5. bölüm / 9
Zincirlerin Ötesi4.Bölüm-Zindan
Bölümler 9Şu an: 4.Bölüm-Zindan
- 1 1. Bölüm-Yeni Planlar1.182 kelime
- 2 2.Bölüm-Antlaşma ve Sonrası998 kelime
- 3 3.Bölüm-Operasyon Sonrası1.014 kelime
- 4 4.Bölüm-Zindan986 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.Bölüm- O da kim?994 kelime
- 6 6.Bölüm-Neler Oluyor?1.012 kelime
- 7 7.Bölüm-İlk Hoşlantı780 kelime
- 8 8.Bölüm-Dağ Ayısı602 kelime
- 9 9.Bölüm-Bir Mesaj558 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Berfin'in sesini duyduğum gibi dışarı çıktım. Ayaz'ın sesini de dışarıda duyunca ne yaptıklarını merak ettim çünkü normalde asla bahçede buluşmazlardı. Dışarı çıkıp yanlarına gidince ne yaptıklarını kendileri söyledi;
-"Water bottle trend'ini yapacağız. Sen sormadan söyleyeyim. Yoksa M4A1 mermisi yerim. Hiç gerek yok."
-"Sen zaten şu aralar çok kaşınıyorsun. Her an her yerinden mermi çıkabilir."
-"Aman komutanım,olmasın öyle bişey. Allah korusun." diyen Berfin'e bir side eye bakışı attım. Bu kız bana komutanım mı dedi? O Ayaz yüzünden Berfin'de yoldan sapıyor.
-"Allah'ım sen beni ve akıl sağlımı koru." Bu sefer aynı anda konuştular;
-"Ne alaka?" Yanımda bulunan küçük tabancayı Ayaz'ın kafasına dayadım:
-"Beni iyi dinle dağ ayısı. Sonra git bunları o Arda denilen arkasaşına da anlat. Bu kızları bana 'Komutanım' demeye alıştırırsanız, huyunu değiştirirseniz, canını acıtırsanız ki bunu hem fiziksel hem psikolojik olarak sayıyorum. Herhangi bir negatif duyguyu yaşama sebebi siz olursanız ki buna pişmanlık dahil olur. Bu silah sadece bu şekilde durmaz. Tetiğe basar, kafanı patlatırım. Sonra karnını oyup organlarını dağ ayılarına yediririm. Ayağını denk al." dediğimide korkmuş olacak ki titremeye başlamıştı. Sadece bir kaç tehdit ile titremeye başlayan birinden asker olur muydu? Sanmam. Bu sefer Berfin konuştu;
-"Tamam Alara,ben şimdi onunla yaptığım anlaşmayı yerine gitererek water bottle trend'ini yapıcağım." dedi ve ben direk cevap verdim:
-"Ve bende sizi izliyeceğim." Ayaz korkuyla başını salladı.
Berfin'in elimde bir şişe vardı ve şimdi ne olacağını biliyordum. Ayaz onu sırtında taşıyıp dönecekti falan filan. Umarım kıskançlıktan veya dağ ayısı görmekten bayılmam.
Video çekiyorlardı. İlk deneyişlerinde Ayaz, Berfin'i düzgün taşıyamadı. Sözde tüm askerler güçlü olur. İncecik kızı kaldıramadı bu asker. Neresi güçlü olabilir bunun? Ben bile daha iyi kaldırırım Berfin'i. İkinci deneyişlerinde düzgün oldu ama bu sefer Berfin şişeyi düzgün sıkamadı. Kesin nazar değdi. Üçüncü deneyişde ise kameranın üstüne su damlası damladığı için kayıt düzgün olmadı.
Ayaz halinden memnundu ama ben ona bakınca sırıtışını gizledi yada gizlemek zorunda hissetti. Dürdüncü deneyişlerinde her şey çok iyi gitti ve bende bu çileden kurtuldum. Onların yanında duracaktım çünkü çok sıkılıyordum. Onlarsa ben yokmuşum gibi konuşuyorlardı;
-"Kartanesi." dedi Ayaz. Berfin ise onaylayan bir mırıltı çıkardı. Ben ise onları duyabildiğim ama uzakta olan bir mesafede duruyordum.
-"Alara neden seni bu kadar kıskanıyor?"
-"Kıskanmıyor."
-"E ne yapıyor o zaman. Bu kıskanmak değil de ne? Farkında mısın bilmem ama kafama silah dayayıp tetiği sıkarım diyerek tehdit etti. Senin dediğini göre sözünün eriymiş. Bu da demek oluyor ki her an beni öldürebilir. Bunun sebebi ne?" Ayaz'ın dedikleri hakkında düşündüm. Ne alaka ya. Kıskanmıyorum bir kere. Sadece kızlarımın doğru kişiyi bulduğundan emin olmak istiyorum.
Konuşmaları beni bunaltmıştı. Bu nedenle içeri girip odama yöneldim. Sıkıcı ve dümdüz bir koridorda ilerlerken Leyla ile karşılaştım. Kucağında en son gittiğimiz operasyonda kurtatrdığımız bebek vardı. Acaba o çocuk babasının cesedinin patladığını öğrendiğimde nasıl bir tepki vereceğini çok merak ediyordum ama bunu düşünmem moralimi bozuyordu. Düşünmeyi bırakıp Leyla'nın karşısına geçtim. Leyla'nın kucağında ki bebeğin ağlamasına sebep olan Berfin'in sesi dikkatimi çekti;
-"Rahat bırak beni."
Kime söylemişti bunu? Ayaz'a mı? Gidip bakmaya karar verdim. İçimden söyleniyordum. Ses bahçeden değil Berfin'in odasından geldiği için daha da çok meraklanmış, kapıyı bile çalmadan içeriye girmiştim. Ayaz, Berfin'i duvarla arasına almıştı.
-"Berfin,bunu istiyorsan seni Ayaz'la bırakacağım hemen cevap ver! Kendi isteğinle mi?"
Cevap vermedi. Ben ise Ayaz'ı yakasından tutup çektim.
-"Sen kendini ne sanıyorsun Ayaz? Neye göre oynuyorsun bu oyunu? Neyine güveniyorsun?"
Konuşurken yumruklarımı bazen karnına bazense yüzüne hedefliyordum. Vurmak hoşuma gidiyordu. Burnu kanayınca Berfin durmamı söyledi. Dediğini yaptım ancak Ayaz elimden kurtalamayacaktı.
Ayaz'ı ilk yardım odasına götürmemi isteyen Berfin'in dediğini yaptım. İçeriye girdik ve Berfin, Ayaz'ın kanayan vücuduna pansuman yaptı. Ayaz konuştu;
-"Götüme M4A1 mermisi yeseydim daha iyiydi."
-"Ben seni estetikle kadın haline getirip kadın düşmanlığı da 1. Olan kişilerin yanına götürmezsem benim adım Alara değil."
-"Alara,abartmasak mı?"
-"Ne abartmasından bahsediyorsun Berfin? Ben farketmeseydim neler olacağının farkında mısın? Zindana atıp işkence çektireceğim lan! Kolaysa bir daha sana dokunsun."
Berfin sessizliğini korudu. Ben ise dağ ayılığından çıkıp dağ sıçanına dönmüş Ayaz ve Berfin'i zindana götürdüm. Ayaz'ı içeriye almadan önce Berfin'den yalvararak özür dilemesini istedim. Aslında emrettim. Dediklerimi gerçekleştirdiği de Berfin her ne kadar affettiğini söylese de affetmemişti. Gözlerinden okunuyordu herşey. Ayaz'ı içeriye aldım ve kapıyı kitledim.
-"Hergün sabah saat 6'da bir yumurta,bir ekmek ve su gelecek. Eğer uyanık olmazsan yemek yiyemezsin. Aynı zamanda akşam saat 5'de bir tabak çorba ve ekmek ile beraber su gelecek."
Ona fazla bileydi. Zaten çok ağırdı. Sürüklerken farketmiştim. Kilo vermiş olacaktı işte. Kötü bir şey yapmadım ki. İlk defa birini tekme tokat dövdükten sonra vicdan azabı çekmiyorum. Bir dakika lan! Işıl ve Arda kaç gündür ortalıkta yok. Umarım bir haltlar çevirmiyorlardır. Diğer türlü Arda'da bu hale düşecek. Aç ve uykusuz kalmayı kim ister ki? Onları aramaya başladım.
"Büyük ihtimalle Işıl'ın odasındadırlar." diye düşünerek İşıl'ın odasına doğru ilerledim. Aslında bu Ayaz adı verilen dağ sıçanının örgütünü tamamen yok edebilirdim ama ben sinirimi şiddetle atmam. Işıl'ın odasına vardığımda kapıyı tıklamadan içeri girdim. Normalde böyle yapmazdım ama eğer kapıyı tıklatırsam her ne yapıyorlarsa kaçabilirlerdi. Odanın içine baktığımda tam da düşündüğüm şeyin yaşandığını farkettim. İkiside içerideydi. Burada gördüğüm manzara çok daha farklıydı. Işıl, Arda'yı kenarı sıkıştırıp yumruğunu yüzüne doğru hedeflemişti. Arda ise kurtulmaya çalışıyordu. Kimse benim kapıyı açtığımı farketmediği için konuşmaya devam ettiler;
-"Madem Ayaz'ın böyle bir şey yapacağından haberin vardı niye bizlere de söylemedin?"
-"Hatırkatayım Ayışığı, o benim liderim ve her an beni öldürebilir."
-"Alara bunları öğrenirse senide öldürebilir." dediğinde benim çoktan içeride olduğumu farkettiler. Bu sefer konuşma sırası bendeydi. Bunu bana bakışlarından anladım.
-"Işıl vur lan ağzının ortasına bir tane, kanasın burnu!"
-"Emredersin Alara."
Komutanım demediğine göre Işıl'da Arda'nın suçlu olduğunu düşünüyordu. İçim rahatlamıştı. Bu sefer Arda konuştu;
-"Ayışığım yapacaksa herşeye razıyım."
Sözü bittiği anda Arda'nın yüzüne bir yumruk indi.
-"Hâlâ 'Ayışığım' diyor ya. Akıllanmadın mı sen hâlâ?" dedi ve bir yumruk daha attı. İçim rahatladı yemin ederim. Yüzü morarmıştı ama Işıl'ın umrunda değildi. Kimin büyüttü bunu da böyle güçlü oldu acaba?
-"Işıl," dediğimde hemen bana döndü.
-"Bundan sonra ki operasyonlarda bizle geliyorsun ama bunun hakkında konuşmadan önce şu dağ sıçanını da liderinin yanına yollayalım, belki lideri onu korur."
Yüzümde ki sırıtışon sönme nedeni arkadan gelen Ayaz'ın sesiydi.
Bölüm etkileşimi
