruyor,
derman arıyordu,
yükümü paylaşmayı teklif ediyordu.
Bense ona ihanet etmenin eşiiğindeydim hatta birazdan aşağı inip eve gittiğimde o eşiği geçmiş olacaktım.
Sağ elini yavaşça kaldırdı, sakince nazikçe en yumuşak hareketiyle gözümün önüne düşen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdı.
-Anlat güzelim ben seni her koşulda dinlerim.
-Yanında olurum yeterki anlat. Sen böyle karşımda kanadı yaralı kuş gibi çırpınırken yüreğimin ne kadar acıdığını bir bilsen.
Neler söylüyordu, kalbim sıkışıyor söyledikleri ile kalbim yeniden doğuyor sanki ilk kez böylesine atıyordu.
Durumlar böyle olmasaydı.. Belkide ben ondan önce davranacaktım..
Yavaşça yüzünü yüzüme yaklaştırıp yanağımla dudak başlangıcımın arasına minik bir buse bıraktı. Bir kalp bir insan için böylesine atabiliyorsa burada ne vardı böylesine. Bu kıvılcım başlı başına bir yangındı.
Kalplerimizin sesi, o karanlık sevgisiz villanın duvarlarında yankılanıp bize geri dönüyordu.
Onun da benim kadar heyecanlandığını görmek bazı şeylerin gerçekliğini daha çok hissettirirken imkansızlık ipini doladı etrafımıza..
Çıkamıyordum etikisinden. Ama şuan bu benim hak ettiğim bir şey değildi..
Saniyeler geçiyordu, onu itip gidemedim.
Kalbim hızlanıyor kalbim karşılık vermek için içimde kaçıncısının çıktığını bilemediğim savaşlarıma yenisini ekliyordu.
Ellerimi onun verdiği büyüleyici etkiden kurtamak adına kaldırdım ama milim kıpardatacak gücü bulmadım.
Ama geçen dakikalar sonra geri çekildi.
Gözlerim doldu yavaşça hala çok yakın,, bana bakıyor ona açıklayacağım bir cümleyi bekliyordu.
Bense daha fazla dayanamadım, yaşlar akmaya başladı.
Gözlerimi tutamıyordum içim kan ağlarken dışardan yalnızca göz yaşlarım hiçbir şey anlatamıyordu.
Yüzündeki o değişen ifade yaşlarımı şiddetlendirmişti.
Konuşmak için ağzını araladığı sırada bir hışımla ne kadar sert itebilirsem öyle itip çekildim önünden.
Merdivenleri koşarak aşağı indim, üzerime çevirilen gözleri zerre umursamayarak adımlarımı kapıya yönlendirdim.
Teoman'ın bağırışları ayak sesime karıştı.
Ne kadar koştum bilmiyorum ama hala evden çıktığımdan beri ağlıyordum.
Her şeyi mahfetmiştim.
Geldiğim yer ilk defa başımı Teoman'ın omzuna yasladığım yerdi.
Onu ilk defa kardeşim için işime alet etmiştim.
Şimdi ikinci kez Aras için aynısını yapmıştım.
Ben gerçekten iflah olmaz bir ihanetçiden başka bir şey değildim.
Sanki birisi beni Teoman için tetikçi tutmuştu üç mermi hakkımdan ikisi sıyırsada yaralamıştı, son mermi ise ya onun kalbini bulacak ya da benim...
İlk kez başımı onun omzuna yasladığım o bankta bizim için ağladım.
Ne kadar sürdüğünü bilmeden belkide saatlerce,
itiraf edemediğim bir şey için ağladım...
###
Bölümleri beğenirseniz devamı gelecektir. Saygı çerçevesinde merakla fikirlerinizi bekliyorumm ✨✨
Eğer daha yumuşak ve eğlenceli bir şey arıyorsanız diğer kitabım AŞKIN KİLOMETRESİ OTOBÜSTE YAZAR'a göz atmayı unutmayın lütfenn 💖💖💖
