46. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Merve Eribol

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 52Şu an: 46. Bölüm

Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç...

Yasemin ve Mert el eleydi, Mert'in evine doğru gidiyorlardı.

"Çok mutluyum yasemin! Bütün mutluluğumu sana borçluyum! " Dedi Mert.

"Seni çok seviyorum Mert! Sende benim mutluluğumsun! He birde keşke Mahir abi ve melike abla gezmeye gitmeseydi, onlarada bu çocuk haberini yüz yüze söylerdik!" Dedi yasemin.

"Gece gelirler herhalde! " Dedi Mert.

Eve varmışlardı, cebinden Yasemin'in anahtarını çıkarıp yasemine uzattı, Yasemin kapıyı açtı.

Ve şaşkınlıkla etrafa baktılar, herkes oradaydı. Hatta Yasemin'in anne ve babasıda ordaydı ve yabancı bir adam daha vardı.

Mert. " Ne oluyor burada? Her neyse bizde sizi bir araya toplayacaktık bir haber için! " Dedi.

Yabancı adam merte sarılarak. "Mert! Yeğenim! " Dedi

Mert şaşkınlıkla. "Sezgin amca? Sen misin? Ne kadar değişmişsin" Dedi

"Evet oğlum benim! Yanındaki karın galiba! Merhaba kızım! ". Dedi sezgin bey.

Yasemin gülümseyerek. " Merhaba amcacım! " Dedi.

Barış bey sinirle. "Yasemin kızım ne oluyor?! Barıştınız mı? İnşallah öyle bir hata yapmadını? " Dedi

Yasemin sinirle. "Ne demek inşallah barışmadınız? Ne diyorsun baba sen ya! Barıştık biz! Seviyoruz birbirimizi! ".

" Hayır! Tekrar birlikte olmanıza izin veremem! " Diye bağırdı engin bey.

"Ne diyorsun baba sen ya! Size fikrinizi soran oldu mu! ". Diye bağırdı Mert.

Sezgin bey. " Çocuklardan ne istiyorsunuz siz! Burakın mutlu olsunlar! " . Dedi

Engin bey sinirle."Olmaz! Sen kızını istiyordun değil mi sezgin. Al sana kızın! Mert'in elini tuttuğu kız varya, işte o senin kızın Yasemin! " Dedi.

Topluca bir şaşırma sesleri yükseldi.

"Anlamadım? Ne diyorsun engin abi sen! ". Dedi yasemin.

" Engin bu doğru mu bu kız benim kızım mı! ". Dedi sezgin bey heyecanla.

Açelya şaşırarak. " Yasemin abla, bizim kuzenimiz mi! " Dedi

"Baba! Ne oluyor burada! Biri adım akıllı bir şey söylesin! " Diye bağırdı Mert.

Esra hanım ağlıyordu. Zehra hanım onu sakinleştirmeye çalışıyordu.

Yasemin'in gözleri dolmuş, kulakları ise duymak istemediği şeyler duymuştu, evet biliyordu öz anne ve babası, barış ve esra değil, ama öz ailesini de aramıyordu.

Engin bey koltuğa oturarak. "Biz aslında barışla yıllardan beridir tanışıyoruz, sezgin kirli pis işlere bulaşmıştı, Yasemin'in annesi de onu doğururken ölmüştü, bende Yasemini , Sezgin'in elinden aldım, Sezgin'in yarınının garantisi yoktu çünki, yurt dışına kaçtı sezgin, cezasını orada çekti. Herşey üst üste gelmişti, bunalıma girmiştim, be yapıcağımı şaşırdım, zehra ile konuştuk, o da bir şey demedi, hiç bir şey yapmak istemiyordum! Barış ile buluştuk! Bebeği ona verdim, sahiplendir be ya yetimhaneye ver dedim, cahildim, gençtim, yolumu bilmiyordum, o günden sonra Barış İstanbul'dan taşındı".

Ve engin bey derin nefes alarak devam etti. "Barış gidince bir daha ne konuştuk ne görüştük, bir kaç yıl önce tekrar taşındı İstanbul'a, şirketimde çalıştı, geçmişteki o konuyu asla açmadık! " Dedi

Barış bey boğazını temizleyerek. "Esra ile gezmediğimiz doktor kalmamıştı, mucize bekliyorduk, ve işte o gün o bebeği kucağıma aldığımda. rabbimin bize gönderdiği mucize diye düşündüm, eve götürdüm esra ile konuşup tartıştık. Melek yüzlü bir bebekti, onu evlat edinmeye karar verdik. " Dedi

Salonda bir sessizlik oluştu
Yasemin, duyduğu bu inanılmaz gerçeğin ağırlığı altında eziliyordu. Gözleri Engin Bey'e, sonra Sezgin Bey'e ve en sonunda da Barış ve Esra Hanım'a kaydı.

Salonun ortasında donmuş, nefes almayı unutmuştu. Kendi hikayesi, bir yalan perdesinin arkasında, yıllarca kendinden saklanmıştı.

Mert, şaşkınlıkla bağırarak.
“Baba, sen ne saçmalıyorsun! Bu nasıl bir yalan, nasıl bir oyun! yasemin amcamın kızıymış! Biz evlendik, boşandık, şimdi... şimdi çocuk bekliyoruz! Bütün bunlar olurken sen nasıl sustun! Nasıl!?” diye haykırdı, sesi evin duvarlarında yankılanarak.

Herkes aynı anda. "Çocuk mu!? " Dedi.

"Evet çocuk bekliyoruz yasemin 1,5 aylık hamile! Ve biz tekrardan evleneceğiz! " Dedi Mert.

Engin Bey, Mert’in öfkesi karşısında sadece yutkundu. “Mert, oğlum sakin ol! Ben... ben de bilmiyordum böyle olacağını. Yıllar sonra karşıma çıkacağınızı, birbirinize aşık olacağınızı nereden bilebilirdim ve Yasemin'in o bebek olduğunu bilmiyordum!”

Sezgin Bey, Yasemin’e doğru yürüdü, gözleri yaşlarla doluydu. “Kızım... benim güzel kızım… Ben senin babanım. Engin benden seni aldı. Ben o zamanlar... evet, hatalar yaptım ama cezamı çektim. Seni bir kere bile görmedim. Bir kere bile…” Uzattığı el, Yasemin’in havada asılı kalan eline değdiğinde, Yasemin irkildi ve hızla geri çekildi.

“Dokunma bana!” dedi Yasemin, sesi zar zor çıkıyordu. “Dokunmayın bana! Hepiniz... hepiniz bana yalan söylediniz! Barış Baba, Esra Anne… Siz benim en güvendiğim insanlardınız. O bebek yüzlü meleği kucağınıza aldığınızı söylediniz... Ben... ben kimim şimdi? Benim hikayem ne? Yalan mıydı her şey?”

Esra Hanım, gözyaşları içinde Yasemin’e sarılmak istedi ama Barış Bey onu tuttu. Barış Bey, gözlerinde derin bir pişmanlıkla, “Kızım, benim güzel kızım... Biz sana yalan söylemedik. O günden sonra sen bizim mucizemiz oldun. Bizim... tek evladımız. O gün sana sahip çıktığımızda, seni bulduğumuzda yalan değil, o an bizim için yeniden doğduğun gündü,” dedi, sesi titriyordu.

Sezgin Bey, bu itiraflar karşısında şaşkına dönmüştü. “Ne demek evlat edindiniz! Ben cezam bitince kızımı geri alacaktım!”

Mert, elleriyle başını tuttu. Boğazında kocaman bir yumru vardı. “Bütün bu karmaşa içinde... Yasemin... biz... biz kuzeniz,” diye fısıldadı. “Biz kuzeniz ve... ve çocuk bekliyoruz.”

Salonda yeniden derin bir sessizlik oldu. Bu durumun ahlaki, duygusal ve hukuki yükü, herkesin omuzlarına bir dağ gibi çökmüştü.

Zehra Hanım, nihayet Esra Hanım’a destek olmayı bırakıp Engin Bey'e döndü. “Engin! O zamanlar biliyordum gençsin, cahilsin diye... Ama bize o bebeği Barış'a verdiğini söylemedin. Bir yetimhaneye verdiğini sanıyordum. Neden... neden bu yalanı sürdürdün!”

Engin Bey, sesi artık yorgun ve yenilmişti. “O zamanlar sezginin kirli işleri yüzünden, ailemizi korumak istedim. Barış’a verdiğimi kimse bilmemeliydi. Yasemin’in Yavuz ailesiyle bir bağının olmasını istemedim. Şimdi... her şey ortaya çıktı. Ne olacaksa olsun!”

Yasemin, o an Mert’e baktı. Gözlerinde ne öfke ne nefret, sadece tarifsiz bir acı ve kaybolmuşluk vardı. Mert, yavaşça ona yaklaştı.

“Yasemin,” dedi, sesi yorgundu ama kararlıydı. “Ne olursa olsun, sen benimsin. O bebek... bizim bebeğimiz. Bu gerçeğin ne olduğu umurumda değil. Biz ayrılmayacağız.”

Yasemin başını salladı, gözlerinden yaşlar akıyordu. “Mert, biz… biz kuzeniz. Bizim evliliğimiz…”

“Bizim evliliğimiz sahte değil, Yasemin! Biz birbirimize aşığız! Ve bu… bu bir gerçek! Hiçbir akrabalık bağı, bizim yaşadığımızı, yaşayacağımızı yok edemez! Gerekirse gideriz… Gerekirse bu evden, bu şehirden gideriz. Ama sen benim karımsın, çocuğumun annesisin!” Mert, Yasemin’in ellerini tuttu, bu kez Yasemin elini çekmedi.

Sezgin Bey, bu sahneyi görünce, babalık içgüdüsüyle öne çıktı. “Mert! Kızımı bana bırak! Hem bu yasal mı! ”

“Yasal olarak da olabilir, Sezgin amca,” dedi açelya şaşkınlığını bir kenara bırakıp hızla internetten kontrol ettiğini belli ederek. “Türkiye’de amca çocuklarının evliliği yasal, evlenmelerine engel yok.”

Bu bilgi, salonun üzerindeki gergin havayı biraz olsun yumuşattı ama asıl sorun duygusal ve aileseldi.

Barış Bey, gözyaşları içindeki Yasemin’e seslendi. “Kızım, bizi affet. Seni kaybetmekten o kadar çok korktuk ki… Seni evlat edindikten sonra, o bizim tek varlığımız oldun. O günden sonra, anneliği ve babalığı iliklerimize kadar yaşadık.”

“Benim... benim gerçek annem nerede?” diye sordu Yasemin, bakışları Sezgin Bey’deydi.

Sezgin Bey, gözyaşlarını sildi. “Doğumunda... vefat etti. Çok gençti. Seni bana emanet etti. Tek emanetim sendin.”

Bu hikaye, Yasemin’in kalbindeki tüm düğümleri çözmüştü. Büyürken hissettiği o küçük eksiklik hissi, şimdi bu büyük yalanla açıklanıyordu. Barış ve Esra’nın sevgisi gerçekti, ama hikayesi sahteydi.

Yasemin, son bir güçle kalabalığa baktı.
“Beni bir saniye yalnız bırakın,” dedi, sesi çatlıyordu. “Hepiniz... hepiniz gidin. Sadece Mert kalsın.”

Engin Bey, Zehra Hanım, Barış ve Esra Hanım, Sezgin Bey, Açelya ve sessiz sedasız odadan çıktılar. Kapı kapandığında, Yasemin ve Mert o büyük evin ortasında, şok edici bir gerçeğin ortasında, el ele kaldılar.

Yasemin, Mert’e baktı. “Mert, ne yapacağız şimdi? Bizim aramızdaki her şey... yalanın üstüne mi kuruldu?”

Mert, Yasemin’i kendine çekti ve sımsıkı sarıldı. “Hayır, Yasemin. Benim sana olan aşkım, senin bana olan aşkın... Onlar en büyük gerçek. Bizim bebeğimiz… O, bu yalanların ortasında yeşeren bir çiçek. Biz ne olursak olalım, bu bebeğe bir aile olacağız. Kuzenmişiz, değilmişiz... Artık umurumda bile değil. Bizim kaderimiz, bu karmaşanın ortasında bile birbirimizi bulmaktı. Bizim hikayemiz bu.”

Yasemin, başını Mert’in göğsüne yasladı. Ağlaması, hıçkırıklara dönüştü. Mert’in kolları arasında, tüm dünyanın yıkıldığı o an, sığınabileceği tek liman orasıydı.

Evde yankılanan sessizlik, fırtınanın öncesi gibiydi. Dışarıda rüzgârın sesi duyuluyor, camlara vuran yağmur damlaları birer birer süzülüyordu. Yasemin, hâlâ Mert’in kollarındaydı; ama kalbi, binlerce parçaya bölünmüş gibiydi.

Mert’in sesi, o sessizliği böldü.
“Yasemin… buradan gidelim.”

Yasemin başını kaldırdı, gözleri kırmızıydı.
“Gitmek mi?”

“Evet. Şu anda herkesin gözü, herkesin yargısı üzerimizde. Ne söylersek söyleyelim kimse anlamayacak. Biz biraz uzaklaşalım. Kafamızı toplayalım. Sadece sen, ben ve bebeğimiz…”

Yasemin’in dudakları titredi. “Mert, kaçmak çözüm mü?”

“Kaçmak değil bu,” dedi Mert kararlı bir tonla. “Sadece nefes almak. Bunca yıldır birbirimizi bulmak için bu kadar acı çekmişiz. Şimdi, gerçeği öğrendiğimiz için birbirimizi bırakacak mıyız?”

Yasemin, sessizce başını iki yana salladı. “Ben seni bırakmak istemiyorum ama... içimde bir yer hâlâ o küçük kız gibi. Hep kandırılmış, hep eksik bırakılmış hissediyorum. Şimdi bir de... kendi kimliğimi kaybettim. Kimim ben, Mert?”

Mert, onun yüzünü avuçlarının arasına aldı. “Sen Yasemin’sin. Benim kalbimin sahibi, bebeğimin annesi. Adın ne olursa olsun, soyadın kim olursa olsun, benim hayatımdaki yerin değişmeyecek.”

Bu sözler, Yasemin’in kalbinde yankılandı. Uzun bir sessizlikten sonra, başını Mert’in omzuna yasladı. “gidelim! Sadece ikimiz. Bu evde değil, bu şehirde değil... ama birlikte.”

O an Mert gülümsedi, gözlerinde kararlılıkla.
“Tamam. Gidiyoruz! Her şeyden, herkesten uzak bir yere.”

Mert ve yasemin odasına çıktılar Mert kendine valiz hazırladı ve aşşağıya indiler.

Kapıya yöneldiler. Esra hanım gözleri dolu bir şekilde baktı. Yasemin ona sarılarak. "Kendinize iyi bakın! " Dedi.

Esra hanım Yasemin'in karnını okşadı.

Açelya yasemine sımsıkı sarıldı. "Yeğenime iyi bakın sizi ziyarete geleceğim! " Dedi

Yağmurun sesiyle birlikte, arabaya yöneldiler. Yasemin elini karnına koydu. Sessizce fısıldadı:
“Minik mucizem... keşke seni bu karmaşanın dışında bir dünyaya getirebilsem.”

Mert onu duydu, “Öyle olacak,” dedi. “Sana ve bebeğimize söz veriyorum, artık kimse canınızı yakamayacak.”

Engin Bey seslendi:

“Mert!”

Mert, elini kapı kolundan çekti. Döndüğünde babasının yüzündeki yorgunluğu fark etti.
“Ne var baba?”

Engin Bey birkaç adım yaklaştı. “Gitmeden önce bilmeni istiyorum… Ne kadar hata yaptıysam, hepsi sizi korumak içindi. Sezgin’in geçmişi karanlıktı, onun dünyası tehlikeliydi. Yasemin’i uzak tutmak istedim. Ama... bu kadarını asla planlamamıştım.”

Mert’in sesi buz gibiydi. “Artık açıklama istemiyorum baba. Senin doğruların bizim hayatımızı mahvetti.”

Engin Bey’in gözleri doldu. “O benim yeğenim, Mert. Ama sen de benim oğlumsun. Sizi birbirinizden koparmak istemem. Sadece... dikkatli olun.”

Mert, sessizce başını eğdi. “Biz dikkat ederiz. Artık kendi yolumuzu çizeceğiz.”

Engin Bey bir şey daha söyleyecekti ama Yasemin arabaya bindiğinde sustu. Onların gidişini sadece gözleriyle izledi.

Önce alışveriş yaptılar, Mert'in ormanın ortasında olan bungalov evine gidiyorlardı.

Sonrada Yasemin'in evine, yaseminde valizini topladı.

Orman yolundaydılar.
Yasemin camdan dışarı bakarken, içinden geçenleri bastıramadı:

“Biliyor musun, her şey yıkıldı sanmıştım dün gece. Ama şimdi… belki de ilk kez özgür hissediyorum. Kim olduğumu bilmek acıttı, ama aynı zamanda zincirlerimi de kırdı.”

Mert elini uzattı, onun elini tuttu.
“Artık yeni bir hayat kuracağız. Senin geçmişin ne olursa olsun, bizim geleceğimiz burada, bu yolda başlıyor.”

Yasemin başını çevirdi, Mert’e baktı. “Peki ya ailelerimiz?”

“Onlar kendi yalanlarıyla yüzleşsin. Biz doğrularımızla yaşayacağız.”

Araba uzaklaştı. Arkada, geçmişin tozu, yalanların yankısı kaldı.
Önde ise yepyeni bir başlangıcın, belki de imkânsız bir aşkın yolu uzanıyordu.

Ormanın derinliklerine doğru ilerledikçe yollar daraldı, ağaçların dalları arabanın camlarına dokunuyordu. Yağmur durmuştu ama hava hâlâ nemliydi. Toprak kokusu, sessizliğiyle birlikte içlerine işliyordu.

Yasemin başını cama yasladı, dışarıyı izlerken fısıldadı:
“Burada sanki dünya durmuş gibi…”

Mert, direksiyona sıkıca tutunmuştu. “İşte tam da bu yüzden geldik buraya. Her şeyden uzak, sadece biz.”

Bir süre sessizlik oldu. Sonra, ağaçların arasından küçük bir ev göründü. Ahşap, tek katlı, bacasından duman tütmeyen, sade ama huzurlu bir evdi. Bungalovun önünde küçük bir verandası, yanında da göle bakan bir salıncak vardı.

Yasemin, arabadan inerken derin bir nefes aldı. “Burada… sanki her şey yeniden başlayabilir gibi.”

Mert arkasından geldi, elini omzuna koydu. “Tam da öyle olacak.”

Ev sessizdi. Mert kapıyı açtı, içeriye ilk giren Yasemin oldu. Ortada küçük bir şömine, yanında iki kişilik bir koltuk vardı. Raflarda birkaç kitap, eski bir kahve makinesi ve pencereden sızan gün ışığı…

Yasemin karnına dokundu.
“Burada huzur var,” dedi.

Mert gülümsedi.

Yasemin, sessizce gülümsedi ama gözleri doluydu.
“Keşke bu kadar kolay olsaydı, Mert. Kalbimde bir şey var... bir yük. Bazen düşünüyorum, ya geçmiş bizi bulursa?”

Mert, onun elini tuttu.
“Geçmiş sadece biz izin verirsek bizi bulur. Artık hiçbir şey seni incitemez. Ne babam! ne Sezgin, ne de o yalanlar.”

Yasemin, Mert’in kollarına sığındı.
“Sen yanımdaysan... hiçbir şeyden korkmam.”

Akşam olmuştu. Mert şömineyi yakarken Yasemin çay demliyordu. Sessizliğin içinde sadece ateşin çıtırtısı duyuluyordu.

Yasemin birden sustu, karnını tuttu.
Mert hemen yanına geldi. “Ne oldu? Ağrın mı var?”

Yasemin gülümsedi. “Hayır, sadece hissettim... sanki…”
Elini karnına koydu, gözlerinden yaş süzüldü.
“İlk defa... sanki orada olduğunu hissettim.”

Mert, onun elinin üstüne elini koydu.
“Artık üç kişiyiz,” dedi sessizce. “Ve bu, bizim yeniden doğuşumuz.”

Gece, bungalovun penceresinden dışarı bakarken Yasemin kendi kendine fısıldadı:
“Ben artık kimsesiz değilim. Köklerim karanlıktı ama dallarım ışığa uzanıyor.”

O anda Mert, arkasından gelip onu sarıldı.
“Ne düşünüyorsun?”

“Hayatı,” dedi Yasemin. “Her şeyin nasıl değiştiğini. Düne kadar kime ait olduğumu bile bilmiyordum. Şimdi bir hayat büyütüyorum içimde… ve sadece seninle ait hissediyorum.”

Mert alnını onun omzuna koydu.
“Seninle her şey anlamlı oldu. Artık geçmiş değil, gelecek konuşacak bizim için.”

---

Ama dışarıda bir yerlerde, geçmiş hâlâ onları bulmak için pusuda bekliyordu.
Şehrin diğer ucunda, Engin Bey masasının başında oturuyordu. Elinde eski bir dosya, içinde yasemin’in doğum belgeleri, bir de tozlu bir fotoğraf vardı.

Yanına Zehra Hanım geldi.
“Onları gerçekten rahat bırakacak mısın?”

Engin Bey derin bir nefes aldı. “Keşke bırakabilsem Zehra… Ama Sezgin öyle bir adam değil. Kızını kolay kolay bırakmaz. Mert ve Yasemin’i bulmaya çalışıyor.”

Zehra’nın yüzü korkuyla gerildi.
“Ya bulursa?”

Engin’in sesi karanlıkla doldu.
“O zaman bu hikâye yeniden kanar.”

O sırada ormanda, Mert ve Yasemin birbirine sarılıp uykuya dalmıştı.
Şömine sönmek üzereydi ama alevlerin titrek ışığı, duvardaki fotoğrafa yansıyordu — eymenin gizliden çektiği , Mert ve Yasemin’in fotoğrafı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

293okunma 39beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18