23. bölüm · Yeryüzü Koruyucuları -BAŞLANGIÇ-
TEŞEKKÜRLER...
TEŞEKKÜRLER…
Böylece “YERYÜZÜ KORUYUCULARI 21. YÜZYIL” serisinin ilk kitabı başlangıcın sonuna gelmiş bulunuyoruz ve;
“EĞER BUNU OKUYABİLİYORSANIZ 15 YAŞINDAKİ BİR KIZ ÇOCUĞUNUN HAYALİ GERÇEKLEŞMİŞ DEMEKTİR…”
2016 yıllarının sonralarına doğru “Kurgu Kesitleri” adı altında ilk temel taşı atılan kurgunun roman olmasına sonradan karar verildiği için 9 yıllık bir serüvenle bütün ergenliğime eşlik etti diyebilirim. Bu teşekkür aslında tamamen siz değerli okuyucularıma çünkü sizler olmasaydınız bugün bu satıları kaleme alamazdım.
Kitap okumasa da her fırsatta “Bizim kız da kitap yazıyor” diyerek övünüyor, sayende yazma şevkim bir an olsun kırılmadı annecim bu yüzden sana çok teşekkür ediyorum. Kitabımda işlediğim olayları dizi gibi anlattığım için beni ilgiyle dinleyen kardeşim Eda Nur’a, hikaye içine ikiz karakter olarak eklediğim manevi kardeşim Neşe’ye, her fırsatta okumasalar da anlattıklarımı dinleyen herkese yürekten teşekkür ederim.
Serinin 2. Kitabında görüşmek üzere, afiyette kalın…
2. KİTAP ALINTISI;
İSYAN GİRİŞİMİNDEN 6 AY ÖNCE…
Evlerinin girişine açtığı portaldan önce kendisi geçti daha sonra da kocası, ayakkabılarını çıkardığı gibi kendini salonun koltuğuna bıraktı. Yüzündeki hafif makyaj sanki dışarıya gösterdiği mutlu maskesinin solgun izleri gibiydi, öylece eşi dediği adamı izledi bir süre Erdi’nin keyfi yerindeydi, kravatının boynunu sıkan kısmını gevşettikten sonra eline kumandayı aldı, güç tuşuna basıp kendi zevkine göre izleyecek kanal aramaya başladı.
“Bir daha böyle etkinliklere beni çağırma, gideceksen tek başına git!” Gece boyunca halinden memnunmuş gibi davranmış olsa da içten içe mutsuz hissettiğini biliyordu, sahte kahkahalar ve çıkar ilişkileri için bir araya toplanmış insanların arasında boğulmuştu, en çokta hayat arkadaşım dediği insanın ona karşı bile ne kadar yapay davrandığını biliyor ve içten içe kendine kızıyordu pek tabi konuyu anlamadığı için televizyondan ayırıp boş gözlerini karısına sabitledi. “Anlamadım, ne demek istiyorsun?”
Gece boyunca kafasına takılan her şey film senaryosu gibi gözünün önünden geçerken daha fazla içinde tutamayacağına karar verdi. “Bu akşam benim için ne kadar berbat geçti haberin var mı senin? Bir de insanların önünde birbirine çok aşık çiftmişiz gibi davranışların, o kadar alışmışsın ki rol yapmaya, bazen beni bile inandırıyorsun.”
Elindeki kumandayı bırakıp Aydan’ı odağına aldı, ağır da olsa sinir duygularının bedenini ele geçirdiğini düşünüyordu. İstemsizce; ‘acaba neye bu kadar sinirlendi de acısını benden çıkarıyor’ diye düşünmeden edemedi, tartışmak bu akşamlık istediği bir şey değildi zaten nadir eve geldiği zamanlarda bile huzurunu kaçırmayı başarıyorlardı. “Aydan’ım lütfen yorgunum, başka zaman tartışalım ben güzel vakit geçirdim, keyfimizi kaçırma şimdi.”
Daha fazla uğraşmak istemediğinden ayağa kalkıp yatak odasına yöneldi fakat bu tepki Aydan’ın daha da sinirlenmesine sebep oldu. “Burada tek keyfi yerinde kişi sensin maalesef, benim keyfim yıllardır kaçık zaten.” Erdi’yi daha fazla dinlemek istemediğine emin oldu ve ondan önce davrandı birkaç adım daha gidip önüne geçince kolundan tutarak durduruldu. “Yine aynı konuya geleceksen hiç başlama Aydan!”
Canının yandığını belli eden birkaç mırıltının eşliğinde kolunu eşinden kurtardı, yıllar önce başlamıştı eve gelmemeleri sadece sorun bu da değildi üstelik. “Bu akşam bana başka bir isimle seslendiğini bile fark etmedin yani?” Alaycı tavrını sürdürerek gözlerini kocasına dikti. Ona yeterince katlandığını, artık sınırın sonuna geldiğini düşünüyordu.
“Sadece benim sevgim yeter sandım, zamanla ısınırsın seversin sandım ama oğlumuz olduktan sonra elini dahi sürmedin bana farkında mısın? Bu geceden sonra anladım artık, senin Alya’ya olan saplantının gölgesinde kalmaya devam edemem.”
İçindeki hüzün dolu kaosu alaycı tavırlarına saklamaya çalışsa da başarılı olamadı, odasına gitmek için yeniden bir hamle yaptı fakat yeniden durduruldu. “Sen ona mı içerledin? Ne söylediğimin farkında değildim, büyütmeyelim lütfen, Aydan’ım seni sevdiğimi biliyorsun.” Karısının tereddütlü bakışlarının arasında belinden kavrayıp kendine çekti, flörtüz bakışları daha fazlasını istercesine süzerken öpmeye yeltendi Aydan ise bir hışımla kocasını iten kişi oldu.
“Artık beni manipüle etmene izin vermeyeceğim, Uzay’ın yanına gidiyorum, ne halin varsa gör!” Kendini son kez Erdi’den kurtarıp odasına girdi ve kapıyı ardından kilitledi, gardırobun üstünden boş bavulu çıkarıp kısa sürede giyebileceği birkaç kıyafet tıktı, Erdi dışarıda kapıyı sakince tıklıyordu. “Git biraz kafanı toparla sonra evimize dön, olur mu?” Sanki az önceye kadar tartışmamış gibi rahat tavırlarına karşılık Aydan hala öfke duyuyordu, mırıltı eşliğinde; “Narsist herif!” derken bavulunu toplamayı bitirdi.
Bulunduğu yere portal açıktan sonra oda kapısının kilidini açtı, kendisi portaldan oğlunu düşünerek geçerken Erdi içeri giriyordu. Portalın ucunda Alya ve Sadi çiftinin evi olacağını tahmin etmediğinden kısa süreli bir donma yaşadı, Uzay annesini elinde bavulla gördüğünde doğruca yanına ulaşmıştı. “Anne, bir sorun mu var?”
Morali gerçekten bozuktu ve bunu saklayamayacağından emin oldu. “Seni ziyarete gelmiştim ama pek müsait bir zaman değil galiba.” Hüznü, mahcup tavırlara evirilirken etrafı gözetti, salondaki masanın üzerinde yığınla belge vardı ve etrafında toplanmış kişileri seyretti bir süre, Alya ev sahibesi olarak yanına gelip koluna girdi. “Öyle deme artık dünür de sayılırız, her zaman gel, saat önemli değil.” Gözleriyle çocuklarını işaret ederken Evrin karşıdan utandığını gizleyemedi.
Uzay, annesinin getirdiği bavulu kenara koyarken Alya da arkadaşını daha az önceye kadar hararetli tartıştıkları konuya dahil etti. “Gelmen çok iyi oldu aslında, bizim çocuklar isyancıların yanında baya istihbarat toplamışlar onları inceliyorduk.” Masadaki birkaç kağıdı Aydan’a uzattığında hala düşüncelerle boğuştuğunu izliyordu, andan tamamen kopuk göründüğünden emin olduktan sonra; “Yorgun gibisin, misafir odasını hazırlayayım sana bu gece burada kal.” Dedi.
Sonunda ana dönmeyi başardığında ‘Hayır’ anlamında kafasını sağa sola salladı. “Yok ben iyiyim sadece kafam dalgın biraz, neler bulmuşlar?” Önündeki belge yığınlarının arasından birkaç tane eline alıp incelemeye başladı, son incelediği belge aşırı tanıdık geldiğinden ortaya doğru sallayarak; “Bunda bir eksiklik var,” dedi. Herkes merakla eline alıp incelerken Aydan lafına kaldığı yerden devam etti. “Burada birkaç kişinin daha ismi olmalıydı, Erdi çalışırken gözüme takıldı bu belge, sizdeki yarım.”
Sadi, sorgularcasına Aydan’a bakarken; “Emin misin?” diye sorduğunda haklı bir eminlikle; “Eminim, hatta senin isminin de var olduğu bir kağıt daha olması lazım.” Dedi, belge dönüp dolaşıp yine Aydan’a verildiğinde ortaya bıraktı.
“Karargahtaki birçok yetişkin ve deneyimli koruyucuları belli zaman aralıklarında toplayıp değneğini parçaladığını biliyordum ama buna senin de dahil olduğunu düşünmemiştim.” Kocasının yaptıklarından utanan bir diğer kişiyse maalesef Aydan’dı, sırf bu yüzden yanında olan güvenebileceği insan kalmamıştı, üstüne yapışan bu lekeden belki de oğluyla beraber ömrü boyunca kurtulamayacaktı.
Grup parçaları birleştirmiş görünüyordu, Sadi bu can sıkıcı atmosferi dağıtmak adına; “Dert etme, bu yaşananların hiçbiri senin veya Uzay’ın suçu değil biliyorsun.” Dedi, Alya da yanındaki arkadaşına sarılarak manevi anlamda desteğini gösterdi.
“Bu kadarı da fazla! Aranızda ne geçmiş olursa olsun eski dostuna bu kötülüğü yapmış olmasına inanamıyorum.” Gecenin gerginliğini üstünden atamamışken kafasında birleştirdiği parçaların bir bütüne ermesine şahitlik etti ve bir sürü fikir dolaşırken en iyi planın kocasını karargaha yakalatmak olduğuna kanaat getirdi. “Kıyamet projesi de dahil bütün önemli bilgileri sakladığı deposu var, kimsenin bilmediğini düşündüğü için sadece 1 görevli orada.”
Alya; “Belki de Kıyamet deneğini durdurmak için şansımız olabilir,” dediğinde Aydan, kafasını olumlu anlamda salladıktan sonra gülümseyerek devam etti. “Planlarının erken ifşa olması benimkini paniğe sokacak ve belki de hazırlıksız bir isyan başlatacak işte o zaman çok kolay yenebilmek ve hapsetmek için şansımız olabilir.”
