Zincirlerin Ötesi kitap kapağı

6. bölüm / 9

Zincirlerin Ötesi

5.Bölüm- O da kim?

Vaveyla Yazarı: Melike Ece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 5.Bölüm- O da kim?

Ayaz'ın sesini duyduğumda önümde ki Arda,Işıl ve Berfin'in sırıttığını gördüm. Neler oluyor? Ayaz neden dışarıda? Bu sefer tanımadığım biri çıktı Ayaz'ın arkasından. Hepsi bir andan konuştu;

-"Sürpriz!"
-"Neler oluyor? Ayaz'ı neden çıkardınız?"

Bunlar kafayı yemiş olmalılardı. Başka bir açıklaması yok. Beş dakika önce dövdüğümüz dağ sıçanı karşımızda duruyor. Kafayı yiyeceğim şurada. Yine ben konuştum;

-"Size bolca soru getirdim ama ilk önce içimi rahatlatmam lazım." dedikten sonra Ayaz'a yaklaştım. Yüzüne bir yumruk indirdim ve konuştum;

-"Şimdi bu adam neyin nesi? Ayaz neden dışarıda? Ve neden 'sürpriz' diye bağrıdınız?"

Tanımadığım adam konuşmaya başladı;

-"Bugün doğum gününmüş ve farkında mısın bilmem ama Ayaz'ın sevgilisini elinde pasta var."

O Berfin'den Ayaz'ın sevgilisi olarak mı bahsetti? Gerizekalı! Adı yok sanki kızın!

-"Adı Berfin! Ayaz'ın sevgilisi değil!"

-"Her neyse, diğer sorunu cevaplayayım. Ben Yağız,Yağız Aksoy. Ayaz'ın komunatıyım. Onun kendini lider olarak tanıtmasının sebebi de bendim."

-"E yani? Ben bu bilgiyle napıcağım?"

-"Sizinle iş birliği yaptığımızda güvenilir olup olmadığınızı öğrenmek istedik ve bu nedenle ben onların arasında yoktum. Ama artık sizin güvenilir olduğunuza karar verdim." Ayaz ve Arda'yı gösterip konuştu;

-"Şu köpekler güvenilir olan kişileri anlayabiliyor," dedi ve bu sefer Berfin ve İşıl'ı göstererek konuştu;

-"Bu sefer güven duyduklarına aşık olmuşlar." Bunu söylerken sırıtmıştı.

-"Şu an devamında Allah'ın emri peygamberin havliyle dersen hiç garipsemem. Ne anlatcaksan anlat artık."

-"Dinlemeyi sevmiyoruz gibi?"

-"Boş konuşmayı seviyoruz gibi?"

-"Biraz olabilir. Güzel birilerini görünce dilim dolanıyor ve her daldan birşeyler anlatıyorum."

Bu sefer Ayaz atladı;

-"Bunu söylemeseydiniz iyiydi komutanım. Yumrukları biraz sert çünkü."

Arda başını onaylarcasına salladı. Yağız tekrar bana döndüğümde yüzüne yediği yumrukla eğildi.

-"Yavşak!"

Kanıyan burnu gözüme çarptı. Burnunu tutarak doğruldu ve konuştu;

-'Sadece bir şakaydı ama artık kime nasıl davranacağını çözdüm," dedi ve İşıl'ı gösterdi;

-"Mesela şunun ile dalga geçebilirim." dediğinde Arda bunun daha kötü bri fikir olduğunu söyledi. Biz ise sırayla Yağız'a vuruyorduk. Işıl ilk yumruğu attığında Berfin'de vurunca benim vurmama gerek kalmamıştı. Aklımda çalan That's my girl şarkısını susturmak kolay olmuştu.

-"Alara'ydı değil mi?" dedi Yağız adında ki yeni dağ ayımız. Bu hiç olmasa daha iyiydi. Daha fazla cevap vermezsem bakmaya devam edecekti ki buna gerek yoktu.

-"Evet,neden?"
-"Anlamı "Su perisi" olmalı, değil mi?"
-"Evet ama neden?"
-"Bir ara denize gideriz."
-"Ha ha ha çok komikmiş."
-"Şaka değildi?"
-"Farkındayım, bu istemediğimi belirtmeniz bir yoluydu."
-"Çok karmaşıksın."
-"Size çok karmaşığım."
-"İlk defa saygı ifadesi kullandığının farkında mısın?"
-"Bu bir saygı ifadesi değildi,örgütünüzü kastettim."

Berfin bana bakıyordu. Gözleri ile "Soğuk davranma!" diyordu. Ne yapcaktım? Dizinin önüne çöküp yalvarcak mıydım? Allah korusun. Bu sefer Berfin ve Ayaz'ın odadan çıktığını gördüm ve seslendim;

-"Hey! Madem doğum günüm neden gidiyorsun?"
Yağız adında olan ve yeni tanıdığım adam konuştu;
-"Buna Ayaz dahil mi?"
-"Hayır? Neden olsun?"
-"Bilmem,belki Berfin'in sevgilisi olduğu-," dedi ve sözünü yarım keserek konuştum;
-"Berfin ve o dağ ayısının sevgili olduğundan bahsedip durma."
-"Sende yok diye mi sinirlendin?"
-"Orospu çocuğu. Bir doğum günü kutlayacaktık içine ettin. Ben gidiyorum."
Berfin konuştu;
-"Alara, buraya gelir misin?"
-"Noldu?'
-"Bir doğum günü kutlayacağız işte gel."
-"Orangutan sürüsü giderse olur."
-"Çocuk gibi davranmayı kes."
-"Tamam, tamam. Geldim."
-"Hadi mumu üfle."

Mum üflemeyi asla sevmezdim. Çünkü benim dileğim gerçekleşemeyecek bir şeydi. Annem asla geri gelemezdi. Ayrıca babam olacak o adam, annemin gözlerini mum ile yakmıştı. Nefret ediyorum.

-"Hayır! Neler düşündüğümü biliyorsun."

Bu sefer Işıl konuştu;

-"Ben üflesem?"
-"Olur."

Pastayı üfledilten sonra yememiz pek uzun sürmedi. Gidip küçücük pasta almışlar. Biz iki örgütüz. Kesin Arda demiştir. Zaten hepsini yedi. Sanki onun doğum günüydü.

-"Şimdi ne yapacağız?" diye soran kişi Yağız'dı. Ne diye herşeye atlıyorsa artık İşıl'da bıkmıştı. Göz devirmelerinde anladım. İkimize göre de göz devirmek saçmaydı ama ister istemez oluyordu. Sorusuna cevap bekleyen Yağız söylediklerini tekrar etti;

-"Şimdi ne yapacağız?"
-"Denize gideceğiz!" dedi Berfin.

Ne? Nasıl? Soru sordum;

-"Benim niye haberim yok bundan?"

Bu sefer Arda konuştu;

-"Doğum gününü kutlayacağımızı biliyor muydun ki?"

O anda şunu farkettim. Arda, çok bilmişlik taslayan bir kişiliğe sahipti. Işıl'da gidip bunu seçti. Kafama bişey dank etti şuan. Ben bunların haraketlerini gerçek sanıp direk kanabiliyorum. Bunu acilen düzeltmeliyim yoksa çok kötü şeyler olabilir.

-"Her neyse, yürüyün arabaya," dedi ve sonra ne kadar kalabalık olduğumuzu farkedip konuştu;

-"Yürüyün,minibüse binin." Duraksayıp bana baktı;

-"Fazla bekletmeyin."
-"Bu neyin imasıydı? Diğerleri gibi 'Filli boya' imasımı? Hem biz öyle önümüze gelen yere gidemeyiz,farkında mısın? Alo! Hatırlatayım, Türkiye'de yaşıyoruz. Kadınların tüm özgürlüklerinin alındığı ülkedeyiz."

-"Biz varken hiçbir şey olmaz."
-"Bizim sanki çok ihtiyacımız vardı. Tekrar hatırlatayım, kadınları öldürenler de erkekler... Sizin düşman olmadığınızı nereden bileceğim?"
-"Zorlama Su perisi,sadece benle gelmek istemediğin için böyle konuşuyorsun. Eğer düşman olduğumuzu düşünseydin en başından bizi kovardın."
-"Nerden biliyorsun?"
-"Seni araştırmış olamam mı?"
-"Ne öğrenmiş olabilirsin ki?"
-"Doğumundan önce babanın seni aldırmak istediğini,üç yaşında annenin öldürüldüğünü ve bunu babanın yaptığını, 8 yaşındayken örgüt lideri olduğunu, operasyonlara çoğunlukla 'Almila' adında ki timin gittiğini, en son kurtardığınız kızın ismini "Mira" koyduğunuzu ve en son kurtardığınız erkeğin ismini ise "Emir" koyduğunuzu ayrıca erkeğe o ismi veren kişinin adını Ayaz'ın koyduğunu ama senin bunu istememen rağmen Berfin için izin verdiğini biliyorum."
-"Hay maşallah,bizi mi izliyorsun sen?"
-"Yardımcım sizle yaşıyor ayrıca birkaç bilgi internette dolaşıyor."
-"Benim bilgilerim neden internette olabilir ki?"
-"Kadınlar adına örgüt kuran ve bunu 8 yaşında yapan tek kişi olduğun için olabilir mi?"
-"Büyük ihtimalle beni öldürmek isteyenlerin neler yaptığımı bilip ona göre hazırlanması içindir."
-"Belki de."
Ben niye bununla konuşuyordum ki? Gidip hazırlanmam lazım.
-"Ben gidip hazırlanacağım."
-"Fazla bekletme."
-"Sanane be! Sana inat geç geliceğim."
-"Sen su perisi Alara, inatçı keçi değil."
-"İsmimin anlamından ne istiyorsun?"

Bir şey diyecek gibi oldu ama daha sonra vazgeçti. Ben ise odama doğru ilerledim. İçeriye girdim ve hazırlanıp geri çıktım. Zaten denize gideceğimiz için gündelik elbiselerin altına mayo giydim. Örgüt sarayının salonuna gittiğimde daha 5 dakika olmuştu. "Fazla bekletme." diyen Yağız utanır mıydı? Sanmam. Onda utanma gibi bir duygu olduğunu sanmıyorum.

Yağız'ın minibüs dediği ancak bana göre küçük olan arabaya binerek yola çıktık. Kendimi iğrenç hissediyordum çünkü araba çok sıkışıktı. Bu yüzden Işıl, Arda'nın, Berfin'se Ayaz'ın kucağında gidiyordu. Az kalsın benide Yağız'ın kucağına çıkartacaklardı ama işkence etselerde böyle bir şey yapmazdım. Yine de yanımdaydı ve bana az da olsa bir teması vardı. Umarım yol boyunca hasta olmam. Yağız'ın mikrop yuvası olduğu kesindi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.