32. bölüm / 52
YASEMİN ÇİÇEĞİNİ SEVER MİSİN?32. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 32. Bölüm
- 1 1. Bölüm ✿1.390 kelime
- 2 2. Bölüm ✿1.488 kelime
- 3 3. Bölüm ✿1.680 kelime
- 4 4. Bölüm ✿1.486 kelime
- 5 5. Bölüm ✿1.994 kelime
- 6 6. Bölüm585 kelime
- 7 7. Bölüm779 kelime
- 8 8. Bölüm798 kelime
- 9 9. Bölüm833 kelime
- 10 10. Bölüm610 kelime
- 11 11. Bölüm869 kelime
- 12 12 . Bölüm1.177 kelime
- 13 13. Bölüm806 kelime
- 14 14. Bölüm803 kelime
- 15 15. Bölüm1.032 kelime
- 16 16. Bölüm1.835 kelime
- 17 17. Bölüm1.716 kelime
- 18 18. Bölüm1.945 kelime
- 19 19. Bölüm1.978 kelime
- 20 20. Bölüm2.023 kelime
- 21 21. Bölüm2.155 kelime
- 22 22. Bölüm1.942 kelime
- 23 23. Bölüm1.910 kelime
- 24 24. Bölüm1.829 kelime
- 25 25. Bölüm1.981 kelime
- 26 26. Bölüm1.834 kelime
- 27 27. Bölüm2.146 kelime
- 28 28. Bölüm2.108 kelime
- 29 29. Bölüm2.084 kelime
- 30 30. Bölüm2.084 kelime
- 31 31. Bölüm1.988 kelime
- 32 32. Bölüm1.827 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 33. Bölüm1.559 kelime
- 34 34. Bölüm1.635 kelime
- 35 35. Bölüm1.559 kelime
- 36 36. Bölüm1.140 kelime
- 37 37. Bölüm2.042 kelime
- 38 38. Bölüm1.734 kelime
- 39 39. Bölüm2.143 kelime
- 40 40. Bölüm1.944 kelime
- 41 41. Bölüm2.119 kelime
- 42 42. Bölüm2.301 kelime
- 43 43. Bölüm2.576 kelime
- 44 44. Bölüm2.084 kelime
- 45 45. Bölüm2.524 kelime
- 46 46. Bölüm2.222 kelime
- 47 47. Bölüm2.104 kelime
- 48 48. Bölüm2.291 kelime
- 49 49. Bölüm2.007 kelime
- 50 50. Bölüm1.978 kelime
- 51 51. Bölüm2.146 kelime
- 52 52. Bölüm2.427 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aşk, sonsuza kadar sürermi?
Sürmez mi?
Sürse de yorulmaz mı?
Güzel olan herşey sürer.
Sürmez mi?
Sürmesin mi?
Sürsün demeyle sürer mi?
Sürmez mi?
Herkes koltukta oturarak uyuya kalmıştı. Yasemin ise telefonundan mert ile düğün resimlerine bakıyordu. Ve ayağa kalktı.
"Nereye yasemin". Diye sordu sahra
" Lavaboya. hemen gelirim". Dedi yasemin.
"Seninle gelmemi istermisin? ". Diye sordu sahra.
" Yok sahra sağol , hemen dönerim zaten".
Yasemin lavaboya doğru gitti, elini yüzünü yıkadı. Aynadan kendine baktı. Sonra başını eğdi.
Ve tam koridora yönelirken, biri onun ağzını kaşatıp, yangın merdivenlerine doğru sürükledi,
Yasemin bağırmaya çalıştı ama olmadı. Siyah kapşonlu adam, kapıyı kapattı. Ve kapışonunu çıkardı.
Yasemin korkarak. "Bilal? ". Dedi
Bilal gülerek. "Sevgilim! Sende beni özledin biliyorum!" Dedi
"Ya ben yoruldum! Çok yoruldum anlıyormusun, seninle uğraşmaktan! Dayanamıyorum yeter!". Dedi yasemin ağlayarak.
Bilal elini cebine koyarak. " Bunları sen istedin yasemin, eğer bana geri dönseydin, sevgili kocacığının Frenini patlatmak zorunda kalmazdım, sırf kazayı izlemek için arkasından gittim arabamla biliyor musun " . Dedi
Yasemin yutkunarak. "Sen? Sen ne diyorsun, allah senin belanı versin, sen neden bunu bize yapıyorsun! ". Diyerek Bilal'i ittirdi.
Yasemin acı içinde kıvranırken. Bilal kahkaha atarak.
" Son süratle gidiyordu, Durmaya çalıştı! Ama duramadı! Dakikalarca otobanda takla atarak sürüklendi arabası ile, izlemesi çok keyifliydi, şu sürekli fotoğrafını paylaştığı kara kızı, yani arabası tuzla buz olmuştu, o içinde sıkışıp kaldı. Arabmdan inip yanına gittim, ve kanlar içinde yatıyordu, o an ki mutluluğumu anlatamam sana yasemin, az kaldı artık benimsin! " Dedi
Yasemin kulaklarını kapatarak. "Sus! Anlatma artık! ". Diye bağırdı.
" Benimsin...! ". Dedi bilal, gözlerini fal taşı gibi açmıştı.
Yasemin sinirle Bilal'e tokat atarak. "Bu yaptıkların yanına kalmayacak! ". Diye bağırdı.
Bilal sinirle, çenesini tuttu ve, yasemine sertçe tokat attı, yasemin yere düşmüştü, Yaseminin üstüne çıkarak, boğazını sıktı.
Yasemin nefessizlikten kıpkırmızı olmuştu. " Yoksa sen o piç Mert'e aşık mı oldun? ". Diye bağırdı bilal
zar zor konuşmaya çalışarak " A-aşığım ben ona, hadi öldür beni! ". Diyerek güldü yasemin.
Bilal daha da delirmişti, yumruğunu sıkarak yaseminin yüzüne yumruk attı. Yasemin acı içinde kıvrandı.
" Öldür beni! ". Diyerek bağırmaya başladı yasemin.
Merdivenden konuşma sesleri geldi.
" Sizinle işim bitmedi". Diyerek merdivenlerden hızlıca aşşağıya indi bilal.
Yasemin duvara yaslanarak, nefes almaya çalıştı. Zorla ayağa kalkarak. Lavaboya ilerledi, acı içinde ağlamaya başladı.
Sonra yazmasını açarak, moraran boynuna ve moraran yüzüne baktı,
"Mert bak! Sen olmayınca kendimi koruyamıyorum, ben olmadığım zaman kendini koru demiştin bana, ama yapamadım, eğer sen yanımda olsaydın, böyle olmazdı... "
yazma ile boynunu kapattı ama yüzü kalmıştı, evden alelacele çıktığı için çantasını getirmemişti.
Başını eğerek, koridora gitti, ve koltuğa oturdu.
(Mert'in bilinç altındaki rüya)
Gözlerini araladı Mert.
Ama bu dünya başka bir yerdi. Güneş ışığı nazlı nazlı süzülüyordu ağaçların arasından. Ilık bir rüzgar yaprakları fısıldatıyor, kuş cıvıltıları etrafı sarıyordu.
Bir piknik örtüsü seriliydi çimenlere. Örtünün üstünde, küçük bir kız çocuğu çilekli kekle uğraşıyordu. Kahkahası, Mert’in içini titreten o tanıdık sıcaklığı taşıyordu.
Sonra bir ses…
Yumuşak, neşeli ve tanıdık:
— “Dökme üstüne! Ellerine bulaşacak kızım! ” dedi Yasemin, gülerek.
Beyaz bir elbise giymişti, beyaz şalı rüzgârla dans ediyordu. Gözleri Mert’e değdiğinde, içindeki bütün fırtınalar dinecek gibiydi.
— “Ne bakıyorsun öyle? Peçeteyi getir hadi mert! ” dedi Yasemin, gülümseyerek.
Mert konuşamadı. Sadece baktı.
Ona...
Ve birlikte yarattıkları bu küçük, sıcak, huzurlu hayale.
Yasemin küçük kızı kucağına aldı. Küçük kız “baba!” diye bağırarak Mert’e koştu.
Mert gülümsedi.
İlk defa bu kadar huzurluydu.
İlk defa… tamamlanmış gibi hissediyordu.
Yasemin, Mert'in kuçağındaki kızına baktı ve, "sizi çok seviyorum bunu biliyorsunuz değilmi? ". Dedi
Mert'in gözleri dolmuştu, rüyamıydı bunlar? Eğer rüyaysa uyanmak istemiyordu.
Mert kucağındaki küçük kızın saçını öpüp koklamaya başladı.
Mert'in gözleri doldu. " Bende sizi çok seviyorum ". Dedi
Ama o an…
Gökyüzü karardı.
Yapraklar dökülmeye başladı.
Çocuğun gülüşü sustu, Yasemin’in yüzü silikleşti.
Mert uzanmak istedi…
Yasemin’e, kızına o huzurlu ana…
Ama elleri titriyordu.
Bedeni ağırlaşmıştı.
Her şey kararıyordu.
Ve o an…
Uğuldayan bir sesle birlikte, gerçeklik onu geri çağırdı.
"Hastanın nabzı düşüyor! Koş doktoru çağır! "
"Geldim! Geldim! "
Odanın önündeki herkes birden ayaklandı. "Neden doktorlar oğlumun odasına koşuyor! Engin birşey oluyor! Engin oğlumuza bir şey oluyor! ". Diyerek fenalaştı zehra hanım.
" Hayır, hayır... Öyle bir şey olamaz, hayır merte bir şey olmaz! ". Diye sayıkladı yasemin
(Hastane Odası)
Kalp monitörünün sesi inceldi, çizgi dalgasızlaşmaya başladı. Odaya koşan doktorlar ve hemşireler hemen müdahaleye başladılar.
-"Hemen adrenalin! Hazırla!”
-"Şok cihazını getirin! Nabız sıfırlandı!”
Yasemin odaya doğru bir adım attı ama biri kolundan tuttu. Engin beydi
-"Dur, Yasemin... Giremezsin. Onlar müdahale ediyor.” dedi göz yaşlarını saklamaya çalışarak.
-"Hayır! Bırak beni! Yalvarırım bırak beni baba! ” diye bağırdı Yasemin, gözleri dolmuş, nefesi kesilmişti.
Gözyaşları yüzünden süzüldü, yazması kaymıştı. Yüzündeki morluklar acıdan çok utançla parlıyordu.
— “Mert! Mert ne olur gitme… bak ben buradayım. Sensiz ne yaparım ben? Mert! Beni bırakma…” diye hıçkırdı Yasemin.
(Mert’in Zihni – Rüya Devamı / Arada Kalma Hali)
Mert, bir anda kendini sisli bir alanda buldu. Ne gökyüzü vardı ne toprak… Her yer griydi.
Uzaktan bir çocuk sesi duyuldu.
— “Baba? Nereye gidiyorsun… bırakma bizi”
Mert döndü, ama kimseyi göremedi.
Sonra Yasemin’in sesi fısıltıyla duyuldu:
— “Lütfen kal… Yalvarırım, kal…”
Mert yürümeye çalıştı. Ama adımları ağırlaşıyordu. Gidiyordu. Bir yerlere… ama nereye?
Tam karanlığa karışacakken...
Bir sıcaklık hissetti.
Avcunun içinde bir el… zar zor hissediliyordu.
“Seni seviyorum,” dedi o ses.
Mert’in gözleri hafifçe aralandı.
(Hastane Odası)
-"Nabız dönüyor! 60… 65… 72! Devam!”
-"Stabil! Hasta hayata dönüyor!” dedi doktor, alnındaki teri silerken.
Yasemin nefessiz kalmış gibi yere çöktü.
“Teşekkür ederim… Allah’ım teşekkür ederim…”
Engin yere çömelip Yasemin’e sarıldı. Ama Yasemin sadece cama bakıyordu, Mert’in yattığı odanın içine.
Herkes kantine karnını doyurmaya inmişti, binevi küçük bir kutlama ,küçük bir sevinç.
Yasemin inmemişti, bir süre sonra açelya yukarıya çıktı, elinde simit ve çay vardı, yasemine doğru ilerledi.
Yasemin açelyayı görünce, yorgun sesi ile "gerek yoktu açelya". Dedi
" Dünden beri hiç bir şey yemedin! ". Dedi açelya
Yasemin küçük bir parça simit aldı. Ve sahra elinde bir çanta geldi.
" Bunlar ne? ". Diye sordu Yasemin
" Mert muhtemelen bugün uyanır, ee kocanın karşısına süslenip çıkmak istersin bence! ". Dedi sahra
Yasemin gülerek. " Şakamısın kızım sen! Tam aklımdan bu halimle nasıl çıkıcam diye düşünüyordum! ". Dedi
Açelya, sahraya gözlerini devirdi.
" Esra teyzeyi ve barış amcayı eve bırakırken, bunları da aldım evinden! ". Dedi sahra.
Yasemin ayağa kalktı. Sahra ve açelya yaseminin yüzündeki morluğa baktı, " Bu ne! ". Dediler aynı anda
Yasemin yüzünü saklayarak. " Bir şey yok, lavaboya gittim, çok uykuluydum, kapıya çarpmışım! ". Dedi
" Emin misin? ". diye sordu açelya
" Evet! Birşeyim yok! ". Diyerek üstünü değişmeye gitti yasemin,
poşeti açtığında içinde çok güzel, krem renginde bir elbise vardı.
Elbiseyi giyindi, sonra da makyajını yaptı, ama bolca yaptı ki morluk gözükmesin, şal takacağı için boğazı da gözükmeyecekti.
Şalını taktı ve parfümünü sıkıp, eşyaları topladı ve geri koridora yöneldi.
"Ohaa aşşırı güzel olmuşsun yenge! Abim tekrardan aşık olacak sana! ". dedi açelya.
Sahra sevinerek. " Ayy evet çok güzelsin! ". Dedi
Yasemin koltuğa oturdu ve üzgün bir şekilde. "Mert iyi olsun da, başka bir şey istemiyorum!". Dedi
" İyi olacak! ". Dedi açelya
Önce eymen geldi, ve yaseminin yanına oturdu. Sonra da oğuzhan geldi, sahranın yanına oturdu . Açelya direkt sahranın yanından kalkarak, Eymen'in yanına geçti.
Kimse birbirinin yüzüne bakmıyordu. " Müjdemi isterim! Hastamız gözünü açtı! ". Diye bağıran doktor ile irkildiler.
" Ne-nasıl? Mert uyandı mı, görmek! Görmek istiyorum! ". Diye sevinçle yerinde duramadı yasemin.
" İkişer ikişer girip 5dakika kalın, hastayı fazla rahatsız etmeyin, oğuzhan ve eymen, gelsin dedi ". Dedi doktor.
Yasemin geri yerine oturdu üzüntü ile. Eymen, oğuzhanın suratına bakmayarak, direkt odaya girdi, arkasından oğuzhan girdi.
Eymen sıkıca Merte sarıldı. " Kardeşim! Hoşgeldin aramıza! ". Dedi
Mert kısık ve boğuk sesi ile. " Hoşbuldum dalyarak Eymen! ". Dedi
Eymen, Mert'ten ayrıldı ve oğuzhan sarıldı,
Koltuğa ayrı ayrı oturdular.
Mert bunu fark etti. " Ne oluyor oğlum size? Ne bu tavırlar! ". Dedi
" Bilmem oğuzhan adlı şahısa sor! ". Dedi Eymen.
Oğuzhan sinirle. " Bana bak oğlum-".
Mert sakın kalmaya çalışarak. "Size bir soru sordum! ". Dedi
Eymen sinirle Oğuzhan'a bakarak. " Hadi söylesene! Yasemine bağırıp çağırdım desene! ". Diye bağırdı.
Oğuzhan sabır çekerek. " Ya oğlum-".
Mert, oğuzhanın sözünü kesti.
"Ne bağırması! Ne diyorsunuz oğlum siz!". Dedi mert sinirle. Bağırdıktan sonra göğsü ağrımıştı elini göğsüne götürdü mert.
" Onu suçladım senin kaza yapmanla! ". Diye bağırdı oğuzhan.
Mert ağrıyan yerini tutarak, konuşmaya çalıştı. " Lan onun ne suçu var! Bana birşey olsa gerçekten böyle mi emanetime sahip çıkacaksınız! Ben size güvenmeyeceğim de kime güveneceğim oğlum! ". Dedi
Oğuzhan sinirle ayağa kalktı. " Napim oğlum! Korktum! Sana birley olacak diye, haberi alınca, hastaneye nasıl geldiğime bi ben bi allah biliyor! ". Diyerek odadan çıktı oğuzhan.
" Bu yüzden mi kavga ettiniz? ". diye sordu Mert, Eymen'e.
" Şey evet, o Yasemine bağırınca bende ona bağırdım! ". Dedi Eymen üzgünce
"Eymen". Dedi Mert sakince.
" Efendim kardeşim! ". dedi Eymen
" Yasemin çok üzüldü mü? ". Diye sordu Mert.
" Hemde nasıl, 2 gündür aralıksız ağlamaktan yüzü gözü şişti, ağzına bir lokma yemek sokmadı, açelya ve sahra ile birlikte ara ara zorla şu içirdik! ". Dedi Eymen üzülerek.
Herkes odaya girip Merti gördü, yasemin dışında.
Herkes odadan çıkınca, yasemin artık umudunu kaybetmişti.
Açelyanın. " Abim seni çağırıyor! ". demesi ile irkildi.
Heyecandan eli titredi. Yavaşça kapıyı tıklatıp girdi.
Merti biraz daha iyi görünce çok sevinmişti.
Yasemin hiç bir şey demeden, Mert'in baş köşesindeki koltuğa oturdu.
Birden mert. " Seni sona sakladım! ". Dedi.
Yasemin çok sevinmişti bu cümleden sonra, ama belli etmemeye çalıştı.
" Şey, bende sandım ki, benim yüzümü bir daha görmek istemiyorsun, o yüzden çağırmadın beni". Dedi yasemin
"Saçmalama yasemin, neden yüzüne bakmayayım? Kaza ile hiç bir suçun yok bunu kafana sok! ". Dedi Mert
Yaseminin gözleri dolmuştu, ve zorla konuşmaya çalışarak. " Ben çok korktum sana bir şey olacak diye, çok korktum Mert! ". Dedi
" Hayır saçmalama Yasemin, bi dakika sen ağlıyormusun, yasemin? ". Dedi Mert şaşkınlıkla.
Yasemin kendini tutamaz ve ağlar.
" Sen harbi ağlıyormusun? Bak sapasağlam karşındayım, gel buraya". Diyerek yasemini göğsüne koyar.
"Ağlama, bana hiç bir şey olmaz, Rabbim izin vermedikçe! ". Der
Yasemin'in ağlaması durmaz.
" Sen ağlıyorum ayağına, kaslarımı mı yokluyorsun? ". Der Mert
Yasemin direkt kalkar ve yerine oturur. "Saçmalama". Der panikle.
Mert hafiften gülerek. " Özlemişim seni sinir etmeyi! ". der
Ve devam eder Mert.
" Bir rüya gördüm". Dedi iç çekerek
"Ne rüyası? 5 sarışınla havuz keyfi falan mı?! ". Dedi yasemin sinirle.
Mert gülerek. " Güldürme beni, canım acıyor". Dedi
"Güzel bir rüyaydı, hiç bitmesin istedim, beni hayata döndüren de o rüya oldu! ". Dedi Mert.
" Ne rüyasıymış o, o kadar önemli? ". Dedi yasemin kıskanarak.
" Söyleyemem! ". Dedi Mert.
Yasemin sinirle. " Ne demek söylemeyeceğim? Tamam o zaman bende bu akşam yatarken, rüyamda 5 6 tane kaslı, yakışıklı, erkekler gör-"
Mert sinirle yerinden kalkmaya çalıştı, karnını tutarak. " Devamını getirme Yasemin! Zararlı çıkarsın! ". Dedi
" Umrumda değil! ". Dedi Yasemin
Mert kıskandığını belli etmemek için konuyu değiştirmeye çalıştı
" Ayrıca kocan burada ölüm döşeğindeyken, sen süslenip püslenmişsin, hayırdır? ". Dedi
" Tabiki! Üzleceğimi falan mı sanıyordun? Böyle ağlayıp sızlayacağımı falan mı? ". Dedi yasemin
Bölüm etkileşimi
