17. bölüm · ADAVET

17.Aynı gökyüzünün altında

Yarennikoo 🐣

> “Sevgi bazen büyük sözlerde değil, küçük suskunluklarda saklıdır.”
— Tuana’nın iç sesi

Tuana, Ateş’in evinde kalmayı kabul ettiğinde, içinde garip bir huzur vardı.
Bunca fırtınadan sonra ilk kez kendini güvende hissediyordu.

Ateş, balkona çıkıp gökyüzüne bakıyordu.
Elinde kahvesi vardı.
Tuana yanına geldiğinde, yıldızlara işaret etti.

> “Biliyor musun,” dedi Ateş, “Benim en büyük hayalim hep bu oldu… Yanımda sevdiğim biriyle aynı gökyüzüne bakabilmek.”

Tuana gülümsedi, gözleri doldu.

> “Benim hayalimse… yanımda biri varken yalnız hissetmemekti. Şimdi öyle hissetmiyorum.”

Bir süre sessizce oturdular.
Sadece rüzgârın sesi, uzaklardan gelen şehir uğultusu ve kalplerinin ritmi vardı.

Ateş, Tuana’nın üşüyen ellerini fark etti.
Kendi avucunun içine aldı.
Sıcaklığı, Tuana’ya kelimelerden daha fazla güven veriyordu.

Tuana fısıldadı:

> “Ateş… Ben geçmişimi değiştiremem. Ama geleceğimde sen olursan, korkmam.”

Ateş gözlerini ona çevirdi, yavaşça gülümsedi.

> “Ben de senden bunu istiyorum. Geçmişin değil, geleceğin.”

O gece, yan yana oturup saatlerce konuştular.
Hayallerini, çocukluk anılarını, korkularını, sevdiklerini, kayıplarını…
Sabaha kadar birbirlerinin iç dünyasını tanıdılar.

Ve gün doğduğunda, ikisi de biliyordu:
Artık bu bağ, sıradan bir tanışıklık ya da geçici bir his değildi.
Bu, kalplerinin yeni yuvasıydı.

> “Aşk, bazen tek bir dokunuşla başlamaz.
Bazen saatlerce süren bir sohbet, yıllarca sürecek bir bağa dönüşür.”