7. bölüm / 9
Zincirlerin Ötesi6.Bölüm-Neler Oluyor?
Bölümler 9Şu an: 6.Bölüm-Neler Oluyor?
- 1 1. Bölüm-Yeni Planlar1.182 kelime
- 2 2.Bölüm-Antlaşma ve Sonrası998 kelime
- 3 3.Bölüm-Operasyon Sonrası1.014 kelime
- 4 4.Bölüm-Zindan986 kelime
- 5 5.Bölüm- O da kim?994 kelime
- 6 6.Bölüm-Neler Oluyor?1.012 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.Bölüm-İlk Hoşlantı780 kelime
- 8 8.Bölüm-Dağ Ayısı602 kelime
- 9 9.Bölüm-Bir Mesaj558 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Denize vardığımızda dışarıya ilk çıkan ben oldum.
-"Benden bu kadar mı iğreniyordun Su perisi?
-"Bu çoktan anlaman lazımdı Kraken."
-"O ne be?"
-"Su canavarı demek."
-"En azından bir ortak noktamız var."
-"Ne alaka be?"
-"İkimizde suyla ilgileniyoruz." dedi ve elini tutmamı beklercesine uzattı.
-"Bu ne oluyor tam olarak?"
-"Buraya girmek için seninle sevgili olduğumuzu söyledim. Yoksa sen dışarıda kalıcaktın ama Berfin,Ayaz,Işıl,Arda ve ben içeride olacaktık. İçeriye girmek sitediğini düşündüm. Şimdiyse sevgili gibi davranmalıyız."
-"Bunu yapmadan önce bana sormalıydın."
-"Her şey çok acele gerçekleşti. Bunu yapmazsam ölürdün."
-"Eğer kendimi korumayı bilmeseydim çoktan ölürdüm."
-"Yanlış cevap. Çoktan benim tarafımdan bulunmuş ve sevgili olmuş olurduk."
Ona doğru nah çekip üstümde ki hırkayı çıkardım. Üstümde kalan mayolarla denize doğru koştum. Arkamdan gelen seslerin Yağız'a ait olduğu çok barizdi. Çünkü bana 'Su perisi' diyen bir tek o vardı. Bu erkeklerin bir takıntısı olmalı. Ayaz da Berfin'e adının ismiyle sesleniyor. Ama en azından tatlı şeyler oluyor. Arkamdan 'Su perisi' diye bağırıyor manyak.
Denize girdiğimde Yağız'ın çoktan yanımda bittiğini farkettim. Beni sorguya çekmeye çalışıyor olmalıydı ki bunu normal görmeye başlamıştım.
-"O el hareketi bana karşı yapılacak bir şey mi?" diye sordu ve eli ile kolumu tuttu. Sanırım Wattpad kitaplarında ki kızlar gibi 'bırak kolum,acıyor.' dememi bekliyordu. Çok beklerdi. Hiç bir şey söylemeden kolumu çevirdim ve onun kolu kırılacak kadar büküldü. Bu sefer o konuştu;
-"Bırak kolumu. Acıyor." dediğinde tüm tim kahkalara boğulmuştu. Hatta bizim erkekler komutanları olan şahısla dalga geçtiler. Ayaz'ın konuşması kahkahamı böldü;
-"Bakın komutanım, bu kızdan kendinize sevgili olsun istiyorsanız ilk başta ölmemeniz lazım."
Benim burada konuşamam saçma olurdu çünkü herkes benden cevap bekliyordu.
-"Ben neden sevgili olacakmışım bununla?"
Bu sefer Yağız konuştu;
-"Çünkü yakışıklıyım,güçlüyüm ve celtinmenim."
-"Biraz önce 'Bırak kolumu. Acıyor.' diyen kişimi güçlü?"
-"Seni görünce aklım şaşıyor diyelim."
Ayaz'a döndüm.
-"Sana romantik olmaya çalışan dağ ayısı dediğim için özür dilerim çünkü asıl romantik olmaya çalışan dağ ayısı tam karşımda duruyormuş."
Bu sefer daha büyük bir kahkaha patladı ve Ayaz tekrar konuştu;
-"Yani bu karnımın deşilmeyeceği anlamına mı geliyor?"
-"Asla! Eğer bir kadına zarar verirsen buradan cesedin bile çıkmaz."
Yağız konuştu bu sefer;
-"Sakin ol şampiyon."
-"Dedi 'Bırak,kolum acıyor.'diyen şahıs."
-"Bunu kaç gün belliyeceksin?"
-"Kaç ay olmasın o?"
-"Her neyse işte. Kaç ay?"
-"En az 3 ay.'
-"Çüş!"
-"Ne be! Ben mi dedim böyle ağla diye."
-"Ağlamadım."
-"Aynen,aynen. Kendi yetiştirdiğin kişiler bile diyor. Daha ne olsun."
-"Tamam ama 3 ay çok."
-"Bir şey olmaz,abartma." dedikten sonra yüzüne doğru su fırlattım. Yüzüne fırlayan su yüzünden kafasını salladı ve konuştu;
-"Vay be Su perisi. Bana savaş mı ilan ediyorsun."
-"Evet, sana savaş ilan ediyorum."
-"Kalbini fethedeceğim Su perisi."
-"Bu kadar net olma Kraken."
-"Neden? Korktun mu?
-"Neyden?"
-"Kalbini fethetmemden."
-"Hâlâ çok netsin Kraken. Çünkü ben içimde ki sevginin hepsini harcadım."
-"Yani bana çoktan aşık oldun? Değil mi?"
-"Fazla kaşınma." diyen kişi İşıl'dı. Yanında ise yine Arda vardı. Maalesef.
-"Anlamadım Alara,içinde ki aşk duygusu tamamen bitti mi?"
-"Evet Yağız, tamamen bitti."
Kıyıya çıktı. Çantasının içinden bir heykel çıkardı. Bu 9 kuyruklu bir tilkiydi.
-"Belki aşkı yaşamayan kalbini canlandırır."
-"Bu ne ki?"
-"Burasıyla ilgilenecek misin?"
-"Hayır."
-"O zaman gerek yok."
Suya geri girmeden önce bu 9 kuyruklu tilkiyi biraz daha inceledim. Turuncu beyaz renkli kürkleri vardı. Gözleri ise kehribardı. Son okuduğum kitapta ki karakter gibiydi. Alnında parlak bir kalp vardı. Etrafında ise pembe renkli bir ışık küresi vardı. Sanırım ateştendi çünkü en alt kısımları ateş şeklindeydi. Ama fazla ilgilenirsem Yağız olayları farklı anlayabilirdi. Bu yüzden çantanın içine bırakıp İşılların bulunduğu tarafa gittim. Arda ile konuşuyorlardı. Bense bir dedikodu sever olarak onları dinledim. Çünkü Işıl dinlememden rahatsız olmuyordu ve Arda'nın rahatsız olma gibi bir hakkı yoktu. Sonuçta istemezse konuşmayabilirdi. Arda bana döndü;
-"Yağız'ın yanına gidip sevgilisiymiş gibi davran. Görevliler geliyor."
Fısıldayarak konuşmasından dolayı etrafıma baktım. Gerçekten öyleydi ama ben neden Yağız'ın sevgilisi gibi davranıyorum ki? Yani neden biriyle sevgili olayım ki? Ne işime yarıyacak? Resmiyeti mi var sanki? Üzerime doğru yürüyen güvenliği bana yaklaşınca farkettim. Konuştu;
-"Senin burada ne işin var? Dışarıya! Hemen!" diye bağırdı ve beni çekiştirmeye başladı.
-"Buraya geldim çünkü eğleneceğim." dedim net bir şekilde. Netliğimin sebebi onu rahatsız etmekti.
-"Sen ve eğlenmek mi?" dedi beni uzaklaştırmaya çalışırken. Bu sefer arkadan bağırma sesi duydum. Yanımıza gelip konuştu;
-"Ben sana onu sevgilim olduğunu söylememe rağmen nasıl böyle saygısızca davranırsın?"
Şaşırmamın etkisiyle 'Ne?' dedim ancak o bana susmamı söylercesine işaret etti.
-"Özür dilerim efendim." dedi ve yanımızdan uzaklaştı. Ben ise Yağız'a döndüm;
-"Gerizekalı! Senin yüzünden herkese karşı sevgili rolü yapmalıyız."
-"Ben işime gelir Su perisi. Ayrıca hadi denize gidelim."
-"İstemiyorum."
-"Su perileri suya bağlı olmalılardır Alara."
-"Ama o suyun içinde bir su canavarı varken o suya girmem. Beni öldürmeyeceğin ne malüm?"
-"Öldürmek istesem şuan da yoktun."
-"Şakaların komikmiş."
Konuşmamızın peşinden dağ ayıları ve Berfin ile Işıl yanımıza geldi;
-"Artık geri dönelim." dediler hep bir ağızdan. İlk anda kabul ettim. Burası sıkıcıydı. Ayrıca bir operasyona gitmeliydik. Yani bu kadar rahat olmamızda yanlıştı. Beraber arabaya bindik ama bu sefer yanımda Berfin ve Işıl vardı. Mikrop kapmayacağım kesindi. Saraya giderken farklı bir yoldan ilerlediğimiz farkettim. Şoför Yağız'dı. Bizi örgüt sarayına götürmesi gerekiyordu. Ama gelirken gördüğüm evler ve ağaçlar ortalıkta yoktu. Bunun yerine dağlar vardı. Ayrıca evler yok denebilecek kadar azdı. Operasyonu hatırlatmam çok daha mantıklı olabilirdi. Bu yüzden onlara bundan bahsettim;
-"Ben size söylemeyi unuttum ama bugün operasyon var."
-"E o zaman biraz daha hızlı sürsünler." dedi Işıl. Kulağına doğru yaklaştım ve fısıldayarak konuştum;
-"Sanırım farklı bir yoldan gidiyoruz."
Bu yol gerçekten ürkütücüydü. Etrafta bir kaç ağaç vardı ve ağaçların üstünde üçgen işareti vardı içinde ise bir nokta bulunuyordu. Başka bir ağaçta bir dairenin içinde de aynı şekli gördüm. Çok garip gözüküyordu. Biraz korkutsa da bundan bahsetmedim. Yolu incelemeye devam ettiğimde karşıma gelen bir kedi tüm dikkatimi çekmişti. Gözlerinin etrafı kırmızıydı ancak dış görünüşü normal bir kediye benziyordu. Göz bebekleri ise yoktu. Bu olayların içinde bir de bu kediyi görmek beni gerçekten ürpertmişti. Etrafta gördüğüm şekiller sürekli değişiyordu ama en iç bölümünde her zaman içinde nokta bulunan bir üçgen oluyordu. Bu işaretin anlamına bakmak için telefonumu çantamın içinde aramaya başladım. Telefonumu bulmuştum ama örgüt sarayının giriş şifresinin bulunduğu haritayı kaybetmiştim. Umarım farkedilmezdi. İşaretin anlamına baktığımda içim biraz daha rahatlamıştı çünkü bu işaretin anlamı sadece ateş elementiydi. Ancak bir ağacın yandığını farkettiğimde tüm düşüncelerim değişmişti.
Bölüm etkileşimi
