Zincirlerin Ötesi kitap kapağı

4. bölüm / 9

Zincirlerin Ötesi

3.Bölüm-Operasyon Sonrası

Vaveyla Yazarı: Melike Ece

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 3.Bölüm-Operasyon Sonrası

Patlama sonrası ağlayan bebeği Leyla susturmuştu. Nilgün ise çocuğun psikolojisinin bozulmayacağını çünkü insanların 5 yaşından öncesini hatırlamadığını söyledi. Ama ben annemin ölümünü 3 yaşında görmüştüm. Bu bir yalandı. Koskoca bir yalan. Kurtardığımız çocukların ismini bizler koyuyorduk. Bu çocuğunda ismini bizler koyucaktık. Anlamlı bir isim olmalıydı. İlk söz Aylin'den geldi:

-Adı Alaz olsun mu? İlham veren ve koruyucu anlamlarına geliyor. Bunların yanında ateş veya ışık anlamlarına da gelir.
-Yürüyen ansiklopedisin sen Aylin. Buna eminim.
-Karıştırma orasını. Olur mu onu söyleyin.
-"Olur,olur."
Bu konuşmanın haklılık payı çok yüksekti. Aylin tam bir yürüyen ansiklopediydi. Işıl'a seslendim ve cevap çok gecikmeden geldi:

-"Ne var?" Işıl'dan da bu beklenirdi zaten.
-"Napıyorsun?"
-"Sanane."
-"Anlamadım?" Çok net anlamıştım ama söylemesi lazımdı.
-"Arda ile konuşuyorum. Oldu mu istediğin?"
-"Oldu olmasına da çok çabuk güvenmediniz mi lan siz? Ben beklemezdim sizden. Daha 2 gün oldu. Şimdiden bile sevgili olma aşamasındasınız."
Berfin çıkıştı;
-"Yok ya,bizim iş olmadı."
-"Noldu ki?"
-"Uf sorma! Ay,dur büyük dedikodu çıktı."
-"Pijama partisi yapalım. O zaman anlat. Çekirdek falan da çitleriz."
Işıl araya girdi;
-"Olmaz! Ben çok merak ettim."
-"Tamam tamam, anlatıcağım." dedi ve anlatmaya başladı;

-"Aslında çok güzel gidiyordu ama Ayaz daha ilk günlerden çıkma teklifi edince reddettim. O da darıkdı şimdi trip atıyor. Ondan olmaz yani."
-"Ayaz'a glos hediye edelim mi? Ya herşeyi anladım da trip ne alaka?"
-"Dimi ya."
Bu sefer ben konuştum;
-"Uf şimdi onu mu düşüneceğiz? Elimizde bir bebek var."
-"Ay dimi. Ben unutmuştum."

Unutulacak şey mi bu Berfin? Bizler konuşurken örgüt sarayının önüne gelmiştik. Arabadan indik ve kapının önünde Ayaz'ı gördük. Hepimiz aynı anda "Ne işin var burada?" diyince biraz irkildi ve daha sonra cevap verdi;
-"Arda dedi ki; "Sen, Berfin ile barışmadan bu saraya giremezsin." Ben de dışarıda otururyorum.
Bu sefer sadece ben konuşmuştum;
-"Bu sefer Işıl'ı tebrik ediyorum. Doğru kişiyi bulmuş."
-"Ne sandın lan,tabi doğru kişiyim ben."
-"Lan Arda! Sen ne ara geldin buraya?"
-"Ayaz'ı kapı dışarı ettik ama açlıktan ölmesinini istemiyorum. Ona yemek getirdim ve birazda su."
-"Ay ben çocuğu öldürceksiniz zannetim lan. Bende kapının önünde kalıcam banane." diyen kişi Berfin'di ve şuanda saçma konuştuğunun farkında olan kişiler o ve Ayaz dışındaki herkesti. Söze girdim;
-"Saçmalama Berfin,hem Işıl' da içeri geliyor. Yürü içeri. Sen hemen hasta olursun burada." Bu sefer Ayaz konuşmayı böldü;
-"Yok,yok ben sararım onu ısınır. Hastada olmaz. Olmazsa ceketimi falan veririm. Yemeğimin tamamı onun olur."
-"E siz şimdi barıştınız mı?"
-"Sanırım,evet."
-"O zaman yürüyün ikinizde içeri."

İçeri girdiğimizde karşımızda Arda duruyordu. Ve yanımıza gelip konuştu;

-"Alara,senin şu arkadaşın Işıl bana ışınlanmayı öğretti."
-"Nasıl lan?"
-"Sırf onu tekrar göreyim ve içeriye girerken selamlıyabileyim diye arka kapıya gidip içeri girip ön kapının bulunduğu yere geldim."
-"Tamam o zaman. Bundan sonra seni at olarak kullanıyoruz."
-"Valla Işıl isterse köle bile olurum."
-"Lan bi siktir git."
-"Yok ben Işıl'dan ayrılmam." dediğinde bu sefer Işıl konuştu;
-"Arda şimdi küfrettirme bana düzgünce uzaklaş işte o kadar zor mu?"
-"Emrinizdeyim Ayışığı." dedi.
-"Ama benimle gelmeniz gerek."
-"Niyeymiş o?"
-"Hadi be. Beş dakikanı ayırsan ölücek misin?
-"Evet Arda,beş dakikamı ayırırsam ölürüm."
-"Beni de senden ayırırlarsa ölürüm."

Işıl'ı Arda ile yalnız bırakıp köşede Ayaz ile takılan Berfin'de göz attım. Konuşmalarını dinlemek istiyordum ve ben istiyorsam yapardım. Biraz uzaktan video izliyor gibi yapıp onları dinledim. Ayaz konuşuyordu;

-"Kartanesi kadar eşsiz olduğunu söylemiş miydim?"
-"Barışmak için bir taktik mi bu? Adımın anlamıyla iltifatlar falan. Eğer öyleyse başardın diyeyim.
-"Ondan değildi ama ondan da olabilir Kartanem. Barıştık mı?"
-"Gönlümü aldın diyelim."
-"Ne yani âşık mı oldun?"
-"Ya senin aklın fikrin niye hep aşkta?"
-"Aşkta değil ki sende. Kalbimde sende aklımda."

Neydi bu? İltifat yağmuru mu? Ayaz dövülmek istiyordu. Eminim buna. Konuşmaya devam ettiler;

-"Ayaz,sana birşey diyeceğim."
-"Bana âşık olduğunu mu?"
-"Aşkına sıçayım Ayaz,bir şey anlatıcağız şurda."
-"Dinliyorum Majesteleri."
-"Beni sırtında taşır mısın? Water bottle trend'ini yapalım sonra. Olur mu?
-"Sen ne dersen o Kartanesi."
-"Yürü pet şişeyi deliceğiz."
-"Sen iste dağları delerim Berfin."
-"Abartma Ayaz,Ferhat mısın sen?"
-"Olurum. Sen istersen tek boynuzlu at bile olurum."
-"Bir ara onu da yaparız."
-'Birde kız çocuk yaparız."
-"Çok abartıyorsun Ayaz,ben vıcık vıcık aşk sevmem ben. Daha tanışalı ne kadar oldu sanki?"
-"Aşık olduğunu itiraf ediyorsun yani?"
-"Ayaz,yeter!"
-"Sakin ol şampiyon."

Ben bu konuşmalardan sonra bu romantizme dayanamayarak uzaklaştım. Yemin ederim ki örgüt aşk bahçesine dönüştü. Hemde şu Arda ve Ayaz ikilisi yüzünden. Bende bu yüzden Gizem'in yanına gittim ama gitmez olasaydım. Gizem ise Ayaz'ın en yakın arkadaşı olan Mert ile takılıyordu. Bıkmıştım ama ne konuştuklarını da merak etmiştim. Madem Ayaz ve Berfin'i dinledim onlarıda dinleyeyim düşüncesine ortak olarak dinlemeye başladım;

-"Korkmadım mı sen hiç?"
-"Neyden?"
-"Ölmekten. Bu kadar kaırılmadan sonra bu şekilde davranman çok garip hissettiriyor. Hâlâ bu kadar enerjik olmanın sebebi ne?"
-"Öğrenmene gerek yok Mert."
-"Sen ne istersen komutanım."
-"Aferin asker."

En azından Berfin ve Ayaz, Işıl ile Arda ikilisi kadar iltifatlarla dolu bir aşk değildi. İltifatları asla sevmezdim. Bana göre onlar gözümüzün önünü göremememizi sağlayan perdelerdi. Çünkü babamda anneme sürekli iltifat ederdi. Sonuç ise ölüm oldu. Bu yüzden Işıl ve Berfin adına korkuyordum ancak Ayaz ve Arda hanımcılıkta 1 numaraydı. Eğer hanımcı olmasalardı bizim kızlarda bakmazdı aslında onlara. Düşünsenize bir mağara adamı karşınıza çıkıp "Ben sana aşığım" diyor ama sizin normalde giydiğiniz kıyafete bile karışıyor. Sanki bizi ilk gördüğünde böyle giyinmiyorduk. Eğer kapanmamı çok istiyorsan sende İslam'a göre yaşıyacaksın. Bu kadar basit. Bu düşünceleri bozan ses Ayaz'ın tam olarak kendisiydi;

-"Alara?"
-"Ne var Ayaz?"
-"Eğer götüme AK-47 mermisi sokmayacaksanız bir soru sorabilir miyim?"
-"Sor."
-"Berfin'in en sevdiği çiçek ne?"
-"Papatya. Neden sordun ki?"
-"Bir sürpriz yapacağım."
-"Neymiş o sürpriz?"
-"Boşversene orasını."
-"Kafanın içinden M-16 mermisi çıkmasını istemiyorsan söyle Ayazcık."
-"Tamam ya." dedi ve biraz duraksadıktan sonra konuştu;
-"İlk çıkma teklifim çok saçmaydı. Bu sefer daha büyük birşey yapmak istiyorum. Çikolatalardan yapılmış bir kutu ve o kutuların en küçüğünden küçük bir yüzük olacak."
-"Sanki evlilik teklif ediyor. Ay tövbe tövbe. Şimdi gerçek falan olur."
-"Olsun be komutanım,gerçek olsun."
-"Orasına ben karışamam, zaten Berfin kendini üzecek biriyle asla evlenmez."
-"Bende onu üzmem. Yani daha doğrusu üzemem. Bu da demek oluyor ki benle evlenme ihtimali var. Öyle mi?"
-"Maalesef Ayaz, maalesef."
-"Allah'ım ben sana, kartanem bana geliyor."
-"Havalanma hemen,kafandan M-16 mermisi çıkma ihtimali hâlâ var."
-"Sustum."

Gerçekten seviyor muydu yoksa bunlar tamamen bir kurgu muydu bilmiyordum. Tek bildiğim şuan da gerçekten aşık olduğuydu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.