Zincirlerin Ötesi kitap kapağı

3. bölüm / 9

Zincirlerin Ötesi

2.Bölüm-Antlaşma ve Sonrası

Vaveyla Yazarı: Melike Ece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 2.Bölüm-Antlaşma ve Sonrası

Berfin telefon numarasını verdiği için eğer kabul etmezsek bizi öldürebilirlerdi. Bunu istemiyorduk. Bu yüzden kabul etmiştik ama bazı şartlarımız vardı.

-"İşbirliğini kabul ediyoruz ama bir kaç şartımız var."
-"Neler bunlar?"
- "1; Bizim örgütümüzden herhangi bir kişiye gelen zarar bizzat sizlere yaşatılır."
-"Makullüz, bizde kadınlara el kalkmaz." dedi Ayaz kararlılıkla. Kendinden emin bir yapısı vardı. Doğruyu söylüyor muydu bilmiyorduk ama bunu zamanın göstereceğini çok iyi biliyorduk.
- "2; Ailelerden ayıracağımız çocukları sadece ayırmak için yanımızda olmayacaksınız. Bulaşık yıkayacak, yemek yapacak veya çocuklara da bakacaksınız. Düzgün bir iş bölümü yapılacak."
- "Elimzide büyüyen bir aşçı var." derken sırıtmaya başladı. Sırıtan erkekler bir tek kitaplarda güzel düşüncemi ise kendime sakladım.
- "3; Hatalarınızın cezaları bizler tarafından verilecek. Sizler bizlerden alt rütbelerde olacaksınız." dediğimde Ayaz biraz düşündü. Takım arkadaşlarına baktı ve cevap verdi;
-"Peki,ancak alt rütbede bulunanlara sizlerin görevleri gibi görevler verilecek."
-"Anlaşıldı, bu antlaşmayı da unutmayın."
-"Anlaşıldı, ben Berfin'i alıp gidiyorum."
- "Hadi al Berfin'ini de nereye gidiyorsan git."
- "Sağolun Komutanım."
- "Hayır,sağol Alara."
-"Hiç resmi değil."
-"Sinirimi bozma, Berfin'in yanına git ,hadi." dediğimde çoktan yok olmuştu. Berfin bu çocuğa nasıl baktın? O kadar mı düşsün be kızım? Ay ben bunlara tip tip bakıyorum da öldüreceğini falan sanatlar sonra bunları bir daha ikna etmeye çalışmam. Ağzım çok boşuna yorulur,çenemde gereksiz yere hareket eder.

Örgütlerini tanımıştım, örgütün içindeki kişileri de;
Ayaz,kendini romantik sanan bir dağ ayısıydı.
Mert, Ayaz'ın en yakın arkadaşlarındandı. Ve evet, o da bir dağ ayısı.
Arda, Işıl ile yaşıttı. Kıza çok dikkatli bakıyor,ben bile rahatsız oldum ama Işıl hiç bir şey demedi. Bana gelince kavga edebiliyor. Şimdi bak birde. Süt dökmüş kedi sanki. Masum masum duruyor. O kişi yani Arda yerine ben olsaydım ölmüştüm. Buna çok eminim. Ve eğer Işıl yerine ben olsaydım çoktan ölmüştü.

Bu kişiler örgütün başıydı. Yani bizim 24 saatimizin 12'si bunlara gidicekti. Maalesef. İşıl'ın yanında Arda, Berfin'in yanında Ayaz vardı. Peki bunlar aşık mı oldular? Hangi ara? Daha tanımıyorlar ki birbirlerini. Bismillahirrahmanirrahim, ben böyle değilim iyi ki. Çok şükür Yarabbim.

Çok sıkıcıydı. Işıl ile kavga edememek harbi sıkıcıymış. Gitmiş benim yerine ilgilendiği kişiye bak. Birde erkek yani o kadar düşmüş. Boş boş oturup onları izledim. Berfin ile uğraşan Ayaz,hâlâ Işıl'a bakan Arda dışında kimse yoktu içeride. Kızları korumak amaçlı dışarıda çıkamıyordum. Kafamı çevirdiğimde Arda'nın ayağa kalkıp Işıl'ın yanına gittiğini gördüm. Azıcık daha bekleseydi glos önerecektim.

Işıl,Arda'yı farkettiğinde tepkisiz kaldı. Bizimkiler yemin ederim ciğer görmüş kedi gibiler. Hayatlarında hiç erkek görmediler sanki. Ay doğru ya babalarının yüzünü bile hatırlamıyorlar. Kadınlara değer veren erkekler olmadıkça böyle devam edecek gibi duruyor. Eh bunlar da kadınları korumaya çalışıyor. Farketmemişler ki kadın kendini koruyor. He bide şey madem bunların örgüt kadınları alıp yetiştiriyor. O zaman neden onlara aşık olmadılar. Hep mi küçük kızlar kurtarıldı? Köle olarak kullanılanları kurtarmadılar mı? Taktım kulaklığımı. Açtım "Cevapsız Sorular"ı çünkü öyleydi. Cevapları yoktu. Cevapsızdı.

Ben düşüncelere boğulmuşken yanıma gelen Berfin'i -ve yanındaki Ayaz'ı- fark etmemiştim. Seslendiklerinde yerimden hopladım denebilir. Ayaz alaycı bir sesle;
-"Ee komutanım, ne yapıyorsunuz?"
-"Bana küfür ettirme Ayaz! Zaten güzelim kızı çaldın!"
-"Dimi," dedi. "Bence de çok güzel." Sırıtıyordu.
-" Lan sen kitap karakteri misin de ikide bir sırıtıyorsun? Berfin'de direk güvendi senin gibi bir mal insan benzeri yaratığa." Bu sefer Berfin konuştu;
-"Öyle deme harbi çok iyi bir insan."
-"Hıhı ne demezsin! İşi gücü sırıtmak bunun! Romantik olmaya çalışan dağ ayısı!"
-"Sevdim bunu" dedi Ayaz.
-"Çaktırma ağzının ortasında! Örgüt sarayına gidince o parkurda 60 tur koşmazsan benim adım Alara değil!"
-"Tamam Ayaz,gidelim yoksa 100 bile olur." dedi Berfin.
-"Allah senden razı olsun Berfin'in."
-"Berfin benim bir kere" diyen Ayaz'a cevabı yapıştırdım;
-"Dağdan gelmiş bağdakini kovuyor Arizona Kertenkelesi!"
-"Ayıp oluyor komutanım."
-"Berfin götür şunu yoksa elimden bir kaza çıkacak. Yada vazgeçtim götürme."
-"Yok Alara,götüreyim ben onu."
-"Yok yok,bir ders verelim beyefendiye,gelmiş Berfin benim diyor lan! Hangi ara onun oldun sen?
-"Olmadım ki,sadece konuştuk biraz."
-"Bundan sonra konuşmak da yasak." Cevap Ayaz'dan geldi;
-"Olmaz! Hayır ya! O parkuru 300 kere bile yaparım ama Berfin'le konuşacağım."
-"Tamam,örgüt sarayına gidiyoruz."
-"Ne?" dedi Ayaz. Şaşırmış olmalıydı tabii. Sözünün eri olmalıydı. Yoksa Berfin'i unutması gerekirdi.
-"Evet,parkuru 300 kere tamamlamaya gidiyoruz."
-"Tamam,tamam."

Arabaya binip yola çıktık. Pek uzak değildi. Yürüsek daha iyiydi ama Prenses Ayaz'ın ayakları yorulurdu. Sonra 15 saat uyurdu. Valla uyanmasını bekliyemem. Ay bunun bide güzellik uykusu vardır. Tabi ben bunları düşünürken saraya varmıştık bile.

-"Hadi bakalım Ayaz,göster kendini." dedim ima yaparak. Berfin ise hayatta yapamaz tarzı bir bakış attı. Haklıydı. Bu parkuru 1 kere tamamlayınca bile kalbin atmaya başlıyor. Nefesin daralıyordu.
-"Neyse yapmasın,acıdım. Operasyona gideceğiz."
-"Ne operasyonu?" dedi Ayaz.
-"Ha doğru sen bilmiyorsun. Yeni geldiğin için. Bir erkek çocuk doğmuş. Onu almaya gidicez."
-"E tamam da siz kadınları korumuyor musunuz?"
-"Evet."
-"E erkeği neden alıyorsunuz?"
-"Kadına zarar veren erkek değil mi? Eğer onu düzgün eğitirsek kadın kurtulur."
-"Mantıklıymış."
-"Tabi mantıklı olacak. Biz bulmuşuz burada." dedi Berfin. Aklımı mı okudun? dercesine bir bakış attım. Anlamamıştı. Ayaz;

-"Berfin sen benim yanımda değil miydin lan?"
-"Üzgünüm,konu Alara'ysa senin şansın yok."
-"Eh peki,3 gün trip yersin."
-"Daha neler Ayaz,birde glos hediye edelim tam olsun."
-"Daha neler Berfin!"
-"Neyse ne! Yürüyün gidiyoruz. Operasyon var diyorum konuştuğunuz konuya bak."
-"Tamam tamam."
_________________________________________________________
Operasyon zamanı gelmişti. Evin etrafını sarmış Gizem'den işaret bekliyorduk.
-"Gizem! İçeride kaç kişi var?"
-"5 kişiler. Çocuğu almak kolay olacak."
-"Kaç yaşlarındalar?"
-"Biri 15-16 yaşlarında, ikisi orta yaşlı,ikisi yaşlı."
-"Anlaşıldı!"

Silahlar kaldırıldı. İçeriye girdik. İçeride ki Arizona Kertenkeleleri "Siz kadınsınız,sizden mi korkacağız?" dediğinde kafaya mermi yiyince diğerleri de anlamıştı. Biri hariç. Bu sefer de o "Anca silahla öldürürsünüz,bilek gücünüz yok ki. Güçsüz karılar sizi." dediğinde silahı yere atıp "Sensin lan karı." diyerek kafasına tekme attım. Tek sorun adamın bayılmış olmasıydı.

-"Şimdi o çocuğu verin yoksa hepinizin sonu bu olur!"
-"Ha? Öyle mi? Göstersene!"
-"Üzgünüm Arizona Kertenkeleleri ama sizi esir almak istemiyorum. Diğer dünyada yanmak üzere görüşürüz. Aslında ben sizi göremem ama neyse. Diğer dünyada yanarken de söylersin aynılarını." Hepsinin kafasına sıktım. Etrafa yayılan kanlar hoşuma giderken bir yandan da üzüyordu. Kanlar annemi hatırlatsa da onların da kadınları öldürdüğü aklıma geldiği için hoşuma gidiyordu. Çok garip bir histi. Çocuğu alıp dışarı çıktım. Arkamda ise patlayan bir ev vardı. Cesetlerini görmek bile istemiyordum.

-"Bu dünyayı kadınlara zindan etmemek için..."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.