25. bölüm / 52
YASEMİN ÇİÇEĞİNİ SEVER MİSİN?25. Bölüm
Bölümler 52Şu an: 25. Bölüm
- 1 1. Bölüm ✿1.390 kelime
- 2 2. Bölüm ✿1.488 kelime
- 3 3. Bölüm ✿1.680 kelime
- 4 4. Bölüm ✿1.486 kelime
- 5 5. Bölüm ✿1.994 kelime
- 6 6. Bölüm585 kelime
- 7 7. Bölüm779 kelime
- 8 8. Bölüm798 kelime
- 9 9. Bölüm833 kelime
- 10 10. Bölüm610 kelime
- 11 11. Bölüm869 kelime
- 12 12 . Bölüm1.177 kelime
- 13 13. Bölüm806 kelime
- 14 14. Bölüm803 kelime
- 15 15. Bölüm1.032 kelime
- 16 16. Bölüm1.835 kelime
- 17 17. Bölüm1.716 kelime
- 18 18. Bölüm1.945 kelime
- 19 19. Bölüm1.978 kelime
- 20 20. Bölüm2.023 kelime
- 21 21. Bölüm2.155 kelime
- 22 22. Bölüm1.942 kelime
- 23 23. Bölüm1.910 kelime
- 24 24. Bölüm1.829 kelime
- 25 25. Bölüm1.981 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 26. Bölüm1.834 kelime
- 27 27. Bölüm2.146 kelime
- 28 28. Bölüm2.108 kelime
- 29 29. Bölüm2.084 kelime
- 30 30. Bölüm2.084 kelime
- 31 31. Bölüm1.988 kelime
- 32 32. Bölüm1.827 kelime
- 33 33. Bölüm1.559 kelime
- 34 34. Bölüm1.635 kelime
- 35 35. Bölüm1.559 kelime
- 36 36. Bölüm1.140 kelime
- 37 37. Bölüm2.042 kelime
- 38 38. Bölüm1.734 kelime
- 39 39. Bölüm2.143 kelime
- 40 40. Bölüm1.944 kelime
- 41 41. Bölüm2.119 kelime
- 42 42. Bölüm2.301 kelime
- 43 43. Bölüm2.576 kelime
- 44 44. Bölüm2.084 kelime
- 45 45. Bölüm2.524 kelime
- 46 46. Bölüm2.222 kelime
- 47 47. Bölüm2.104 kelime
- 48 48. Bölüm2.291 kelime
- 49 49. Bölüm2.007 kelime
- 50 50. Bölüm1.978 kelime
- 51 51. Bölüm2.146 kelime
- 52 52. Bölüm2.427 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
En alttan müziği açmayı unutmayın😊
"Hoşgeldiniz YASEMİN HANIM!". Dedi, girişteki güvenlik.
" Hoşbulduk! Kolay gelsin, arkadaşlar". Diyerek asansöre ilerledim
Olduğumuz kata gelince, asansörden indim, ve tam Mert'in odasına ilerleyecekken, odamın tadilatının bittiğini hatırladım ve odama girdim,
Yazarın anlatımı ile :
Yasemin elindeki kahveyi masasına bıraktı, e-maillerini kontrol ediyordu ki dış kapının önünde yüksek sesler geliyordu. Bu Mert'in sesi miydi?
Arkasından Ege’nin sesi yankılandı koridorda.
Yasemin merakla kapıyı açıp onlara baktı.
“Vay, bugün şirketin altın çocuğu da teşrif etmiş.” dedi Ege
Mert durdu, başını çevirip soğuk bir bakış attı. “Senin çalışmak gibi bir alışkanlığın yok sanıyordum Ege.”
Ege hiç çekinmeden karşılık verdi:
“Senin de şirkette görünmek gibi bir alışkanlığın yok ama bakıyoruz her gün daha soğuk biri olarak karşımıza çıkıyorsun.”
Koridordaki birkaç çalışan kulak kabartmıştı bile.
Yasemin'in iç sesi. ( Mert sabah erkenden evden çıkmıştı ve daha yeni mi şirkete geliyordu? Kaç saattir neredeydi? Kaşı mı kanıyor onun? patlamış kaşı resmen)
“Lütfen, daha sabah. Tartışmayın, insanların gözü üzerinizde.” dedi Yasemin ve elini Mert'in kanayan kaşına doğru götürdü,
Yasemin panikle. "Kaşın patlamış Mert!". Dedi .
Mert geri çekildi ve yaseminin eli boşlukta kaldı.
Mert sinirle. " Sen bir de karşı tarafı gör! ". Dedi
Sonra Mert gözünü Yasemin’e çevirdi, o tanıdık keskin tonda:
“Eğer insanlar bizim üzerimize bu kadar göz dikiyorsa, demek ki bazı arkadaşlar haddinden fazla ilgililer etrafa.”
Ege bir adım öne çıktı. “Kimi kastettiğini açıkça söyle Mert. Erkek gibi.”
Bir anda ortam gerildi. Yasemin araya girmese, yumruklar konuşabilirdi.
“Mert! Yeter artık, iş yeri burası. Dışarıda kavga edecekseniz gidin ring kiralayın ama burada değil.”
Bir sessizlik oldu. Mert Ege’ye dik dik baktı, sonra Yasemin’e.
“Soğuk davranıyorum diye suçlu ben miyim Yasemin? Aramızda sadece evlilik değil, mesafe de var farkındaysan.” dedi
Ege bir kahkaha atarak,
“Mesafe mi? Sizinkisi zaten evlilik değil. Bildiğin iş ortaklığı... Hem de duygusuz bir tanesi.”
Bu cümle, Yasemin’in içine işledi. Sadece Mert’e değil, hayata da kırgındı.
Mert cebinden telefonunu çıkarıp, “işlerim var, daha fazla boş sohbetnize uğraşamam,” diyerek uzaklaştı.
Ege, Yasemin’in yüzüne baktı, gözlerinde endişe vardı.
“İyi misin?”
“İyiyim,” dedi Yasemin.
Ama iyi değildi.
Ofiste her şey yolunda gibi görünüyordu ama herkes bir şey biliyor, kimse hiçbir şey söylemiyordu. Bu binada gerçek duygular susturulmuştu. Ve Yasemin, her gün biraz daha kendi içinde yalnızlaşıyordu.
"Mert'in kaşına ne olmuş gördün mü? ". Diye sordu yasemin.
" Allah bilir kimi yine sinirlendirdi! Neyse yasmin hanım benim işlerim var kaçtım". diye cevap verdi Ege ve Yasemin ile vedalaştılar.
Yasemin tam odasına girecekken. Oğuz hızlıca Yasemin'in önünden geçerek, Mert'in odasına girdi.
Ve bi kaç saniye sonra Eymen de geldi tam gidecekken. Yasemin, Eymen'i kolundan tutup odaya çekti.
"Ne oluyor Eymen? ".diye sordu Yasemin
" Nasıl Yani yenge, ayrıca ne soracaksın sonra sorarmısın önemli işim var da!". Dedi Eymen, gitmek için can atıyordu.
Yasemin sinirle. "Sana bir soru sordum Cora! ". Dedi
" Tamam sakin ol yenge, ve hayır söyleyemem maalesef, ahiretliğime ihanet edemem! ". Dedi Eymen.
Yasemin sabırla. " Başlatma Ahiretliğinden, ayrıca sekreter Lidyanın numarası var bende ve aramız çok iyi onunla, bilmem anlatabildim mi! ". Dedi
Eymen'in gözleri fal taşı gibi açılarak. " Ne Lidya mı! Söz ver aramızı yapacağına yasemen! Mert benim belamı sikicek! Ama olsun! ". Dedi
" Şimdi anlat bana, Mert, şirkete geçiyorum diye sabah erkenden evden çıkıyor, ve daha yeni bu saatte geliyor, nerdeydi? ". Dedi Yasemin
" Kavga ettiniz mi? Mert sinirlendi mi?". Diye sordu Eymen.
"Biz hep kavga ederiz o ayrı ama, evet dün kavga ettik hemde çok". Dedi Yasemin.
Eymen koltuğa oturarak, " Sinirini çıkarmaya gitmiştir muhtemelen! ". Dedi
Yasemin merakla. " Nereye? ".
" Anlatmam hiç doğru değil ama senin de bunları bilmeye hakkın var yasemin! Aranız da bir bağ olmasa da , aynı evde yaşıyorsunuz. Mert tehlikeyi seven bir adam! Nerde tehlike, nerde yasa dışı yarışlar, maçlar, Mert orda, muhtemelen de bugün boks maçına gitti. Harbi deli! Milleti yumruklayarak sinirini geçiriyor, o yüzden o sinirli olunca ben ve oğuz fazla ona yanaşmıyoruz! ". Diye anlattı Eymen.
Yasemin şaşkınlıktan ağzını kapatmaya çalıştı ve. " T-tamam teşekkürler Eymen gidebilirsin ve merak etme ona söylemem". Dedi Yasemin
Eymen kapıya doğru gitti ve. "Söylersen beni siker! Unutma tamam mı! ". Dedi ve tam gidecekken,
" Cora! ". Diye bağırdı Yasemin.
" Efendim? ". dedi Eymen
Yasemin afalladı ve utanarak. " Mert'in kaşı patlamıştı galiba, onu hastaneye götürün olur mu? Daha fazla mikrop kapmasın, pansuman yapsınlar! ". Dedi
Eymen sesini incelterek. " Oy oy kocişkosunu mu düşünürmüş kıyamammm!-"
"Lidyayı unutmak istemiyorsan, kaybol gözümden". Dedi Yasemin.
Ve Eymen direkt odadan çıktı.
(Bir dakika gerçekten ben onu mu düşünüyorum, onu öyle görünce üzülmüştüm! Sanki benim de canım acımıştı, kendine gel yasemin, sadece vicdanlı bir kızsın ondan, başka açıklaması yok) . Diyerek iç geçirdi.
Engin beyle bir dosya kontrolleri yaptıktan sonra, mutfağa geçip, kahve makinesinin önüne geçti ve kendine kahve bastı. O arada da telefonuna baktı. 15 Dakika önce mesaj bildirimi gelmiştir
MÜLTECİ GRUBUNDAN EYMEN ADLI BİR FOTOĞRAF VE MESAJ GÖNDERDİ
bu bildirimi her gördüğünde, Eymen'e küfür ediyor du Yasemin. Direkt mesaja tıkladı. Ve fotoğrafa baktı. Hemşir Mertin kaşına pansuman yaparken Eymen gizlice çekip atmıştı. Altına da. -koçişkonu merak etme, pansumanı yapılıyor ve bak ben senin için hemşiri bile erkek seçtim yenge-.
Oğuzhan da, Eymen'in mesajına yanıt olarak. "Kocan bize emanet Yasemin, gözün arkada kalmasın! ". Yazmıştı
"Hassiktir! Eymen allah seni top etsin Eymen! Birde gruba atmış mesajı! Senin kafana tüküreyim! Allahım Mert görmüştür bide! ". Diyerek sinirlendi Yasemin.
Direkt sohbetten çıktı. Ve kahvesini aldı. Tam odasına gidecekken, asansörden Mertlerin geldiğini gördü. Koşarak odasına girdi. Allahım nolur beni görmemişlerdir.
Engin baba arıyor...
Yasemin elinde çalan telefona baktı ve hemen açtı
"Buyrun engin bey!"
"Birazdan büyük toplantı başlayacak, herkes geldi, sende gelirsin kızım! ". Dedi.
" Hemen geliyorum! ". Diyerek odasından çıktı, önce babasıbın odasına uğrayacaktı ama sonra şantiyeye teftişe gittiğini hatırladı.
Toplantı odasının kapısını açınca bütün gözler Yasemine döndü, herkes ordaydı. En önemlisi, Mert ve iki kuması da Mert'in karşısındaki sandalye boştu hemen oraya oturdu yasemin.
Engin bey boğazını temizleyerek. "Öncelikle! Biz burda sadece çalışmıyoruz arkadaşlar! Biz burda bir aile olmayı öğrendik, herşeyden önemlisi olanı ise birbirimize asla sevgimizi saygımızı bitirmedik, bu benim sizinle son yılım, başkan yardımcısı olan oğlum Merte koltuğumu devredeceğim, bugün yeni işimiz olan VİLLA KENT projesinin detaylarını gösterecek Mert! ". Dedi
Mert ayağa kalktı ve büyük ekranı kendi telefonuna bağladı. Ve anlatmaya başladı. Eymen ise başını eğmiş, masanın altından telefon ile uğraşıyordu. Birden büyük ekrana bildirim geldi.
MÜLTECİ KAMPI GRUBUNDAN BİR MESAJINIZ VAR
-DALYARAK EYMEN-
" Amınakoyim çok sıkıldım, herkes sıkıcı konuşma yapıyor, hatırlatın bana, toplantıdan çıkınca size, Twerk çekicem"
Mert direkt, mesaj bildirimini ekrandan sildi. Ve sinirlenerek devam etti. Herkes ama herşeyi görmüştü ve Eymen'e bakıyorlardı. Eymen hâlâ başı eğik bir şekilde telefon ile uğraşıyordu. Yasemin Eymeni dürtmeye çalıştı.
Ve büyük ekranda bir mesaj daha
MÜLTECİ KAMPI GRUBUNDAN BİR MESAJ DAHA
-DALYARAK EYMEN-
"Mert yeter amınakoyim konuşma, kelimeleri döverek konuşuyorsun resmen, sigortacı kel amcık ahmet seni pür dikkat ile dinliyor puhheheheh ".
Birden kel bir adam ayağa kalktı ve " Bu kadar saygısızlık yeter! ". Diyerek toplantı odasını terk etti.
Engin bey sinirle ayağa kalktı. Ve " Eymen! ". Diye bağırdı
Herkes sinirle ayaklandı. En son Eymen ayağa kalktı ve telefonu kapatarak. " Niye herkes ayaklandı, toplantı mı bitti? Ben odama geçiyorum o zaman". Dedi.
"Seninle sonra konuşacağız Eyemen! Ahmet bey bekleyin! ". Diyerek odadan çıktı Engin bey
" Ne oldu? Herkes neden bu kadar sinirli". Diye sordu eymen
Mert öfkeyle Eymen'e baktı ve. "Senin amına koyacağım Eymen, allah şahidim olsun ki sikicem seni".
Oğuzun gülmekten resmen gözünden yaş gelmişti.
" Naptım ben ya? ". Dedi oğuz merakla
Yasemin odadan çıktı ve kahkaha attı koridorun ortasına, kendinden geçmişti resmen, içeride Mert'in bağırışı, Eymen'in de " Hassiktir, olum ne biliyim bildiriminin açık olduğunu ". Diye bağırışları.
Yasemin'in artık gülmekten gözünden yaş akıyordu. Tam o sırada Ege geldi ve yasemini gördü.
Ege, Yasemin’in gözlerindeki yaşlara baktı, panikle seslendi:
“Yasemin! Sen ağlıyor musun? Ne oldu?”
Yasemin elleriyle gözlerini sildi, kahkahasını zor bastırarak:
“Hayır, ağlamıyorum Ege… Gülüyorum. Gülmemek elde değil zaten.”
Ege kaşlarını çattı. “Biri sana bir şey mi dedi? Mert mi yaptı yine bir şey?”
Yasemin başını iki yana salladı, gözlerini yere indirerek:
“Bu sefer Mert değil. Eymen sağ olsun... Şirket tarihine geçecek bir toplantı yaşattı bize. Tam film gibiydi.”
"Klasik mertin arkadaşı işte allah bilir ne yapmıştır, kız! Gülmekten nefessiz kalıcaksın! Gel cafeye inelim anlat bana, ayrıca içten gülüyor gibisin, ama sanki mutlu değilsin gibi". Dedi Ege
Yasemin bir an düşündü, sonra başını salladı.
Dışarı çıktıklarında hafif bir rüzgar esiyordu. Yasemin derin bir nefes aldı. Gözlerini kapatıp gökyüzüne döndü.
“Evliliğimde sıkışmış gibiyim. Ne ilerleyebiliyorum, ne tamamen bırakabiliyorum. Bazen sabah uyanıyorum, ‘bugün her şeyi bitir’ diyorum kendime… Sonra giyinip şirkete geliyorum, sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorum.”
Ege sessizce dinliyordu. “Biliyor musun,” dedi sonunda, “Mert senin kadar güçlü biriyle evli olduğunun farkında değil. Bunu bir gün çok geç anlayacak.”
Yasemin buruk bir tebessümle:
“Belki de hiçbir zaman anlamayacak. Belki de bu evlilik baştan sona sadece bir anlaşmaydı. Ama anlaşmalar da bazen can yakıyor.”
Tam o sırada Yasemin’in telefonu titredi. Ekranda Lidya arıyor... yazıyordu.
Yasemin şaşkınlıkla açtı:
“Lidya? Hayırdır?”
Lidya panikle konuşuyordu:
“Yasemin hanım, lütfen yukarı çıkın… Mert bey sizin odanıza girdi, bir şeyler kırıldı içeriden sesler geldi. Yanına kimseyi sokmuyor!”
Yasemin bir an dondu. Sonra Ege’ye baktı. “Ben yukarı çıkmalıyım!”
---
Yasemin’in Anlatımıyla:
Lidya’nın söyledikleri kulağımda çınlıyordu.
Mert odama girdi… Bir şeyler kırıldı… Yanına kimseyi sokmuyor…
Koşar adımlarla koridoru geçip, odamın kapısına geldiğimde içeriden cam kırığı sesleri ve bastırılmış bir öfkenin yankısı geliyordu.
Kapıyı hafifçe araladım. “Mert?”
Odanın ortasında durmuş, masamdaki her şeyi yere savurmuştu. Kahve kupam parçalanmış, dosyalar dağılmıştı. Gözleri doluydu ama asla ağlamazdı Mert.
Sadece… boğuluyordu.
Birden bana doğru adım attı, o an çok korktum. Ben ilk defa Mert'ten korkmuştum...
Kolumu sıkıca tutarak. "Yürü gidiyoruz!". Dedi.
" Nerey-". Konuşmama bile izin vermeden, kolumdan çekerek. Dışarıya çıkardı herkes bize bakıyordu. Asansöre binip, otoparka indik, arabasına doğru yürüdü sinirle. Ve kolumu bıraktı.
"Bin! şu siktiğimin arabasına! ". Dedi bağırarak.
Hemen arabaya bindim. Ve eve doğru yola çıktık. Hiç bir şey demedi yol boyunca,
eve girdik ve kimse yoktu. Yatak odasına girdik.
“Sen miydin?” dedi , nefret dolu bir bakış ile . “Bunu sen mi yaptın Yasemin?” diye devam etti.
Ve ben anlamamış bir şekilde ona baktım,
“Ne? Neyi?” dedim şaşkınlıkla, bir adım attım.
“BABAMA HER ŞEYİ SEN Mİ SÖYLEDİN?” diye bağırdı.
Donakaldım. “Neyi söyledim Mert? Anlamıyorum? ”
Mert yüzüme yaklaştı, gözlerinde deli gibi bir hayal kırıklığı vardı.
“Şirket dışında ne yaptığımı… Nerede olduğumu… O lanet klüp işini! Müzik söylediğimi! Her şeyi biliyor artık! Ve bunu senden başka bilen yabancı yoktu Yasemin!”
Yabancı? Ben miyim o?
Kalbim hızlandı. “Ne diyorsun sen? Ben hiçbir şey söylemedim! —”
“SUS!” diye bağırdı Mert. Yumruklarını duvara geçirdi. Geri çekildim. Gözlerinden değil, kalbinden patlıyordu bu öfke.
“Sen… sen bana ‘hiçbir şey olmamış gibi’ davranırken… arkadan iş mi çeviriyordun yani?”
Artık sesim titriyordu. “Mert, sana karşı dürüstüm hemde her zaman, gerçekten ben söylemed-" . Diyecekken Mert beni ittirerek.
" Lan ben sana güvendim, ailemin içine soktum seni, bumuydu lan karşılığı bumuydu? ". Dedi,
Ben süzülen gözyaşlarımı silmeye çalışarak. " Ben söylemedim Mert yemin ederim ki lütfen böyle konuşma benimle, neden inanmıyorsun bana ".
Mert yüzüme doğru bağırarak, " Yasemin konuştukça batıyorsun, güvendim anlattım sana, hata etmişim, ben şuan babamın gözünde yokum, babam şuan beni saymıyor, hepsi senin suçun neyse daha fazla görmek istemiyorum seni ". Diyip sinirle odadan çıktı,
Ve dış kapının sert bir şekilde kapandığını duyduğumda, gittiğini anlamıştım.
Şuan sadece valizimi toplayıp gitmek istiyordum. Hatta valiz bile kalsın.
Bana yaptığı büyük haksızlığın farkında değildi, ben asla öyle bir insan değilim, düşmanıma bile yapmam...
Güvenmek tehlikeli bir oyunmuş
Şuan bana karşı hissettiği bir cümle bu.
Ben alçak biri değildim. Bu anlaşmayı bitirip öyle gidecektim. Gün sayacağım. O günü dört gözle bekleyeceğim.
Yazarın anlatımı ile:
Mert arabayı son sürat sürüyordu. Ve her zaman kafa dinlemeye gittiği yere gitti, ormanın içinde bungalov evi vardı, oğuz ve eymende kullanıyordu.
1 saatlik yolun sonunda ormanlık alana girmişti, arabasını ağaçların arasına park etti. Ve arabadan indi, tam kapıyı açacakken açık olduğunu fark etti.
Arabasına geri dönüp, bagajdan beyzbol sopasını aldı. Ve eve girdi. Girdiği gibi şaşırması bir oldu. KarşısındA çağla vardı.
Bölüm etkileşimi
