30. bölüm / 52
YASEMİN ÇİÇEĞİNİ SEVER MİSİN?30. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 30. Bölüm
- 1 1. Bölüm ✿1.390 kelime
- 2 2. Bölüm ✿1.488 kelime
- 3 3. Bölüm ✿1.680 kelime
- 4 4. Bölüm ✿1.486 kelime
- 5 5. Bölüm ✿1.994 kelime
- 6 6. Bölüm585 kelime
- 7 7. Bölüm779 kelime
- 8 8. Bölüm798 kelime
- 9 9. Bölüm833 kelime
- 10 10. Bölüm610 kelime
- 11 11. Bölüm869 kelime
- 12 12 . Bölüm1.177 kelime
- 13 13. Bölüm806 kelime
- 14 14. Bölüm803 kelime
- 15 15. Bölüm1.032 kelime
- 16 16. Bölüm1.835 kelime
- 17 17. Bölüm1.716 kelime
- 18 18. Bölüm1.945 kelime
- 19 19. Bölüm1.978 kelime
- 20 20. Bölüm2.023 kelime
- 21 21. Bölüm2.155 kelime
- 22 22. Bölüm1.942 kelime
- 23 23. Bölüm1.910 kelime
- 24 24. Bölüm1.829 kelime
- 25 25. Bölüm1.981 kelime
- 26 26. Bölüm1.834 kelime
- 27 27. Bölüm2.146 kelime
- 28 28. Bölüm2.108 kelime
- 29 29. Bölüm2.084 kelime
- 30 30. Bölüm2.084 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 31. Bölüm1.988 kelime
- 32 32. Bölüm1.827 kelime
- 33 33. Bölüm1.559 kelime
- 34 34. Bölüm1.635 kelime
- 35 35. Bölüm1.559 kelime
- 36 36. Bölüm1.140 kelime
- 37 37. Bölüm2.042 kelime
- 38 38. Bölüm1.734 kelime
- 39 39. Bölüm2.143 kelime
- 40 40. Bölüm1.944 kelime
- 41 41. Bölüm2.119 kelime
- 42 42. Bölüm2.301 kelime
- 43 43. Bölüm2.576 kelime
- 44 44. Bölüm2.084 kelime
- 45 45. Bölüm2.524 kelime
- 46 46. Bölüm2.222 kelime
- 47 47. Bölüm2.104 kelime
- 48 48. Bölüm2.291 kelime
- 49 49. Bölüm2.007 kelime
- 50 50. Bölüm1.978 kelime
- 51 51. Bölüm2.146 kelime
- 52 52. Bölüm2.427 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kapı çaldı, Yasemin kapıyı açtı, Mert kapının arkasındaki koltukta oturduğu için gözükmüyor du.
Kapı açılır açılmaz, babası barış bey sinirle. "Bir tane zibidi getirmiş yine park etmiş arabasını kapımızın önüne! , bi ayar çekmek lazım Şunlara! ". Dedi
Mert lafa atlayıp ortaya çıktı ve. " Babacım o benim arabam! ". Dedi
Esra hanım ve barış bey birbirlerine baktılar. Ve ayakkabılıktaki Mertin ayakkabısını sonradan fark ettiler, içeriye girdiler.
" Hoşgeldin oğlum! ". dediler aynı anda. Mert esra hanımın elindeki poşetleri alıp ellerini öptü, ve poşetleri masanın üzerine bıraktı.
Yasemin gülümseyeyerek onu izledi. (O da artık uğraşıyor , benim gibi... Ailenin gerçek damadı gibi davranıyor!)
Saat akşam 11e geliyordu. Yemek masasına oturmuş sohbet ediyorlardı. "Oğlum o senin baban, belli etmesede, o da çok üzülüyor, şirkette gün boyu suratı asık geziyor". Dedi barış bey, Merte.
Mert ağzındaki lokmasını yutarak. " O konuları açmayalım babacım, sinirliyim çünkü hâlâ , bi patlak verebilirim istemeden". Dedi
"Haklısın oğlum, ama sakinleşince mutlaka babanla konuş, olur mu? ". Dedi barış bey.
Mert başını salladı.
" Hadi kızım çay koy bize". Dedi esra hanım.
Yasemin kalkıp çay koydu, ve masadaki boş tabakları topladı, yasemin son kalan tabakları almak için tam arkasını dönecekken, arkasında Merti gördü, elinde tabaklar ile,
Yasemin gülümseyeyerek tabakları Mertin elinden aldı. "Yardıma ihtiyacın var mı? ". Diye sordu Mert.
" Sen otur, ben hallederim, istediğin bir şey olursa seslen. " Dedi yasemin
Mert, Barış bey ile televizyon karşısına geçip haber açtılar, esra hanım da çay tepsisini hazırladı. Ve birlikte, haber izleyen kocalarına baktılar.
Esra hanım, gizlice göz yaşlarını silerek. "Rüya gibi, sen daha yeni büyürken, biz babanla bugünlerin hayalini kuruyorduk! Ve şimdi gerçek oldu". Dedi
Yasemin tezgaha yaslanarak, onlara baktı ve. " Çok tatlı değiller mi anne?". Dedi. Ve Mertin, Barış beye gülerek bir şey anlatmasını izliyordu. "Mertin gamzesi çok güzel". Dedi fark etmeden.
Esra hanım gülerek Yasemin'e baktı. Ve çayı alıp, orta sehpaya koydular bardakları dağıttı yasemin ve çaylarını içerek sohbet ettiler.
" Hadi bize müsade, allah rahatlık versin size". Diyerek uyumaya gitti barış bey ve Esra hanım.
Mert ve yasemin uzun bir süre sessizlikte yanlız kaldılar. "Yasemin uykum geldi". Dedi Mert.
Yasemin çay bardaklarını toplayıp, askılıktaki Mertin çantasını Merte verdi, ve merdivenden, Yasemin'in odasına gittiler. Yasemin odasının kapısını kapatıp.
" Kusura bakmayın Mert bey, büyük bir giyinme odası ve banyosu yok odamın ama idare eder! ". Dedi yasemin
" İdare ederiz, ama koltuk da mı yok? ". Dedi Mert.
" koltuk yok! Sen yerde yat, bende yatağımda! ". Dedi yasemin.
" Ne münasebet! Sen yerde yat! Ayrıca dolabım hangisi? ". Dedi Mert.
Yasemin imalı bir bakış ile. " Benim odam! Benim kurallarım, bu sözler sana bir şeyi hatırlattı mı? Ayrıca dolabım derken? Yarın gitmiyormusun?". Dedi
" Yoo bir şey hatırlamadım, ayrıca b12 var bende, az önce çay içtiğimi unuttum mesela! Ve evet gitmiyorum, sen bizim evde kalıyorsun ben neden sizin evde kalmayayım.". Dedi Mert.
Yasemin istemsizce kahkaha atarak, " Az önce içtiğin çayı unuttun, öyle mi? yani az önce içtiğin çayı hatırlıyorsun. Şu yalan konusunda keşke biraz daha becerikli olsan! ". Dedi
Yasemin etrafına bakındı, sonra yerde Mert'e uygun olabilecek birkaç yastık ve ince bir örtü bulup eline verdi.
"Al, yerde rahat edersin diye düşündüm... Sırtın tutulmasın sonra."
Mert, yastıklara bakarak homurdandı.
"Yasemin, ben askerlik yaptım. Dağda, taşta yattım... Ama bu kadar sert bir zemin hatırlamıyorum."
Yasemin kaşlarını kaldırdı.
"Ne yapalım Mert bey? Gel koynumda mı yat diyeyim? ". Dedi
Mert sırıtarak. " Olur valla, neresi yanlış? Dini Nikahli, resmi nikahlı karım değilmisin? ". Dedi
(Yani haklıydı? Ama bir şeyler yanlıştı? Artık saçımı Mert'ten saklamama gerek yok, görmesini istiyordum artık?) . Diye iç geçirdi yasemin.
Mert yasemine yastık fırlatarak. " Yasemin'in yine owerthink saati geldi? Ne düşünüyorsun ". Dedi.
" Hiiç öyle, boş şeyler". Dedi yasemin
"Bu vicdansızlığını asla unutma tamam mı yasemin! ". Diye trip atarak, yerdeki yorganın altına girdi Mert.
" Triplere bak ya? Neyse o kafanı yorganın altından çıkarma, üsütümü değiştireceğim! ". Dedi yasemin.
Mert akında başını yorganın altından çıkardı, ve yaseminle göz göze geldiler, yasemin elinde terlikle, Mertin başında bekliyordu.
" Biliyordum yorganı açacağını". Dedi yasemin.
Ve kıyafetlerini alıp odadan çıktı ve odaya geri geldiğikde mertin uykuya daldığını gördü, ve odaya rahatça girdi. Önce makyaj masasının önünde saçını taradı sonra ışığı kapatarak yatağa girdi.
-----
Sabah, pencerenin ince tülünden sızan gün ışığı odaya dolmuştu. Yasemin gözlerini ovuşturarak uyandı. Gözlerini kısarak tavana baktı, sonra hızla başını çevirdi. Mert hâlâ yerde yatıyordu.
Ama...
Yorgan yarıya düşmüş, Mert iki yastığın arasında garip bir pozisyonda yatıyordu. Ağzı hafif aralık, saçları dağınıktı.
Yasemin kıkırdamamak için yastığını ısırdı.
(İşte koskoca şirket yöneticisi, yerde yatan bir pandaya dönmüş…)
Tam doğrulacaktı ki Mert aniden gözlerini açtı.
“Ne gülüyorsun sabah sabah?” dedi, sonra gözlerini kısarak. “Rüyanda beni mi gördün yoksa?”
Yasemin gözlerini devirdi.
“Senin gibi biri rüyaya bile girmez merak etme, ayrıca girsen bile, o rüya değil, kâbus olur! "
Mert esnedi, kalktı ve gerinmeye başladı.
"Felç oldum galiba, sırtımı, kolumu, omuzumu hissetmiyorum, ulan yasemin...! ". Diyerek aniden kafasının altındaki yastığı alıp, Yasemin'in suratına fırlattı Mert.
Yasemin önce şaşırdı, sonra gözünün önüne gelen saçını kaldırıldı, ve " Şimdi sıçtım ağzına Mert". Bakışı attı , yatağın altına uzanıp beyzbol sopasını çıkardı.
Mertin göz bebekleri büyüdü ve. "Hassiktir şimdi sıçtım! ". Dedi
Yasemin yavaşça Merte doğru yürüdü, Mert ayağa kalkıp geri çekildi, en son duvara çarptı mert.
Yasemin şeytani bakışlar attı Merte. Mert aklına gelen bahane ile. " Yasemin! Saçların açık kalmış, bence git topla, kapat, ben beklerim bu köşede". Dedi
"Dini nikahlı kocacığım! Olur mu hiç öyle şey, sende görmelisin saçlarımı, dün çok haklı konuştun çünkü-". Dedi yasemin ve elindeki sopayı Mert'e doğru yaklaştırdı Mert hızlı bir şekilde odadan kaçtı,
Yasemin üstüne hırka ve yazma alarak, sinirle odadan çıktı, ve kovalamaca başladı evde, Mert en son merdivenden alt kata indi, Yasemin de peşinden indi. Ve salona vardılar.
"Çocuklar? ". Diye bir sesle irkildiler. Yavaşça başlarını kaldırıp, , masada kahvaltı yapan, esra hanımı ve barış bey ile göz göze geldiler,
Yasemin direkt beyzbol sopasını arkasına sakladı.
Mert koşarak, esra hanım ve barış beyin arkasına geçti, " Şükürler olsun ki evdesiniz , yoksa bu kızınız beni öldürecek! ". Dedi
" Yasemin ne oluyor kızım? Ne yapıyorsun?". Dedi barış bey
Yasemin gülümsemeye çalışarak toparlandı. Elindeki beyzbol sopasını yavaşça koltuğun arkasına bırakırken, ses tonunu yumuşattı:
"Hiç baba ya... Sabah esnemesi! Mert’e biraz spor yaptırıyordum , göbeği çıkmış. " Dedi
Esra Hanım kaşlarını kaldırarak baktı.
"Spor derken... beyzbol sopasıyla mı?"
Mert başını iki yandan çıkarıp dramatik bir ifadeyle:
"Bu sabahı sağ atlattıysam tamamen ilahi müdahale... Ya da sizin kahvaltınıza denk gelmem sayesinde!"
Barış Bey başını iki yana sallayarak homurdandı:
"Biz de diyoruz niye hiç çocuk düşünmüyorlar… Daha kendileri çocuk bunlar."
Esra Hanım elindeki zeytin tabağını Mert’e uzattı.
"Oğlum otur, bak sinir sistemin çökmüş. Şunu ye, sakinleşirsin."
Yasemin de utanarak masaya yanaştı.
“Anne ya… Şaka yapıyorduk işte.”
Esra Hanım, ekmeğe reçel sürerken bakışlarını ikisine çevirdi.
“Şaka değil o, kızım. O bildiğin sopayla tehdit. Mert ağzını bile açamadı, zavallım!”
Mert bir yudum çay aldıktan sonra:
"Yani vallahi evlilik güzelmiş ama her sabah beyzbol antrenmanı şart mı bilemiyorum."
Yasemin gözlerini devirdi.
"Drama kraliçesi." Dedi Mert'e
Mert , Yasemine bakarak. "sopalı Rapunzel".
deyince, Barış Bey kahkaha attı.
“İyi ki geldiniz ya, ev neşelendi vallahi!” dedi.
"Karıcığım sinirin geçtiyse, bir dışarıya dolaşmaya falan çıkalım diyorum, tabi esra annem, ve barış babam izin verirse! ". Dedi Mert
Yasemin gülümseyerek, elindeki bıçağı sıktı ve. " Tabi ki çıkalım canım! ". Dedi.
Mert, Yasemin'in alttan alttan ettiği tehditleri anlamıştı ve yasemine bakarak başını salladı.
Esra hanım ve barış bey, aynı anda. " Tabi ki gidin oğlum! ". Dediler
" Ben gidip hazırlanıyım! ". Diyerek odasına çıktı yasemin.
" Oğlum, yasemin zır deli, fazla sinirlendirme onu, bu sefer seni biz bile kurtaramayız! ". Dedi barış bey.
Sonra Merte fısıldayarak. " Annesine çekmiş! ". dedi
Mert gülmemek için kendini zor tuttu. " Bir şey mi dedin hayatım?". Dedi esra hanım, barış beye,
"Yok hayatımın anlamı bir şey demedim". Dedi barış bey.
" Bende gidip üstümü giyineyim, pijamalarla indim sofraya kusura bakmayın ". Diyerek yaseminin odasına ilerledi mert
" Ne giyeceğim ben ya? ". Diyerek dolabına bakındı yasemin ve kapı çaldı.
" Gir! ". Dedi yasemin, mert geldi.
" Ne oldu neden geldin başımın belası?". Dedi yasemin
Mert kapıyı kapatarak. "Senin yüzünden pijama ile çıktım annemlerin karşısına, şimdi üstüme düzgün bir şeyler giymeye geldim, anladın? ". Dedi
" Anladım, ama önce çık odadan, ben giyineceğim, sonra sen giyinirsin". Dedi yasemin
"Hayır önce ben giyineceğim! ". Dedi Mert
Yasemin sabır çekerek odadan çıktı.
Kıyafetlerini giyindikten sonra, Mert Yasemin'in duvarına baktı, ve duvarda tabloların üzerindeki harika sanat eserleri ile doluydu. " Vay canına! Bı tablolar çok iyi, nerden aldın? ". Diye sordu.
Yasemin gülerek. " Ben çizdim! ". Dedi
" Hadi canım! Lan bunlar harbi çok iyi olmuş, hiç resim yeteneğinden bahsetmedin! ". Dedi mert
Yasemin iç çekerek. " Benim küçüklük hayalimdi ressam olmak, güzel ama mütevazi bir atöylem olsun, içerisinde benim tablolarım, falan işte, ama maalesef durumumuz yetmedi, ve işletme okudum, müdürlüğe atandım, önce otelde işe girdim, sonrasını biliyorsun! ". Dedi
" Asla vazgeçme yasemin! Geç değil". Dedi mert.
"Ben artık hayal kurmayı bıraktım mert". Dedi yasemin.
----
Mert Yasemin’i deniz kenarına götürdü. Birlikte sessizce yürürlerken, rüzgâr şalını hafifçe savuruyordu. Yasemin, durdu ve denize doğru bakarak konuştu:
“Biraz da gerçek hayattan konuşalım Mert.”
Mert başını salladı. “Haklısın.”
Yasemin bakışlarını kaçırmadan devam etti:
“Biz boşanınca... tekrar evlenecek misin? Ya da boşanınca İstanbul’da mı kalacaksın? Planın ne?”
Mert iç geçirdi, biraz düşünerek cevapladı:
“Tekrar evlenmem ya. Yeter de artar zaten bu kadarı. İstanbul’da kalırım belki... Ama kafam eserse yurt dışına çıkarım. Peki ya sen?”
Yasemin başını hafifçe eğdi.
“Ben de tekrar evlenmek istemiyorum... Ama muhtemelen amcamlar beni zorla birine verir.”
Mert kaşlarını çattı. “Nasıl yani ya? Ne zorlası?”
Yasemin acı acı gülümsedi.
“Seninle boşandıktan sonra bana, ‘bir kocayı bile elinde tutamadın, dul kaldın, evlendireceğiz seni, milletin diline düşüreceksin’ diye bağırıp çağırırlar. Tanımıyorsun onları... onlar için kadının değeri, evli olup olmamasıyla ölçülüyor.”
Mert durdu. Yasemin’in yüzüne baktı. Gözleri ciddileşmişti.
“ne evlenmesi ya? Saçmalama Yasemin. Olur mu öyle şey?” dedi ama sesi biraz titrekti.
Yasemin, rüzgârda savrulan şalını düzeltti.
“Beni hiç duymuyorsun Mert... Senin için saçma ama ben böyle büyüdüm. Böyle koşullarda... Kendi kararlarını bile alamadan.”
Mert yumruklarını sıktı. Birkaç adım attı, sonra durdu.
"İlla böyle bir şey olacak diyorsan, istanbul dışında , başka bir şehirde sana ev alırım, rahat bir şekilde yaşarsın, kimse sana ulaşamaz". Dedi
" Olmaz öyle şey mert, zaten şunun şurasında 3. Ayımız bitti , kaldı 3 ay". Dedi yasemin
"Ne 3 ayı ya? Daha 7 ay var? Anlaşmamız 1 yıl değil miydi? ". Dedi Mert.
" Öyleydi, sonra pikniğe gittiğimiz gün, gelip bana , anlaşmayı 6 aya indirelim, yapamam falan dedin ya". Dedi Yasemin
Mert içinden sinirle. (Hassiktir, beynimi sikeyim ya, neden öyle bir bok yemişim ben!) dedi.
"Birden unutmuşum ya? ". Diyerek konuyu değiştirdi Mert.
Banka geçip oturdular, Yasemin merakla. "Ee klüpü kapattın değil mi? ". Diye sordu.
" Evet babam öğrendiğinden beri, hiç gitmedim, kapattım orayı, muhtemelen devrediceğim, artık şarkı falan , istemiyorum!". Dedi Mert
"Saçmalama Mert! O şarkı söylediğiniz Mekan, senin hayalindi! Hemen böyle pes edemezsin! Olmaz." Dedi yasemin
Mert ayağa kalkarak. "Bekle arabadan hırkamı alıp geleyim, hava serinledi ". Dedi ve arabasının yanına gitti.
Mertin telefonu bankın üzerindeydi, ve birden bildirim geldi, Yasemin etrafına baktı önce, sonra telefonu eline aldı.
MERT DOĞUM GÜNÜNE SON 2 HAFTA 25 YAŞINA GİRİYORSUN! 👋
Yasemin bildirime bakakaldı. " Mertin doğum günü! Öğrendiğim iyi oldu! ". Dedi kendi kendine, ve telefonun ekranını kapattı, ve mert geldi, hırkasını Yasemin'in omzuna koydu.
" Artık bana iyi davranıyorsun mert! ". dedi yasemin,
Mert oturarak. " Nasıl yani? ". Diye sordu.
" Yani bi ilk zamanlarımıza bakıyordum da, bana fazlası ile sert ve kötü davranıyordun! ". Dedi yasemin
Mert hafifçe güldü ve , " O zamanlar öyleydi tabi! ". Dedi
Yasemin ,Mert'in gözlerine bakarak. "Ne değişti? ". Dedi
Mert o an sessizliğe büründü. Ve " Seni gerçekten tanıdım! Ve alıştım, belki ondandır! ". Dedi
Yasemin birden gülerek. " Keşke bide sarhoş olduğun gece yaptıkalrını hatırladan, utanırsın! ". Dedi
" Hatırladım maalesef, ve evet utanıyorum hâlâ! ". dedi mert.
Yasemin'in yanakları kızardı ve. " Gerçekten hatırlıyor musun? ". Dedi
" Aynen o şarkıyı iğrenç bir şekilde okuduğumu hatırlıyorum! ". Dedi mert.
Yasemin bunu duyunca sinirle ayağa kalktı ve mertin yakasına yapışarak. " Ya herşeyi hatırlıyorsun! Ama gelip benim dudaklarıma yapıştığını ve iltifat ettiğini hatırlamıyorsun! ". diye bağırdı
Mert şok olmuş bir şekilde yasemine baktı ve. " Oha lan! Harbi mi! Yaptım mı öyle bir şey! ". Dedi.
(Allah kahretsin, ağzımdan kaçırdım, keşke sussaydım). Dedi yasemin içinden
" Yoo bir şey demedim ben". Diyerek ge oturdu yasemin
Bu bölümde eymen ve oğuzhan yoktu, Eymeni ve boş şakalarını özlediniz mi?
Kitabımı okuyup beğenenler beni de takip edebilirmi 🌺🤍
Bölüm etkileşimi
